Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/70
2024/1882
7 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/896 Esas, 2022/1615 Karar
DAVACILAR: 1.Özel Sevgi Hastanesi İnşaat Turizm Taşımacılık İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
2.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2020/615 E., 2021/730 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Banka vekili tarafından duruşmalı, davacılar tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.03.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı olarak rotatif kredi gösterildiğini, ancak müvekkili tarafından böyle bir kredi kullanılmadığını ileri sürerek takip dosyasında borçlu olmadığının tespitini, davalının asıl alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 10.08.2012 tarih ve 5.035.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında bakiye kredi borcuna istinaden ...'a ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi ödemelerinde aksamalar üzerine 4.389.243,76 TL taksitli ve 644.509,65 TL rotatif krediler kat edilerek 02.05.2013 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, borçlu şirketin yapılandırma talebi uygun görülerek 4.392.000,00 TL kredi borç için 20.08.2013 tarihinde 60 ay vadeli ödeme planı yapıldığını, şirket tarafından 08.05.2015 tarihinde hesaba 3.329.000,00 TL gönderilerek, noter ihtarnamesi ile borcun kapatılması ve ipoteklerin fekki istenmişse de bu ödemenin yeterli ödeme olmadığını, şirket tarafından 16.06.2015 tarihinde tekrar ihtarname ile borcun kapatılması ve ipoteklerin fekki talep edildiğini, gönderilen 3.329.000,00 TL'nin borca mahsup edildiğini ancak 24.06.2015 itibariyle 213.977,17 TL nakit ve gayrinakdi borcun kaldığını, ipoteklerin fek edilemeyeceğinin borçlu şirkete bildirildiğini bakiye borcun ödenmemesi üzerine 06.11.2015 tarihli ihtarname ile 224.412,52 TL ve 1.200,00 TL gayrinakdi borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.04.2021 tarihli bilirkişi heyet raporuna dayalı olarak davanın kısmen kabulü ile, davacıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/1260 E. sayılı dosyasında 164.764,04 TL borçlu olmadıklarının tespitine, takibin 101.705,31 TL asıl alacak, 2.905,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 104.610,83 TL üzerinden devamına, asıl alacağa borcun tamamen tahsiline kadar %25,20 temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firma tarafından böyle bir kredi kullanılmadığını, müvekkillerin böyle bir kredi talebi olmadığı halde tek taraflı olarak kredi kullandırdığını, davalı banka tarafından da müvekkillerden bu hususta bir talimat alınmadığının belirtildiğinin bilirkişi raporunda açıkça görüldüğünü, Mahkemenin kararını kapatma komisyonunun ve temerrüt faizinin ödenmesi üzerine kurmasının hatalı olduğunu, Mahkemenin davalının yerine geçerek rotatif kredi yok ama onun yerine kapatma komisyonu ödeyin diyemeyeceğini, davalının böyle bir iddiası var ise bunu takip talebinde belirterek icra takibi başlatması gerektiğini, davalı tarafın müvekkilini haksız yere temerrüde düşürerek temerrüt faizi talep ettiğini, Mahkemenin de %25,20 temerrüt faiz oranını kabul ettiğini, ancak kapatma komisyonu ödenmesini kabul etmemekle birlikte şayet rotatif kredi yok ve kapatma komisyonu ödenmesi gerekiyorsa bu alacak kalemine yasal faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenle Mahkemenin temerrüt faizi hususunda vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
- Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporlar arasında çelişki giderilmeden hükme elverişli olmayan rapor doğrultusunda karar ittihaz edildiğini, raporlarda çelişkili olan kısmın takibe konu olan miktar ve kredi türü olduğunu, 15.12.2017 tarihli raporda erken kapama komisyonuna uygulanacak faiz oranının doğru tespit edilmediğini, bu dosyada alınan en kapsamlı raporun 13.01.2021 tarihinde şubede yerinde inceleme yapılarak en ince ayrıntısına kadar yapılan rapor olduğnu, bakiye alacak kaleminin alacak türü ve bu nedenle de temerrüt faizinin yanlış ve hatalı tespit edildiğini, bilirkişi tarafından sözleşme hükümleri ve yerleşik Yargıtay kararları dikkate alınmaksızın ittihaz edilen rapora açıkça itiraz ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlu şirkete kullandırılan kredinin yeni bir kredi olmadığı, davacı şirketin daha önce kullanmış olduğu taksitli ticari kredilerin şirketin yeniden ödeme planına bağlanarak yapılandırılan ve 00518756 numarasıyla 4.392.000,00 TL olarak kullandırılan Taksitli Ticari Kredinin peşin ödenmesi sonucunda eksik kalan borç bakiyesinden kaynaklandığı, borç bakiyesini cari hesap açarak kullandırmak için sözleşmenin 5.1.1. maddesinin 2 nci paragrafı kapsamında müşteri talebine gerek bulunmadığı, erken kapama yönünden taraflar arasında imzalanan sözleşmede kredinin erken ödenmesi durumunda alınacak komisyon oranının belirlenmediği, emsal banka uygulamalarına göre hesaplama içeren 22.04.2021 tarihli denetime elverişli bilirkişi raporunun yerinde olduğunu, yine temerrüt faizi % 60 olarak talep edilmişse de, sözleşmenin 2.7. maddesinde temerrüt faiz oranının en yüksek faizin %50 fazlası uygulanacağına dair hüküm olduğu, ancak akdi faiz oranının sözleşmede belirtilmediği, Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağının kabul edildiği, kullandırılan kredinin ticari taksitli kredinin devamı niteliğinde olması nedeniyle adı geçen krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranının % 16,80'in %50 fazlası %25,20 temerrüt faizi olduğu, Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, 22.04.2021 tarihli bilirkişi heyet raporu ile kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin rotatif kredi kullanmadığını, davalının tek taraflı olarak kredi kullandırdığını, davalının icra takibinde takibin dayanağı olarak gösterdiği rotatif krediden vazgeçip erken kapatma komisyonu olarak cevap vermesinin savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, davalının tek taraflı olarak kullandırdığı rotatif kredide istediği oranda temerrüt faizi uyguladığını, banka lehine temerrüt faizine hükmedilmesinin ve bankanın icra takibinde belirtmiş olduğu gibi bir rotatif kredi alacağının olmadığı açıkça görüldüğü halde başka bir alacak kalemi olan kapatma komisyonu borcunun varlığına ilişkin karar kurulmaısnın bankaların keyfi şekilde müşterilerini temerrüde düşürerek ve talimat olmadan kredi kullandırarak yüksek faizler talep etmelerinin önünü açmak anlamına geldiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet rotatif kredi yok ve kapatma komisyonu ödenmesi gerekiyorsa bu alacak kalemine yasal faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
- Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredinin genel kredi sözleşmesi ve davacıların talebi doğrultusunda kullandırıldığını, rotatif kredinin eski kredinin devamı niteliğinde olmadığını, %2 komisyon oranının mortgage kredilerinde uygulandığını, oysa somut olayda ticari kredi olduğunu, temerrüt faizinin de hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde menfi tespit istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Dava menfi tespit istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda yalnızca davacının borçlu olmadığı miktar üzerinden olumsuz tespit hükmü verilmesi ile yetinilmesi gerekirken gerekçeli kararın hüküm kısmının (1) nolu bendinde yer alan '' takibin 101.705,31 TL asıl alacak, 2.905,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 104.610,83 TL üzerinden devamına, asıl alacağa borcun tamamen tahsiline kadar %25,20 temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına'' kısmının ilavesi ile olumlu hüküm kurulması doğru değil ise de; bu yanlışlık tek başına hüküm sonucunu etkilemeyeceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06