Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/7145

Karar No

2024/1301

Karar Tarihi

21 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

EK KARAR TARİHİ: **

SAYISI: 2019/15 Esas, 2021/792 Karar

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA

TEMLİK ALAN: Tasarruf Sigorta Mevduatı Fonu (...) vekili Avukat ...

DAVALILAR: *1. ... vekili Avukat ... *

:2....

3....

4.... vekilleri Avukat ...

5....

6.... vekili Avukat ...

7.... vekili Avukat ...

8....

9.... Avukat ...

10.... Avukat ...

BİRLEŞEN DAVADA

DAVALILAR: 1.... vekili Avukat ...

: 2.... vekili Avukat ...

  1. ...

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Açılmamış sayılma, kısmen kabul

BİRLEŞEN DAVA: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/107 E. sayılı

Dosyası

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın bir kısım davalılar yönünden açılmamış sayılmasına, bir kısım davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup, hazır bulunan asıl davada temlik eden davacı ... vekili Avukat ..., asıl davada davalı Ersol Aksoy vekili Avukat ..., davalı ..., ..., ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Davalı ... vekili Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmiş olup adli yardım talebinin Dairemizin 12.09.2022 tarih, 2022/9077 E. ve 2022/8531 K. sayılı ilamı ile reddedilmesi üzerine bu karara itiraz edilmediği gibi Mahkemece muhtıra tebliğine rağmen temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; ...'nin 01.07.2002 tarihli 441 no.lu kararı ile hisselerinin tamamen fona intikal eden Bayındır Bank A.Ş ile devir yolu ile birleşen İktisat Bankası T.A.Ş.'nin eski hakim ortaklarından ve yöneticilerinden olan fon alacaklarının tahsili ile fonun Aksoy Yayıncılık A.Ş.'den olan alacaklarının tahsili bakımından davacı şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimlerine el koyduğunu, buna göre davacı şirketteki yönetim kurulu üyelerinin değiştirildiğini, 02.07.2004 tarihinde yapılan 2001 ve 2002 yılı olağan genel kurul toplantılarında şirkete zarar vermiş olan ve beş yıllık süre içerisinde görev yapmış olan davalıların ibralarının kaldırılmasına ve haklarında kişisel sorumluluk davaları açılmasına karar verildiğini, Aksoy Yay. AŞ.'nin 29.09.1998 tarihli yönetim kurulu kararı ile Kıbrıs'ta faaliyet gösteren Trade Deposit Off Shore Limited'den 17.630.000,00 USD kredi kullandığı, kredinin İktisat Bankası A.Ş.'ye yatırıldığı, aynı gün üç ayrı talimat ile paranın AKS TV Reklam A.Ş.'nin, CİNE 5 A.Ş.'nin ve Spor Çocuk TV A.Ş.'nin sermaye taahhüt ödemesi olarak ismi sayılan kişiler adına söz konusu şirketlerin hesabına havale yapıldığı, adına sermaye taahhüt ödemesi yapılan gerek kişi ortakların bir kısmının 10.267.992, USD'yi Aksoy Yay. A.Ş'ye geri ödediği, 7.357.798,00 USD'nin ödenmediği, bilahare Aksoy Yay. A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin 21.05.2001 tarihli karar ile CİNE 5 A.Ş.'nin ve Spor Çocuk TV A.Ş.'nin hisselerinin devralınması kararı alındığı, anılan şirketlerin özsermayesinin yitik olduğunu, davacı şirketin tüm bu eylemlerle zarara uğratıldığını ileri sürerek asıl ve birleşen davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 4.000,00 USD'nin 29.09.1998 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile ... dışındaki davalılar yönünden 17.630.000,00 USD'nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müteselsil sorumluluklarının bulunmadığını, kusurlu sorumluluk esası getirildiğini, ibraların hükümsüz sayılmasına dair kararın hukukun temel prensiplerine aykırı olduğunu, dava açılabilmesi için gerekli olan genel kurul kararının bulunmadığını, denetçilerin dava açması için davalı yönetim kurulu üyelerinin görevde bulunması gerektiğini, bu davanın açılması için dava konusu olayın iddianın olduğu yıla ait bilanço ve kâr/zarar cetvelinin genel kurulca onaylanmamasının şart olduğunu, daha önceki yıllarda ibra kararının olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin 03.10.2013 tarih, 2011/128 E. ve 2013/246 K. sayılı kararı ile davacının zarar iddiasının 29.09.1998 tarihli yönetim kurulu kararına dayandığı, bu nedenle zarar verici fiil tarihi olarak zamanaşımı bu tarihten başlayacak olup dava tarihi 16.09.2004 olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve birleşen davanın davalıları ... ve ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına, asıl davada davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve birleşen davanın davalısı ... açısından ise davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, kararı, davacı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 23.06.2016 tarih, 2016/2543 E. ve 2016/6986 K. sayılı kararıyla uyuşmazlığa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin son fıkrasında yazılı zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davalılar hakkında genel kurulun zarara ıttıla tarihlerinin tespit edilmesi ve sonucuna uygun olarak zamanaşımı hakkında karar verilmesi gerektiği, anılan maddenin son fıkrası hükmünün incelenmesinden de anlaşılacağı gibi tazminat istemek hakkının her halde zararı doğuran eylemin meydana gelmesinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davacının 02.07.2004 tarihli genel kurul kararı ile 01.01.2002 ve 05.07.2002 yılları arasında görev yapan yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin hem kendi dönemlerinde hem de selefleri dönemindeki gerekli müdahaleleri yapmayarak şirket zararına yol açtıkmaları nedeniyle bu kişiler aleyhine ve ayrıca geriye doğru beş yıl içinde görev yapan yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin de sorumluluğu nedeniyle belirtilen kişiler aleyhine sorumluluk davası açıldığı, her ne kadar usulsüz kredinin kullanılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı 29.09.1998 tarihinde alınmış ve kredi bu tarihte kullanılmış olup zararın bu tarihte doğmuş olduğunun mahkemece kabulünde bir sakınca görülmemiş ise de belirtilen tarihte davalıların yönetici ve denetçi olup olmadıkları, vazifelerinin belirtilen yılda bitip bitmediği, yeni seçilen yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin her yıl bilançosunda meydana gelen zararı tespit etme imkânlarının bulunup bulunmadığı, zararın tespiti mümkün ise tahsil ve temin için yapılan muamelelere nezaret edip etmedikleri, ihmalleri dolayısıyla bir sorumluluklarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmediği, Mahkemece, her hadisede ve her bilanço için yapılan muamelelerde ihmali hareketleri bulunup bulunmadığı tespit edilerek ve her bir davalı yönünden zamanaşımının o tarihten itibaren başlayacağı düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken; zamanaşımı süresinin başlangıcının 29.09.1998 tarihi olarak kabulünün doğru olmadığı, zamanaşımı niteliği itibarıyla def'i mahiyetinde olup, bunu ileri sürmeyen birleşen dava davalısı ... hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin doğru olmadığı, ... yönünden nispi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, davalı ... hakkındaki davanın tefrik edilmesi nedeniyle karar başlığında adına yer verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar yönünden geçerli ibra bulunmadığı, kullanılan kredinin şirketin kredi kullanım amacı dışında Aks Televizyon Reklamcılık Filmcilik A.Ş., Cine 5 Filmcilik A.Ş., Spor ve Çocuk TV Reklamcılık A.Ş. hesaplarına aktarıldığı, bu şirketlerin borçlarını ödememesine rağmen haklarında takip yapılmadığı, 21.05.2001 tarihli 6 no.lu karar ile Cine 5 A.Ş. ve Spor ve Çocuk TV A.Ş. hisselerinin borçlarına karşılık devir alındığı, söz konusu şirketlerin öz sermaye değerlerinin negatif olduğu, sermayesini kaybetmiş şirketlerin hisselerinin değerinin çok üzerinde bedelle devir alınması sebebi ile bu işlemlere onay verilmesi, yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları dönemde söz konusu borçların tahsilini sağlamaya yönelik herhangi bir girişimde bulunmadıkları, 6762 sayılı Kanun'un 336, 337 ve 340 ıncı maddeleri gereği kurtuluş beyinelerine yönelik delillerini, ispatlarını dosyaya sunmayan davalıların söz konusu zarardan görev yaptıkları dönemler de nazara alındığında sorumlu oldukları, davalıların yönetim ve denetim kurulu üyeleri oldukları dönemlerde yapılan muamelelerde ihmali hareketlerinin bulunduğu, davalıların görev yaptıkları süreler dikkate alındığında yönetim ve denetim görevlerini yerine getirmedikleri, zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle asıl dosyada; davalılar ..., ..., ..., Mustafa Gürbüz ve Ufuk Fatma Altun yönünden davaların açılmamış sayılmasına, davalılar ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davaların kısmen kabulüne, 7.357.798,00 USD'nin 29.09.1998 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsilde mükerrer olmamak şartıyla tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların zamanaşımına yönelik defilerinin reddine, kalan kısımlar için açılan davanın reddine, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/107 E. sayılı dosyası yönünden davalılar Altan Edis ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davada davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 7.357.798,00 USD'nin 29.09.1998 tarihinden itibaren işleyecek faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde mükerrer olmamak şartıyla asıl dosyada hüküm kurulan davalılarla birlikte tahsilde mükerrer olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar için açılan davanın reddine karar verilmiş, 25.11.2021 tarihli ek karar ile ıslah yapılırken davalı ...'in hariç tutulması nedeniyle anılan davalı yönünden hükmün düzeltilmesine ve 4.000,00 USD ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hakkındaki dava takip edilmeyen davalı ... vekilinin yargılama gideri ve masraf talebi olmadığına dair talebi nazara alınmadan anılan davalı yararına yargılama gideri ve vekâlet ücreti taktir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiş ve temyiz aşamasında 04.04.2022 tarihli dilekçesi ile davalı ... hakkındaki davayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi uyarınca takip etmediklerini bildirmiştir.

  2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, hükmedilecekse de maktu hükmedilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını,1998 yılında müvekkilinin görevde olmadığını, hisse devir işleminin genel kurul kararı ile yapıldığını, müvekkilinin görev yaptığı dönemde 10.267.992,00 USD tahsilat yapıldığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekâlet ücretinin hatalı hükmedildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin 30.10.1999 tarihinde yönetim kurulu üyesi olduğunu, önceki kararlardan sorumlu tutulamayacağını, bilançonun gerçeğe uygun hazırlandığını, hisse devralma tarihi olan 21.05.2001 tarihinde müvekkilinin görevinin sona erdiğini, müvekkilinin genel kurulda ibra ediliğini ileri sürerek kararın bozulmasını adli yardım talepli temyiz etmiş ise de adli yardım talebi Dairemizce reddedilmiş, bu karara itiraz edilmediği gibi muhtıra tebliğine rağmen temyiz harç ve gideri de yatırılmamıştır.

  1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişilerin iktisatçı, yeminli mali müşavir bankalar yeminli baş murakıbı olduğu halde ihtisasları dışına çıkarak hukuki değerlendirme yaptığını, Aksoy Yay. A.Ş.'nin kayıtlarının incelenmediğini, müvekkili hakkında talepten fazlaya hükmedildiğini, ek karar düzenlenmiş ise de ek kararın da hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin gerekçeli karardaki sorumluluklarının ek karar ile ortadan kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürmüştür.

  2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredinin 29.09.1998 tarihinde alındığını, asıl davanın 16.09.2004 tarihinde açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, zarar olgusunun ispatlanamadığını, zarar olgusu değerlendirilirken kendi zaman ve koşullarına bakılması gerektiğini, bozma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporunda zararın oluşmadığı, Cine 5 A.Ş. ve Spor ve Çocuk A.Ş.'nin öz kaynaklarının eksi bakiyede olmadığının saptandığını, 04.02.2011 tarihli ihale ile Cine 5 A.Ş.'nin 40.500.000,00 USD'ye satıldığını, zarardan söz edilemeyeceğini, 7.357.798,00 USD zararın söz konusu olmadığını, borcun Cine 5 A.Ş. ve Spor ve Çocuk A.Ş.'nin 16.863.231,00 USD nominal değerli hisselerinin devri ile ödendiğini, Anayasa Mahkemesince Cine 5 A.Ş.'nin satışında ...'un mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

  3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu kredinin 29.09.1998 tarihinde kullanıldığını, davanın 16.09.2004 tarihinde açıldığını, 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin 29.09.2003 tarihinde dolduğunu, Mahkeme zamanaşımı süresinin davalıların görevinin sona erdiği tarihten itibaren işletilmesi gereğini kabul ederek zamanaşımı süresinin dolmadığını kabul etmiş ise de ...'nin Aksoy Yay. A.Ş.nin yönetim ve denetimine 01.07.2002 tarihinde el koyduğunu, nedenle fiile ve faile ıttıla kesbettiği tarihin 01.07.2002 olduğunu, denetçi olarak görev yapan müvekkilinin sorumluluğunu gerektirir eylemi bulunmadığını, müvekkili hakkında ibra kararı bulunduğunu, hisse devrine ilişkin kararın 08.06.2001 tarihli genel kurulda onaylandığını, şirketin söz konusu işlemden haberdar olduğunu, müvekkilinin denetçi olarak davacı Şirketin 08.06.2001 tarihli genel kurulda Şirketin 2000 yılına ait faaliyeti ile ilgili bilanço ve kâr/zarar cetvelini hazırlayıp genel kurula sunduğunu ve genel kurulda tartışılıp ibra ediliğini, görev yaptığı süre içerisinde ve sonrasında söz konusu dönemle ilgili kendisine her hangi bir ihbar veya şikayet de yapılmadığını ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, zararın ispat edilip edilemediği, davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve vekâlet ücretine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6762 sayılı Kanun'un 309, 336, 337 ve 241 inci maddeleri

  1. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin, ... vekilinin ve ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Davacı ... vekilinin davalılar yararına hükmedilen nispi vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde, her ne kadar Dairemizin 23.06.2016 tarih, 2016/2543 E. ve 2016/6986 K. sayılı bozma ilamında taraflar arasındaki uyuşmazlığın 5411 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesi kapsamında bulunmaması karşısında Mahkemenin kabulüne göre nispi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle mümeyyiz davalı ... yararına kararın bozulmasına karar verilmiş ise de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin son fıkrası kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekâlet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmü düzenlenmiş olup maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması usulü müktesep hak teşkil etmeyecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarih, 2006/4 519 E. ve 527 K. sayılı, 04.11.2009 tarih, 2009/13 370 E. ve 2009/480 K. sayılı kararları). Dairemizin 23.06.2016 tarihli ilâmında vekâlet ücretine yönelik bozma gerekçesi maddi hataya dayalı olup, Mahkemece bozmaya uyulması, davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Bu durumda Mahkemece, reddedilen kısım yönünden davalılar yararına anılan Kanun hükmü gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı ... yararına bozulması gerekmiştir.

  1. Davacı ... vekilinin davalı ...'a yönelik temyiz itirazının incelenmesinde davacı ... vekilinin 20.01.2021 tarihli celse davalı ... hakkındaki davayı takip etmediklerini bildirmesi üzerine anılan davalının vekilinin vazgeçme ve takipsiz bırakmayı kabul ettiklerini, yargılama gideri ve masraf talepleri olmadığını beyan etmesine ve anılan davalı hakkında 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine rağmen hüküm fıkrasının 8. A.) a ve b bentlerinde anılan davalı yararına yargıma gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın bu yönden davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

  2. Davacı ... vekili temyiz aşamasında verdiği 04.04.2022 tarihli dilekçesi ile davalı ... hakkındaki davayı 6100 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi uyarınca takip etmediklerini bildirmiş olup davalı ... vekili de 05.04.2022 tarihli dilekçesi ile davanın geri alınması sebebiyle yargılama gideri ve masraf talepleri olmadığını beyan etmiştir. Bu durumda Mahkemece, davacı vekilinin söz konusu dilekçesine göre bir değerlendirme yapılması gerektiğinden kararın açıklanan gerekçe ile de bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A.Davalı ... Vekilinin Temyizi Yönünden

Davalı ... tarafından temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığının anlaşılması nedeniyle temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davacı ... Vekilinin ve Diğer Davalılar Vekillerinin Temyizleri Yönünden

  1. Davalı ..., ... ve ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Mahkeme kararının yukarıda (2), (3) ve (4) no.lu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak, davacı ...'ye verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılar ..., ... ve ...'e müştereken ve müteselsilen yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecidavadakararcevapyargılamatemyizincelenenv.kararınmahkemebirleşenreddinebozulmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:23:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim