Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2828
2023/7758
27 Aralık 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/40 Esas, 2022/536 Karar
ASIL DAVADA DAVACI BİRLEŞEN
DAVADA DAVALI: Allianz Sigorta A.Ş. vekili Avukat ...
ASIL DAVADA DAVALI BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI: ... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ: 08.05.2012 (Asıl Dava), 29.08.2013 (Birleşen Dava)
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Suluova Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2012/236 E., 2021/319 K.
BİRLEŞEN DAVA: Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/256 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dosya içeriğine göre birleşen dava yönünden kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar 100.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyizinin kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yetkilisi olduğu ... Sigorta Aracılık Hizmetleri ünvanlı acente ile müvekkili sigorta şirketi arasında "Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi" akdedildiğini, davalının anılan acentelik sözleşmesine ve yasal mevzuata uymadığından acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, davalının bazı müşterilere sigortalılara uygunsuz indirimler yaparak ve düşük primli poliçeler üreterek müvekkili şirketi 446.784,00 TL zarara uğrattığını, müvekkili şirketin İç Anadolu Bölge Müdürlüğüne bağlı, yetkili bir acentesinin 24.08.2011 tarihinde İç Anadolu Bölge Müdürlüğüne ilettiği şikayetinde Karadeniz Bölge Müdürlüğü acentelerinden ... Sigorta ve Aracılık Hizmetlerinin bazı müşterilere uygunsuz indirimler uygulayarak düşük primli poliçeler ürettiği, kendilerinin aynı müşteri için verebildikleri fiyat teklifi ile ... Acenteliğinin fiyatları arasında ciddi farkların oluştuğu için müşteri kaybettiklerini ifade ederek şirket tarafından söz konusu acenteliğe indirim uygulama konusunda ayrıcalıklar sağlanıp sağlanmadığı konusunda bilgi talep etmesi üzerine müvekkili şirketin iç denetim departmanı tarafından davalı acente hakkında soruşturma başlatıldığını, davalı hakkında nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından Suluova Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, davalının 17.10.2011 tarihli iç denetim raporu ile haksız indirim uyguladığı tespit edilen poliçelere dayalı borcun ödememesi üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile icra takibinin durduğunu, bu nedenle haksız, kötü niyetli ve yasal dayanaktan yoksun borca ve faize itirazın iptali ile kötüniyetli davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Suluova'da sigorta ve aracılık hizmetleri verdiğini, 28.11.2011 tarihli fesihnamenin davalı ...Ş. tarafından müvekkiline tebliği ile aralarındaki acentelik sözleşmesinin sona erdiğini, söz konusu ihtarnamenin içeriğinde acentenin borcu olarak zikredilen ve Ekim ayı 2011 yılı ... hesap ekstresinde geçen toplam 425.468,41 TL miktarlı borcun takip eden aylarda ödemesine devam edildiğini, en son 05.01.2012 tarihli protokolle bakiye 272.244,17 TL toplam borç yapılandırılmış olduğunu, sonuçta söz konusu toplam borcun 182.465,72 TL miktarlı kısmının 8 parça bonoya bağlandığını, aynı zamanda bonoya bağlanan söz konusu miktar için davalı ... şirketine bankanın teminat mektuplarının verildiğini, kalan 99.862,76 TL miktarlı borcun ise vadesinin gelmediğini, borç niteliğinde olup vadesi gelenlerin davalı ... şirketi hesabına doğrudan müşterilerince aktarıldığını, müvekkilinin vadesinde bonolarını ödediğini, ödediği senetleri teslim aldığını, sigorta şirketinden 13.08.2012 tarihinde güncel borç bilgisinin sorulduğunu, 13.08.2012 tarihli cevabi yazıda, güncel borç senet dahil 25.719,94 TL olarak belirtildiğini, 16.08.2012 tarihli 22.808,21 TL miktarlı son senedin 13.08.2012 tarihinde ödendiği halde davalının senedi teslim etmediğini, bahsedilen cevabı yazı ile son senet arasındaki 2.588,00 TL miktarlı farkın da müvekkili tarafından ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin tüm borcunu ifa ettiğini, müvekkilin tüm borcunu ifa ettikten sonra davalıya borcunu tamamen ödediğine dair ihtar çekerek hiçbir borcu kalmadığını ihbar ettiğini, müvekkiline davalı şirketin uhdesinde olan 16.08.2012 tarihli senedi ile protokolün 3.3 numaralı paragrafında geçen teminat mektuplarının iadesini talep etmesine rağmen davalı şirketin iadeye yanaşmadığını, tüm bu ifalara rağmen davalı ... şirketinin 17.08.2012 tarihli talep yazılarıyla protokolde geçen 100.000,00 TL miktarlı teminat mektuplarının tümünü haksız, yersiz ve sebepsizce nakde çevrildiğini, bu sebeplerle haksız ve yersiz olarak kötü niyetle nakde çevrilen teminat mektupları ile elde edilen 100.000,00 TL'nin avans faiz oranı ile birlikte iadesi talebi gerektiğini, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uygunsuz indirimler yaparak davacı firmanın zarara uğratıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacı şirketin iddia ettiği alacağını 17.10.2011 tarihinde öğrendiğini, bu tarihten sonra 03.01.2012 tarihinde davacı şirket ile davalı alacak bakiyesi konusunda bir araya geldiğini, hesapların kontrol edildiğini, müvekkilinin 272.244,17 TL borçlu olduğunun belirlendiği ve borcun ödenmesi hususunda ödeme planı yapıldığını, mutabakat tutanağı ve protokolün taraflarca imzalandığını, taraflarca hazırlanan protokol prim alacağına ilişkin olduğu, davacı şirketin dava konusu bedeli 17.10.2011 tarihli soruşturma raporu ile öğrenmiş olmasına rağmen çok daha sonra davalı ile yaptığı protokolde dava konusu prim kaybı alacağını gündeme getirmeyerek bu hakkından sarfı nazar ettiğini, bu alacağın istemesinin iyi niyet kuralları ile ve pozitif hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, dava dilekçesinde talep edilen miktarı kabul etmediklerini, bu bedelin sözleşme feshedildikten sonra Mart 2012 ayı ekstresine kadarki hiçbir ekstrelerde gösterilmediğini, sigorta poliçelerinin davacı şirketin kurmuş olduğu bilgisayar programı üzerinden davacı firmanın onayı ile düzenlendiğini, davalının sözleşmeyi doğrudan yapma yetkisinin bu haliyle kısıtlı olduğunu, konu ile ilgili ceza dosyasının devam ettiğini, dava dilekçesi ile istenen haksız itiraz ve kötü niyet tazminatını da kabul etmediklerini, bu nedenle haksız ve gerekçeden yoksun davanın reddine, alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 05.01.2012 tarihinde taraflar arasında imzalanan protokolde davacı şirketin davalının sahibi olduğu acente ile tarafların tüm tahsil ve iptal kayıtları inceledikten sonra acentenin 272.244,17 TL borcunun olduğu konusunda mutabık kalındığı, davacı şirket tarafından protokolde bildirilen prim borcunun davalı tarafından davacı şirkete ödendiği, davacının belirlediği 446.785,00 TL zarar tutarının, dava dışı sigortalıların primlerde indirime esas olacak şekilde başkaca araçları olup olmadığı ve/veya tramer kayıtları tetkik edilerek gerçekte sigortalanan araçların daha önce SBM kayıtlarına yansıyan hasarlarının olup olmadığı hususu ve T.C. Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü nezdinde davacı sigortacının tasdik edilen kasko sigorta poliçesi tarifelerinin de davacı tarafından dosyaya delil olarak sunulmamış olması nedeniyle alınan primle alınması gereken prim tutarının bilinmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle davacının iddia ettiği prim zararının tespit edilemediği, Amasya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aldırılan 02.04.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda hasarsızlık ve filo indirimlerinin açık olarak poliçelerde bildirildiğinin görüldüğünün beyan edildiği, Amasya Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/200 E. sayılı dosyasının gerekçesinde de poliçelerin sigorta şirketi tarafından ... yapıldıktan sonra geçerli hale geldiğinin tespit edildiği, davalının acentesi tarafından 2008, 2009, 2010, 2011 yılında yüksek prim üretimi gerçekleştirilmesinden dolayı davalının acentesine başarı sertifikaları verildiği, davalı şirketin işbu 4 yıl içerisinde davalının acentesinin yüksek prim üretiminin farkında olduğu, 4 yıl boyunca davalının acentesi tarafından kesilen poliçelerin davacı şirketin onayından geçtiği ve poliçelerde filo indiriminin yapıldığının poliçelerde açık olarak görüldüğü, davalının 4 yıl boyunca yaptığı iddia edilen 1.744 adet filo indirimlerinden davacı şirketin haberinin ya da zımni onayının olmadığı hususunun bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere ticari hayatın akışına aykırı olduğu, 4 sene içerisinde acente tarafından davacı şirket zarara uğratıldı ise bu hususun tespit edilebileceği, dava dilekçesinde 17.10.2011 tarihli denetim raporuyla davalının poliçelerde haksız indirimler yaparak şirketi 446.784,00 TL maddi zarara uğrattığının tespit edildiği bunun sonucunda 28.11.2011 tarihinde sözleşme hükümlerine uyulmaması sebebiyle acente sözleşmesinin feshedildiği beyan edilmişse de 05.01.2012 tarihli protokolde tarafların tüm tahsil ve iptal kayıtları incelendikten sonra davalının borcunun 272.244,17 TL olduğunun tespit edildiği ve davalının bu borcu ödediği, 2008 2011 yılları arasında 4 yıl gibi çok ... sayılacak süre zarfında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 ... maddesi gereğince basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü olan ve faaliyet gösterdiği ticari ... içerisinde bilgi sahibi olan, öngörülü davranması ve tedbirli hareket etmesi zorunluluğu bulunan davacı şirketin bu yüküme göre hareket etmediği ve şirketin zarara uğratıldığı hususunun da dosyaya sunulan delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığından reddine, birleşen dava yönünden; taraflar arasında imzalanan 05.01.2012 tarihli protokol gereğince belirlenen borcun teminatı olarak davalı tarafından verilen 100.000,00 TL teminat mektubunun davacı şirket tarafından nakde çevrilmesi sebebiyle açılan itirazın iptali davası olduğu, Mahkemece aldırılan 19.06.2020 tarihli bilirkişi ek raporu ile 08.03.2021 tarihli bilirkişi heyet raporu ile davalı ...Ş. tarafından imzalanan hesap ekstrelerine göre Ağustos 2012 yılına ait ...'a ait teminat mektuplarının tahsil edilmesinden dolayı davalı şirketin davacı ...'a 100.000,00 TL borcunun bulunduğu, 19.06.2020 tarihli ek bilirkişi raporu ile de takip tarihi itibari ile davacının 351,11 TL işlemiş faiz talep edebileceği tespit edilmiş, dosya kapsamında resen aldırılan 19.06.2020 tarihli ek bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak birleşen davanın kabulü ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin fesh edildiğini, tarafların basiretli tacir olduklarını, davalının özensiz tutum ve zarar verici durumları olduğunu, davalı acente tarafından poliçe programında bulunan açıktan faydalanmak suretiyle uygunsuz ve haksız indirimler yapıldığını, düşük primli poliçeler üretildiğini, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de bu hususların ispat edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.2 ve 3.3. maddeleri uyarınca acentenin davacı şirkete karşı sorumlulukları bulunduğunu, bu nedenle de davacı şirketin zarara uğradığını, davacı şirketin haksız filo indirimi ve hasarsızlık indirimi hususunda başka bir acenteye karşı açtığı davanın kabul edilerek Yargıtay tarafından onandığını, emsal Yargıtay kararı uyarınca ceza davasında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin zarara uğramadığı anlamına gelmeyeceğini, dosya kapsamında alınan 07.04.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde emsal kararın sunulduğunu, ancak Mahkemece dikkate alınmadığı gibi gerekçeli kararda da bu hususa değinilmediğini, birleşen dava açısından da teminat mektuplarının usulsüzlük yapılması nedeniyle şirketin zararının tazminine yönelik alındığını ve nakde çevrildiğini, bu nedenle Mahkemece verilen kararın hatalı olduğu, kararın kaldırılması talep edildiği anlaşılmıştır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla Mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, tarafların basiretli tacir oldukları ve aralarında düzenlenen 05.01.2012 tarihli protokol ile davalı birleşen dava davacısının sebebiyet verdiği, zararın tazmin edileceğinin düzenlendiği, banka teminat mektuplarının da tazmini teminat altına almak için verildiğinin ... olduğu, bilirkişi raporu ile davacı ... şirketi zararının giderildiğinin ve sigorta şirketi tarafından zararından fazla olarak banka teminat mektubunun da nakde çevrildiği anlaşıldığından, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı birleşen dava davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava acentelik sözleşmesinden kaynaklanan zararın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen dava taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine dayalı verilen teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Birleşen Davada Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Asıl Davada Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde asıl dava yönünden asıl davada davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:32:48