Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5416
2024/1894
7 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/703 Esas, 2022/754 Karar
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/518 E., 2019/1066 K.
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının acentelik sözleşmesini somut hiçbir gerekçe göstermeksizin tamamen müvekkili yetkililerinin bölge yetkilileri ile yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklı olarak 02.01.2017 tarihli ihtarname ile 3 aylık ihbar süresini de beklemeden hukuka aykırı feshettiğini, feshe gerekçe gösterilen tüm işlemlerin davalının izni ile yapıldığını, davacı şirketin en çok istihsal yapan acentelerinden olduğunu, prim kaybına yönelik işlemler yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, incelemelerde de görüleceği üzere, yapılan tüm çalışmaların sistemsel olarak bölge yetkilileri tarafından onaydan geçmesi gerektiğini, müşteri bilgileri olmaksızın muafiyet uygulandığının fesih ihbarında belirtildiğini, bu durumun sistemsel olarak mümkün olmadığını, zaten tüm zeyilnamelerin bölge müdürlüklerince tanzim edildiğini, bu nedenle prim kaybına uğranıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hasarsızlık indirimi uygulamasının da bölge müdürlükleri tarafından alınan bir karar olduğunu, acentenin herhangi bir indirim uygulama yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin kendi çabasıyla davacıya bir çok müşteri kazandırdığını, fesihten sonra da davalının aynı müşterilerle sözleşme akdettiğini, ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde haksız fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar, mahrum kalınan komisyon gelirleriyle denkleştirme tazminatından şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Teftiş Kurulu Başkanlığının iç denetim çalışmaları kapsamında, davacı şirketin bir takım yanlış ve usulsüz uygulamaları nedeniyle davalıyı mali açıdan zarara uğrattığının tespit edildiğini, yapılan bu tespite istinaden davacıya yazılı ihtar yapıldığını, konu ile ilgili olarak davacıdan yazılı açıklama talep edildiğini, davacı acentenin aralarındaki sözleşmeye aykırı hareket ettiği, sözleşmenin feshi için müvekkili şirket yönünden haklı neden oluştuğunu, davacıya borçlarının bulunmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının poliçe düzenlemeleri sırasında, hasarsız indirim uygulamasında, kasko poliçelerinde araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi gibi nedenlerden dolayı davalı ... şirketinin prim tahsilatını eksik yapmasına neden olduğu, davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı dağıtım kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan kasko sigorta poliçelerine yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ... şirketince davacının uyarıldığı, davacının sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davacının feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin haksız feshedildiğini, asıl olarak müvekkili yetkilileri ile davalının bölge müdürlüğü temsilcileri arasındaki anlaşmazlığa dayandığını, fesihte somut gerekçe gösterilmediğini, denkleştirme tazminatı şartlarının oluştuğunu, başka acentelerin de benzer hataları yaptığını, eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı acentenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Poliçelerinin tanzimleri sırasında araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi sonucu davalı ... şirketinin prim tahsilatını eksik yapmasına neden olması ve davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı dağıtım kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan kasko sigorta poliçelerine yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde aynı referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ... şirket tarafından davacının uyarıldığı, bu itibarla davacının taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, davacının sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davalı şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiği, sözleşme davacı acentenin kusuru üzerine davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının tazminat talep edemeyeceği, başka acenteler de aynı türde hatalar yapmışsalar ve buna rağmen davalı ... onlar ile arasındaki sözleşmeleri feshetmemiş olsa bile, bu durumun davalının davacı ile arasındaki acentelik sözleşmesini haklı sebeple feshetmesine engel oluşturmayacağı, acentelik sözleşmesinin vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olup temelinde güven unsurunun yattığı, dolayısıyla her bir acentenin yapmış olduğu hatalardan dolayı acentelik veren davalı ... şirketinin her bir acentesine olan güvenin sarsılması başka bir takım etkenlerin de etkili olmasından dolayı farklı boyut ve kapsamlarda ortaya çıkabileceği, bu durumun acentelere karşı olan eşit davranma yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının somut delil göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, bu haksız feshe müvekkili yetkilileri ile davalının bölge müdürlüğünün yetkilileri arasında yaşanan anlaşmazlıkların zemin hazırladığını, müvekkilinin genel müdürlük nezdindeki müracaatın bölge müdürlüğü yetkililerini rahatsız ettiğini, taciz amaçlı uyarı mektuplarındaki konuların bölge müdürlerinin onayı alınmak suretiyle gerçekleştirildiğini, denkleştirme tazminatı, mahrum kalınan komisyonların ve uğranılan tüm zararın tazmininin gerektiğini, davalının dilekçesindeki tablolardan diğer acentelerin de benzer hataları yaptığının görüldüğünü, acentelere eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mahrum kalınan kârın ve denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 121 ve 122 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06