Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/6254

Karar No

2024/1654

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI: 2016/512 Esas, 2020/122 Karar

DAVACILAR: 1.Eta Petrol Akaryakıt Tic. ve Nak. A.Ş.

2.Karcan Denizcilik İşl. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri Avukat ...

DAVA TARİHİ: 31.05.2013

HÜKÜM: Kabul

KARAR DÜZELTME İSTEYEN: Taraf vekilleri

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Taraf vekilleri tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait gemilerin kredi ilişkisi bulunan davalı banka tarafından haksız olarak haczedilerek satıldığından bahisle zararlarının tazmini için İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/28 E. aktarılan dava dosyasında yapılan yargılama neticesinde müvekkili lehine hüküm verildiğini, ancak yapılan tahsilatın müvekkilinin zararını karşılamadığını, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/28 E. sayılı dava dosyasındaki zararlarının gemilerin haksız el konma tarihi ile satış tarihi arasındaki dönemde çalıştırılamamasından kaynaklı kâr mahrumiyetine ilişkin olup satış tarihi ile takip tarihi arasındaki dönemde de gemilerin çalıştırılamamasından kaynaklı olarak müvekkilinin kâr mahrumiyetinin bulunduğunu iddia ederek bu zararlarının tespiti ve tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kısmi eda davasının şartlarının bulunmadığını, davacıların talep sonuçlarını açık ve net bir şekilde belirtmediklerini, davanın haksız fiile dayalı olup bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, görevli ve yetkili mahkemenin müvekkili bankanın merkezinin bulunduğu Hamburg Mahkemeleri olduğunu ve milletlerarası yetkinin kamu düzeninden olmakla davanın bu sebeple reddinin gerektiğini, ayrıca uygulanması gereken hukukun Alman Hukuku olduğunu, davacı tarafın ayrıntılı dava bilgileri cevap dilekçesinde belirtilen aynı konu ve taleple ilgili birden fazla dava açtığını ve davaların derdest bulunduğunu, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde karara bağlanan dava ile işbu davada talep olunan alacağın ve ileri sürülen iddiaların aynı olduğunu, davacının sonuçlanan dava ile alacağına kavuştuğunu, açılan davaların haksız zenginleşmeye neden olacağını, aynı tazminat ile hem borç kapatılıp hem de kâr elde edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kâr kaybı taleplerinin mesnetsiz olduğunu, davacının kredi borçlarını ödememesi nedeniyle kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

1.İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.04.2016 tarih, 2013/150 E. ve 2016/334 K. sayılı kararı ile dava konusunun, gemilere haksız el konulması ve satılması nedeniyle gelir kaybına ilişkin olduğu, bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) beşinci kitabındaki düzenlemelere ilişkin davalara bakmakla görevli Denizcilik İhtisas Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karar onanarak kesinleşmiş, dosya bunun üzerine görevli ve yetkili İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.

2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın açıldığı tarihte talep ettiği zararını tam ve kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyecek olan davacı tarafın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre kısmi eda ve külli tespit davası açmasında ve kısmi dava üzerinden nispi harç yatırmalarında bir usulsüzlük bulunmadığı, ana davada İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu ile uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanacağı kesinleşmiş olduğundan davalı yanın milletlerarası yetki itirazı yerinde görülmeyerek davanın Türk Hukukuna göre çözümleneceğinin kabul edildiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 inci maddesine göre genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, bu sürenin alacağın muaccel olduğu tarihte başladığı, haksız fiilden doğan tazminat talepleri için 818 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinde öngörülen özel zamanaşımı süresinin ise 1 yıl olduğu, aynı somut olayda, her iki sorumluluk nedenine dayanabilecek durumda olan davacı zarar görenin, sözleşmeden doğan sorumluluğa dayanarak daha uzun olan zamanaşımı süresinden yararlanması mümkün olduğu, gemilerin satış tarihlerinin üzerinden geçen on yıl dikkate alındığında zamanaşımının dolmadığı, temerrüt hali gerçekleşmeden kredi sözleşmelerinin feshinin haksız fesih niteliğinde olduğu, haksız feshin kredi sözleşmelerine aykırılık oluşturduğu gibi söz konusu kredi sözleşmelerinin teminatı olarak gösterilen gemilerin ipotek sözleşmelerinde yer alan hükümlere aykırı olarak paraya çevrilmiş olmasının davalı bankanın sadece kredi sözleşmelerine değil aynı zamanda ipotek sözleşmesine de aykırılık teşkil ettiği, öte yandan davalı bankanın gemileri sattırması eylemi davacı şirketlerin gemiler üzerindeki mülkiyet haklarını ihlal eden bir fiil olduğundan bu eylemin 818 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında da haksız fiil niteliği taşıdığı, dolayısıyla davalı bankanın eyleminin hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil niteliğinde olduğu, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen dosyasında bankanın kredi sözleşmelerini feshinin haksız olduğu kesinlik kazanmış olup haksız fesih sözleşmeye aykırılık oluşturduğundan, davacıların müspet zararlarının 818 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre banka tarafından tazmin edilmesi gerektiği, davacıların satış sonrası döneme ilişkin kâr kaybı talepleri konusunda olumlu ya da olumsuz olarak verilmiş bir karar bulunmadığından İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/28 E. sayılı kararının bu noktada davacılar aleyhine kesin hüküm oluşturamayacağı, davalı banka tarafından sözleşmeye aykırı olarak haksız şekilde el konulup satılan davacı ...'e ait ..., ... ve ... gemileri ile davacı ...'e ait olan ... gemisinin el koyma tarihinden satış tarihine kadar olan navlun kaybı zararları kesinleşen 20. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında hüküm altına alınmış olup orada hükme esas alınan hesaplama yöntemleri, gemilerin yaşı, klaslanma ve sigortalılık durumları, işletme giderleri ile yıllar itibariyle denizcilik piyasasındaki koşullar gözetilerek gemilerin satış tarihinden kesinleşen 20. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında hüküm altına alınan gemilerin ikame bedellerini tahsil etme imkânına kavuşulduğu 02.11.2012 tarihine kadar olan dönem için kâr kaybı zararlarının hesap edildiği, tarafların tüm itirazlarının değerlendirildiği 16.01.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporu denetime elverişli ve hükme yeterli görüldüğünden sözkonusu raporlara göre, davacılardan Karcan Denizcilik'e ait ... gemisi için tespit edilen 53.167.809,00 USD, ... gemisi için 52.641.744,00 USD, ... gemisi için 39.286.265,00 USD olmak üzere Karcan Denizcilik'in toplam 145.095.818,00 USD yoksun kalınan navlun zararının oluştuğu, kesinleşen 20. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında gemi malikleri yönünden %20 müterafik kusur indirimine gidilmiş olduğundan, %20 oranında indirim yapıldığında davacı ...'in zararının 116.076.654,40 USD'ye tekabül ettiği, davacı ...'ün ... gemisiyle ilgili zararının ise 42.641.523,20 USD olduğu kanaatine varıldığından bu kanaat ışığında davacıların açmış olduğu kısmi eda ve külli tespit davasının kabulü ile ..., ... ve ... gemilerinin davalı banka tarafından satışından dolayı gemilerin satış tarihinden 02.11.2012 tarihine kadarki dönem için davacı ... İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş.'nin kâr kaybı zararının toplam 116.076.654,40 USD olduğunun tespitine, ... gemisinin davalı tarafından satışından dolayı satış tarihinden 02.11.2012 tarihine kadarki dönemde davacı ... Tic. ve Nakliyat A.Ş.'nin kâr kaybı zararının 42.641.523,20 USD olduğunun tespitine, davacıların kâr kaybı zararından kısmi eda davasına konu edilen 500.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Yargıtay Kararı

Dairenin 01.06.2023 tarih, 2022/828 E. ve 2023/3445 K. sayılı kararı ile "...1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 115 inci maddesi).

Davacı davasını açarken hem zarar tespiti hem de 500.000,00 USD ile ilgili tazminat talebinde bulunmuş olup dava açılış tarihi itibariyle bu talep kısmi dava niteliğindedir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde daha fazla alacak olduğu tespit edilmiş ise de buna ilişkin davacının ıslah talebi ya da ek dava açtığına dair bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacının eda davası açma imkânı bulunmakla tespit talebinde bulunmasının hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece harçlandırılmış miktarı aşan kısımla ilgili sadece gerekçe kısmında değerlendirme yapılarak yetinilmesi gerekirken ayrıca tespit edilen miktara hüküm bendinde yer verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının bir numaralı bendinin çıkarılması, 3 numaralı bendinde yer alan “20.363.497,46 TL karar harcından 15.963,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 20.347.534,26 TL 'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,” ibaresinin çıkartılarak yerine “63.851,77 TL karar harcından 15.963,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 47.889,57 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,” ibaresinin yazılması, 4 numaralı bendinde yer alan “3.069.666,93 TL vekâlet ücretinin” ibaresinin çıkarılarak yerine “63.787,50 TL vekâlet ücretinin” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran

Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri

1.Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; eldeki davanın 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açıldığını, bu hususun dava dilekçesinde açıkça belirtildiğini, dava tarihinde anılan hükmün yürürlükte olduğunu, bu şekilde dava açılmasında hukuki yararın var olduğunun kanuni bir karineden kaynaklandığını, Yargıtay'ın ve özellikle Dairenin bu hükmün doğru şekilde uygulanmasına ilişkin kararları bulunduğunu, taraflarınca alınan hukuki mütalaada bu hususun açıklandığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, düzelterek onama kararının yanlış olduğunu, anılan yasal düzenlemenin gözden kaçırıldığını, aksi düşünce hasıl olsa bile taraflarına eda davasına dönüştürülmesi için süre verilmesi gerektiğini, harcın ikmali için verilen sürenin sonuçlarının hatırlatılmadığını, derdest ihtilafın kâr kaybı talebine dayalı olduğunu, kâr kaybının yargılama yapılmadan belirlenmesinin mümkün olmadığını, bu tür talepler bakımından belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olduğunu, tazminat hesabında günlük navlun gelirleri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, işletme giderlerinin her yıl artmasının söz konusu olamayacağını, değişken olduğunu, gemilerin çalışabileceği gün sayısının eksik belirlendiğini, özellikle 2012 yılına ilişkin tespitin kabul edilemeyeceğini, gemilerin çalışmadığı günler için giderlerin düşülmesinin hatalı olduğunu, müterafık kusur indiriminin yapılamayacağını, 2008 yılı sonrasındaki piyasa verilerinin bilirkişi raporundaki tespitin aksine iyi olduğunu, kâr kaybı talep edilen bu davada kusur indirimi yapılamayacağını belirterek Dairemiz kararının düzeltilmesine, bu talepleri kabul edilmez ise davanın eda davasına dönüştürülmesine imkan tanınacak şekilde hüküm tesis edilmesine, 06.01.2021 tarihli temyiz dilekçeleri doğrultusunda Mahkeme kararının müvekkilleri lehine öncelikle düzeltilerek onanmasına, bunun mümkün olmaması durumunda kararın lehlerine olacak şekilde bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; Yargıtay ilamında temyiz gerekçelerinin reddine ilişkin gerekçe belirtilmediğini, temyiz itirazlarının incelenmediğini, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının 03.05.2004 tarihine kadar olan kısım için kesin hüküm kabul edilmesi gerektiğini, kesin hüküm olmasa dahi usuli müktesep hak oluştuğunu, davacıların aynı sebebe dayandığını, haksız fiil sonucu ortaya çıkan zararın tek ve bölünemez olduğunu, davacıların zararı bölerek talep ettiklerini, davanın Alman hukukuna tabi olduğunu, Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Mahkemece 2012 yılında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 23 üncü maddesinin son fıkrasında yapılan değişikliğin dikkate alınmadığını, değişiklik öncesi ve sonrası için farklı bir durum olmadığını, davanın sözleşmede yetkili olduğu belirtilen Hamburg Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, birinci davada yetkiye ilişkin verilen kararın işbu davada kesin hüküm olamayacağını, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davacılar tarafından sunulan hukuki mütalaaları incelemek için süre talebinin reddedildiğini, ancak Mahkeme gerekçesinde bu mütalaalara atıf yapıldığını, sözlü yargılamaya geçerken verilmesi gereken iki haftalık sürenin verilmediğini, hukukçu olmayan bilirkişilerin değerlendirmelerine göre hüküm tesis edildiğini, davalı tarafından sunulan teknik raporların dikkate alınmadığını, gemilerin seferden alıkonulup sattırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, davacıların kredi borcunu ödemediğini, davanın sebebinin gemilerin satışı olmasına karşın Mahkemece diğer davadaki tazminatın geç ödenmesi olgusuna dayalı olarak tazminata hükmedildiğini, geç ödemeden kaynaklanan zararın başka bir davada görüldüğünü, davacıların ödenen tazminat ile gemi satın alma imkânlarının olmadığını, tazminatın borçlarını ödemede kullanılacağını beyan ettiklerini, bu hâlde gemi olarak navlun geliri elde edecekleri varsayımına dayanılarak mahrum kalınan navlun kazancı talebinin hukuki dayanağının olmadığını, zararın sözleşmeye değil haksız fiilden kaynaklandığını ve bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, satıştan sonra meydana gelen yeni bir olayın olmadığını, öngörülemeyen zararın bulunmadığını, müspet zararın tazmini talebinin hukuki dayanağı olmadığını, satış tarihinden tazminatın tahsil edildiği tarihe kadar kâr kaybı hesabının yapılmasının hatalı olduğunu, makul süre için hesap yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminatın afaki ve hatalı olduğunu, davacıların defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için dikkate alınamayacağını, hesaplamada gemilerin değer kayıplarının dikkate alınmadığını, gemilerin dokuz yıl boyunca çalışıp çalışmayacağının belirsiz olduğunu, gemiler üzerinde hacizlerin bulunduğunu, tahsil edilen faiz tutarının zarar hesabında dikkate alınmadığını, tahsilattaki gecikmede bankanın kusuru bulunmadığını, bu hususun Anayasa Mahkemesi tarafından belirlendiğini, eğer Dairece düzeltilerek onama kararı verilmiş olması karşısında bir kısım itirazları hakkında değerlendirme yapılmadı ise davalının hesaplama hatalarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair tespite hükümde yer verilmesi gerektiğini, yine haklarının ihlâl edilmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru haklarının saklı olduğunu belirterek Dairemiz ilamının Mahkeme kararının tümden bozulması yönünde düzeltilmesine, eğer Daire kararı bozma yönünde düzeltilmeyecek ise davalının hesaplama hatalarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair tespite gerekçede ve hükümde yer verilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kredi borcunun teminatı olan ipotekli gemilerin sözleşmeye ve hukuka aykırı satışı nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 440 ıncı maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hâllerden hiçbirisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.

Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, onadığı, bozduğu ya da düzelterek onadığı bir kararı, karar düzeltme talebi üzerine, 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları hükümlerine göre düzelterek onayabilir.

2.Dava dilekçesinde açıkça davanın 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açıldığı belirtilmiştir. Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin üçüncü fıkrası, "Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." hükmünü içermekte olup davacının bu hükme göre kısmi eda davası ile birlikte külli tespit davası açması mümkündür. Böyle bir durumda hukuki yararın var olduğu kanuni bir karine ile kabul edildiğinden ayrıca bu hususun tartışılması söz konusu olmayacaktır. Her ne kadar anılan hüküm, 28.07.2020 tarihli, 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmış ise de 6100 sayılı Kanun'un 448 inci maddesine göre tamamlanmış işlemler bu değişiklikten etkilenmeyecektir. Bu açıklamalar ışığında kısmi eda hükmü ile birlikte külli tespit hükmü kurulmasında bir usulsüzlük bulunmamakta olup hatalı değerlendirme sonucunda Dairenin 01.06.2023 tarih, 2022/828 E. ve 2023/3445 K. sayılı kararı ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının bir numaralı bendinin çıkarılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak kısmi eda hükmü ile birlikte külli tespit hükmünün kurulduğu bir durumda, alınması gereken karar ve ilam harcı ile aleyhe hükmedilecek vekâlet ücretinin eda hükmüne konu miktar üzerinden belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi doğru görülmemiştir.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,

2.Karar düzeltme istenilen Dairemiz ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “20.363.497,46 TL karar harcından 15.963,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 20.347.534,26 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,” ibaresinin çıkartılarak yerine “63.852,77 TL karar harcından 15.963,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 47.889,57 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,” ibaresinin yazılması, (4) numaralı bendinde yer alan “3.069.666,93 TL vekâlet ücretinin” ibaresinin çıkarılarak yerine “63.787,50 TL vekâlet ücretinin” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye 328,85 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,

Peşin alınan temyiz karar ve karar düzeltme harcının istek halinde davacılara iadesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapdüzeltilerektemyizkaldırılmasınaincelenenvı.düzeltmemahkemekararıkararınonanmasınareddineortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim