Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5238

Karar No

2024/1452

Karar Tarihi

26 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/803 Esas, 2022/742 Karar

Avukat ...

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/162 E., 2018/1246 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; kuyumcu olan müvekkilinin 24.09.2014 tarihinde içerisinde piyasa değeri 215.000,00 TL olan 4.803.17 gr 8 ayar işlenmiş ve takı haline getirilmiş altını bulunan çantasının davalıya ait otopark içerisinde bulunan aracının arka camının kırılması sureti ile çalındığını, polise derhal bildirilmesine rağmen, suçun faillerinin ve çalınan altınların bulunamadığını, olayda tamamen kusurlu olan davalının maddi ve manevi zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davalı şirketin işlettiği otoparkta hırsızlık neticesinde çalınan 4.803 gram 8 ayar altının bedeli olarak oluşan maddi zaranın karşılığı olan 215.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle; müvekkilin uğradığı 10.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kuyumcu olan davacının içinde ne olduğu belli olmayan araç içerisinde bıraktığı siyah bir çantada yaklaşık 5 kilo altının çalındığı iddiasına dayalı olarak müvekkiline kusur izafe atfedilemeyeceğini, otopark içerisinde "Lütfen değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız." "Teslim edilmeyen değerli eşyalarınızdan müessesemiz mesul değildir." uyarılarının yer aldığını, davacının müvekkili işletmenin çalışanlarına araçta herhangi bir değerli eşya olduğu bilgisini vermeden ve olduğunu iddia ettiği altınları emanete vermeden otoparkı terk ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı otopark işletmesine bıraktığı aracın arka camının kırılarak içerisinden siyah bir çanta alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı yanca iddia edilen miktarda altına ilişkin herhangi bir kayıt veya belge bulunmadığı, kaldı ki, davacının defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda, davacı defterlerinde 01.01.2014 tarihi itibariyle 168.840,00 TL tutarında ham madde stokunun bulunduğu, 30.09.2014 günlü kayıt uyarınca 138.903,21 TL'lik ham maddenin 8 ayar altına dönüştürüldüğü, diğer bir ifade ile davacı tarafın işletmesinde 138.903,21 TL tutarında 8 ayar altının bulunduğu, hırsızlık olayının meydana geldiği 24.09.2014'ten sonra da (31.12.2014 tarihli devir kaydı itibariyle) 8 ayar altın miktarının aynı görüldüğü ve herhangi bir çıkışın yapılmadığı, buna göre de davacı stoklarında yer alan 8 ayar altın miktarında olay öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığı, davacının çalındığını iddia ettiği altın miktarına karşılık gelen maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, olay tarihinde davacının otoparka bıraktığı aracının arka camının kırılması suretiyle aracın arka koltuğunda bulunan siyah bir çantanın alınması eylemi sabit olduğundan, açıklanan olayın davacıda yaratmış olabileceği üzüntü ve sıkıntı, davacının ruh halinde olay nedeniyle oluşabilecek olan olumsuz durum gözetildiğinde davacının manevi dünyasında davalının yukarıda açıklanan kusuru ile bir zarar meydana geldiğinin kabulü hakkaniyet açısından zorunlu olduğundan; tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının uğradığı manevi zararın boyutu, davalının kusur durumu dikkate alınarak davacının manevi isteminin kısmen kabul edildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçelerinde özetle; gelir vergisi kanunu gereğince çalınan malların gider olarak çıkışının yapılamadığını, emtianın tekrar bulunma ihtimali gözönünde tutularak stokları azaltmak yerine 2015 yılında stoklar hesabında alt hesap açılarak çalınan malların takibi sureti ile muhasebe kayıtlarına geçirildiğini, 2015 yevmiye defterine bu şekilde geçirilerek, açıklamasına çalınan mallar şeklinde bir not düşülerek miktarın 215.000,00 TL olarak yazıldığını, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunun buna ilişkin bir tespitinin veya değerlendirmesinin olmadığını, diğer taraftan, yine anılan raporda hırsızlık olayının meydana gelişinde davalı şirkete %20 kusur atfedilerek bu orana karşılık gelen bir zararın tazmini doğrultusunda değerlendirme yapılmış olmasının da kabul edilmediğini, zira müvekkilinin işin icabı gereği altın taşıdıklarını güvenlik tedbirleri nedeniyle kimseye söylemediğini, anahtarları müvekkilde olmayan bir kasaya altınların bırakılmasının da güvenli bir hareket olmayacağını, manevi tazminata hükmedilen tutarın da çok düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçelerinde özetle; koşulları oluşmadığı halde manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili lehine tamamen reddedilen maddi tazminat açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince maddi ve manevi tazminat yönünden verilen kararda isabetsizlik bulunmamakla birlikte davacının maddi tazminat talebi reddedildiği halde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebep ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, saklama sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.11.2021 tarih ve 2018/11 953 2021/1410 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 579 uncu maddesinde kusursuz nitelikte bir sözleşmesel sorumluluk hâli düzenlenmiştir. Bu kapsamda sorumluluğun doğabilmesi için bu yerleri işletene sözleşme kapsamında taşınırın/aracın garaj, otopark ve benzeri yerlere bırakılmış olması, bunların veya eklentilerinin kaybedilmesi, zarara uğraması yahut çalınması gerekmekle bu yerleri işletenin veya personelinin kusuru, sorumluluğun mevcudiyeti için aranan bir koşul değildir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca da otopark, garaj yahut benzeri yerleri işleten, böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanun’da gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse dahi sorumluluktan kurtulamaz. İşletenler, ancak zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmekle sorumluktan kurtulabilirler. Otopark, garaj yahut benzeri yerleri işletenlerin sorumluluklarının sınırı ve bu sınırın uygulama alanı 6098 sayılı Kanun'un 579 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler" hükmü yer almaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından aracın, muhafaza edilmek sureti ile otoparka teslim edildiği ve davalıya ait park yerinde muhafazası sırasında camının kırılarak içerisindeki siyah çantanın alındığı, Mahkemece bu durum benimsenerek manevi tazminata hükmedildiği halde maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de yukarıda da açıklandığı üzere davalının kusursuz nitelikteki sözleşmesel sorumluluğu gereğince olayın oluş şekli, zarar görenin kusur oranı, kuyumcu olan davacının sosyal ve ekonomik durumu ile 6098 sayılı Kanun'un 579 uncu maddesinin ikinci fıkrası birlikte değerlendirilerek, hakkaniyete uygun şekilde maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizincelenenvı.kararıkararınmahkemesireddinederecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim