Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6836

Karar No

2024/1321

Karar Tarihi

21 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/759 Esas, 2022/416 Karar

vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Davanın kısman kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/254 E., 2020/13 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı Piyapı Proje Tasarım İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan ve davalının kefil olduğu 18.08.2014 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi bedelinin ihtara rağmen ödenmemesi üzerine başlatılan takibe kefil davalının itirazının haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının takibe konu miktar kadar borca imza atmadığını, kefalet limitinin davacı banka tarafından davalı bilgisi dışında değiştirildiğinin düşünüldüğünü, davalı dışında da kefiller için takip başlatılmasına rağmen takiplerin ilişkilendirilmediğini, takip konusu alacağın rehin ve ipotekle teminat altına alındığını, öncelikle ipotek ve rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması gerektiğini, belgelenmesi durumunda rehin açığı ve genel takip yoluna gidilebileceğini, aynı genel kredi sözleşmesi için Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2017/191 E. sayılı takip dosyasında başlatılan takibin satış aşamasına geldiğini, diğer borçlulardan tahsil edilecek bedellerin müvekkilinden istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın şubesi ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan 18.08.2014 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesini davalının kefil olarak imzaladığı, kefaletin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 581 ve devamı maddelerine göre geçerli olduğu, davalının kefil olarak imzaladığı sözleşmeden sonra 01.04.2015 tarihinde dava dışı şirket ile banka arasında ... bir kredi sözleşmesi imzalandığı, bu kredi sözleşmesini davalının kefil olarak imzalamadığı, emsal Yargıtay uygulamalarına göre de davalının imzaladığı sözleşme kapsamındaki borcun ödenerek sona ermesinden sonra ... kefille başka bir sözleşme yapılarak kredi kullandırılması halinde artık eski kefilin kefaletinin sona ereceği, davalının sorumluluğunun 18.08.2014 tarihi ile 01.04.2015 tarihleri arasında kullanılan kredilerle ilgili olabileceği, bu ilkeler, sözleşme ve genelgeye göre belirlenen akdi ve temerrüt faizinin uygulanması sonucunda da davalı kefilin takip tarihi itibariyle sorumluluğunun belirlendiği, her ne kadar davacı tarafından kefilin sorumluluğuna ilişkin hükümler gereğince kefilin tüm borçtan sorumlu olduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de; bu itirazın belirtilen sebeplerle yerinde olmadığı, alacağın da likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 705.116,05 TL asıl alacak, 184.317,05 TL işlemiş faiz, 9.215,83 TL BSMV olmak üzere 898.648,93 TL'ye yapmış olduğu itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, %20 inkâr tazminatı olarak hesaplanan 141.023,21 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ... ve ek raporlarına yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, 18.08.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefalet hükümlerinde kefilin mevcut ve ileride doğabilecek bütün borçlarına karşılık bankanın merkez ve tüm şubelerinde tüm hak ve alacakları üzerinden rehin hapis, takas ve mahsup hakkı olduğu hususunda mutabık kaldıklarını, bu nedenle davalının sonraki tarihli kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçlardan da sorumlu olduğunu, ayrıca borçlu ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde temerrüt faizi uygulanacağının bildirildiğini, bankaca uygulanan akdi faiz oranının % 26, temerrüt faiz oranını ise % 39 olduğunu, yine bilirkişi raporunun sonuç kısmında yapılan hesaplamada, bankaca uygulanmasında şirket risklerinin takip hesaplarına aktarıldığı 12.07.2016 tarihinden icra takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanmasına rağmen, raporda temerrüt faizinin farklı hesaplanmış olması sebebiyle bankanın akdi faiz alacağı ve ferilerinin de eksik hesaplandığını, taraflarınca yapılan itirazların değerlendirilmemesi sebebiyle Mahkemece reddedilen kısmın hatalı hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu şirket arasında imzalanan 2 adet genel kredi sözleşmesi olduğunu, 18.08.2014 tarihli birinci genel kredi sözleşmesine müvekkilinin müteselsil borçlu kefil olarak imza attığını, diğer genel kredi sözleşmesinin ise 01.04.2015 tarihli olduğunu, bu sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığı gibi bu sözleşme ile önceki kredinin yapılandırılmış olduğunun protokole yazılı olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi kredi sözleşmelerinde kefaletin doğmuş ve doğacak borçlar için geçerli olduğu ve kredi sözleşmelerinin süresiz olduğu kabul ediliyorsa da kredi sözleşmesinin asıl borçlusuyla ... bir sözleşme yapılarak ... bir kredinin kullandırılması durumunda bu ... sözleşme yapılarak ... bir kredinin kullandırılması durumunda bu ... sözleşmede kefaleti bulunmayan, sadece eski sözleşmeyle bağlı olan, kefillerin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkilinin sorumluluğunun kredi sözleşmelerinin tarihlerine göre dönemlere bölünmüşcesine belirlendiğini, buna bağlı olarak da davalı müvekkilinin imzaladığı 18.08.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden başlayarak 01.04.2015 tarihli sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen süreye göre sorumluluk tayin edildiğini, ancak hukuken bir .../ tüzel kişinin sözleşmesel sorumluluğunun bankacılık alanından farklı olarak kişinin imzaladığı bir akitten başlayarak imzasının olmadığı akdedilecek başka bir sözleşmenin tarihine göre belirlenmesinin mümkün olmayacağını, bu biçimde tarihi aralıklara göre sorumluluğun belirlenmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, temerrüt tarihinin hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edilememesi dolayısıyla icra takibinin başlangıç tarihine göre belirlendiğini, ancak Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere hukuka aykırı olan bu takibe göre temerrüt tarihinin belirlenmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle hukuka uygun bir biçimde temerrüde düşürülmeyen kefil müvekkiline temerrüt faizi sorumluluğunun yüklenilmesinin hukuka uygun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesine göre yenilemenin borcu sona erdiren nedenlerden biri olduğunu, asıl borçlu Piyapı Ltd. Şti. ile alacaklı banka arasında müvekkilinin tarafı olmadığı ve önceki kredilerden ... borçları ... şartlarla yapılandıran yenileme sözleşmesi yapıldığından önceki borcun sona erdirerek ... bir borç doğduğunu, 18.04.2014 tarihli kredi sözleşmesinin borcu ödenerek sözleşme kapsamında borçlar ifa edildiği için ödeme ile sona ... borçtan müvekkilinin sorumlu tutulma imkânının da kalmadığını, kabul anlamına gelmemekle her ne kadar İlk Derece Mahkemesince alacağın likit olduğu bu sebeple kabul edilen dava kısmı için müvekkili aleyhine inkâr tazminatına hükmedilmiş ise de, davanın kısmen kabul ile sonuçlanmış olduğu dikkat alındığında asıl alacağın yargılama neticesinde çıkmış olması nedeni ile müvekkili itirazının haklı olduğu, bu sebeple aleyhine inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen 18.08.2014 tarihli 1.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet limitinin 2.500.000 TL olduğu, yine davacı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında 01.04.2015 tarihli 1.750.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının bu sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı, ayrıca asıl borçlu ve dava dışı diğer kefil Yasin Kelif'in banka ile düzenlenen protokol ve yeniden yapılandırma başlıklı matbu formu imzaladıkları, bu belgelerde davalının herhangi bir sıfatla imzasının yer almadığı, davalının 18.08.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte asıl borçlu şirketin ortağı olup, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesindeki diğer koşulları da taşıdığından geçerli olduğu, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine davacı bankaca hesabın 23.09.2016 tarihinde kat edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesindeki adresine gönderildiği, böylelikle davalı kefil yönünden borcun muaccel olduğu, ancak ihtarname davalı kefile tebliğ edilemediğinden davalı yönünden temerrüdün takip tarihi olan 05.01.2017 tarihinde gerçekleştiği, davacı tarafından davalı hakkında takip yapılmasında bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte davalının sorumlu olduğu borç miktarının tespitinin gerektiği, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen ve Mahkemece de hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının kefaletinin bulunduğu 18.08.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında açılan 4000356978 no'lu rotatif kredinin 22.01.2015 tarihindeki son kullandırım ile bakiyesinin 745.166,05 TL olduğu, yapılan kısmi ödeme ile 01.03.2016 tarihi itibariyle bakiye 721.131,12 TL borcun bulunduğunun tespit edildiği, asıl borçlu şirket temsilcisinin isteği üzerine asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında 17.02.2016 başvuru tarihi itibariyle, 18.08.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden başka kredi sözleşmesi ilişkisinin bulunduğuna dair iddia ve delil ileri sürülmediğinden ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede başka bir kredi ilişkisinin varlığı tespit edilemediği gibi yapılandırma kredisinin şirket temsilcisinin başvuru dilekçesindeki talep ile örtüşür şekilde aylık %1,29 faiz oranı ve 58 ay vadeli olarak kullandırıldığının anlaşıldığı, yapılandırma kredisinin 18.08.2014 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların tasfiyesi amacına yönelik olduğunun kabulünün gerektiği, davalı kefilin sorumlu olduğu borcun bu şekilde banka kayıtlarına göre kapatılarak sona erdiği, açılan ... kredi ilişkisi ile de davalı kefilin sözleşmesel bir ilişkisi bulunmadığı, yapılandırma kredi miktarından ödenen 16.026,53 TL kredi kartı borcundan da sorumlu olmadığı, aynı nedenle yapılandırma kredisinin kullanımı nedeniyle tahakkuk eden ve kredi miktarı içinden tahsil edildiği anlaşılan 4.515,87 TL miktarındaki istihbarat ve operasyon masrafı nedeniyle de sorumlu tutulamayacağı, zira davalının yapılandırmaya ilişkin protokolde herhangi bir sıfatla imzasının yer almadığı, yapılandırma protokolü ile kullandırılan kredinin önceki tüm borçların tasfiyesi amacıyla kullandırıldığı, 18.08.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı kefilin dava dışı asıl borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçlarından sorumlu olduğuna ilişkin düzenlemenin söz konusu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilere yönelik olduğu ve bu sözleşme kapsamında kullandırılmayan kredi borçları nedeniyle davalının sorumlu tutulamayacağı, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere icra takibinde tahsili talep edilen 7100045933 no'lu kredinin, davalının kefalet imzasının bulunduğu sözleşme kapsamında düzenlenmeyen ve 12.04.2016 tarihinde 129.719,11 TL olarak tazmin edilen 24.06.2015 tarihli 150.000,00 TL bedelli teminat mektubundan ve bu teminat mektubu nedeniyle tahakkuk eden komisyon bedelinden (71000459331 no'lu kredi) de sorumlu tutulamayacağından davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olduğu; ancak, icra takibinde yer ... .......1549, ......1553, ......1596, ........1606 no'lu kredi alacaklarının davalının müteselsil kefil olduğu 18.08.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında asıl borçlu şirkete 02.12.2014 23.02.2015 tarihlerinde teslim edilen çek karnelerinden, 31.05.2016 tarihinde 21553, 21596, 21549, 21606 no.lu çeklerin karşılıksız çıkmaları nedeniyle her bir çek yaprağı için 1.290,00 TL sorumluluk bedellerinin ödenmesinden kaynaklandıklarının anlaşıldığı, davalının bu kalemler yönünden sorumlu olduğu, davacı yanca söz konusu alacaklar için işlemiş temerrüt faizi ve BSMV de talep edilmişse de, davalı kefil yönünden takipten önce temerrüt gerçekleşmediğinden davacının işlemiş temerrüt faizi taleplerinin yerinde olmadığı ve takip tarihinden itibaren asıl alacak miktarlarına % 39 oranında temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiği, davalının 18.04.2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaleti diğer sözleşmeler yönünden teminat teşkil etmeyeceğinden davacı yanca takip konusu borcun davalının kefalet imzasını taşıyan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığına dair bir iddiasının bulunmadığı da gözetilerek davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilememesi nedeniyle davalı yönünden temerrüdün icra takip tarihi itibariyle oluşmasından dolayı takip tarihinden önce temerrüt faizi işletilmesinin mümkün olmaması ve bilirkişi raporunda çek sorumluluk bedelleri yönünden genel kredi sözleşmesi hükümleri ile dosyaya sunulan faiz genelgelerine göre belirlenen akdi ve temerrüt faizi uygulanarak hesaplama yapılmasında, davalının faiz oranlarına yönelik herhangi bir istinaf itirazında bulunmaması nedeniyle aleyhe bozma yasağı da gözetilerek, bir isabetsizlik bulunmadığı, takip konusu alacağın likit (bilinebilir, belirlenebilir) olduğu gözetilerek davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının reddinin gerektiği gerekçesiyle, davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 8.İcra Müdürlüğünün 2017/189 E. sayılı icra takibine vaki itirazının; S002810021549 no.lu krediden kaynaklanan 1.290,00 TL asıl alacak, S002810021553 no'lu krediden kaynaklanan 1.290,00 TL asıl alacak, S002810021596 no'lu krediden kaynaklanan 1.290,00 TL asıl alacak, S002810021606 no.lu krediden kaynaklanan 1.290,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 5.160,00 TL asıl alacağa yönelik olarak iptaline, hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 39 oranında temerrüt faizi ve faizin BSMV'si uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan toplam 5.160,00 TL alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.032,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının kefaleti gereği borcun ödenmemesinden sorumlu olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, kefaletin doğmuş ve doğacak borçlara teminat olarak verildiğini, ilk kredi sözleşmesine istinaden verilen kredilerin teminat bağının koparılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin akdi faiz alacağı ve sair fer'ilerinin eksik hesaplandığını, sonradan kullandırılan kredinin ilk borcun tasfiyesine yönelik olduğunun kabul edilemez olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

  1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; takibin kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek kötü niyet tazminatına karar verilmemiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalının kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden doğduğu ileri sürülen kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri,

  3. 6098 sayılı Kanun 581 ve devamı maddeleri

  4. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Davacı harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizincelenenvı.kararıkararınmahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:23:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim