Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4501
2024/1848
6 Mart 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1097 Esas, 2022/799 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL DAVADA DAVALI: Teknoıntel Uluslararası Ticaret Limited Şti. vekili Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA DAVALI: ... vekili ...
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2014/115 E., 2016/195 K.
BİRLEŞEN DAVA: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/61 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının ve alan adının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davalı asıl kendi adına ve asıl dava yönünden şirket yetkilisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
- Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; ''INTEL'' markasının müvekkili tarafından yaratılarak tanınmışlık seviyesine ulaştırıldığını, "özel/ 01130" sayı ile tescil edildiğini, davalı ...'in müvekkilinin tanınmış markası ve ünvanı olan INTEL ibaresinin iltibas yaratacak derecede benzeri bir ibareyi ticaret ünvanı olarak tescil ettirdiğini, www.teknointel.com ve www.teknointel.com.tr alan adlarını da kendi adına haksız olarak tescil ettirdiğini ve kullandığını, davalının müvekkilinin logosunu da taklit ederek kullandığını, davalının kullanımlarının müvekkilinin markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, iltibas yarattığını beyan ederek, davalının TEKNOINTEL ibaresini kullanmak sureti ile fiillerinin haksız olduğunun tesbitini, haksız rekabetin men'ini, davalının haksız rekabetlerinin sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, davalı şirketin INTEL tanıtım işareti ve logosu ile her türlü ticari faaliyetinin önlenmesini, marka fonksiyonunu ifa edecek INTEL ibaresini ve logosunu içerir her türlü tanıtım vasıtalarının bulundukları yerlerden toplatılmasına, imhasına, INTEL logosunu içerir www.teknointel.com ve www.teknointel.com.tr web adresindeki içeriğinden ve diğer mecralardan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde, Teknointel Uluslararası Ticaret Limited Şirketi aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle dava açtığını, bu davada www.teknointel.com.tr ve www.teknointel.com internet alan adlarıyla ilgili olarak da terkin taleplerinin bulunduğunu, ancak yargılama sırasında bu internet alan adlarından www.teknointel.com alan adının, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi' nin 2014/115 E. sayılı dava dosyasındaki davalı şirketin yetkilisi ...'ya ait olduğunun bilirkişi raporuyla belirlendiğini ve davalıların irtibatlı olduğunu iddia ederek, her iki davanın tensiben birleştirilmesini, www.teknointel.com alan adı tahsisinin iptalini, kaydının terkinini, haksız rekabetin hükmen tespitini, men' ini, marka hakkına tecavüzün tespitini ve men' ini, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, davalının İntel ibaresini elektronik, bilgisayar, bilişim teknoloji, iletişim, haberleşme alanlarından kullanmasının önlenmesini, İntel ibaresini taşıyan tabela, broşür ve benzeri tüm tanıtım ve ambalaj malzemesinin toplanmasını, İntel ibarelerinin silinmesini, silinemeyenlerin imhasını, İntel ibaresinin www.teknointel.com internet sitesi içeriğinden ve tüm mecralardan çıkarılmasını ve verilecek kararın gazetede ilanını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ''Teknointel Uluslararası Ticaret Ltd. Şti.'' ünvanını 23.10.2008 yılında aldığını, ticaret sicili kamuya açık bir kuruluş olduğu için, 3. kişiler açısından bağlayıcı bir nitelik taşıdığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak bu kullanımdan haberdar olması gerektiğini, marka sahibinin tescili bilmediğinin kabul edilemez olduğunu, davacının dava tarihine kadar suskunluğunu muhafaza ettiğini, kullanıma sessiz kaldığını bu yönden davanın reddini talep ettiklerini, ünvan yönünden ise dava hakkı olan tarafın doğumu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halükarda üç yıl geçmekle hakkının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının müvekkilinin şirketindeki İNTEL ibaresinin çıkartılmasını talep etmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacının iddiasının aksine ünvanlarındaki çekirdek kelimelerin aynı olmadığını, davacı ile davalının iştigal alanlarının da aynı olmadığını, haksız rekabetten söz edebilmek için davacı ile müvekkilinin müşteri sektörünün birbiriyle çatışması gerektiğini, yani iltibas olması gerektiğini, bu iddiaların doğru olmadığını, davacının logosunun kullanıldığı iddialarının da doğru olmadığını, müvekkilinin logosunda Teknointel isminin altında "international" kelimesinin bulunduğunu, fona hakim renklerin, yazı karakterlerinin R sembolünün şeklinin farklı olduğunu, müvekkilinin kullanmış olduğu web sitelerinin Amerika da geçerli Icann kurallarına göre alınmış meşru domeinler olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili; dosyanın birleştirilmesine yönelik kararın doğru olmadığını, asıl davadaki davalının bir şirket olduğunu oysa bu dosyada gerçek kişi olduğunu, bu sebeple ayrılmasına karar verilmesini gerektiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın araştırılma yapılmadan açıldığını, kötü niyetli olduğunu, dava dilekçesinde yanıltıcı ifadeler kullanıldığını, internet sitesinin 2005 yılında yaratılıp tescil edildiğini, dosyadaki taleplerin aynı olduğunu, haksız rekabet yönünde ileri sürülen iddiaların da geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla internet alan adında davalıların tekno intel ibaresini kullandığı, katalog ve benzeri belgelerde ise tekno intel ibaresinin davacının tescilli şekil markalarındaki elipsi andıran logoyu tekno ibaresinin üzerine geçirmek suretiyle kullandığı, bu kullanımlarda intel ibaresinin açığa çıktığı ve davalının intel ibaresini kullanması sebebiyle davacı markalarının, özellikle 2005/56212 sayılı markasının tescilli olduğu 7. sınıftaki mal ve hizmetlerin davalı tarafından satışının yapılmak suretiyle kullanıldığı, davalının bu mallardan makine satışları, ambalaj ve paketleme, dolum, bantlama gibi olanlarının çoğunun ayniyet derecesinde, bir kısmının da benzer olması sebebiyle davalının fiilinin davacı markasına tecavüz oluşturduğu, aynı zamanda davalının internet alan adında davacının markalarındaki esaslı unsur olan intel ibaresini de kullandığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere tekno ibaresi ile birlikte kullanmış olmasının ayırt edicilik sağlamaya yeterli olmadığı, tecavüz iddiası ile ilgili davalı zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de, fiilin devam ettiği sürece zaman aşımının işlemeyeceği, davalının bu fillerinin markaya tecavüzün yanında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinde ifadesini bulan haksız rekabet fiilini de oluşturduğu gerekçesiyle, asıl davadaki davalının davacının intel ibareli marka ve logo şekil markalarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile men ve ref'ine, oluşan maddi durumun aşağıda belirtilen surette giderilmesine, www.teknointel.com.tr adlı sitenin alan adının iptaline, www.teknointel.com alan adının iptali asıl davada talep edilmiş ise de, www.teknointel.com. alan adı sahibi ...'nun asıl dosyada davalı olmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki bu yöndeki talebin husumetten reddine, davalının ticaret unvanının terkini talebinin 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığından reddine, birleşen İstanbul 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi dosyasında ise, davacının özel marka niteliğinde olan intel ibaresini alan adında kullanmak suretiyle vaki tecavüzünden dolayı alan adı içerisindeki tecavüzlü marka ibaresinin uzantısı nazara alınarak bu ibarenin çıkartılması mümkün olmadığından ve sitenin iptali de mümkün bulunmadığından, www.teknointel.com adlı siteye Türkiye'den erişimin engellenmesine, maddi durumun giderilmesi hususunda asıl davada karar oluşturulduğundan yeniden değerlendirme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Mahkemenin gerekçeli kararında bahsettiği şekilde ticaret unvanının terkini için 5 yıllık hak düşürücü sürenin kanun hükümlerinde öngörülmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesi uyarınca, haksız rekabete dayanan taleplere karşı açılacak davalar için 1 yıl ve herhalukarda 3 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, bu sürenin hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten başladığını, müvekkilinin durumdan 2013 yılında haberdar olduğunu ve akabinde ihtarname keşide ettiğini, daha sonra delil tespiti yaptırdığını, nihayetinde huzurdaki davanın açıldığını, 17 Mayıs 2013 tarihli ihtarnamesi ile haberdar olunduktan sonra huzurdaki davanın 7 Mayıs 2014 tarihinde süresi içinde açıldığını, Mahkemece ticaret ünvanının terkinine yönelik talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının yerinde olmadığını, uluslararası ticaret yapan davalının, müvekkilinin tanınmış INTEL markasıyla iltibas yaratır derecede benzer ve seri marka izlenimi yaratan ibareyi müvekkilinin markasından haberdar olmaksızın tercih etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak unvanın ticaret sicilinden terkin edilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleştirme kararının doğru olmadığını, birleşen dosyada davalının gerçek kişi olduğunu, davalar arasında bağlantı olmadığını, savunma hakkı kısıtlanarak cevap verme imkanı tanınmadan birleştirme kararı verildiğini, bu nedenle usûle aykırı birleştirme kararının kaldırılması gerektiğini, davacının, davalı ... ünvanının ticaret siciline tescilinden haberdar olmadığı iddiasının dinlenemeyeceğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, ticaret sicilinin kamuya açık olduğunu, dava tarihine kadar davacının bu duruma sessiz kalarak ''sessiz kalma yoluyla hak kaybına'' uğradığını, Mahkeme kararının yerinde olduğunu, Mahkemenin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine yönelik kararların yerinde olmadığını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, ''INTEL'' ve ''TEKNOINTEL'' ibareleri arasında bir benzerlik olmadığını, görsellik ve kavramsal açıdan birbirlerinden farklı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin ne ''TEKNO'' ne de ''INTEL'' ibarelerini marka olarak kullanmadığını, aksi yöndeki bilirkişi değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, davalı şirketin herhangi bir mal üretmediğini, ''TEKNOINTEL'' adı altında bir ürün satmadığını, temsilci bir firma olduğunu, yabancı firmalara hizmet sunduğunu, tanık beyanlarının bu durumu doğruladığını, internet alan adlarına ilişkin bilirkişi beyanlarının isabetli olmadığını, davacının bu duruma da uzun süre sessiz kaldığını, davada kötüniyetli olduğunu ileri sürerek Mahkemece aleyhe verilen hüküm fıkralarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demek olduğu, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temelinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine dayandığı, ticari ad ve işaretin sahibinin, haklı bir sebep olmaksızın hakkını uzun süre kullanmayarak bundan sonra da kullanmayacağı yönünde bir kanaat oluşturmuşsa artık bu hakkını kullanamaması gerektiği, bu nedenle önceki hak sahibinin, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, ticaret unvanını daha sonra iyi niyetli olarak tescil ettiren kişiye karşı dava açma hakkını veya devam eden eylemli kullanımını men etme hakkını kaybettiği kabul edilmesi gerektiği (Yasaman, Hamdi/ Yusufoğlu, Fülürya: Marka Hukuku, İstanbul, 2004, s. 856), sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için, önceki hak sahibinin, ticaret unvanının aynısının veya benzerinin kullanılmasına belirli bir süre sessiz kalmış olması gerektiği, ancak ticaret unvanı yönünden sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı hususunun 6102 sayılı Kanun'da düzenlenmediği, bununla birlikte 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirildiği, 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin altıncı fıkrasının “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haiz olduğu, buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerektiği, ancak ticaret unvanı yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesinin de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerektiği, yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirketin Amerika Birleşik Devletlerinde kurulduğu, Türkiye'de de “INTEL” ibareli marka tescili yaptırdığı, davalı şirketin ise “Teknointel Uluslarası Ticaret Limited Şirketi” ibareli ticaret unvanının 17.10.2008 tarihinde tescil ve ilan edildiği, her ne kadar davacı şirketin ticaret unvanı Türkiye'de tescilli olmasa dahi bu ticaret unvanının Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesi gereğince Türkiye'de de korunması gerektiği, ayrıca davacı şirketin “INTEL” ibareli tanınmış markasının davalı ... ünvanının tescilinden önce Türkiye'de tescil edildiği, davacı şirketin davalının ticaret unvanı kullanımına, unvanın tescil tarihinden yaklaşık beş yıl sonra ihtarname göndererek itiraz ettiği, ticaret unvanlarının ticaret siciline tescil edilmek zorunda olmaları ve tescilin olumlu etkisi nedeniyle davacı şirketin, davalı şirketin tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının bilinmediğini ileri süremeyeceği, bu durumda davacı şirketin, davalının ticaret unvanının tescil tarihinden ilk ihtarname tarihine kadar uzun süre sessiz kalması nedeniyle artık davalının ticaret unvanının terkinini talep etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu (Hukuk Genel Kurulu 26.02.2020 tarih, 2017/11 27 E. 2020/225 K. sayılı kararı), Mahkemece ticaret ünvanının terkinine yönelik talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmese de, kararın sonuç itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, asıl ve birleşen dava davalıları vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede, TÜRKPATENT kayıtlarına göre, 123749 sayılı "Intel", 123748 "INTEL" ibareli, 188152 sayılı "INTEL", 195588 sayılı "INTEL", 98/009948 sayılı "INTEL", 198311 sayılı "INTEL", 200/00591 sayılı INTEL, 2000/05591 sayılı ''INTEL'' ibareli markaların, 9, 28, 36, 16, 37, 38, 42 ve 25. sınıflarda, 2005/53126 sayılı şekil markasının 9. sınıfta, 2005/56211 sayılı ''intel + şekil'' markasının 16, 38, 41 ve 42. sınıflarda ve ayrıca ''Intel + Şekil'' ibareli ve esaslı unsuru ''Intel'' ibaresi olan birçok markanın aynı ve benzer sınıflarda 1990 yılından itibaren muhtelif tarihlerde davacı adına tescil edildiği ve süresi dolanların yenilendiği, dava konusu, dava sebebi ve biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olmasına göre, İstanbul 4. FSHHM'nin 2016/61 E. sayılı dava dosyasının eldeki dava dosyası ile birleştirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleştirme işlemlerinin tamamlanmasına yönelik ara kararların kurulduğu 12.04.2016 tarihli celseye davalı vekilinin de katıldığı, davalı yanca birleşen dava dosyasına cevap dilekçesi de sunulduğu, dolayısıyla savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, toplanan delillere ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; davalının kullanımında olan ''TEKNOINTEL'' ibaresinin ortalama tüketici nezdinde yarattığı algıya göre, davacının tanınmış ''INTEL'' markası ile bütüncül ve kavramsal olarak benzerlik gösterdiği, ''TEKNO'' ibaresinin markaya bir ayırtedicilik kazandırmadığı, katalog ve benzeri belgelerde ise ''TEKNOINTEL'' ibaresinin, davacı şekil markalarındaki elipsi andıran logoyu tekno ibaresinin üzerine geçirmek suretiyle kullanıldığı, bu kullanımlarda ''INTEL'' ibaresinin öne çıktığı ve davalının ''INTEL'' ibaresini özellikle 2005/56212 sayılı davacı markasının tescilli olduğu 7. sınıftaki mal ve hizmetlerin satışı yapılmak suretiyle kullandığı, bu mallardan makine satışları, ambalaj ve paketleme, dolum, bantlama gibi olanlarının çoğunun ayniyet derecesinde, bir kısmının da benzer olması sebebiyle davalının fiilinin davacı markasına tecavüz oluşturduğu, alan adlarıyla ilgili olarak, ''TEKNOINTEL'' ibaresinin işletmeyle ilgili malların tanıtımı amacıyla ticari etki yaratacak biçimde kullanıldığı, davalının söz konusu eylemlerinin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) bağlamında marka hakkına tecavüz ve 6102 sayılı Kanun'un 54 ve 55 inci maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı asil kendi adına ve asıl dava yönünden şirket yetkilisi sıfatıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı şirket yetkilisi birleşen davada davalı asil kendi adına ve asıl dava davalısı şirket adına verdiği temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece şirket unvanı ile ilgili verilen kararın doğru olduğunu ancak gerekçesinin şirket unvanlarının birbirine benzememesi sebebine dayanması gerektiğini, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, vasat zekadaki bir kişinin bile taraf markalarının farklı olduğunu anlayabileceğini, her iki şirketin faaliyet konularının birbirinden farklı olduğunu, davacı şirketin chip üreticisi olduğunu, pazarında tekelleşip on binlerce kişi çalıştırdığını, dünya devi niteliğinde olduğunu, davalı şirketin ise tek kişilik mütevazı bir şirket olduğunu, sadece iki üç adet komisyon faturası kestiğini, chip satışı ile ilgisinin bulunmadığını, web sitesinin incelendiğinde satışı yapılan ürünlerin tespit edilebileceğini, ortada haksız rekabet durumunun söz konusu olmadığını, domain isimleri ve içeriklerinin de tamamen farklı olduğunu, düşük zeka seviyesindeki bir kişinin bile davacı şirketin domain ismi olduğunu sanma ihtimallerinin bulunmadığını, bu nedenle domainlerin iptal edilerek erişim engeli konulmasının haksız ve yanlış olduğunu, bu konudaki itirazlarının dikkate alınmayarak yeni bir bilirkişi raporu alınmaması nedeniyle kararı temyiz ettiklerini ve ayrıca re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının ve alan adının terkini taleplerine ilşkinidir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada şirket yetkilisi birleşen davada davalı asilin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:20