Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4365
2024/1995
12 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2023/99 Esas, 2023/263Karar
FERİ MÜDAHİLLER: 1.Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (...) vekili Avukat ...
- ... (OYAK) vekili Avukat ... ...
HÜKÜM: Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Sümerbank A.Ş.'nin Rize Şubesi'ne 03.12.1999 tarihinde 37.500,00 USD yatırdığını, henüz vadesi gelmeden banka yönetimine el konulduğunu, yapılan araştırmada müvekkilinin bankaya yatırmış olduğu mevduatın banka yönetimi tarafından KKTC'de paravan olarak kurulan dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd. adlı banka hesabına aktarıldığının, müvekkilinin bankalara olan güveninin kötüye kullanılarak ve iradesi sakatlanarak havale talimatı imzalatıldığının ve bu şekilde toplanan paranın banka yönetimi tarafından grup ve hayali şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini, banka yönetimine el konulmasından sonra müvekkilinin mevduatının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 37.500,00 USD'nin paranın bankaya yattığı tarih olan 03.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince değişen oranlarda avan faiziyle davalıdan tahsilini karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; derdestlik, zamanaşımı, husumet, zamanaşımı, yetki, hak düşürücü süre yönünden davanın usulden ve davacının daha fazla faiz getirisi elde etmek için seçtiği hesap türü ve parasını bu hesapları değerlendirmek üzere verdiği talimat ve müvekkili bankanın da davacının bu talimatına uygun gerçekleştirdiği bir havale işlemi bulunduğunu savunarak, esastan da reddini istemiştir.
2.İhbar olunan ... ve OYAK vekilleri cevap dilekçesinde, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 02.03.2017 tarih, 2016/1036 E. ve 2017/228 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili ve fer'i müdahil vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 27.10.2022 tarih, 2019/2218 E. ve 2022/7475 K. sayılı kararıyla Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22.04.2022 Tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararı gereğince, mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihi esas alınarak, daha önceden temyiz incelemesinden geçmiş dosyalar bakımından içtihadı birleştirme kararının, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri olduğu gözetilerek, zamanaşımına ilişen temyiz itirazları konusunda bir değerlendirme yapılması ve davalı tarafça zamanaşımı hususunda bir temyiz sebebi ileri sürülmemiş olsa dahi, feri müdahil tarafından temyiz nedeni olarak getirilmek kaydıyla davalı yönünden zamanaşımı incelemesinin yapılması, dava konusu olay bakımından ceza mahkemesince banka yöneticilerinin eyleminin dolandırıcılık olarak nitelendirildiği gözetilerek uzamış ceza zamanaşımı süresinin bu suça göre belirlenmesi ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa olması halinde her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin esas alınması, zamanaşımı durduran ve kesen sebeplerden davacı tarafça daha önce açılmış olan bir dava bulunması halinde zamanaşımı süresinin, o davanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl olarak kabul edilmesinin gerektiği, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması, uygulanması gereken kanun hükmünün karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi, görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ile bozma kararının maddi hataya dayanması hâllerinde usulî kazanılmış hak oluşmasının mümkün olmadığı buna göre davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2014 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, E. ve K. sayısı belirtilen kararı ile davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2015 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında adaletin ağır işlediğini, birikimi elinden alınan mudinin dava haklarının elinden alındığını, dava tarihinden önceki hukuki şartların değerlendirilmediğini, bozma kararının sürpriz karar yasağını ihlal ettiğini, hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesinin ihlal olduğunu ve bu hususun Anayasa Mahkemesi içtihatlarına aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatlarının da anılan davalar bakımından çelişkili olduğunu, önceki içtihata dayanılarak açılan davanın yeni içtihata göre değil terk edilen içtihata göre değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu talep için daha önce icra takibi yapıldığını ve bu hususta itirazın iptali davası açıldığını bu nedenle zamanaşımı süresinin anılan takip tarihinin kestiği değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ING Bank A.Ş.'nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş.’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak off shore hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72 nci maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi).
- Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:37