Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7034
2024/1112
15 Şubat 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/516 Esas, 2022/1294 Karar
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/437 E., 2019/978 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy 8.İcra Müdürlüğünün 2016/18871 E. sayılı dosya ile kötü niyetli icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalının müvekkili aleyhine 30.07.2016 keşide tarihli, 60.000,00 TL, 30.08.2016 keşide tarihli, 60.000,00 TL, 30.09.2016 keşide tarihli, 60.000,00 TL, 30.10.2016 keşide tarihli, 98.000,00 TL bedelli çeklerin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe konu çekleri düzenlemediğini, çeklerin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle müvekkilinin söz konusu çeklerden dolayı davalı tarafa borcu olmadığını, davalının müvekkili aleyhine icra takibi başlatmasının amacının, müvekkiline ait taşınmazların icra kanalı ile satışını sağlayıp değerinden düşük bir bedelle taşınmazlara sahip olmak olduğunu, tedbir kararı verilmediği takdirde müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını iddia ederek müvekkilinin dava konusu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirket ile ticari faaliyet içerisinde olduğunu, söz konusu ticari ilişkiye istinaden dava konusu çeklerin verildiğini, ayrıca dava konusu olmayan çeklerin de verildiğini, davacının müvekkiline verdiği çeklerden 15.01.2016 keşide tarihli, 89.206,00 TL bedelli, 01.02.2016 keşide tarihli, 90.000,00 TL bedelli, 08.02.2016 keşide tarihli, 28.000,00 TL bedelli çeklerin banka havalesi ile ödendiğini, diğer ödenmeyen çekler ile ilgili olarak Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün 2016/8835 E., Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2016/12966 E., Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2016/18875 E. sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, davacının müvekkiline verdiği ve bedeli ödenen çekler ile davaya konu edilen çekler üzerinden imzanın aynı olduğunu, bedelini ödediği çeklerin üzerindeki imzayı kabul etmiş iken davaya konu çekler üzerindeki imzayı inkar etmesinin kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davaya konu çeklerin üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığının ... olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacı tarafından verilen ve ödenen çekler üzerindeki imzalar ile sahteliği ileri sürülen ve takibe konu çeklerin üzerindeki imzaların aynı olduğu, ayrıca davacının takibe konu çek bedelleri kadar davalıya borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı asılın Mahkeme huzurundaki beyanında, işletmesini kendi adına Hasret Uygun isimli kişinin işlettiğini, daha önce ödenen çekler ile ilgili bilgisinin bulunduğunu, işyerini kendi adına işleten kişinin haberi olmadan dava konusu çekleri kullandığını beyan ettiği, davacı her ne kadar davalı tarafından girişilen icra takibine konu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemi ile huzurdaki davayı açmış ise de, davacı tarafından aynı ticari ilişki nedeniyle verilen bir kısım çeklerin ödenmiş olması, bu hususun bilirkişi raporuyla tespit edilmesi yanında davacının da kabulünde olması, davalı tarafından düzenlenen faturalardaki malların davacıya teslim edildiğinin ... olması ve davacının bu yöne ilişkin bir itirazının da bulunmaması, davacının hâlâ davalıya icra takibi kadar borçlu olması, davacı tarafından işyerinin başkası tarafından işletildiğinin kabul edilerek zımnî de olsa çek karnesinin kullanılmasına işyerinin işletilmesi kapsamında ... göstermesi hususları birlikte göz önüne alındığında artık davacının icra takibine konu çeklerin üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmesinin dürüslük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyası içeriğinde yer ... bilirkişi raporları ile icra takibine konu çeklerde bulunan imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, davanın haklılığının açık şekilde ortaya konduğunu, Mahkeme tarafından dürüstlük kuralı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafın çeklerin davacı müvekkil tarafından imzalanmadığını bilecek durumda olduğunu, çeklerde imzası bulunan kişinin çekleri müvekkili adına imzalama yetkisi bulunmadığını, çekler nedeniyle borçlu konumda olanın müvekkili değil müvekkili adına yetkisiz olarak çeki düzenleyen kişiler olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulüne, Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı asılın 17.01.2019 tarihli duruşmadaki beyanında, Yason Tekstil Firmasını Hasret Uygun isimli kişinin kendi adına işlettiğini, mal alışverişiyle ilgilendiğini, takip konusu çekler üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, daha önce ödenen çeklerle ilgili bilgisinin bulunduğunu, başka ticari ilişkiler nedeniyle ödendiği bildirilen çekler üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını, çek karnesinin ofiste bulunduğunu, işletmede yetkili olan Hasret Uygun'un kendisinin haberi olmadan söz konusu çekleri kullandığını, bundan haberi olmadığını beyan ettiği, bu beyanıyla Hasret Uygun'un yetkisiz temsilci olduğunu kabul ettiği, takibe konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya çekler verildiği, bu çeklerden bir kısmının ödendiği, ödenen imzası davacıya ait olmayan çekler ile takibe konulan çeklerdeki imzanın aynı kişiye ait olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ayrıca davacının 17.01.2019 tarihli duruşmadaki beyanı da gözetildiğinde davacı adına ticari firmayı 3. kişinin işlettiğini, imzası kendisine ait olmayan ama ödenen çeklerle ilgili bilgisinin bulunduğunu beyan ederek çek karnesinin kullanılmasını zımni olarak kabul ettiği ve taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu da anlaşıldığından davacının iddialarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca taraf teşkili noktasında da sorun olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:09