Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7532
2024/1559
28 Şubat 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1383 Esas, 2022/1680 Karar
DAVA TARİHİ: 05.12.2016
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/105 E., 2020/234 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 27.02.2024 günü hazır bulunan davalı vekili Av. ... ... Alıcıoğlu dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yaptığını, usulsüz tebligat nedeniyle takibin kesinleştiğini, takip konusu 10 adet bonodan biri dışındakilerin takip tarihinde muaccel olmadığını, icra hukuk mahkemesince takip konusu 9 adet bono yönünden takibin iptal edildiğini; ancak hukuki yarar bulunması nedeniyle takip konusu tüm bonolar için bu davanın açıldığını, senetler üzerindeki "nakten" kaydının anlaşmaya aykırı olarak sonradan yazıldığını, taraflar arasındaki anlaşmanın bir eğitim vakfının devir alınması anlaşması olduğunu, bu anlaşmaya göre davalının vakfa ait bir taşınmazı vakıf mülkiyetinden çıkarmayı ve yerine kendisine ait başka bir taşınmazı vakfa geçirmeyi, bu süreçte kendi üzerine geçirdiği taşınmazı da 20 eşit taksitle 1.000,000,00 TL bedelle müvekkiline satıp devretmeyi üstlendiğini, davalının vakfa ait taşınmazı vakıf mülkiyetinden çıkardığını; ancak taahhüdünü yerine getirmediğini, müvekkili ile davalı arasındaki anlaşma uyarınca senetlerdeki "nakten" kaydının "malen" olması gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitine, davalı uhdesinde bulunan senetlerin iadesine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığını, ödünç ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davacıya borç para verdiğini ve tüm borçlara ilişkin olarak icra takibine konu bonoları aldığını, senetlerde nakden kaydı bulunduğunu, bedelin nakden alındığına dair aynı günlü ödeme formu olduğunu, davacının bedelsizlik iddiasını yazılı ve kesin delille ispatlaması gerektiğini, müvekkilinde bulunan sıralı senetlere ilişkin muacceliyet sözleşmesini de davacının imzaladığını 12 adet senetten 2 tanesini ödedikten sonra kalan senetler için bedelsizlik iddiasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2020 tarihli 2017/105 E., 2020/234 K. sayılı kararıyla dava konusu bonolarda ihdas nedeni olarak "nakten" kaydı mevcut olup davacının senetlerde nakten kaydı yerine malen kaydının söz konusu olması gerektiğini ileri sürerek ihdas nedenini talil ettiği, davalının ise nakten kaydının doğru olduğunu savunarak talili kabul etmediği, senette yazılı ihdas nedenini talil eden davacı olduğundan iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerektiği, davacı iddiasını ispat zımmında bir takım delillere dayanmış ise de bu delillerin iddiasını ispat edecek nitelikte kabul edilmediği, davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığını bildirdiği, davacı vekilinin isticvap talebinin de reddedildiği, davacı vekilinin toplanmasını istediği delillerden eksik olduğunu bildirdiği delilleri davaya bir şey katmayacağından bunlar yönünden talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince %20 oranında hesap edilen 68.430,00 TL tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli 2020/1755E., 2020/1535 K. sayılı kararı ile istinaf talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin 08.06.2022 tarih, 2020/7837 E.,2022/4627 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun süresinde olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, taraflar arasında anlatıldığı şekilde bir anlaşma bulunduğu ve senetlerin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispatlanamadığı, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen "ödeme istek formu" ve "muacceliyet sözleşmesi" içeriğinden, davacı tarafça davalıya verilen bonoların vade ve bedellerinin doldurularak davalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, davacı vekili 12.02.2020 tarihli dilekçesinde davalının isticvabında sorulması gereken soruları yazmış ise de davacı tarafça ispatı gereken konularda, davalı tarafın beyanının alınarak isticvap müessesesinin işletilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığından isticvap talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, senetlerin bedelsiz kaldığının ispatı yönünden, davacıya yemin teklifi hakkı hatırlatılmış ise de söz konusu dava yemine konu olamayacak vakıalardan olduğundan, usul ve yasaya değilse de davacı tarafça yemin teklifi hakkı kullanılmadığından sonuca etkili olmadığı, İlk Derece Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin talebi üzerine 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin üçüncü fıkrası nazara alınarak dava konusu senetlerle ilgili tedbir kararı verilerek infaz edildiğinden, Mahkemece tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince %20 oranında hesap edilen 68.430,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; delil olarak dayandıkları Vakıf ve Yüksek Okul Mütevelli heyeti karar defterlerinin celp edilip incelenmediğini, 06.01.2014 tarihli tutanağın araştırılmadığını, söz konusu tutanağın davaya konu olayı başlatan süreç olduğunu, tutanaktaki imzaların kime ait olduğunun bildirilmesine rağmen araştırılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin isticvaba ilişkin gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, Mahkemece uygulanmaya çalışılan isticvabın usulünün de kanuna aykırı olduğunu, davalıya sorulacak soruların davalıya tebliğ ettirildiğini, bu durumun ... yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, tüm deliler toplanmadan ve isticvap talebi varken yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı konusunda süre verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, senetteki nakden kaydını talil etmelerinin sebebinin malen kaydının Çanakkale'deki Vakıf taşınmazıyla ilgili bulunması olduğunu, imzalı boş senetlerin davalı tarafça anlaşmaya aykırı doldurulması, senetlerin düzenlenme amacına aykırı olarak tedavüle çıkarılması, taşınmazın devrine ilişkin taahhüdün kanuni şekil şartına uygun olmaması, taşınmazın ... ve Yüksek Öğretim Kurumları mevzuatı gereği de devrinin mümkün olmamasının da davanın dayanağını oluşturduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin, eğitim işiyle ilgilenen tarafların Kavram Eğitim Vakfının mütevelli heyetini değiştirerek devralmaktan ve devir sonrası Vakfa ait taşınmazların Vakfın bünyesinden çıkartılması ile satım, paylaşım ve devrinden ibaret olduğunu, bu ilişkiye göre davalı ...'in Kavram Eğitim Vakfının, davacının da Vakfa bağlı Kavram Meslek Yüksek Okulunun mütevelli heyet başkanı olacağını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre, davalı ... mütevelli heyet başkanı olduğunda, Kavram Eğitim Vakfına ait Çanakkale'deki taşınmazın Vakıf mülkiyetinden çıkarılacağı, yerine davalıya ait bir başka taşınmazın Vakfın mülkiyetine geçirileceği, kendi üzerine geçirdiği Çanakkale'deki söz konusu taşınmazı da bu süreçte danışmanlık da yapan müvekkili davacıya devir tarihinden bir ay sonra ödenmeye başlamak üzere toplam 20 taksitte (20x50.000,00TL) 1.000.000,00 (Birmilyon) TL bedelle satılıp ve devredileceğini, buna göre de sözlü ve yazılı protokol doğrultusunda hareket eden davalının mütevelli heyet başkanlığını yaptığı Vakfın 12.10.2015 tarihli toplantısında alınan 13 no.lu kararla söz konusu taşınmazın Vakıf mülkiyetinden çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkilinin de aradaki anlaşmaya ve ... ilişkisine dayalı olarak davalıya 20 adet boş senedi imzalayıp verdiğini; ancak alınan bu karara rağmen, ... Genel Müdürlüğü ve Yüksek Öğretim Kurumuna ilişkin mevcut kanuni düzenlemeler gerekçe gösterilerek izin çıkmadığını, mezkur taşınmazın satım ve devrinin gerçekleşmediğini, bu durumun dosyadaki belgeler ve dinlenen tanık beyanları ile ... olduğunu, iddialarının ispatlandığını ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının dava konusu senetler nedeniyle borçlu olup olmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:17