Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5618
2024/2042
13 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/767 Esas, 2022/1193 Karar
DAVACI BİRLEŞEN DAVADA
ASIL DAVADA DAVALI: Esmira Güzellik Hizm. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ... vekili Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA DAVACI: ... vekili Avukat ...
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/127 E., 2019/426 K.
BİRLEŞEN DAVA: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/533 E.sayılı
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi manevi tazminat ve marka hükümsüzlüğü davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; ESFİRA ibareli 2013/95763 nolu markanın 25.11.2013 tarihinden beri müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin rızası ile 3 ayrı kuaför salonunda marka lisans sözleşmesi kapsamında kullanıldığını, davalının esfira markasını kullanma hakkına sahip işletmelere çok yakın mesafede Bahçelievler'de bulunan merkez ve şubesindeki kuaför salonunda "ESFİRA" ibaresini kullandığını tespit ettiklerini, ihtarname keşide ederek kullanıma son verilmesini talep ettiklerini, sonuç alamadıklarını, davalının haksız kullanımının broşür, tabela, kartvizit vs. devam ettiğini, davalının Esfira Güzellik Merkezi ibaresini işletme adı, tabela ve tanıtım vasıtalarında kullandığını, davalının tabelasında müvekkilinin isminin dahi bulunduğunu, aynı fiyat listesinin uygulandığını, davalının kötü niyetli olduğunu, fiillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının “ESFİRA GÜZELLİK MERKEZİ” markasını birlikte, tek başına veya herhangi bir ibare ile birlikte, her türlü yayın, hizmet ve mal, ürün, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela vs. her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrak ile internet alan adları da dahil olmak üzere kullanımlarının, hukuka aykırı kullanım nedeni ile meydana gelen ve gelmesi muhtemel zararın, yine hukuka aykırı kullanım nedeni ile ESFİRA markasının uğrayacağı değer kaybının ve Mahkemece resen takdir edilecek başkaca hususların; mahallinde resen belirlenerek tespitinin yaptırılmasına, davalı şirketin müvekkili şirkete ait markaya tecavüzünün önlenmesine, davalının müvekkilin marka hakkına tecavüz teşkil eden “ESMİRA” ibaresinin kullanımının yasaklanarak ticaret ünvanından kaldırılmasına, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.000,00 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi olmak üzere faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı ... Demirci vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının ticari ilişkisinin çok uzun yıllara dayandığını, tarafların 01.06.2011 tarihinde Esfira Güzellik Hizmetleri Turizm Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.'yi kurduklarını, davalının müvekkilinin onayı olmadan, ortaklar kurulu kararı bulunmadan 25.11.2013 tarihinde 2013/95763 başvuru numarası ile Esfira markasını şirket adına değil kendi adına tescil ettirdiğini, davalı tarafından yapılan 25.11.2013 tarihli marka tescilinin kötü niyetle olduğunu, davalının müvekkiline ihtarname gönderdiği tarihe kadar herhangi bir bildirimde bulunmadığını, davalının ortaklar arasındaki bağlılık ve sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini ileri sürerek davalıya ait 25.11.2013 tarihli "Esfira Güzellik Merkezi" ibareli markanın iptaline, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın tarafların ortağı olduğu "Esfira Güzellik Hiz.... Tic. Ltd. Şti. adına değil müvekkili ...'un şahsı adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin 25.01.2011'de kurduğu şahıs şirketi üzerinden marka değerini yükseltmek amacıyla bir çok harcama yaptığını, şirketin tüm kira bedelleri, kredi ödemeleri ve faturaların tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, şirketin kuruluşundan beri davacının maddi anlamda hiçbir katkısı bulunmadığını, dava konusu marka üzerinde hak iddia etmesinin haksız olduğunu, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın tescilinden önce tarafların kurdukları firmada ortak oldukları, bu firmanın faaliyetlerinde ve ticaret unvanında çekirdek unsur olarak davaya konu markayı kullandıkları, taraflar arasında ortaklık devam ederken ...'un davaya konu markayı kendi adına tescil ettirdiği, ... bu markayı ortaklıktan önce de kullanarak tanınır hale getirdiğini, yatırım yaptığını beyan etmişse de önceki kullanımlarına ilişkin belge sunmadığı, iddiasını tanık beyanları ile ispata çalışmış ise de davacı tanık anlatımlarına karşı davalı tanık anlatımları bulunduğundan tek başına bu delilin önceki kullanımın varlığı için yeterli görülmediği, taraflar arasında ortaklık ilişkisi devam ederken ortak olunan şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmının davalı tarafından şirket adına değil de kendi adına tescili, davacının bilgi ve onayı olduğuna dair delil bulunmadığı da nazara alındığında kötü niyetli tescil olduğundan birleşen davada hükümsüzlük kararı vermek gerektiği, somut olayın özellikleri, hayatın olağan akışı, zarar gören birleşen dava davacısının aldığı önlemler hep birlikte nazara alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri gereği davacı yararına 1.000,00 TL maddi tazminata hükmetmek gerektiği, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük kararı geçmişe etkili olduğundan asıl dosyada tecavüz yönünden red kararı verilmesi gerektiği kanaatıyla asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2013/95763 numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 1.000,00 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleşen davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek davaya konu "ESFİRA" markasının, 2005 yılından beri müvekkilince fiilen kullanıldığını, 25.11.2013 tarihinden beri de müvekkili adına tescilli olduğunu, "Esfira" markasının müvekkilinin rızası ile 3 ayrı kuaför salonunda daha marka lisans sözleşmesi kapsamında kullanılmakta o olduğunu, davalının davaya konu Esfira markası ile tanışmasının müvekkili ile ortaklık yapmasından sonra gerçekleştiğini, davalının markanın tanıtımına, tesciline ve markaya yatırımı olmadığını, müvekkilinin davaya konu markayı kendi adına tescil ettirdiğinden davalının bilgisi olduğunu ve bu hususta itirazı olmadığının bizzat davalı tanığı ...'in beyanı ile sabit olduğunu, "ESFİRA" markasının daha önceden müvekkili tarafından kullanıldığına dair dosyada mübrez delillerin dikkate alınmadığını, 14.03.2018 tarihli delil dilekçesinde, Kira Sözleşmeleri, Müvekkilinin söz konusu markayı tanıtmak amacıyla yapmış olduğu yatırımlara dair Reklam Hizmet Sözleşmesi ve bu hizmete ilişkin faturalar, müvekkilinin dava konusu markayı önceden kullandığına dair fatura ve belgelerin ibraz edildiğini, belgeler içerisinde müvekkilin davaya konu markayı 2005 yılından bu yana kullandığına dair, faturalar, vergi levhaları ve tarihli fotoğraflar olduğu halde dikkate alınmadığını, 12.06.2018 tarihli delil dilekçesinde ise müvekkilinin adına kayıtlı bulunan markayı kullandırdığı kişilerle akdetmiş olduğu marka lisansı kullanma sözleşmeleri sunulduğunu, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazların dikkate alınmadığını, her üç bilirkişi raporunda da söz konusu marka ile davalının kullandığı markanın karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, son alınan kök ve ek bilirkişi raporunda markanın davalı tarafından kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğine dair yapılan tespitin çelişkili ve yapılan tespit ile tutarsız olduğunu, davaya konu markanın müvekkili tarafından daha evvel kullanılmakta olduğu gerek, 28.11.2017 tarihli bilirkişi raporu ile gerekse de davalı tanığı ...'in beyanı ile kanıtlandığını, davalının davaya konu markaya çok benzer nitelikte ESMİRA markası adı altında faaliyet göstermeye başladığını, aleyhine dava açılıncaya kadar hiç bir itirazda bulunmadığını ve ESFİRA markası üzerinde herhangi bir hak talep etmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Esfira Güzellik Hizmetleri Tur. Otom. Tic. Ltd. Şti.'nin 09.06.2011 tarihinde sicile tescil edildiği, ortaklarının ... ve ... olduğu, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin dava tarihi itibarı ile de devam ettiği, davaya konu ESFİRA markasının ortaklık ilişkisi devam ederken ... adına 25.11.2013'te tescil edildiği, birleşen davada davalı ... vekili, müvekkilinin ESFİRA markası üzerinde önceye dayalı hakkı olduğunu, Mahkemenin ve bilirkişi heyetinin raporunda bu hususu eksik incelediğini ileri sürmüş ise de sunulan faturalarda markasal kullanım olmadığı gibi 11.04.2011 ve 04.02.2011 tarihli olanlar dışındaki faturaların ve belgelerin şirket tescilinden sonraki tarihlere ilişkin olduğu, marka lisans sözleşmelerinin sicilde kayıtlı olmadığı, fotokopileri incelendiğinde en eski tarihli olanın 25.03.2016 tarihli olduğu, tanık beyanlarının da davacı birleşen dosyada davalının markasal kullanımın gerçekleştiğine ilişkin yeterli beyan olarak kabul edilemeyeceği, davacı birleşen davalının birleşen dosyadaki cevap dilekçesinde, ortak olunan şirketten önce kendi şahıs şirketini kurduğunu ve 25.01.2011'den itibaren itibaren faaliyet gösterdiğini beyan etmiş ise de dava dışı şirketin 03.06.2011 tarihinde kurulduğu, Bakırköy 10.Noterliğinin 25.05.2011 tarihli evrakında "DEMİRCİ KANBUR ORT" şeklindeki ortaklık işletme defter tasdikine ilişkin de delil sunulduğu dikkate alındığında; mevcut delil durumuna göre davacı birleşen davalının bu sürede şirket tescilinden önce tek başına markayı tanıtıp ekonomik yönden değerini artırdığı ve markaya yatırım yaptığının ispatlandığından söz edilemeyeceği, davacı tarafça davalıya ilk kez 06.07.2017 tarihinde noter aracılığıyla ihtarda bulunulduğu da dikkate alındığında ortaklık ilişkisinin devamı sırasında markanın ortaklardan ... tarafından tescilinin kötü niyetli olduğunun kabulü ile hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük geriye etkili olmakla asıl davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün, marka hükümsüzlüğünün ve tazminat koşularının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6, 25, 29 ve devamı maddeleri
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı birleşen davada davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:23