Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4077

Karar No

2024/1813

Karar Tarihi

6 Mart 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

EK KARAR TARİHİ: **

SAYISI: 2023/732 E., 2023/725 K.

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2014/1167 E., 2016/1022 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit ve çek iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu Bank Asya Küçükbakkalköy şubesine ait 3.460.000 TL bedelli, 14.12.2013 keşide tarihli çekin müvekkilinin yetkili temsilcileri tarafından görevlerini suistimal etmek suretiyle ve hiçbir ticari alışverişe dayanmadan keşide edilerek davalıya teslim edildiğini, lehtar davalı ile müvekkili arasında hiçbir ticari alışveriş olmadığı gibi davalı ile müvekkili arasında dava konusu çekin düzenlenmesine sebep olabilecek hukuki bir ilişki de mevcut olmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının ve çekin hükümsüzlüğünün tespiti ile çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; senedin süresinde ibraz edilmemekle çek vasfını yitirdiğini, yetki ve görev itirazında bulunduklarını, dava konusu çekin müvekkilinde olmadığını, müvekkilinin davacı şirketten bir alacağı veya bir borcu bulunmadığını, davacı şirketin iç bünyesindeki çekişmelerin müvekkilini ilgilendirmediğini savunarak

davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2016 tarih, 2014/1167 E. ve 2016/1022 K. sayılı kararıyla; yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, dava konusu çek ile ilgili banka şubesine müzekkere yazıldığı, gelen cevaba göre çekin bankaya ibraz edilmediğinin anlaşıldığı, davalı vekilinin duruşmadaki beyanında müvekkiline teslim edilen bir çek olmadığını ve bu yönde bir belge dahi bulunmadığını beyan etmesi karşısında davacının bu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığı ancak davalı tarafın bu davanın açılmasına sebebiyet vermediği, davalı davanın açılmasına sebebiyet vermediği gibi davacının dava dilekçesinde yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi olmadığından yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne dava konusu çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin nerede ve kimde olduğu ispatlanamadığından çek iptali talebinin reddine bakiye harcın davacıdan tahsiline, talep edilmediğinden yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2020 tarih, 2019/862 E. ve 2020/1493 K. sayılı kararıyla; Mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmesi için tarafların bu konuda talepte bulunmalarına gerek olmadığı, bu nedenle Mahkemece talep edilmediği gerekçesi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesinin gerekçe yönünden hatalı bulunduğu, davalının ilk celsede davaya konu çekten dolayı davacıdan alacaklı olmadığını belirterek davacının menfi tespit talebini kabul ettiği, davaya konu çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği, davanın açıldığı tarih itibarıyla ve karar tarihine kadar ilgili çek nedeniyle davalı veya üçüncü bir kişinin davacıdan alacak talep etmediği, davacının çek nedeniyle kendilerinden bir alacak talep edildiğini de ileri sürmediği, buna göre davanın açılmasına davalının sebep olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının menfi tespit talebi ilk duruşmada davalı tarafça kabul edildiğinden ve menfi tespit davasının açılmasına davalı sebep olmadığından yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairemizin 13.10.2022 tarih, 2021/2448 E. ve 2022/6990 K. sayılı kararıyla;

"1 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendinin "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir." hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin değiştirilmesi karşısında Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci altı bendi uyarınca başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2 Bozma nedenine göre "davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmesi için tarafların bu konuda talepte bulunmalarına gerek olmadığı, bu nedenle Mahkemece talep edilmediği gerekçesi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesinin gerekçe yönünden hatalı bulunduğu, davalının ilk celsede davaya konu çekten dolayı davacıdan alacaklı olmadığını belirterek davacının menfi tespit talebini kabul ettiği, Mahkemece de menfi tespit isteminin kabul edildiği, davaya konu çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği, davanın açıldığı tarih itibarıyla ve karar tarihine kadar ilgili çek nedeniyle davalı veya 3 üncü bir kişinin davacıdan alacak talep etmediği, davacının çek nedeniyle kendilerinden bir alacak talep edildiğini de ileri sürmediği, buna göre davanın açılmasına davalının sebep olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının menfi tespit talebi ilk duruşmada davalı tarafça kabul edildiğinden ve menfi tespit davasının açılmasına davalı sebep olmadığından yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, menfi tespit talebi ilk duruşmada davalı tarafça kabul edildiğinden ve menfi tespit davasının açılmasına davalı sebep olmadığından yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına olanak olmadığı gerekçesiyle, dava konusu Bank Asya Küçükbakkalköy şubesi muhataplı, lehtarı davalı ... olan, B 6871435 seri no.lu, 3.460.000,00 TL bedelli, 14.02.2013 keşide tarihli çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin nerede ve kimde olduğu davacı tarafından ispatlanamadığından çek iptali talebinin reddine, bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, yapmış olduğu yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep etmemiş olsalar da müvekkili lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalının çekin lehtarı olduğunu ve cevap dilekçesinde çekin kendisinde olmadığını söylemekle birlikte nerede olduğunu da detaylı şekilde anlattığını, bu nedenle davanın açılmasına sebebiyet verdiğini ve yargılama giderleriyle vekâlet ücretinden sorumlu olması gerektiğini, şirket yetkilileri hakkındaki soruşturmada şüpheli ifadesinde çekin davalıya teslim edildiğinin beyan edildiğini, davalının müvekkilinden alacağı olmadığını beyan etmekle birlikte davanın hiçbir aşamasında davayı kabul yönünden açık beyanda bulunmadığını, davada haksız çıkan taraf aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalının davanın kabulüne yönelik beyanı bulunup bulunmadığı ile davalının yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulup tutulmayacağı noktasındadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesince ilk olarak İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine başvurunun esastan reddine karar verilmiş, anılan karar Dairemizce İlk Derece Mahkemesinden farklı gerekçeye yer verilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken doğrudan başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek bozulmuş; bu defa Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüyle birlikte, davalının davayı ilk celse kabul ettiği ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin birinci fıkrasında, Kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiş, davanın kabulü ise aynı Kanun'un 308 inci maddesinde davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, aynı Kanun'un 312 inci maddesinin birinci fıkrasında kabul beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise davalının, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceğine yer verilmiştir.

Eldeki davada davalının anılan maddelerde düzenlendiği üzere talep sonucuna açıkça muvafakat ettiğine dair beyanı bulunmamakla birlikte, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda davalının anılan şekildeki beyanı değerlendirilerek menfi tespit ve davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar davalı tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir.

Şu halde Bölge Adliye Mahkemesinde davacı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davalının sorumlu tutulmaması yönünde karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

  1. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinden farklı gerekçeyle başvurunun esastan rededine dair karar Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi'nin önce İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden hüküm kurması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına ve Bölge Adliye Mahkemesince de Dairemizin bozma ilamına uyulmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmaksızın doğrudan esas hakkında yeniden karar verilmesi de doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

  2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapkararistinafyargılamatemyizincelenenvı.kararınkararımahkemesireddinederecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim