Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/4859

Karar No

2024/1230

Karar Tarihi

19 Şubat 2024

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1069 Esas, 2022/412 Karar

2.... vekili Avukat ...

FERİ MÜDAHİL: ...

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Kararın Kaldırılması

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/726 E., 2018/243 K.

Taraflar arasındaki muarazanın tespiti ve meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket vekili ve feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Davacı ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisinin davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve sermayesinin %99,04'üne tekabül eden 6180 payına sahip olduğunu, murisin 27.05.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye kanuni mirasçı olarak davacıların ve dava dışı ...'ın kaldığını, davacılardan ...'in Ankara 35 inci Noterliği'nin 25.01.2016 tarihli düzenleme şeklinde miras payı devir sözleşmesi ile miras payını tümüyle müvekkilline devrettiğini, böylece 2317,5 adet hisseye ilave olarak 1545 adet hisseyle birlikte davalı şirket sermayesinin %61,8'ine tekabül eden 3862,5 adet hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin başkanı ...'ın müvekkiline miras yoluyla intikal eden şirket hisselerinin sağladığı haklardan istifade ettirmemekte direnç gösterdiğini, miras payı devir sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğunu, davacıların bu sözleşmenin tarafı olup sözleşmede başkaca taraf bulunmadığını, sözleşmenin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmadığını iddia ederek miras payı devir sözleşmesi gereğince davacı şirket sermayesinin %61,8'ine tekabül eden 3862,5 adet hissenin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile şirket pay defterine tescil edilmesine karar verilmesini ve öncelikle davalı şirketin bankalarda bulunan mevduat hesaplarının dondurulması ve şirketin mevcut imza yetkilisi ...'ın hesaplar üzerindeki her türlü tasarruf ve imza yetkisinin kaldırılması, ayrıca şirketin her türlü taşınmazlarının tapu kayıtları üzerine satış ve kısıtlayıcı ayni hak tesisine engel olacak şekilde ihtiyati tedbir şerhi konulması doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın iş bölümü ve görev yönünden reddi gerektiğini, davacılar ve murisin diğer mirasçısı ... arasında el birliği mülkiyeti mevcut olup, mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle dava şartının oluşmadığını, 25.01.2016 tarihli düzenleme şeklinde miras payı devir sözleşmesinin zarar görenin aşırı yararlanmayla sakat bir sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirme hakkı, niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu, tek taraflı bir irade beyanıyla yapılan bu bildirimin yararlananın hakimiyet alanına ulaştığı anda onun tarafından kabul veya reddedilmesine gerek olmaksızın kendiliğinden sözleşmeyi hükümsüz kıldığını, ...'in sözleşmeyle bağlı olmamama iradesini içeren bildirimi ...'e tebliğ edildiği 18.10.2016 tarihinde onun hakimiyet alanına ulaştığı için aşırı yararlanmayla sakat miras payını devir sözleşmesinin bu tarih itibariyle iptal edildiğini, dolayısıyla hükümsüz olduğunu, ayrıca anılan devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve iptalinin hükme bağlanması için davacı ... B. aleyhine bir tespit davası da açıldığını ancak sonradan aynı sözleşme için ....'ye ulaşan sözleşmeyle bağlı olmadığı yolundaki iradesine rağmen bu irade beyanından vazgeçerek bu defa miras payı devir sözleşmesinin geçerli bulunduğunun tekrar ileri sürüldüğünü, açılan davanın müracaata bırakıldığını, sömürülen sözleşmeyle bağlı olmadığını sömürene ilettikten sonra bu beyanından rücu ederek sözleşmenin geçerli olduğu beyan ve iddiasında bulunamayacağını, böyle bir beyan ve iddianın hukuken geçerli olamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muristen kalan hisselerin pay defterine her bir mirasçı için ayrı ayrı yazıldığı, şirket tarafından sunulan belgelerden ortaklara kar payı avansı olarak dağıtılan kâr payının her bir ortağın banka hesaplarına adına kayıtlı şirket hisseleri oranında yapıldığı, mali haklar bakımından elbirliği esasına göre hareket edilmediği, payların sağladığı idari haklar yönünden 06.01.2017 tarihli 2017/2 sayılı yönetim kurulu kararının ve bu karara dayalı her bir mirasçıya pay defterinde münferiden ortaklık giriş kaydı oluşturulmasının akabinde 08.02.2017 tarihli genel kurulda her bir kanuni mirasçı bakımından münferiden temsil edildiği, davacı ... vekilinin toplantının ertelenmesi talebinin şirket paylarının onda birine tekabül eden paydaşlarca talep edildiği takdirde toplantı genel kurulundan bir karara gerek kalmaksızın başkanın kararı ile bir ay sonraya bırakılır hükmü çerçevesinde toplantının ertelenmesine karar verildiği, davacının ortaklık haklarına dayanarak münferit talebinin karşılandığı, kabul edildiği, tüm ortak vekillerinin bu karara itirazlarının olmadığı, pay sahipliği haklarının pay defterine kayıtlı bulunan pay sahiplerince ancak kullanılabileceği, davalı şirket hisselerinin 06.01.2017 tarih 2017/2 sayılı yönetim kurulu kararı sonrası 08.02.2017 tarihli genel kurulunda mirasçıların ortaklıktan kaynaklı hakları münferit kullanması, kâr dağıtımının pay defterine kaydedilen ortaklık payları oranında her bir ortağın hesabına yapılmak suretiyle gerek ortaklıktan kaynaklı idari ve gerekse mali hakların münferiden kullanılması, 08.02.2017 tarihli genel kurula tüm mirasçıların temsilcilerinin iştirakiyle gerçekleşip bu hususa itiraz olunmaması, elden taksim sözleşmesinin tıpkı yazılı taksim sözleşmesinde olduğu gibi terekenin tamamı yahut sadece bir kısmı için yapılabileceğinden mirasen intikal eden davalı şirket hisselerinin elden/aynen taksiminin gerçekleştiği, her bir mirasçı pay defterinde ortağın beher hissesinin adedi ve tutarının ayrı sayfalara kaydedildiği, bu kaydın karşısında ihbar olunan, davacılar dışındaki tek ortağın imzasınında bulunduğu, her ne kadar pay defterinde müteveffa ... mirasçıları, veraset ilamında gösterilen paylarına göre pay defterine kaydedilmiş olup paylar elbirliği mülkiyetine tabidir ibaresi mevcut ise de bu kaydın mirasçı ortakların hisse adedi ve değerinin her bir ortak yönünden ayrı ayrı iştirak tablosuna kaydından sonra yazılı olduğu, feri müdahil davacılar dışı mirasçı ...'ın imzasının da bu şerhin altında olmayıp üstünde yer aldığı, mirasçıların idari ve mali yönden ortaklıktan kaynaklı haklarını kullanması değerlendirildiğinde bu şerhin de bir anlamı olmadığı, davacı ...'in diğer davacıya mirasen intikal eden paylarını miras hissesi devir sözleşmesiyle devrettiği, mirasçılar arasındaki miras hissesi devir sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için yeterli olduğu, her ne kadar bu sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti yönünde dava açılmışsa da takipsiz bırakıldığından dosyanın işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, işbu davada sözleşmenin tarafı olan mirasçıların davacı sıfatıyla davada yer aldığından ve miras hissesi devir sözleşmesinin iptali yönünde mahkeme kararı da olmadığından davacılar arasında akdedilen miras hissesi devir sözleşmeside gözetilerek davalı şirketin sermayesinin %61,8'ine tekabül eden hissenin davacı ...'e aidiyetinin tespitine karar verilmesi gerektiği, muris ...'in vefat tarihi, taraflar arasında mevcut dava ve uyuşmazlıklar ile mahkemece verilen karar gözetilerek davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetimin tüm iş ve işlemlerinin mahkemece re'sen tayin edilecek kayyım heyeti onayıyla gerçekleştirilmesine karar verilmesi gerektiği, fazlaya ilişkin ihtiyati tedbir talebinin yerinde görülmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalı Tubin A.Ş'nin %61,8'ne tekabül eden 3862,5 adet hissenin davacı ...'e aidiyetinin tespiti ile adına şirket pay defterine tescil edilmesine, davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetimin tüm iş ve işlemlerinin mahkemece re'sen tayin edilecek kayyım heyeti onayı ile gerçekleştirilmesine, kayyım heyetinin Prof. Dr. ... ve Mali Müşavir ...'den teşekkül ettirilmesine, her bir kayyıma aylık 3.000,00'er TL ücret taktirine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece re'sen kayyım heyeti tayinine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava arkadaşlığı kuralları nazara alınmadan dava şartı noksanlığından dolayı davanın reddine karar verilmesi yolundaki taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, şirketin yetkili bir yönetim kurulu bulunduğunu; ayrıca kayyım tayini kararının talep olmaksızın verildiğini ve taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket edildiğini, kayyım tayinini gerektirir sebeplerinin gerekçe de açıklanmadığını; davanın davacı ...'in miras paylarının diğer mirasçı ...'e devredilmiş bulunmasının tespit ve tescili için açılmış olduğu ve davacılardan böyle bir talep gelmediği halde mahkemenin mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyetinin ortadan kalkmış bulunduğu yolunda karar vermesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı bulunduğunu, yazılı olarak miras paylaşım sözleşmesi veya hükmen paylaştırmanın dava konusu olayda mevcut olmadığını, mahkemenin 08.02.2017 tarihli şirket genel kurul toplantısında davacı mirasçıların münferiden oy kullanmış olmaları ile şirket pay defterine miras hisselerine göre ayrı ayrı yazılmış bulunmalarının ve TTK'nın 425 ve 426.maddelerinin miras hisselerinin paylaştırılmış olduğuna gerekçe olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; hüküm fıkrasında " davanın kısmen kabulü" ne karar verilmiş olmasına rağmen reddedilen kısmın neye ilişkin olduğu anlaşılamadığı gibi reddedilen kısım için harç ve masraflar ile vekalet ücretine hükmedilmediğini, ilk derece mahkemesince miras payının devri sözleşmesinin geçersiz olduğu yönündeki savunmalarının dikkate alınmadığını ve kararda hiç tartışılmadığını; davacı ...'in devir sözleşmesinden yaklaşık 9 ay sonra diğer davacı ...'e davalı şirkete sözleşme ile bağlı olmadığını, noter ihtarı ile bildirdiğinden sözleşmenin geçersiz hale geldiğini ve ayrıca Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/556 Esas sayılı dosyasında açılan devir sözleşmesinin geçersizliği ve iptaline ilişkin dava ile de sözleşmenin geçersiz olduğunu, daha sonra davacı ...'ın bu beyanlarından dönerek sözleşmenin geçerli olduğuna ilişkin beyan ve iddialarına ilişkin hukuken geçerli olmadığını, yenilik doğran hakların bir defa kullanılınca ortadan kalkacağını, tüm sebeplerle davalı şirketin mirasçıları arasındaki ihtilaf sona erinceye kadar miras payı devir işlemini pay defterine kaydetmemesinin doğru olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Feri Müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasçılar arasında elbirliği mülkiyetin devam etmesi nedeniyle tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiğini, bu nedenle dava şartının oluşmadığını; ilk derece mahkemesinin 31.05.2018 tarihli kararının da hatalı olduğunu, mirasçılar arasında elden paylaşımın söz konusu olmadığını, uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiğini, huzurdaki davanın görülebilmesi için öncelikle miras paylaşımın gerçekleşmesinin gerektiğini, mahkemece verilen ihtiyati tedbir reddine ilişkin kararının kayyım atanmasına ilişkin kararı ile çeliştiğini, ilk derece mahkemesince mirasın paylaştırıldığına ilişkin kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin şirketten bölüşüme yönelik hiçbir talebinin olmadığını, mahkemenin görevini aştığını, herhangi bir gerekçe ve talep olmadan davalı şirkete kayyım tayinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf aşamasında davalı şirketin 08.03.2019 tarihli genel kurulunda davacı ...'in davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olarak seçilmesi nedeniyle davalı şirket ile davacı ... arasında oluşan menfaat çatışması nedeniyle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/651 E. 2020/191 K. sayılı kararıyla davalı şirketi işbu davada temsil etmek üzere Avukat ... 6102 sayılı Türk Medeni Kanunun 426 ıncı maddesi gereğince temsil kayyımı olarak atanarak yargılamaya devam olunduğu, davalı şirket yönetim kurulunun istinaf aşamasında aldığı 03.09.2019 tarih ve 3 nolu kararıyla davacı ... adına kayıtlı dava konusu 1.545 adet hissenin davacı ... adına devir ve tescili hususunun pay defterine kaydedildiği, böylelikle eldeki davanın konusunu oluşturan 3.862,5 adet hissenin davacı ... adına davalı şirketin pay defterine kaydedildiği, böylelikle davanın konusuz kaldığının anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331 inci maddesine göre dava açıldıktan sonra davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri ve vekalet ücreti davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre tayin edileceği düzenlendiği, somut olayda, işbu davanın açıldığı tarihte Ankara 3 üncü Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/43 E. sayılı tereke dosyasında görülen ve dava konusu hisselerin de konusunu oluşturduğu ortaklığın giderilmesi davasının derdest olması ve ortaklığın giderilmesi davasının henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle mirasçıların hisselerinin belirli olmaması gözetildiğinde davalı taraf davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olduğundan anılan Kanun maddesi gereğince vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden davacı yanın sorumlu, olduğu, davalı şirkete kayyım atanması yönünde bir talep yer almamasına karşın ilk derece mahkemesince davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmiş, 31.05.2018 tarihli ek karar ile söz konusu kararın ihtiyati tedbir mahiyetinde verildiği açıklanmış ve 04.07.2018 tarihli ek karar ile de 31.05.2018 tarihli ek karar doğrultusunda gerekli ilamların yapılması için Türkiye Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiş ise de, talep olmaksızın davalı şirkete kayyım atanmasının 6100 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesine aykırı olduğu gibi davalı şirketin yönetim organları da mevcut olduğundan kayyım atama kararı bu yönüyle de hukuka aykırı olmakla kamu düzeni gözetilerek hükmün bu yönden de kaldırılmasına karar vermek gerektiği, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış olmakla davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının da kendiliğinden kalkacağı gözetilerek ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünde ayrıca bir karar verilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesince atanan kayyımların görevlerine son verilmesi ve sicile tescil işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesi için İlk Derece Mahkemesince müzekkere yazılmasına, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.100.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hangi gerekçe ile kaldırıldığının istinaf mahkemesince belirtilmediğini, dava tarihi itibariyle şirket pay defterinde ''elden ve aynen gerçekleşen miras taksimi neticesinde'' kendi miras payına düşen 2.317,5 adet hissenin zaten sahibi olarak gözüktüğünü, davalı şirketteki mirasa konu payların dava tarihi itibari ile mirasçılar arasında aynen ve elden taksim edilmiş durumda olduğunu, ancak o tarihlerde müvekkilinin ortak sıfatıyla genel kurul toplantısına kabul edilmediğini, oy kullanma hakkı başta olmak üzere ortaklık haklarının o tarihlerde kendisine kullandırılmadığını, diğer davacı ...'den 25.01.2016 tarihli miras payı devir sözleşmesi kapsamında devir almış olduğu şirket hisselerinin de o tarihte şirket yönetimi tarafından davacı adına kayıt edilmediğini, daha önceden zaten kendi adına şirket pay defterine kaydı yapılmış olan 2.317,5 adet şirket payına ilaveten diğer davacıdan aldığı 1.545 adet hisse ile birlikte toplamda 3.862,5 adet davalı hissesinin müvekkili adına aidiyetinin tespitini talep ettiklerini, ancak istinaf mahkemesince ''davalı şirket yönetimin kurulunun istinaf aşamasında 03.09.2019 tarih ve 3 no'lu kararıyla davacı ... adına kayıtlı dava konusu 1.545 adet hissenin davacı ... adına devir ve tescili hususunun pay defterine kaydedildiği, böylelikle eldeki davanın konusunu oluşturan 3.862,5 adet hissenin davacı ... adına davalı şirketin pay defterine kaydedildiği'' şeklinde başka hiçbir gerekçeye dayalı olmayan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bunun yanında davanın konusuz kalması halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden dava açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına ilişkin yapılan tespitin de hatalı olduğunu, gerekçe olarak davanın açıldığı tarihte ortaklığın giderilmesi davasının derdest olması ve henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle mirasçıların hisselerinin belirli olmaması gözetildiğinde davalının dava açıldığı tarihte haklı olduğunun belirtildiği ancak mirasın mirasçılar arasında anlaşarak bölüşülmesinin sadece yazılı şekle tabi tutulan taksim sözleşmesi ya da mahkeme kararı ile değil bizzat ''aynen/elden'' paylaşma şeklinde de olabileceğini, 06.01.2017 tarihli Genel Kurul Kararının ''Paydaşların ve Pay durumlarının görüşülmesi başlıklı bölümünde ... tarafından sunulan mirasçılık belgesine göre bizzat talebi üzerine mirasçılar arasında taksim edildiğinin açıkça yazılı olduğunu, TTK 426 uyarınca ise tüm hakların pay defterinde kayıtlı olan kişiye geçtiğinin karine olarak kabul edildiğini, davanın derdest olması nedeniyle mirasçıların hisselerinin belirli olmadığı yönündeki kararın hatalı olduğunu, aynen elden taksim müessesinin var olduğunu, bu davanın varlığının hiçbir şekilde müvekkilinin haksız olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, muarazanın tespiti ve meni istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci, 331 inci, 361 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  1. İlk derece mahkemesi tarafından 24.05.2022 tarihinde verilen ek karar ile istinaf kanun yolu için ödenmesi gereken nispi karar harcı ile gider avansı kendisine verilen kesin süre içerisinde ödenmediğinden fer müdahil vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 344 üncü maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın feri müdahil vekiline tebliğ edildiği, bu kararın kesinleştiği görülmektedir. Anılan Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvurma hakkı da bulunmamaktadır. Bu nedenli, Fer'i müdahilin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Feri müdahil vekili temyizi yönünden:

Feri müdahil vekilinin temyiz dilekçesinin reddine,

B. Davacı vekilinin temyizi yönünden;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ...'e yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde feri müdahile iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:23:40

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim