Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5438

Karar No

2024/1664

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/2132 Esas, 2022/947 Karar

DAVALILAR: 1....

2.Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş. vekilleri Avukat ...

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Davanın kısmen kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/151 E., 2019/213 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.’nin sahibi olduğu Sabah Gazetesinin 10.12.2014 günlü nüshasında davacı şirkete ait Sözcü Gazetesinin logosu kullanılarak ve hedef gösterilerek “Hem Yalancı Hem Tetikçi” şeklinde sürmanşet atıldığı ve devamında da “Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi" alt başlığına yer verildiği, haberin devamında ise “Paralel İttifakın Sol Kanadı Fena Çuvalladı”, “Yalanın Sözcüsü” başlıkları, Sözcü Gazetesi’nin 09.12.2014 tarihli ilk sayfa görüntüsü ve imtiyaz sahibi ...’ın fotoğrafının kullanıldığını, "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü, Baltayı Taşa Vurdu. Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi’nin Akıl Almaz İftira ve Yalanları... Önceki Gün Manşetinde Algı Operasyonu Yaparak... İftirasını Atan Sözcü, Baltayı Taşa Vurdu... Sahtekarlık Yaptı. Okurlarını Aldattı.” şeklinde ibarelerin yinelendiğini, davacıya karşı haber adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile husumetinin bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların kötüleme ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan basın özgürlüğünün mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete son verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, yazının yayından kaldırılması görevinin sulh ceza hakimliğine ait olduğunu, dava konusu yayının, Sözcü Gazetesinde yayımlanan “Torbadan Tayyip’in Çocukları Çıktı” başlıklı habere ilişkin değerlendirme yapan ve basın özgürlüğü dahilinde eleştiri hakkının kullanılması niteliğinde olduğunu, Sözcü Gazetesinin yapmış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu haberin bunu eleştirme amacıyla yazılan hukuka uygun bir haber olduğunu, davacı tarafından yapılan yayının basın özgürlüğü sınırları içinde eleştirilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, yapılan yayınla Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında asılsız iddialarda bulunan davacının haberinin doğru olmadığının ortaya konduğunu, davacının eleştirileri şahsileştirerek ve tamamen kendi yorumları ön plana çıkararak haberi okuyucularına sunduğunu, müvekkilinin de ...'ın avukatının yaptığı açıklamanın ardından haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri haberleştirerek Sözcü Gazetesinde çıkan haberi eleştirdiğini ve haberin doğru olmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu habere karşı yapılan şikayet hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının paralel yapı/cemaatin sözcülüğünü yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira www.akqorus.com ve www.turkiyehabermerkezi.com adlı internet sitelerinde çıkan haberlerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma ve kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini ve kamu görevine talip olanların diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap olmasının doğal karşılandığını, dava konusu yayında gereksiz yere incitici beyanların bulunmadığını, dolayısıyla haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını ve güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından mahkeme ilamının gazetede yayımlanmasına karar verilemeyeceğini, davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava konusu ile var olduğu öne sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu haber, davacıya ait Sözcü Gazetesinin "Torbadan Tayyip'in çocukları çıktı" başlığı altında Cumhurbaşkanı'nın çocuklarının Bağ Kur prim borcu bulunduğu ve Torba Yasadan yararlanacaklarına dair haberinin, davalıya ait gazete tarafından yalanmasına ilişkin "hem yalancı hem tetikçi" başlığı ile verilen haberden kaynaklandığı, davacı, anılan haberin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca kötüleme ve küçük düşürme gayesi yazıldığı, gazetenin yanlış yanıltıcı incitici beyanlarla kötülendiği, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla tazminat isteminde bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak ve haksız rekabet hallerinden sayıldığı, somut durumda haberde kullanılan ifadelerin bu kapsamda kalmadığı, amacını aşan bir değer yargısı olmadığı, yazının yazılış biçimi ve şekli, yazıda kullanılan ifadelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, gerek haber içeriği gerek kullanılan ifade itibari ile ölçüsüzlük bulunmadığı, her iki gazetenin yaptığı haberler nazara alındığında, eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yapmış olduğu haberde, müvekkil şirketin yayın sahibi olduğu Sözcü Gazetesi için, “Hem Yalancı Hem Tetikçi/Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi/Paralel İttifakın Sol Kanadı Fena Çuvalladı/Yalanın Sözcüsü/Paralel ittifakın sol kanadı Sözcü, baltayı taşa vurdu. Paralel yapının sol ayağı Sözcü Gazetesi’nin akıl almaz iftira ve yalanları... Önceki gün manşetinde algı operasyonu yaparak… iftirasını atan Sözcü, baltayı taşa vurdu… sahtekarlık yaptı. Okurlarını aldattı.” gibi ifadeler yer aldığını, ifadelerin asılsız olduğunu, müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirme çabasının açık olduğunu, müvekkilinin sahtekarlık, yalan ve iftira ile anılarak topluma karşı algı operasyonu yapılmaya çalışıldığını, Sözcü okurlarına, kendilerinin okudukları gazete aracılığı ile aldatıldıkları hissi vererek okuma oranlarının azaltılmasının hedeflendiğini, davalının hedefine ulaştığını, uyuşmazlık konusu haberin yayınlandığı hafta (öncesi ve sonrası haftalara göre) Sözcü Gazetesi tirajının düştüğünü, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, yapılan yayınlarla Sözcü Gazetesi’nin kurumsal kimliğini hedef alındığını, Sözcü Gazetesi’ni paralel yapının bir parçası olmakla suçlandığını, ancak haberin içeriğinde bununla ilgili bir belgeye yer verilmediğini, etik dışı bir habercilik yapıldığını, yayınlarında da ağırlıklı olarak paralel yapıyı eleştiren ve buna karşı çıkan bir tavır sergilemekte olan Sözcü Gazetesi'ne getirilen “Paralel İttifakın Sol Kanadı” tanımlamasının haberin içeriğine değil, kurumsal kimliğine getirilmiş bir suçlama olduğunu, küçük düşüren ağır eleştiriler olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının hitap ettiği okuyucu kitlesi ve davalının yapmış olduğu haberin üslubu dikkate alındığında, Sabah Gazetesi tarafından yayınlanan haberin ifade ve basın özgürlüğünü aşan ve Sözcü Gazetesinin kurumsal kimliğini hedef alan nitelikte olduğu hususlarının belirlendiğini, yayın sonrası müvekkilinin tirajında azalma olduğunun belirlenmesine rağmen davanın reddine karar verildiğini, verilen kararla müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının göz ardı edilerek karar verildiğini, haksız rekabetin bilirkişi raporuyla belirlendiğini, ardından tiraj kaybı nedeniyle oluşan zararın tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; 5187 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisinin sorumlu olduğunu, ...'ın Sabah Gazetesinin genel yayın yönetmeni olması nedeniyle zarardan sorumlu olmadığını belirterek davanın bu davalı yönünden husumetten reddi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın, dava konusu haberin yayınlandığı Sabah Gazetesinin genel yayın yönetmeni olduğu ve dava dilekçesinde bu sıfatla davalı gösterildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarih, 2016/5587 E. ve 2017/3365 K. sayılı ilamında belirlendiği üzere; davalının genel yayın yönetmeni olduğu, davalı şirkette pay sahibi olmadığı, bu nedenle 5187 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesindeki sorumluluk halleri dikkate alındığında maddi ve manevi zararlardan sorumlu olmadığı gibi, haksız rekabet oluşturan eylemlerin şirketçe yapılması nedeniyle bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği davalının dava konusu haberinde, Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında davacı gazetesinde yapılan haberin gerçek dışı olduğunu dair vurgu haksız rekabet oluşturmayacağı, ancak, bu haber verilirken kullanılan ve eleştirilen haberin boyutlarını aşarak davacının ticari ve kurumsal kimliğini terör örgütü FETÖ PYD ile ilişkili gösteren ve sürekli yalan haber yapan bir gazete gibi gösteren "Hem Yalancı Hem Tetikçi", "Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi ", "Paralel İttifakın Sol Kanadı", "Yalanın Sözcüsü", "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü" ibarelerinin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde tanımlandığı üzere, başkalarını ve onların iş ürünlerini, ticari ürünlerini yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelik taşıdığı kanaatine varıldığı, nitekim davacı şirketin açtığı benzer nitelikteki iddialara dayalı bir davaya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarih, 2016/5587 E. ve 2017/3365 K. sayılı kararıyla, haksız rekabetin yasal şartlarının oluştuğuna karar verildiği, bu nedenle davalı şirkete ait gazetede kullanılan "Hem Yalancı Hem Tetikçi", "Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi", "Paralel İttifakın Sol Kanadı", "Yalanın Sözcüsü", "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü " ibarelerinin haksız rekabet oluşturması nedeniyle, davalı şirket aleyhindeki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebinin kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi gereğince, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilân edilmesine de karar verilebileceği, somut olayda, davacı şirketin eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmakla, eylemin basın yoluyla yapılmış olması dikkate alınarak, kararın ilân edilmesinin, davacının ticari ve kişiliğine ilişkin haklarının korunması açısından gerekli olduğu kanaatine varıldığı, davacının, davalı şirkete yönelik maddi tazminat isteminin değerlendirilmesinde; ulusal düzeyde yayın yapan ve yüksek tiraja sahip davacıya ait Sözcü Gazetesi'nin çeşitli haftalardaki satışlarında küçük dalgalanmalar bulunduğu, yayının yapıldığı hafta davacının tirajında yaşanan ve bilirkişi tarafından ortalama 629 adet olarak tespit edilen azalmanın, davalının haberi nedeniyle meydana geldiğinin kanıtlanmadığı, yani davalı gazetede çıkan dava konusu haber ile bu miktardaki tiraj düşüklüğü arasında illiyet bağı bulunduğu hususunun kanıtlanmadığı, davacının, davalı şirket aleyhindeki manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, haksız rekabet hallerinde 6102 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca manevi tazminata karar verilebileceğinin düzenlendiği, anılan Kanun'un 58 inci maddesinde, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi bulunduğu, somut olayda, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin, haksız rekabetin tespitine ilişkin kararının ilanına da karar verildiğinden ve davacının ticari itibarının tamiri açısından ilanın yeterli görüldüğünden, davacının ayrıca manevi tazminat talep etmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, karar özetinin ilanına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; haksız rekabete yönelik tespite rağmen müvekkilinin mağduriyetini giderecek oranda maddi ve manevi tazminata karar verilmediğini, müvekkilinin haklı bulunmasına rağmen, kabul edilmeyen tazminat talepleri yanında karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretleri nazara alındığında, müvekkilin hak arama hürriyetinin ihlal edildiğinin, kararda müdahalenin men'ine karar verilmiş ancak bu kararın nasıl uygulanacağı dahi açıklanmadığını, 8 yıl öncesine ait haberler hakkında verilen kararın ilânının müvekkilin uğradığı zararı gidereceği kanaatine varıldığını, zarar, kusur, illiyet bağı, fiil unsurlar ile maddi ve manevi tazminat koşullarının sağlanmış olması, bilirkişi raporu ile de bu hususların tevsik edilmiş olmasına rağmen tazminat isteminin reddine karar verildiğini, maddi zararın tazminin mümkün olmadığı durumlarda hakimin takdir yetkisine göre makul tazminat miktarına karar vermesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

  1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin dava konusu haberlerin haksız rekabet teşkil edip etmediğine ilişkin çelişkili görüşü, kararın hatalı tesisine sebebiyet verdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere gazete haberlerinin gerçeği yansıtmasının yanında, veriliş şeklinin de ölçülü olması gerektiğini, müvekkil şirketin yayın hakkı sahibi olduğu gazetede yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında davacının yayın hakkı sahibi olduğu gazetede yer alan haberin gerçek dışı olduğuna dair vurgu yapılması haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davacı şirketin yayın hakkı sahibi olduğu Sözcü Gazetesinin sahibi ...'ın da aralarında bulunduğu 9 sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suç isnadı ile İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama neticesinde haber içeriğinin ne kadar gerçek ve kamuoyunu aydınlatma amacına hizmet eder nitelikte olduğunu ispatlar nitelikte bir karar tesis edildiğini, adli bir makamının yaptığı inceleme ve değerlendirme neticesinde Sözcü Gazetesinin kamuyu aydınlatma görevinden ziyade FETÖ ile ilgili algı yürütme faaliyetleri içerisinde bulunduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, müvekkilinin yayın organı olan Sabah Gazetesinde verilen haberin ölçülü olmadığı, dolayısı ile davacının ticari ürünlerini yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelikte olduğu gerekçesi ile haberin hukuka aykırı olduğuna dair verilen kararın hatalı olduğunu, kararının, Ağır Ceza Mahkemesince verilen hüküm de göz önünde bulundurularak bozulması gerektiğini, dava konusu yazının yayınlanmasından çok sonra verilecek mahkeme hükmünün uygulanması halinde artık güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından yayınlamanın herhangi bir yarar sağlamayacağını, gerekçeli kararın 9 no.lu maddesinin (b) bendinde vekâlet ücretine her ne kadar 5.000,00 TL olarak hükmedilmiş ise de, karar tarihinde geçerli olan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca eksik vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri.

  4. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizincelenenvı.kararıkararınmahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim