Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5111
2024/1488
26 Şubat 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/2170 Esas, 2022/577 Karar
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/1046 E., 2019/666 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.12.2007 25.07.2014 tarihleri arasında dava dışı ... Taşımacılık İnş. Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, 19.09.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediye kefil olduğunu ve aynı tarihli boş bonoyu müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sonra şirket ortaklığından ayrılarak hissesini devrettiğini, borçlu şirketçe kredinin ödendiğini, hatta kredinin son ödemesinin Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle kullanılan kredi ile kapatıldığını, KGF desteği ile alınan kredinin 12 taksitte geri ödeneceği konusunda anlaşılarak ödemelerin yapılmaya başlandığını, banka ile borçlu şirket arasında müvekkilinin kefili olduğu ve teminat bonosunun verdiği genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borç sona ermesine rağmen, teminat olarak alınan bononun iade edilmediğini, bonoda "bedeli nakden alınmıştır" kaydı bulunmasına rağmen, bononun genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak alındığını, 2011 yılında düzenlenen ve diğer unsurları boş olan bononun vadesinin 10.08.2017 olarak yazılması nedeniyle bono vasfını yitirdiğini, bedelsiz kalan senedin icra takibine konu edildiğini ileri sürerek, İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2017/20914 sayılı icra takibinin durdurulmasına, icra takibine yatırılan paranın davalı tarafa ödenmemesine, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili banka ile borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca kredi kullandırıldığını, davacının anılan sözleşmelerin kefili olduğunu, kredi borcunun eksik ödenmesi nedeniyle 11.08.2017 tarihli ihtarla hesabın kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine bankaya verilen bonoya dayalı olarak ihtiyati haciz kararı alınarak takip başlatıldığını, borcun ödendiğinin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, ortaklıktan ayrılma ile borcun sona ermediğini, bononun teminat niteliğinde olduğunun yazılı delille ispatı gerektiğini, takip konusu bononun kredi borcuna karşılık verildiğini ve teminat niteliğinde olmadığını, KGF’den kredi kullanarak bu kapsamda ödemelerin yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, KGF’nin kredi kullandıran bir kurum olmayıp, teminat yetersizliği nedeniyle kredi alamayan KOBİ’lere kefil olduğunu, KGF'den kredi kullanılarak genel kredi sözleşmesinin sonlandırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... ile dava dışı asıl borçlu ... Taşımacılık Ltd.Şti. arasında 19.09.2011 tarihinde 500.000,00 TL tutarında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı ...'nın bu sözleşmede 500.000,00 TL üzerinden müteselsil kefil olarak kefalet imzasının bulunduğu,. dava dışı şirkete 12.04.2017 tarihinde 168.000,00 TL tutarında 12 ayda aylık ödemeleri 15.295,93 TL taksitler halinde toplam 183.551,20 TL olarak geri ödenmek şartıyla KGF fonunun kefaletiyle eşit taksitli kredi kullanıldırıldığı, bu kredinin kullanılması ve geri ödeme planında davacı ...'nın imzasının bulunmadığı, ilgili kredinin 151.505,00 TL'sinin KGF tarafından ödendiği, davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonraki bir tarihte KGF kefaletiyle kullandırılan ve bu taahhütnamede imzası olmayan 168.000,00 TL krediden sorumlu tutulamayacağı gibi 2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında da bu borcun değerlendirilemeyeceği, davacının bankacılık uygulamasında alınan munzam (ek) teminat olarak alınan senetten dolayı borcunun bulunmadığı, davacının borcunun bulunmadığı yargılamayla tespit edildiğinden kötü niyet tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne davacının İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2017/20914 sayılı takip dosyasında davalıya borcunun olmadığının tespitine davacı tarafın kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvru dilekçesinde özetle, bedelsiz bononun takibe konulmasından dolayı davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğin belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
- Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; KGF mevzuatına aykırı düzenlenen ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmeden ve ek rapor alınmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, takip konusu bononun teminat bonosu olmadığını, borca karşılık alındığını, teminat senedi iddiasının yazılı delille kanıtlanmadığını, bilirkişi raporundaki, “12.04.2017 tarihinde KGF kefaleti ile kullandırılan kredinin ... bir kredi olarak değerlendirilmesi ve bu kredinin kullandırılması ve geri ödeme planında davacının imzasının bulunmadığı, ilgili kredinin KGF tarafından ödendiği, davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonraki bir tarihte KGF kefaletiyle kullandırılan krediden sorumlu tutulamayacağı“ görüşünün mevzuata aykırı olduğunu, bu kredinin ... bir kredi olmayıp 19.09.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmış kredinin yapılandırılması niteliğinde olduğunu, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği yapıldığını, Kararnamede kefillerin imzası yönünden bir zorunluluk getirilmediğini, Kararname gereği yapılan ödeme takviminde borçlu ve kefillerin sorumluluğunun artırılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı ile dava dışı şirket arasında 19.09.2011 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının 500.000,00 TL limitle kefil olduğu, genel kredi sözleşmesiyle aynı tarihte düzenlenen 10.08.2017 ödeme tarihli 250.000,00 TL bedelli bonoda davacı ve diğer kefilin aval veren sıfatıyla imzasının bulunduğu, dava konusu bono metninde ve sözleşmede bononun teminat bonosu olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı, ancak, bononun genel kredi sözleşmesiyle aynı tarihte düzenlenmiş olması nedeniyle kredi borcuna ilişkin olarak verildiği ve kredi borcunun teminatını oluşturduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafın da bononun genel kredi sözleşmesindeki kefalet borcu nedeniyle verildiğini kabul ettiği, davacının şirket ortaklığından ayrılmış olmasının başlı başına kefaleti sonlandırıcı bir işlem olmadığı, davacı, kefil olduğu kredi borcunun son taksitinin KGF kefaletiyle 2016 yılında kullanılan krediyle kapatıldığını, anılan sözleşmede kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığını, kefil olduğu genel kredi sözleşmesindeki borcun sona ermiş olması nedeniyle bononun bedelsiz kaldığını ileri sürdüğü, davalının ise genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun ödenmediğini, KGF kefaleti ile verilen kredinin ... bir kredi olmayıp, önceki kredinin yapılandırılması niteliğinde olduğunu savunduğu, KGF kefaletiyle alınan krediye belgelerine göre, şirketçe 04.04.2017 tarihinde kredi garanti fonu kefaletiyle 168.000,00 TL kredinin kullandırılmasının talep edildiği, talep yazısı ve geri ödeme planında davacının imzasının bulunmadığı, dosya kapsamındaki belgelere ve bilirkişi raporuna göre KGF kefaletiyle alınan kredinin ... bir kredi olduğu, bu durumda, davacının kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesindeki borcun sona erdiği, ... borç için kefaleti alınmadığından davacının kefil olarak sorumlu olmadığı, dava konusu bononun davacının kefil olduğu 2011 yılında kullanılan genel kredi sözleşmesinin teminatı için verildiği ve bu kapsamında kullanılan kredinin ödenmesi nedeniyle bononun bedelsiz kaldığı, 29.03.2020 tarihli 2325 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 5 ... maddesinde "Teminat sonrası takip süreçleri Kurum tarafından yapılan tazmin ödemesi dahil olmak üzere kredi alacağının tümü üzerinden kredi verenlerce yürütülür. Kurum tarafından yapılan tazmin ödemeleri, kredi verenlerce alacağın tümü üzerinden yürütülen takip işlemlerinde takibe konu alacak miktarını düşürmez" hükmü uyarınca kredi borçlusunun, KGF tarafından yapılan ödemenin takip borcundan düşülmesini isteyemeyeceği, bu nedenle KGF'nin yaptığı ödemeler dikkate alınmadan karar verilmesi gerektiği, ancak bunun uygulanabilmesi için davacının borçtan sorumlu olması gerektiği, bononun teminatını oluşturduğu genel kredi sözleşmesi borcu ödendiğinden, 168.000,00 TL'lik KGF kefaletiyle kullandırılan kredinin ... bir kredi sözleşmesi olması ve davalının 168.000,00 TL'lik kredinin önceki kredinin yapılandırılmasına ilişkin olduğuna dair sözleşme veya kanıt sunulmaması nedeniyle, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazların somut bir nedene dayanmadığı, genel olarak bononun teminat bonosu olmadığı kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği, KGF kefaleti ile kullanılan kredinin ... bir kredi olmayıp 19.09.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin yapılandırılması niteliğinde olması nedeniyle kefalet borcunun devam ettiğine, KGF kefaletiyle kullandırılan kredinin önceki kredinin yapılandırılmasına ilişkin olduğunun ileri sürüldüğü, ancak davalı tarafından, sonraki tarihli kredinin yapılandırma niteliğinde olduğuna ilişkin hiçbir kanıt sunulmadığı, kullandırılan bu krediyle önceki kredi borcunun ödenerek sonlandırılmış olmasının, yapılandırma anlamına gelmediği, takip haksız olmasına rağmen davalının kötü niyetli olmadığı, taraflar arasında genel kredi sözleşmesi ve kambiyo hukuku ilişkisi bulunması nedeniyle borcun varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek, dava dışı şirkete KGF kredisi kullandırıldıktan sonra, borçluya nakit kredi kullandırılmaksızın cari kredi hesaplarına aktarım yapıldığını, borç ödemeleri için kullandırıldığını, ... bir kredi olmadığını, ... bir kredi olduğu varsayılsa dahi 2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alınan bonodan dolayı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:45