Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3511

Karar No

2024/1060

Karar Tarihi

14 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2020/444 Esas, 2022/869 Karar

ASIL DAVADA DAVACI

KARŞI DAVADA DAVALI: Türkiye Sigorta A.Ş.

(Eski Unvan: ... Sigorta A.Ş) vekili Avukat ...

ASIL DAVADA DAVALI

KARŞI DAVADA DAVACI: ... vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Asıl davanın kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı; karşı davanın reddi

Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, karşı davada ise alacak ve tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen usulden reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL ve KARŞI DAVA

1.Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesi uyarınca davalının müvekkili şirket adına sigorta sözleşmesi yapmaya ve bu sözleşmeden ... primleri tahsil ..., müvekkili şirkete intikal ettirmeye yetkili kılındığını, ancak davalı acentenin sözleşme hükümlerine aykırı olarak sigortalılardan değişik tarihlerde tahsil ettiği toplam 601.453,83 TL sigorta primini müvekkili şirkete intikal ettirmeyerek zimmetinde tuttuğunu, bunun üzerine müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameler ile davalının acenteliğine son verilerek, birikmiş sigorta primlerinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak çekilen ihtar ve sözlü taleplere rağmen davalının borçlarını ödemediğini, davalı acentenin müvekkili şirkete 18.10.2007 tarihi itibariyle 601.453,83 TL asıl alacak ve 37.306,84 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 638.760,67 TL borcunun bulunduğunu, bu borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Asıl davada davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; fesih tarihine kadar oluşan komisyon alacağı için şimdilik 3.000,00 TL ile acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL tazminatın faizleriyle birlikte tahsili ile devam eden ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin iptali ve ipoteğin kaldırılmasına, asıl davaya konu takipte borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. ASIL ve KARŞI DAVAYA CEVAP

1.Asıl davada davalı karşı davada davacı vekili, tahsil edilen primlerin anlaşma hükmünün aksine hiçbir kesinti olmadan doğrudan şirket hesabına yatırıldığını, müvekkilinin alması gereken komisyonun şirket tarafından sonradan ödendiğini, dolayısıyla şirketin iddia ettiği alacağın maddi gerçekliğinin olmadığını, davacının acentelik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini savunarak asıl davanın reddine ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.

  1. Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili, karşı davanın haksız olduğunu, acentelik sözleşmesinin davalı karşı davacı acentenin sözleşme şartlarına uymaması nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini savunarak karşı davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.Mahkemece Dairemizin Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 18.04.2019 tarih, 2014/732 E. ve 2019/348 K. sayılı kararı ile Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; sunulan kayıtlar ve özelikle kredi kartı hesap ekstreleri ve çek teslimine ilişkin belgeler incelendiğinde, takip tarihinden sonra da, davacı ... şirketinin, davalı tarafından düzenlenen poliçelere dayalı olarak tahsilatlara devam ettiği, bu tahsilatların müşteri kredi kartlarından ve ileri vade tarihli çeklerden yapıldığı, taraflar arasında sözleşmenin başından beri işletilen sisteme göre, taksitli ödeme gerektiren poliçe bedelleri sonradan ödendiği gibi bir kısım poliçe primlerinin de ileri tarihli çekle veya kredi kartıyla ödendiği, sonradan yapılan bu ödemelerin cari hesap kaydından düşülmemesi sebebiyle, aslında borç bulunmadığı halde cari hesap eksterilerinde borç varmış gibi bir kayıt ortaya çıktığı, davalının poliçe bedellerini zamanında aktarmadığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin başından beri poliçe bedellerinin geç ödendiği ve davacı yanca buna ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda geç yapılan ödemelerinin davacının kabulünde olduğunun kabulü gerektiğinden ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, kredi kartları ve ileri tarihli çeklerle davalıdan yapılan tahsilatın toplamının 608.733,97 TL olduğu gözetildiğinde davalının bir borcu bulunmadığı, kaldı ki ceza mahkemesi tarafından da tüm prim borçlarının ödendiğinden bahisle davalının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu tespitin hukuk mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu bu nedenle asıl davadaki talebin yerinde görülmediği, davalı yanca asıl davada davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmişse de kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, karşı davada, davacının, komisyon ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebinden feragat ettiği, ayrıca karşı davada ipoteğin haksız takip sonucu paraya çevrildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talep edilmişse de, taşınmazın karşı davacının akrabası olan dava dışı bir şahsa ait olduğu, dolayısıyla bir zarar oluşmuşsa da bu zararın karşı davacı nezdinde değil bu kişi nezdinde oluştuğu, bu nedenle anılan talep bakımından hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 15.06.2020 tarih, 2019/4354 E. ve 2020/2853 K. sayılı kararıyla;

"1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Asıl dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı acentanın bir kısım poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından taksitle tahsil ettiği, bir kısım poliçe primleri karşılığında ise müşterilerden ileri vadeli çek alıp, davacıya verdiği, davacı ... şirketinin takipten ve işbu itirazın iptali davasından sonra davaya konu poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından ve ileri tarihli çeklerle tahsil etmeye devam ettiği, bu yöntemle yapılan tahsilat toplamının 608.733,97 TL olduğu, takibin 601.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla yapıldığı gözetildiğinde halihazırda acentanın uhdesinde bulunup da davacıya aktarılmayan prim bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.03.2005 gün, 2005/19 200 E. 2005/210 K. sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, itirazın iptali davasına konu alacağın takipten sonra ancak henüz itirazın iptali davasının açılmadığı dönemde ödendiği durumlarda ödenen kısım bakımından davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı kabul edilmelidir. İtirazın iptali davasına konu alacağın itirazın iptali davasının açılmasından sonra ödendiği durumlarda ise ödenen kısım bakımından davanın konusuz kaldığı gözetilmeli ve alacağın ödenen kısmı bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesis edilmelidir. Bu durumda, Mahkemece iş bu itirazın iptali davasından önce ve dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler tespit edilerek, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davada verilen hükmün davacı karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.

  1. Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı, karşı davada, 3.000,00 TL acentalık komisyonu ile, acentalık sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğradığını iddia ettiği 3.000,00 TL zararın tahsilini talep etmiş, ayrıca yine acentalık sözleşmenin feshi sebebiyle aleyhinde başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin iptalini talep etmiştir. İptali istenilen takibin 30.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece karşı davanın reddi sebebiyle, davacı aleyhine 9.150,00 TL vekalet ücretine hükmedilmişse de, yukarıda zikredilen ve dava değerini oluşturan istemlerin tutarı gözetildiğinde mahkemece hangi tutar baz alınarak 9.150,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılamadığından karşı davada verilen hükmün karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan 30.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; davacı şirkete ileri vadeli olarak verilen çeklerin veriliş tarihi ve keşide/ciro tarihleri yönünden bir tespit yapılamadığından, ileri tarihli olarak verilen çeklerin ne kadarının dava tarihinden öncesine, ne kadarının bu tarihten sonrasına ait olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, cari hesap yönünden yapılan incelemede, dava tarihinden önce yapılan ödeme miktarının 155.122,41 TL, dava tarihinden sonra yapılan ödeme miktarının ise 132.718,62 TL olduğunun, davalı tarafından davacı şirkete verilen çeklerin ticari kayıtlar üzerinde tespitinin bilirkişi olarak uzmanlık alanında kalmadığının belirtildiği; ikinci olarak başka bir bilirkişiden alınan 22.02.2022 tarihli raporda; davacı defterlerinin de incelenmesi sonucunda, davacının davalı acentanın cari hesabına mahsuben doğrudan dava dışı 3 üncü kişi sigortalılardan yapılan 246.831,73 TL tutarındaki tahsilatın mevcut olduğunun, bu tahsilatın 146.768,44 TL’sinin takipten sonra davadan önce, 100.045,29 TL’sinin ise davadan sonra yapıldığının belirtildiğinin; üçüncü olarak bir başka bilirkişiden alınan 08.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının, davalı acenta borcuna/cari hesabına mahsuben, doğrudan davalı acenteden ya da davalı adına, dava dışı 3 üncü kişi sigortalılardan yapılan 608.733,97 TL tutarındaki tahsilatın 320.892,94 TL'sinin çek tahsilatı olduğunun önceki rapor içeriklerinden çek teslimatlarının/tahsilatlarının takip tarihinden önce yapıldığı kanaatine varılmış olsa da çeklerin hangi tarihte davacı tarafından teslim alındığına dair detay tespite rastlanmadığı, davacı şirket merkezinin İstanbul'da olması nedeniyle yerinde tespit de yapılamadığının, tarafların iddiaları karşısında, davacı ... şirketinin ticari defterlerinin “çek girişleri” yönünden incelenmesi gerektiğinin, bu konudaki takdir ve değerlendirmenin Mahkemede olduğunun; 608.733,97 TL tutarındaki tahsilatın 287.481,03 TL'sinin 45.900,00 TL'lik kısmının gayrimenkul ipoteğinin nakde çevrilmesi, 241.941,03 TL'lik kısmının nakit, banka, kredi kartı vb ödeme araçlarıyla tahsil edildiği ve tahsil tarihlerinin takip tarihinden sonra olduğunun, takdir edilirse tahsilatların doğrudan davalıdan mı yoksa davalı adına dava dışı 3 üncü kişi sigortalılardan mı yapıldığı hususunda davacı şirket defterlerinin incelenmesinin yerinde olacağının, davacı şirket merkezinin İstanbul'da olması nedeniyle yerinde tespit yapılamadığının bildirildiği; son olarak hesap uzmanı bilirkişiden Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda hesaplama yapılması hususunda ek rapor alındığı, 17.08.2022 tarihli ek raporda; takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce yapılan ödemelerin 146.786,44 TL , dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin 100.045,29 TL olduğunun belirtildiği, böylece 601.000,00 TL’nin takip miktarı olduğu, takip ve dava tarihi arası yapılan ödemelerin 146.786,44 TL olduğu ve 454.213,56 TL’nin ise dava tarihinden sonra fiilen ve ileri tarihli çeklerle yapılan ödeme miktarı olduğunun anlaşıldığı, asıl davada 17.08.2022 tarihli hesap uzmanı bilirkişinin düzenlediği ek rapor da dikkate alındığında; icra takip tarihinden sonra ve fakat dava tarihinden önce ödenen 146.786,44 TL yönünden davacının hukuki yararının bulunmadığı; bakiye 454.213,56 TL yönünden ise dava tarihinden sonra yapılan ödemeler de dikkate alınarak konusuz kalan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği; bozma konusu olmadığından önceki kararda belirtilen gerekçelerle davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddinin gerektiği, karşı davada davanın esası yönünden bozma olmadığından önceki karada belirtilen gerekçelerle karşı davanın da reddi yanında karşı davaya konu değer 36.000,00 TL üzerinden karşı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada; icra takip tarihinden sonra dava tarihinden önce ödenen 146.786,44 TL yönünden davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine; bakiye 454.213,56 TL yönünden dava tarihinden sonra yapılan ödemeler de dikkate alınarak konusuz kalan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına; davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı karşı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, bilirkişi raporlarında ileri tarihli çeklerle ne kadar ödeme yapıldığının tespit edilmediğini, çeklerin teslim ve alınma tarihlerinin mevcut durumu değiştirmeyeceğini, çek bedellerinin davalının hesabından düşülmesiyle davaya konu takip miktarının oluştuğunu, bozma öncesinde alınan 27.10.2010 tarihli raporda müvekkilinin takip tarihinde 599.660,86 TL, dava öncesinde ise 363.520,12 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, daha sonra 01.10.2014 tarihinde alınan raporda da bu miktara ulaşıldığını, eş anlatımla takip tarihinde davalının takip miktarı kadar borçlu olduğunun ... olduğunu ve hukuki yararlarının bulunduğunu, raporlarda dava tarihinde müvekkilinin ne kadar alacaklı olduğunun belirtilmediğini, alınan raporların hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alınan raporların hiçbirinde davadan sonra 454.213,56 TL ödeme yaptıkları tespitinin yer almadığını, davacının henüz muaccel olmayan taksitli satışları da dahil ederek takip başlattığını, davacının muaccel olan tüm prim alacaklarını acentelikleri feshedildikten sonra bizzat tahsil ettiğini, karşı davalarının da kabulünün gerektiğini zira ipotek paraya çevrilerek elde edilen bedel katılmadan dahi talep edilenden fazla bir ödemenin yapıldığını, karşı davanın 6.000,00 TL değerinde olduğunu buna rağmen 36.000,00 TL ipotek bedeli üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Dairemizin son bozma ilamından sonra asıl davada, davalı tarafından yapılan 608.733,97 TL ödemenin ne kadarının takip tarihiyle dava tarihi arasında olduğu; karşı davda ise davacı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin ne kadar olacağı hususuna ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 116 ve devam hükümleri.

  1. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeple;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı karşı davalıya yükletilmesine,

Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalı karşı davacıdan alınmasına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecikararyargılamav.davacıbozmatemyizdavayakararındavalısonrakikararlarıkarşıbozmadandavadaonanmasınacevapincelenenmahkeme

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:23

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim