Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5650

Karar No

2024/1945

Karar Tarihi

11 Mart 2024

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2023/105 Esas, 2023/169 Karar

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACI: Doğa Faktoring Hizmetleri A.Ş. vekili Avukat

...

ASIL VE BİRLEŞEN

DAVADA DAVALILAR: 1....

2.... vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: 16.03.2010 (Asıl dava), 24.08.2012 (Birleşen dava)

HÜKÜM: Asıl ve birleşen davaların kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince bozma ilamına karşı direnilmiştir.

Direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/(19)11 144 E. ve 2022/1648 K. sayılı ilâmı ile; direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; müvekkilinin dava dışı Tanrıkulu İnşaat ve Tic. Ltd şirketi ile imzaladığı genel faktoring sözleşmesinde davalıların kefil sıfatı ile yer aldıklarını, dava dışı asıl borçlu şirketin edimlerini yerine getirmediğini ve hakkında Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/575 E. ve 2016/317 K. sayılı ilamı ile iflas kararı verildiğini, borcun asıl borçlu veya kefillerce ödenmediğini ileri sürerek, asıl davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nin, birleşen davada ise 1.089.232,00 TL'nin hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçelerinde; müvekkilinin faktoring sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, çeklerin de teminat olarak ciro edilerek faktoring şirketine teslim edildiğini, asıl borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında sözleşmenin içeriğinin tartışıldığını, temel borç ilişkisi içeriğine girildiğini, ödeme ve temliklerle borcun kapatıldığının tespit edildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalılardan ... yöntemine uygun çağrı çıkarılmasına rağmen yargılamaya katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2016 tarih, 2014/659 E. ve 2016/943 K. sayılı kararı ile; davacı ile dava dışı asıl borçlu şirket arasındaki ticarî ilişkinin 27.08.2002 01.05.2003 tarihleri arasında mevcut olduğu, 21.04.2004 tarihi itibariyle davacı faktoring şirketinin bakiye alacağının 1.099.232,50TL, asıl ve birleşen davaya konu miktarın da bu kadar olduğu, dava dışı şirketçe 01.05.2003 tarihinde cari hesap alacağına karşılık dört adet toplam 1.549.180TL bedelli çek verildiği, bu şekilde cari hesap bakiyesinin kapatıldığı, bu dört adet çekle ilgili Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde asıl borçlu şirket tarafından davacıya karşı menfi tespit davası açıldığı ve takip dayanağı olan çeklerle ilgili olarak, alacağın fatura veya mal ya da hizmet satışından doğduğunun belgelenemediği gerekçesiyle dava dışı şirketin 1.549.180 TL için borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, dava konusu alacakla ilgili Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davasının konusu olan ve asıl borçlu şirket hakkında borçlu olmadığının tespitine karar verilerek kesinleşen karara göre, kefil olan davalıların da borcunun sona ereceği, anılan dosyanın eldeki dava için kesin delil niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 25.12.2017 tarih, 2017/991 E. ve 2017/1889 K. sayılı kararı ile; davacının, kesin delil niteliğinde görülen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/542 E. sayılı dosyasındaki kesinleşen hususların aksine alacağının varlığını yöntemince kanıtlayamaması karşısında davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 17.01.2019 tarih, 2018/1298 E. ve 2019/222 K. sayılı kararı ile; kefillerin sorumlu olabilmesi için elbette asıl borçlunun borçlu olması gerektiği, dava dışı asıl borçlu faktoring müşterisi tarafından faktoring şirketine karşı açılan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/542 E. sayılı dosyasında faktoring şirketi tarafından başlatılan iki ayrı takibe dayalı dört adet çekten dolayı dava dışı faktoring müşterisinin borçlu olmadığı nedeni ile menfi tespite karar verilmesine gerekçe olarak “takip dayanağı dört adet çek ile ilgili alacağının fatura veya mal ya da hizmet satışından doğduğunu belgeleyemediği” gerekçesi ile menfi tespit davasının kabulüne karar verildiği, mahkemenin gerekçesinin eldeki davada (asıl ve birleşen) taraflar arasındaki ihtilafı çözmekte kesin delil niteliğinde olmadığı, menfi tespit davasının konusunun kabul gerekçesinin bu dört adet çekin faktoring müşterisi tarafından faktoring şirketine teminat olarak verildiği, taraflar arasındaki faktoring ilişkisi nedeni ile faktörün alacağının olmadığı saptamasına dayalı olması halinde bu yöndeki gerekçenin eldeki davanın kesin delil olabileceği, ancak yukarıda ifade edildiği gibi menfi tespit davasının kabul gerekçesinin, eldeki davalar bakımından kesin delil olarak kabul edilmeye müsait olmadığı, davacı ile dava dışı faktoring müşterisi arasındaki ilişkinin incelenmesi ile neticede davacı faktorün bir alacağı varsa, davaların davalı kefillerin kefalet limitleri ile sınırlı olarak kabulüne, yoksa reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde asıl ve birleşen davaların reddine dair ilk derece mahkemesi kararına yönelik esastan ret kararı yerinde görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi Kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı

Mahkemenin 26.06.2019 tarih, 2019/229 E. ve 2019/550 K. kararı ile; önceki kararın gerekçesi tekrarlanmak sureti ile direnme kararı verilmiş, hüküm süresi içerisinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

C.Dairemizin İnceleme Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D.Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarih, 2020/(19)11 144 E. ve 2022/1648 K. sayılı ilamı ile; davacı faktoring şirketi ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel faktoring sözleşmesi ve bu sözleşme uyarınca yapılan işlemlerin, diğer bir deyişle aralarındaki faktoring ilişkisinin sözleşme kapsamında incelenmesi, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak sonucunda davacı faktoring şirketinin alacağının belirlenmesi hâlinde, davalı kefillerin kefalet limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduklarının kabulüne, aksi hâlde asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerekirken, dava dışı Tanrıkulu İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasında görülen ve faktoring şirketine verilen dört adet çeke ilişkin menfi tespit davasının eldeki asıl ve birleşen davada kesin delil olduğu gerekçesiyle verilen kararın yerinde olmadığı gerekçesi ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

E. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı faktör ile dava dışı şirket arasında imzalanan 27.08.2002 tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel faktoring sözleşmes kapsamında kefil olunan tutarın, artırılan miktarla birlikte 6.000.000,00 TL olarak belirlendiği, dava konusu işlemde dava dışı Tanrıkulu şirketinin Etibor şirketinden doğmuş ve doğacak alacaklarını temlik ettiği, Tanrıkulu şirketinin taahhüt işlerini yerine getirmemesi nedeniyle Devlet Su İşleri'nin (DSİ) sözleşmeleri feshettiği ve bu nedenle temlik ödemelerinin olmadığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, sözleşmenin 14 üncü maddesinde; müşteri, TGL bildiriminde bulunulmadığı sürece temlik konusu olan alacağın ödenmemesi halinde, ilgili peşin ödemenin iadesini yapmayı, masraf, ücret, komisyon ve muhtemel şirket zararlarını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, davacı faktör tarafından faktoring sözleşmesi kapsamında dava dışı şirkete 10.04.2003 tarihinde 1.275.534.924.000 (eski TL) temlik ödemesi yapıldığı, daha önce alınan bilirkişi raporlarında davacı şirketin ticari defterlerinde bunun proje ödemesi adı altında görüldüğünün anlaşıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı kapsamında, davacı faktoring şirketi ile dava dışı Tanrıkulu şirketi arasında görülen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince menfi tespit talebine konu 4 adet çek kapsamında incelenerek karar verildiği, işbu davada davalıların kefili olduğu faktoring sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete yapılan ödemeler ve alınan temlikler kapsamında dava dışı şirketten alacaklı olunduğunun iddia edildiği, menfi tespit davasında verilen kararın eldeki davada kesin delil niteliğinde sayılamayacağı, davalıların kefili olduğu davacı faktoring şirketi ile dava dışı şirket arasında incelenen genel faktoring sözleşmesi kapsamında dava dışı şirkete temlik edilen bedel kapsamında bakiye alacağın ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporunda 1.099.232,50 TL olduğunun belirlendiği, davalı tarafça 10.04.2003 tarihli belgenin açığa imza ile oluşturulduğu, içeriğinin ileride faktoring işlemi yapılacak olması halinde doldurulmak üzere ön teminat olarak verildiği, daha sonrasında faktoring işlemi ve ödemesi yapılmadığı belirtilmiş olup, belgedeki imzaya itirazın olmadığı, içeriğine itiraz edilmiş ise de, bu hususta kanıt yükünün davalı tarafta olduğu, bu durumun kanıtlanamadığı, faktoring sözleşmesi kapsamında temlik ödemesi yapılan miktardan bakiye davacı faktoring şirketinin sözleşmenin kefilleri davalılardan alacağının 1.099.232,50 TL olduğu, asıl davada 10.000,00 TL'sinin, birleşen davada 1.089.232,00 TL'sinin talep edildiği anlaşılmakla asıl ve birleşen davaların alacak miktarı için kabulüne, davacı taraf hakkın doğum tarihinden itibaren alacağa aylık % 4, yıllık % 48 oranında faiz işletilmesi talebinde bulunmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede faktoring sözleşmesinde akdi faiz oranının belirlenmediği, bu haliyle tarafların vasfı da nazara alınarak avans faizi işletilmesi gerektiği ve dava tarihi öncesi itibariyle temerrüt oluşmadığından alacaklara asıl ve birleşen davaların dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine ve davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda sayısı ve tarihi belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.099.232,00 TL alacağın vade tarihinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 01.06.2012 tarihine kadar yıllık % 750, bu tarihten sonra tahsile kadar aynı kanunun 120 nci maddesi gereği avans faizinin iki katı faiz nispetinde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinden bahisle hükmün davacı yararına bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; DSİ ile Etibor'un farklı şirketler olduğunu, DSİ'nin sözleşmeleri feshetmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, 08.06.2005 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki faktoring sözleşmesinin gerçek bir sözleşme olduğu, 30, 31 ve 22 nci maddeleri arasında çelişki bulunduğu, dolayısıyla müşteri lehine yorum yapılarak alacağın tahsil edilememesi riskinin faktoring şirketi üzerinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ödemeye ilişkin 10.04.2003 tarihli belge altındaki imzanın inkâr edilmediği, içeriğine yönelik itirazın ispatının ise davalı tarafa ait olduğu değerlendirmesi ile davacı şirketin alacağına hükmetmiş ise de ekte sunulan ödeme dekontundaki tarihin tahrif edildiği, dolayısıyla bu belgenin aslı getirtilip uzman bilirkişi incelemesi yapılmadan sonuca gidilmesinin de mümkün olmayacağının gözden kaçırıldığı, davacı şirketin elindeki dava dışı şirketten açığa imza yoluyla temin ettiği belgeler ile defter kayıtlarını birbirine uydurma çabası ile hareket ettiğinin ve neticede söz konu tahrifatın yapıldığının açık olduğunu, 08.06.2005 tarihli bilirkişi raporunun 10. sayfasında yeterli açıklamanın yapıldığını, alacağa ilişkin esas olarak düzenlenen faturaların ibrazından sonra karşılıkları olan faiz+komisyonun düşülerek avans ödemesi yapıldığını, nihayetinde alacaklar tahsil edilmediğinden çeklerin tahsil edilerek borçtan düşüldüğünü, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında bu hususların tespit edildiğini, dava dışı müşteri şirketin muavin defter kayıtlarında da bu ödemenin görünmediğini, davacı şirket 14 gün vade ile bu parayı avans olarak kullandırmış ise alacaklı konumuna düşmesi gerekirken 24.04.2003 ve 15.05.2003 tarihlerinde belli tutarları iade etmesinin bu savunmalarını destekler mahiyette olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği belirtildiği halde bu yola başvurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının avans faizi talebi bulunmadığı halde avans faizine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı faktörün faktoring sözleşmesi kapsamında dava dışı faktoring müşterisine yaptığı ödemenin temlik alınan alacakların tahsil edilememesi ve müşteri tarafından da ödeme yapılmaması nedeniyle tahsil edilemediği iddiasına dayalı, bu alacağın davalı faktoring sözleşmesi kefillerinden tahsili amaçlı alacak istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafdavalarınkabulüyargılamatemyizcevapkararımahkemesiasılonanmasınabirleşenderecevesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:51

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim