Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4774

Karar No

2024/1385

Karar Tarihi

22 Şubat 2024

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2021/376 Esas, 2023/415 Karar

Avukat ... ...

  1. Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Tuğlası Makina Madencilik Enerji Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili

Avukat ...

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ... ile davalı Zonguldak Yatırım vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 13.05.1997 tarihinde Filyos Ateş Tuğlası A.Ş'ne ait hisselerin satışı konusunda sözleşme imzalandığını, satış miktarının 18.150.000 USD olarak belirlendiğini, bunun ¼ kısmının sözleşme tarihinde peşin olarak ödendiğini, bakiye 13.612.500 USD miktarın ise 4 eşit taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını, taksitin zamanında ödenmemesi üzerine 21.09.2000 tarihinde ek sözleşme imzalandığını, borcun yeniden vadelendirildiğini, davalı şirketten bankaya ait teminat mektuplarının alındığını, 05.11.2001 tarihinde ödenmesi gereken 1.100.000 USD miktarın davalı şirketçe ödenmediğini, 07.11.2001 tarihinde davalı bankadan teminat mektuplarını nakte çevirmesinin istendiğini, ancak bankanın ödeme yapmadığını, davalı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, gerek sözleşme gerekse teminat mektubunda %1,5 oranında cezai şartın kararlaştırıldığını, yine ödemelerin libör faizi ile birlikte yapılacağını ileri sürerek, 15.190.494 USD ana para alacağının 05.11.2001 tarihinden dava tarihine kadar libor oranında işlemiş faizi olan 994.371 USD ve 07.11.2001 tarihinden dava tarihine kadar aylık %1,5 cezai şart tutarı 8.886.439 USD ile birlikte toplam 25.071.305 USD miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Tuğlası Makine Mad. Enerji A.Ş. vekili, 21.09.2000 tarihli ek sözleşme uyarınca 1.000.000 USD ödendiğini, davacının diğer taksitin ödenmemesi üzerine alacağı muaccel hale getirmesi işleminin Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından durdurulduğunu, teminat mektubunun nakte çevrilmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bankanın teminat mektubu bedellerini ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının 07.11.2001 tarihinde teminat mektuplarının nakte çevrilmesini istediğini, 08.11.2001 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun teminat mektubunun paraya çevrilmemesine karar verdiğini, bankanın temerrüde düşmediğini, 26.01.2005 tarihinde 16.133.753 USD davacıya ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar

Mahkemece bankanın 10.01.2005 tarihinde temerrüde düştüğü, cezai şart tutarının 255.220,54 USD, libor oranından işlemiş faiz tutarının 2.264.088,27 USD, davalı şirketin ihtiyati tedbir talebi nedeniyle davacıya teminat mektubu bedellerinin geç ödenmesinden kaynaklanan zararın 1.628.658 USD olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketten 1.628.658 USD, davalı bankadan 2.519.308,81 USD miktarın tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. (Birinci) Bozma Kararı

Dairemizin 17.01.2014 tarih, 2012/7996 E. ve 2014/1037 K. sayılı kararıyla Mahkemece uyuşmazlığın hisse satışı ve teminat mektubundan kaynaklanması nedeniyle, aralarında bankacı ve teminat mektubu uygulaması yönünden uzmanlığı bulunan bilirkişi heyetinden tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılar şekilde rapor alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazları incelenmemiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 02.06.2016 tarih, 2014/688 E. ve 2016/297 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 28.261,48 ABD dolar davacı alacağının, 2.043,22 ABD dolarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan miktar olan 26.218,26 ABD dolar davacı alacağının ise davalı Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Tuğlası Mak. Mad. Enerji ve San. Tic. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, hükmolunan miktarlara 26/01/2005 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının ABD Dolarına açtığı 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranın uygulanmasına karar verilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı

Dairemizin 20.06.2019 tarih, 2017/5023 E. ve 2019/4708 K. sayılı kararıyla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalıların sorumlu olacakları faiz miktarına yönelik tespitte, LIBOR oranının esas alınması gerektiği, LIBOR oranlarının BBA ve ICE web sitelerinde yayınlandığı, somut olayda sözleşmelerde ve teminat mektuplarında LIBOR faiz oranlarına atıfta bulunulduğu halde söz konusu sitelerde belirtilen oranlar ile uyumlu olmayan oranların da taraflarca (davacı ve davalı banka) kullanıldığı ve BBA web sitesinden alınan dönem başları itibariyle LIBOR oranlarından hangisi daha az ise o oranın uygulanması gerektiği, taraflarca uygulanan oranlarda hiçbir istikrar olmadığı gibi hangi kaynaktan alındığının da belirtilmediği, Libor oranlarının tek kaynağının BBA sitesi olduğu, bu hususta başka bir kaynak bulunmadığı belirtilerek buna göre hesaplama yapıldığı, ancak, davacı tarafça taraflar arasındaki 13.05.1997 tarihli hisse satışına ilişkin sözleşmede, fazi hesaplamalarında uygulanacak faiz oranının (LIBOR), ''ödeme tarihindeki Reuters LIBO sayfasında 14:30 Türkiye saati itibariyle 12 aylık (1 yıllık) dönem için bankaların faiz oranlarının ortalaması ile bulunacak faiz oranı'' olarak tanımlandığı, yine hesaplamanın ana para x faiz(LIBOR) x gün sayısı x36500 formülüne göre hesaplama yapılmasının uygun olmadığı, sözleşmede bir yıllık sürenin 360 gün olarak alınması gerektiğinden bahisle rapora itiraz edildiği, yine anılan bilirkişi raporunda davacının cezai şart talebi yönünden, davacının alacağını teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle davalı banka temerrüde düşmeden elde ettiği, ayrıca davacının davalı şirket ile muhtelif taksitlendirme görüşmeleri yaptığı, 13.07.1997 tarihli sözleşmeden sonra farklı vade ve taksit tutarlarını ihtiva eden ek sözleşmeler alması ve bir kısım kararlarında firmadan teminat mektubu alınması karşılığında borcun yeniden vadeye bağlandığını belirtmesi, yeniden alınan ek sözleşmelerde belirlenen hesap tablolarına cezai şartın eklenmemesi, etkili bir takip yapmamasının davalı şirketten cezai şart almak istemediği anlamına geleceğine ilişkin tespitte bulunulmadığı, bu tespitlere davacı tarafından, 10.01.2005 tarihinden önceki tazmin taleplerinin geri alınmış olması nedeniyle 10.01.2005 tarihine kadarki süre için davalı banka açısından cezai şart koşulunun oluşmadığı kabul edilse bile, 10.01.2005 tarihli tazmin talebinin geri alınması gibi bir durum söz konusu olmadığından ve ödeme talep tarihinden 16 gün sonra 26.01.2005 tarihinde yapıldığından davalı bnakanın tazmin talep tarihinden ödeme tarihine kadarki süreye ilişkin cezai şart sorumluluğunun bulunduğu ve buna göre hesaplama yapılması gerektiği, davalı şirket yönünden ise 07.10.2003 tarihine kadarki süre için davalı şirketten cezai şart istenemeyeceği düşünülse bile, teminat mektuplarının 07.10.2003 tarihi itibariyle paraya çevrilememesine sebebiyet veren davalı şirketin, 07.10.2003 tarihi ile tazmin talep tarihi 10.01.2005 arasındaki süreye ilişkin cezai şart miktarını ödemekle yükümlü olduğu belirtilerek itiraz edildiği ve mahkemeden ek rapor alınması talebinde bulunulduğu, mahkemece bu talep reddedildiği, karar yerinde de davacı yanın rapora ilişkin itirazlarına yönelik bir değerlendirmede bulunulmadığı, bu durumda, mahkemece uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden davacının ciddi itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 04.04.1997 tarih ve 97/10 sayılı kararına istinaden, Filyos Ateş Tuğlası San. Tic. A.Ş.'nin sermayesinde bulunan % 100 oranındaki kamu hissesinin devrine ilişkin olarak, ... ile davalı Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Tuğlası Makine Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. arasında 13.05.1997 tarihinde "Hisse Satış Sözleşmesi" imzalandığı, anılan Sözleşmede; devir bedelinin toplam 18.150.000 USD olarak belirlendiği, bu tutarın 4.537.500 USD'lik kısmının peşin olarak, kalan 13.612.500 USD'nin ise ilk taksit 13.05.1998 ve son taksit 13.05.2001 olmak üzere 4 taksitte, işleyecek LİBOR faizi ile ödenmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmede, uygulanacak LİBOR faizi; "Ödeme tarihindeki Reuters LIBO sayfasında 14:30 Türkiye saati itibariyle 12 aylık(bir yıllık) dönem için Bankaların ilan ettikleri faiz oranlarının ortalaması ile bulunacak faiz oranı" olarak tanımlandığı, Sözleşmenin 2. maddesinin son paragrafındaki; "ALICI’nın vadesinden önce ödeme opsiyonu vardır. Bu durumda faiz, kıst el yevm uygulanarak hesap edilir Kıst el yevm hesabında bir yıllık süre 360 gün olarak baz alınır." ifadesi dikkate alındığında bölen rakamının "36000" olarak uygulanması gerektiği, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca; ilk taksitin vadesinde ödenmemesi halinde hiç bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın alacağın tamamı muacceliyet kesbedecek ve toplam alacağın faizi ile birlikte tahsili için 3. madde gereğince alınan teminat mektubunun tamamı İdare tarafından paraya çevrilebileceği, diğer taksitlerin ödenmemesi halinde de aynı uygulama yapılabileceği, sözleşmenin 5. maddesinde cezai şarta ilişkin düzenleme yer almakta olup, buna göre; Alıcı tarafından İdare'ye verilen teminat mektubu/mektuplarının İdare'ce paraya çevrilmesinin istenmesine rağmen, herhangi bir nedenle teminat mektubu/mektuplarının paraya çevrilememesi halinde, teminat mektuplarının paraya çevrilecek miktarına, uygulanacak faiz miktarları dahil teminat mektupları meblağı tahsil edilinceye kadar geçecek süre için Alıcı, ayrıca USD bazında aylık % 1,5 (birbuçuk) oranında cezai şart ödeyeceği hususlarının kararlaştırıldığı,13.05.1997 tarihli Sözleşme uyarınca 13.05.1998 tarihinde ödenmesi gereken ilk taksitin ödenmediği, bu nedenle alacağın, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun kararına istinaden farklı tarihlerde yeniden vadelendirme işlemine tabi tutulduğu, bu amaçla davacı İdare ile davalı Şirket arasında 21.05.1999 tarihinde 2. Ek Sözleşmenin, 21.09.2000 tarihinde ise 3. Ek Sözleşmenin düzenlendiği, anılan Ek Sözleşmelerde, 13.05.1997 tarihli Asıl Sözleşme ile hüküm altına alınan faiz oranı ile cezai şart hükümlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 14.07.2000 tarih ve 2000/57 sayılı kararının 2. maddesine istinaden 13.05.1997 tarihli Sözleşmeye ek olarak düzenlenen 21.09.2000 tarihli 3. Ek Sözleşmenin 1. maddesinde; davalı Şirket'in 13.612.500 USD tutarındaki anapara borcuna, bu borç için 13.05.1998 15.07.2000 tarihleri arasındaki sürede yıllık LİBOR oranından tahakkuk eden 2.138.115 USD faiz ilavesiyle bulunan 15.750.615 USD borç tutarının tamamı, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 14.07.2000 tarih ve 2000/57 sayılı kararına istinaden anapara borcuna dönüştürüldüğü ve yeniden vadelendirildiği, 21.09.2000 tarihli üçüncü ek sözleşmede belirtilen taksitlerden, Sözleşmenin imza tarihinden önce 15.07.2000 tarihinde ödenmesi gereken 1.000.000 USD ödendiği, ilk taksit vadesinin 05.11.2001 olduğu, 05.11.2001 tarihinde ödenmesi gereken 1.100.000 ABD Doları tutarındaki birinci taksit bedelinin ve diğer taksitlerin alıcı şirket tarafından ödenmediği, davalı Bankanın sorumluluğunun, davacı Başbakanlık ...'na hitaben ve Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Tuğlası Makine Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. lehine düzenlenen 17.08.2000 tarihli ve 875TY00002 no.lu 7.375.307 USD'lik ve 17.08.2000 tarihli ve 200933 no.lu 7.375.308 USD'lik teminat mektuplarından kaynaklandığı, söz konusu teminat mektuplarında, taahhüt edilen anapara borcunun 7.375.307+7.375.308 = 14.750.615 USD olduğu, Alıcı'nın taksit tutarlarından herhangi birini ve hesaplanacak faizlerini vadelerinde ödemediğini bildiren ilk yazılı talebi üzerine, protesto keşidesine, hüküm ve adı geçen Alıcı'nın iznini almaya gerek olmaksızın, mektup metinlerinde yer alan ödeme tablosunda belirtilen tutar ve vadelerde ve belirtilen faiz dönemleri başlangıç tarihlerindeki cari yıllık LİBOR oranından tahakkuk edecek faizler ve talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek süre için mektup tutarına USD bazında aylık %1,5 oranında hesaplanacak cezai şart ile birlikte İdareye ödenmesi taahhüt edildiği, davalı Bankanın temerrüdünün 10.01.2005 tarihi itibariyle gerçekleştiği, davacı İdare ile davalı Bankanın hesaplamalarda uyguladığı LİBOR faizi oranlarının uyumlu olduğu, hesaplamalarda dikkate alınması gerektiği, davacı İdarece çeşitli tarihlerde davalı Banka'dan mektupların nakde çevrilmesi istenilmiş ise de; ÖİB tarafından, Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Tuğlası Makina Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş.'ne, Şirket'in 02.01.2002, 31.08.2002, 09.05.2003 ve 02.06.2003 tarihli yazıları ilgi gösterilerek yazılan 26.09.2003 tarihli ve 8688 sayılı yazıda yer alan; "Bilindiği üzere, FİLYOS Ateş Tuğlası Sanayi ve Ticaret A.Ş. ’de bulunan kamu payının şirketinize satış bedelinden bakiye alacağın teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle tahsiline ilişkin olarak İdaremizce tesis edilen işlemler, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 16.04.2003 tarih ve 2003/13 sayılı kararı ile durdurulmuş ve bu kararda, alacakların tahsili konusunda 09.08.2002 tarih ve 2002/45 sayılı karar hükümleri uyarınca işlem yapılması hükme bağlanmıştır." şeklindeki ifadeden de görüleceği üzere, bu işlemler Özelleştirme Yüksek Kurulunca durdurulduğu, ayrıca Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce teminat mektuplarının nakde dönüştürülmemesine ilişkin olarak 25.03.2003 tarihli ve 2003/16 Değişik iş sayılı ihtiyati tedbir kararı verildiği, ÖİB tarafından, Garanti Bankası A.Ş.'ye yazılan 07.01.2005 tarihli 327 ve 328 sayılı yazılar dikkate alındığında, bu yazıların yazıldığı tarih ve sonrasında mektupların nakde dönüştürülmesini engelleyen idari bir işlem veya mahkeme kararı olmadığından, davalı Bankanın temerrüdünün, bu yazıların tebliğ edildiği 10.01.2005 tarihinde oluştuğu 05.11.2001 tarihinden dava tarihi olan 26.01.2005 tarihine kadar LİBOR faizi oranı işletilmek suretiyle yapılan faiz hesaplaması ile ayrıca temerrüt tarihi olan 10.01.2005 tarihinden, dava tarihi olan 26.01.2005 tarihine kadar yapılan cezai şart hesaplaması sonucu dava tarihi olan 26.01.2005 itibariyle davacı İdare'nin toplam alacağının 16.413.388,91USD olduğu, davanın 26.01.2005 tarihinde saat 14:20'de açıldığı, davalı Bankanın borca karşılık aynı tarihte, saat 15:35'de 16.133.752,81 USD yatırdığı, dolayısıyla davacı İdare'nin 16.413.388,91 16.133.752,81 = 279.636,10 USD davalı bankadan bakiye alacağı, davalı Zonguldak Yatırım A.Ş. sorumluluğunun, davacı İdare ile imzalamış olduğu Asıl Sözleşme ile Ek Sözleşmelerden kaynaklandığı, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun, 14.07.2000 tarihli ve 2000/57 sayılı kararın 1. maddesinde, Zonguldak Yatırım.. .A.Ş.'nin borcunun vadelendirilmesine ilişkin şartlara yer verilmiş ve 13.612.500 USD tutarındaki bakiye anapara borcuna, bu borç için 13.05.1998 15.07.2000 tarihleri arasındaki sürede yıllık LİBOR oranından tahakkuk eden faiz ilavesiyle bulunacak tutarın tamamının anaparaya dönüştürülmesine ve bu tutarın ilk taksit 15.07.2000'den başlamak ve son taksit 05.11.2010 olmak üzere ödenmesine karar verilmiş, 4. maddesinde ise, alıcının, ÖİB tarafından verilen süre içerisinde kararda belirtilen yeni ödeme planı üzerinden ek sözleşme imzalamaması halinde, 05.11.2001 tarihi itibariyle bakiye 15.190.494 USD tutarındaki alacağın tamamının, faizi ve cezai şartı ile birlikte tahsili için idare uhdesinde bulunan banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesine deniliğinden, belirtilen Kararın 4. maddesi dikkate alındığında, 15.190.494 USD tutarındaki yeniden vadelendirilen borcun ödenmemesi durumunda, cezai şart ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 14.07.2000 tarih ve 2000/57 sayılı kararının 2. maddesine istinaden 13.05.1997 tarihli Sözleşmeye ek olarak düzenlenen 21.09.2000 tarihli 3. Ek Sözleşmenin 3. maddesindeki; "İşbu üçüncü ek sözleşme, ALICI’nın İDARE’ye olan borcunun yeniden vadelendirilmesine ilişkin hükümleri kapsamakta olup, 13.05.1997 tarihli hisse satış sözleşmesinde yer alan diğer hükümler geçerliliğini korumaktadır..." hüküm dikkate alındığında, Asıl Sözleşmede yer alan cezai şartın devam ettiği, 3. Ek Sözleşmeye göre ilk taksit vadesi 05.11.2001 olduğu,05.11.2001 tarihinde ödenmesi gereken 1.100.000 ABD Doları tutarındaki birinci taksit bedelinin alıcı şirket tarafından ödenmediği, cezai şartın ve LİBOR oranı üzerinden işletilecek faizin başlangıcına esas tarihin 05.11.2001 olduğu, davacı İdarenin dava tarihi itibariyle toplam alacağının 15.190.494 USD Anapara, 995.042USD işlemiş faizi, 8.886.439 USD Cezai Şart olmak üzere 25.071.975 USD olduğu, davalı bankaca yapılan ödemenin öncelikle faiz ve cezai şarta mahsubu sonrasında ise kalan davacı İdare alacağının 25.071.975 16.133.752,81 = 8.938.222,19 USD olduğu, dava açıldıktan sonra davanın açıldığı gün davalı banka tarafından ödenen 16.133.752,81USD alacak yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın kabulüne, 8.937.522,19 USD'nin, 279.636,10 USD'lik kısmının davalılar Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Truvası Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. ve davalı ... A.Ş.den müştereken ve müteselsilen, kalan 8.657.886,09 USD lik kısmının davalı Zonguldak Yatırım Filyos Ateş Truvası Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş.'den dava tarihinden itibaren işleyecek libor faiziyle birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine, dava açıldıktan sonra bankaca yapılan ödeme nedeniyle 16.133.752,81 USD talep yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili lehine takdir edilen vekâlet ücreti tayininde hangi tarihli kurun esas alındığının belli olmadığını, karar tarihindeki kurun esas alınması gerektiğini belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir.

  2. Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; ana paraya işleyen libor faizi ve cezai şarttan fazla ödeme yaptığını, 05.11.2001 tarihinin temerrüt tarihi olamayacağını, davacının talebini geri çektiğini, cezai şart koşullarının oluşmadığını, 16 gün için 1 aylık fahiş cezai şart uygulamasının hatalı olduğunu, davacının süreç içerisinde 4 kez talebini geri çektiğini, yeniden geri çekilebileceği düşüncesi ile hareket edilmiş olmasının hayatın olağan akışı içerisinde olduğunu, ödeme ile borcun sona erdiğini, ana paradan ... sorumluluğun teminat mektubu tutarı ile sınırlı olduğunu, diğer davalı için geçerli ana para tutarı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 16 milyon doların temininin vakit alacağının da değerlendirilmesi gerektiğini, raporlar arasında çelişki olduğunu, dava konusuz kaldığı için müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını, ödemenin 15 dk sonra yapıldığı nazara alındığında müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, dava tarihindeki kurun esas alınması ve yarı oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

  3. Diğer davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, önceki bilirkişi raporları ile uzman görüşünün neden esas alınmadığının açıklanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile cezai şarttan indirim talepleri bulunmasına rağmen bunun değerlendirilmediğini, defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, davalıların hangi gerekçe ile sorumlu tutulduklarının belirsiz olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davacının nakde çevirme talebini geri çektiğini, talebini geri çektiğine göre cezai şart ve libor faizi isteyip isteyemeyeceğinin asıl uyuşmazlık olduğunu, uyuşmazlığın borçlar hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini, bu konuda üniversitelerden uzman bilirkişi tayini gerekirken iki kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, bozma ilamında banka teminat mektupları konusunda uzman bilirkişiye işaret edilmiş olmasına rağmen bu gerekliliğin yerine getirilmediğini, raporların çelişkili olduğunu, bozma hilafına hesaplama yapıldığını, uzman bilirkişinin Mahkemece dinlenebileceğini ancak dinlenmediğini, bilirkişinin Özelleştirme İdaresinin durdurma ve tazminat talebini geri çekme yazılarını dikkate almadığını, durdurmadan sonra ilk talep üzerine ödeme yapıldığını, 16.12.03.2003 tarihli yazı ekinde yer alan hesap tablosunda borç olara cezai şarta yer verilmediğini, davalı bankaya 2001 yılında gönderilen tazmin yazısının geçerliliğini yitirdiğini, 26.03.2003 tarihli nakde çevirme talebinden mahkemenin tedbir kararından sonra vazgeçildiğini, tazminin 10.01.2005' te talep edildiğini, dolayısıyla bu aralıkta faiz ve cezai şart istenemeyeceğini, cezai şart istenmesinin koşullarının oluşmadığını, paranın dava açıldığı gün ödendiğini, yargılama giderlerine ilişkin hükmün hatalı olduğunu, vekâlet ücretinin ancak maktu olabileceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket hisse devrinden ve teminat mektubunun nakte çevrilmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  1. İlgili Hukuk

1.818 sayılı Borçlar Kanunu ( 818 sayılı Kanun) 20, 161 nci maddesi.

2.6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ( 6762 sayılı Kanun) 24 ncü maddesi.

  1. Değerlendirme

  2. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı şirket ve davalı banka vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

  3. Cezaî şartla ilgili 818 sayılı Kanun'un 161 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü, (Akitler cezanın miktarını tayinde serbesttirler) prensibini kabul ettikten sonra, üçüncü fıkrası hükmü ile, hâkimi, fahiş gördüğü cezayı tenkis etmekle yükümlü tutmuştur. Hâlbuki, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olay bakımından uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi hükmü, tacir sıfatını haiz olan tarafların (cezaî şart) miktarını serbestçe tayin edebilecekleri ilkesini kabul ettikten sonra, bu tayin edilen cezanın indirilmesini yani tenkisini talep edemeyeceklerini benimsemiş bulunmaktadır.

  4. Ticaret hukukumuzda cezaî şart, miktarı yönünden sadece, 818 sayılı Kanun'un 20 nci maddesindeki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. Mülga 6762 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir, ancak bahsi geçen madde ile tacir olan şahsa ve onun âkidine tanınmış olan sözleşme serbestisi ilkesi, bütün sözleşmeler için sınırlayıcı bir hüküm mahiyetinde olan 818 sayılı Kanun'un butlan düzenlemesini içeren 20 nci maddesi hükmü ile sınırlandırılmıştır.

  5. Taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şartı ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, kısmen veya tamamen iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan cezaî şartın butlanı, hukukun genel bir ilkesidir. Mülga 6762 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi hükmünün, bu genel müeyyidenin dışında kalacağını düşünmek mümkün değildir. Bir borçlunun, iktisadi ve ticari faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırıdır.

  6. Bu durumda Mahkemece taraflarca kararlaştırılan cezai şartın davalı şirket yönünden yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ele alınması ve cezai şartta tenkis şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta hiçbir inceleme yapılmaksızın hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.

  7. Yine davalılar yönünden, daha önce muhtelif tarihlerde iletilen tazmin taleplerinin Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları gereği geri çekildiği ve bu durumun davalı banka nezdinde bir belirsizlik yarattığı kabul edilerek, davacı tarafından davalı bankaya gönderilen 07.01.2005 tarihli talep yazısının tebliğ tarihi olan 10.01.2005 tarihi esas alınarak bir hesaplama yapılması gerekirken aksi değerlendirme ile hesaplama yapılması doğru olmamıştır.

  8. Bu itibarla Mahkemece Dairemizin 20.06.2019 tarihli bozma ilamında ve yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde son bilirkişi heyetinden ek rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı şirket ve davalı banka vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

  1. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı şirket ve davalı banka vekilinin vekâlet ücretine yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde davalılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevaptemyizyargılamamahkemev.reddinebozulmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim