Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5401

Karar No

2024/1862

Karar Tarihi

7 Mart 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/785 E., 2022/708 K.

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/732 E., 2019/796 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Seyitömer Termik Santrali’nin 17.06.2013 tarihinde imzalanan “Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait Seyitömer Termik Santrali Santral Tarafından Kullanılan Taşınmazlar Seyitömer Linyitleri İşletmesi Tarafından Kullanılan Taşınır ve Taşınmazların Satışına, 2594,31743 ve 200702650 no’lu Maden Ruhsatları ve Bu Ruhsatların Kapsadığı Maden Sahalarının İşletme Hakkının Verilmesine İlişkin Satış ve İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” ile Çelikler Elektrik Üretim A.Ş.’ye devredildiğini, devirden sonra davalı tarafından çıkarılan kömür madeninin sadece elektrik üretimi amacı ile kullanıldığını, Seyitömer Linyit İşletmelerinin davalıya devrinin gerçekleşmeden önceki döneme ait 2202 ton ambalaj atığı belgelendirilmesi bulunduğunun anlaşıldığını ve belgelendirme işleminin şirketlerince gerçekleştirilerek ödenen tutarın müvekkiline yansıtılacağının bildirildiğini, davalı tarafından 29.07.2016 tarihinde ambalaj atığı belgelendirme hizmeti alındığını, Tükçev tarafından düzenlenen 2601.2016 tarihli ve 12.02.2016 tarihli toplam 200.000,00 TL + KDV (236.000,00 TL) bedelli faturaları 28.07.2016 tarihli yansıtma faturası ile kurumlarına fatura ettiğini, Seyitömer Takip ve Koordinasyon Müdürlüğünün 26.09.2016 tarihli yazısı ile belgelendirme yapılan 2060,25 ton ambalaj atığının 2422,2 ton olarak faturalandırıldığının anlaşılması üzerine işlemin belgelendirme değerine göre yapılacağı bildirilerek Seyitömer Takip ve Koordinasyon Müdürlüğünün davalıya 21.12.2016 tarihli yazısı ile firmalarınca kesilen 236.000,00 TL faturanın 35.265,20 TL (KDV dahil) kısmı için iade faturasının kesilerek taraflarına gönderildiğinin iletildiğini, atık ambalaj belgelendirme bedeli olarak davalıya teşekküllerince ödenecek bedelin 236.000,00 – 35.265,50 = 200.734,50 TL (KDV dahil) olduğunu, Seyitömer Takip ve Koordinasyon Müdürlüğünce davalıya 17.11.2016 tarihinde bildirim yapılarak, teşekküllerince özelleştirme öncesi peşin ödenen ve özelleştirme sonrası kısmı davalıdan talep edilen Orman Arazi İzin Bedelinin 10 gün içinde ödenmemesi halinde takas edileceğinin bildirildiğini, davalı tarafından kurumlarına herhangi bir ödeme yapılmadığını ve kalan 200.734,50 L’nin takas işlemi yapılarak alacaktan düşüldüğünü, özelleştirme öncesi peşin ödenen ve özelleştirme sonrası kısmı için davalıdan talep edilen Orman Arazi İzin Bedeli’nin 626.784,68 L (KDV ve demir tarihinden 09.01.2017 tarihine kadar uygulanan avans faizi ile birlikte) alacaktan davalı firmanın alacığı olan 200.734,50 TL'nin takas edilmesi üzerine kalan 426.050,18 TL (KDV dahil) alacağın tahsili için davalıya bildirimde bulunulduğu halde müvekkiline ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalıya karşı 09.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, satış sırasında orman izin belgelerinin de devir tarihindeki mevcut durumuyla devredildiğini, sözleşmede devirden önce yıllık olarak ödenmiş orman arazi izin bedellerinin devirden sonra müvekkili tarafından davacıya ödeme yapılacağına ilişkin hiçbir düzenleme olmadığını, müvekkilinin yaptığı devir ödemesinin devirden yaklaşık 9 ay önce ödenmiş yıllık orman arazi tahsis bedellerini de kapsadığının açık olduğunu, davacının ne dava ne de takip dosyasına asıl alacak tutarına ilişkin bir belge ibraz etmediğini, davacı vekilinin ambalaj atıkları konusundaki sorumluluğunu kabul ettiğini, fakat bu atıkların toplanması işinin müvekkili tarafından 3.kişilere yaptırılmasını ve tutarın kendilerine yansıtılmasını istemediğini, bu işi araştırdıklarını ve bu iş için 200.000,00 TL+KDV ödeyebileceklerini ilettiklerini, müvekkilinin de gerçekten bu işi en uygun olarak 200.000,00 TL+KDV tutara işi yapacak bir firma bulduğunu ve işi yaptırdığını, davacının bu defa yine haksız ve tek taraflı olarak 35.265,50 TL’lik kısmını kabul etmediklerini ve ödemeyeceklerini ilettiklerini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılan davada, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8.2 ve 8.3 maddesi gereğince davacı tarafından Orman Genel Müdürlüğü'ne ödenen ve devir tarihinden sonraki döneme tekabül eden 451.070,92 TL orman arazi izin bedelinin davalıdan talep edebileceği, sözleşmeden kaynaklanan alacak için 17.11.2016 tarihli yazı öncesi davacının davalıyı temerrüte düşürdüğünü iddia ve ispat edemediğinden takip talebinde asıl alacağa eklediği 175.713,56 TL faiz alacağını isteyemeyeceği, ambalaj atığı bedeline ilişkin olarak davalı şirket tarafından KDV dahil 236.000,00 TL bedelle tanzim edilen faturanın davacı ticari defterlerine 29.07.2016 tarihinde kaydedildiği, müteakiben davacının 35.265,50 TL iade faturası kestiği ve davalıya gönderdiği, Seyitömer Takip ve Koordinasyon Müdürlüğü tarafından ambalaj atığının 2060,25 ton olarak belgelendiği ancak davalı tarafından 2422,22 ton olarak faturalandırıldığı, davalı şirketin ambalaj atığı için dava dışı Tükçev tarafından düzenlenen 20.01.2016 tarihli KDV dahil 236.000,00 TL faturayı Mahkemeye ve bilirkişi heyetine ibraz etmediği, bu suretle bilirkişi heyeti tarafından yansıtma faturasına esas faturanın incelenemediği ve böylelikle davalının davacının kabulünde olan 200.734,50 TL atık bedeli dışında alacaklı olduğunu ispat edemediği, bu suretle devir sonrası ödenen 451.070,92 TL'den ambalaj bedeli olan 200.734,50 TL mahsup edildiğinde, davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 250.336,42 TL alacaklı olduğu, 17.11.2016 tarihli ihtarnamenin davalıya 23.11.2016 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamedeki 10 günlük atıfet süresi nazara alındığında davalının 04.12.2016 tarihinde temerrüte düştüğü, tarafların tacir, ihtilafın ticari iş mahiyetinde olması sebebi ile davacının avans faiz isteminde bulunabileceği, 20.06.2016 tarihli bilirkişi ek raporuna göre, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar davacının 6.820,81 TL işlemiş faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 250.336,42 TL asıl alacak, 6.820,21 TL işlemiş faiz olmak üzere takip talebindeki koşullar ile devamına, davalının likit olan alacağa haksız olarak itiraz ettiği nazara alınarak, hükmolunan alacağın %20'si olan 51.431,44 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davanın reddedilen kısmı üzerinden davacının takibe kötü niyetli olarak giriştiği sabit olmadığından davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin 8.2. maddesi gereği devir tarihinden önceki döneme ait olan vergilerin müvekkiline, devir tarihi ve sonraki döneme ilişkin olanların alıcıya yani davalıya ait olduğunu davalının da bunu bildiğini ve ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmediğini, sözleşme tarihinden itibaren faiz hesaplanmasının doğru olduğunu, arazi kullanım bedelinin müvekkili tarafından peşin ödendiğini ve davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin farkında olduklarını, sözleşmenin 7.12., 8.3 ve 8.18. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde sorumluluğun davalıya ait olduğunu, müvekkili kurumun savunmaları ve bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan Mahkemece davanın hatalı olarak kısmen kabulüne karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen reddine dair verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin ilamında hiçbir hukuki değerlendirme ve gerekçe bulunmadığını, orman izin bedelleri, 17.06.2013 tarihli satış ve işletme hakkı devir sözleşmesi ile müvekkili şirkete devrinden önce muaccel hale gelip ödenmiş olduğu için sözleşmenin devamı sırasında idarenin talep edebileceği ortaya çıkacak yeni bir alacak olmadığını, Yerel Mahkemece sözleşme maddelerinin hatalı olarak değerlendirildiğini, kullanım haklarının da devir kapsamında olduğunu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan söz konusu satış sözleşmesinin 8.2. maddesinin sadece emlak vergisine ilişkin bir düzenleme içerdiğini, bu maddenin amacı aşılarak davacı yararına geniş ve sözleşmeye aykırı bir biçimde yorumlandığını, satış ve işletme hakkı devir sözleşmesinin 8.7. maddesinde ise; Ek 5 'te belirtilen orman arazileri ile ilgili olarak Orman Kanunu'nun uygulanacağının belirtildiğini, mevcut izinler ile ilgili müvekkili şirketin davacıya herhangi bir ödeme yükümlülüğünden söz edilmediğini, sözleşmenin 7.2. maddesi gereği devirden önce alınmış izinlerin tüm mali sorumluluğunun davacıya ait olduğunun açıkça kararlaştırıldığını, davacının dava konusu ettikleri orman izin bedellerini ödediklerine dair dosyaya belge ibraz edemediğini, bilirkişi raporunda bu hususun hiç değerlendirilmediğini, hükme esas alınan raporda tespit edilen alacağın hangi dönemi kapsadığı belli olmayıp Yerel Mahkemece bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, zira orman izin bedelinin o yıla ait olan kalan kısmı müvekkiline ait olacak ise, bu kısmın hangi tarihte bittiğinin ve talep edilen aralıktaki tarih diliminin müvekkiline devir tarihi olan 17.06.2013 tarihinden önce mi ya da sonra mı bittiğinin açıkça tespit edilmesi gerektiğini, çünkü orman arazi bedelinin yıllık dönemi devir tarihi olan 17.06.2013 tarihinden önce bitiyor ise bu durumda yine müvekkilinin bir sorumluluğunun olmayacağını, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, Yerel Mahkemece ambalaj atıkları konusunda da hatalı hüküm verildiğini, davacının muvafakatsiz takas yaptığını, müvekkilinin temerrüde düştüğünün tespiti ile hesaplanan faiz ve başlangıcının da hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda atık ambalaj bedeli faturası ile dosyada bulunan müvekkilinin kesmiş olduğu 10.02.2017 tarihli iade faturasının hiç incelenmediğini, müvekkilinin atık bedeli konusunda 236.000,00 TL ödeme yapmış olup buna ilişkin Tükçev tarafından kesilmiş olan 26.01.2016 tarihli ve 12.02.2016 tarihli faturaları kök rapora itiraz dilekçeleri ekinde sundukları halde Yerel Mahkemece gerekçeli kararda hatalı olarak sunulmadığının belirtildiğini, müvekkilinin 17.11.2016 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiş ise de ancak dosya kapsamında bu tarihte müvekkiline yapılan herhangi bir tebliğ şerhi bulunmadığı için müvekkilinin temerrüde düştüğünün tespiti ile buna ilişkin faiz başlangıcı ve hesaplamasının da hukuka aykırı olduğunu, ortada likit bir alacak bulunmadığı halde müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığını, kaldı ki hesaplanan icra inkar tazminatının faizi de asıl alacağa eklemek suretiyle hesaplanması nedeni ile hatalı olduğunu, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, reddolunan kısım üzerinden müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının da doğru olmadığını ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

  4. Değerlendirme

  5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin 3 ve 4 numaralı paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  6. Taraflar arasında akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesinin 8.2 ve 8.3 numaralı maddeleri gereğince kamu kurum ve kuruluşlarına olan ödeme yükümlülükleri için devir tarihinin milat olarak belirlendiği ve devirden sonraya tekabül eden kısımlardan davalının sorumlu olacağı belirlenmiş olup, davacının dava konusu yaptığı Orman Arazi İzin Bedelinin peşin ödenmiş olmasının davalının anılan maddeye ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Bu durumda Mahkemece, davalının anılan bedelden en geç devir tarihi itibariyle sorumlu olduğu ve davacının bu tarihten itibaren işleyecek faizi talep edebileceği hususu göz ardı edilerek başkaca temerrüt tarihi belirlenerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.

  7. Yukarıda açıklanan sözleşme maddeleri gereğince davalı tarafın Orman Arazi İzin Bedelinden sözleşme (devir) tarihinden sonraya tekabül eden kısım için sorumlu olduğu anlaşılmış olup Mahkemece davalının sorumlu olduğu dönem ve arazilerin tereddüte mahal vermeyecek biçimde saptanması gerekmektedir. Ancak dosya kapsamına Orman Genel Müdürlüğü'nden gelen 09.08.2018 tarihli yazı ve ekleri bu konuda açık olmadığı gibi alınan bilirkişi raporları ile de bu husus aydınlatılmamış ve davacının talebine eklediği çizelgenin kabulü üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Bu durumda Mahkemece davalının sorumlu olduğu dönem ve arazilerin ayrıntılı tablosu ile ödenen yıllık bedelin oranlanması suretiyle bulunacak bedele hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiştir.

  8. Davacının alacağına mahsup edilen atık ambalaj belgelendirme kalemi için ise TÜKÇEV tarafından davalıya kesilen faturaların dosya kapsamında olduğu ve bedelin toplam KDV dahil 236.000,00 TL olduğu ancak nihai hükümde dayanak faturaların dosyada bulunmadığından bahisle incelemeye alınmadığı anlaşılmaktadır. Davacının da kabulünde olduğu üzere devirden önce olagelmiş bu kalemin davacı sorumluluğunda bulunduğu ve davalının sunduğu işbu faturalar karşısında anılan kalemi fazla gösterdiği iddiasının davacı tarafça ispatlanamamış olduğu gerekçesiyle davalının borcuna mahsup edilecek kalemin 230.000,00 TL olduğundan hareketle hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizkaldırılmasınaincelenenvı.kararıkararınmahkemesireddinederecebozulmasınaortadantükçev

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim