Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3824
2023/7526
20 Aralık 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/727 Esas, 2022/225 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM: Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/812 E., 2019/537 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı borçlu Maviay Dış Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığını, kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine, hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinde adının geçmediğini, dava dışı borçlu şirkete genel işlem koşulları hakkında bilgilendirme yapıldığı halde kefiller hakkında bu hukuki düzenlemelere aykırı davranıldığını, kefaletin belirli veya belirlenebilir olması gerektiğini, müvekkilinin daha evvel ortağı bulunduğu, borçlu şirketin tüm hisselerini 09.06.2015 tarihinde hisse devir sözleşmesi ile ... ...'e devrettiğini, borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 08.06.2013 tarihli 90.500 TL tutarındaki kredi çerçeve sözleşmesinin düzenlendiği, bu sözleşmede Mavi Ay Dış Tic. Ltd Şti.nin borçlu ..., ... ..., ...'in müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatının bulunduğu, 22.06.2015 tarihinde kredi çerçeve sözleşmesi düzenlenmiş olup sözleşmede ... ..., ...'in borçlu ve müteselsil kefil sıfatının bulunduğu, davalının imzalamış olduğu 08.06.2013 tarihli 90.500,00 TL tutarındaki kredi çerçeve sözleşmesi incelendiğinde sözleşmede davalının imzasının borçlu şirket yetkilisi sıfatı ile olduğu, kefil olduğuna dair sözleşmede imzasının bulunmadığı, kefilin imzalamamış olduğu şirket kredi sözleşmesinden kaynaklı borçtan davalının sorumlu tutulmasının söz konusu olmadığı, 08.06.2013 tarihinde imzalanan kredi çerçeve sözleşmesinden sonra açık hesap limiti tanımlanarak kredi kullanımı yapıldığı, davalı ...'in hisse devir tarihinde açık hesabının artı bakiyede olduğu, başka bir kredi borcunun bulunmadığı, 22.06.2015 tarihinde dava dışı Mavi Ay Dış Tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında davalının kefil olmadığı ... bir kredi çerçeve sözleşmesi imzalanarak açık hesap limiti ve diğer krediler kullandırıldığı, borcun ortaklık değişimi sonrasında akdedilen davalının kefaleti bulunmayan ... kredi çerçeve sözleşmesi kapsamında ... kredilerin kullandırılmasından kaynaklandığı, bu nedenle davalının davaya konu borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlu şirkete 05.06.2013 tarihli 90.500,00 TL tutarlı ve 22.06.2015 tarihli 500.000,00 TL tutarlı sözleşmeler kapsamında kredi kullandırıldığını, borçlu ve kefillere sonraki tarihli bir sözleşme imzalatılması; öncekinin iptal edilmesi anlamına gelmediğini, 05.06.2013 tarihli 90.500,00 TL tutarlı kredi sözleşmesinin hem firma yetkilisi olarak hem de kefalet sayfasında kendi adına asaleten yani kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, davalının şirketteki hisselerini devretmiş olması, şahsi kefaletini geçersiz kılmadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararın 3 üncü paragrafında; “08.06.2013 tarihli sözleşmede ..., ... ... ve ...’in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatının bulunduğu” ifade edilmiş ise de 5 ... paragrafında “borçlunun imzasının şirket yetkilisi sıfatıyla olduğu, kefil olduğuna dair sözleşmede imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır” şeklinde çelişkili ifadelere yer verildiğini, kötü niyet tazminatı şartlarının bulunmaması nedeniyle, kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, kaldı ki müvekkili bankanın varlık fonuna devri nedeniyle de muafiyetleri devam ettiği gibi kamu bankası olup 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 13 üncü maddesi yollamasıyla aynı kanunun 138 ... maddesi uyarınca davacı bankanın İcra ve İflas Kanunu'nda hükme bağlanan tazminatlardan muaf olduğu halde aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu Maviay Dış Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 22.06.2015 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalının kefil olarak yer almadığı ihtilafsız olup, davacı banka ile asıl borçlu arasındaki 08.06.2013 tarihli 90.500,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise, davalının sözleşmeyi asıl borçlu şirketi temsilen imzaladığı gibi aynı limit dahilinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmede şahsi imzasının bulunduğu, her ne kadar davalı kefilin isim ve soyadı sözleşmede yazılmamış ise de, kefil sıfatıyla atılan imzanın davalı tarafça inkar edilmediği gibi kefaletin şekil şartlarına haiz bu sözleşmeden dolayı davalının kefil olarak sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği, alınan bilirkişi raporundan dava konusu kredi borcunun davalının kefaletinin bulunmadığı 22.06.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ... olmakla davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı bankanın fon bankası olmadığı gibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın özellikle 5411 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde açıkça tanımı yapılan nitelikte bir alacak olmadığının ... olduğu, buna göre, 5411 sayılı Yasanın geçici 13. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 138 ... madde hükmü uyarınca davacı bankanın İcra ve İflas Kanunu'nun hükme bağlanan tazminatlardan muaf olduğundan söz edilemeyeceği, ilk derece mahkemesinin kendi içinde kısmen çelişkili gerekçeli kararının düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:38:09