Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/3026

Karar No

2023/6932

Karar Tarihi

1 Ocak 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/428 Esas, 2022/82 Karar

HÜKÜM: Davanın Kısmen Kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/895 E., 2020/921 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 27.06.2007 tarihinde İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokol (Protokol'') imzaladıklarını, müvekkili lehine tapuya 31.10.2008 tescil tarihli 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edilerek kullanım hakkının 31.10.2023 tarihine kadar müvekkiline geçtiğini, bunun karşılığında davalıya 1.500.000,00 USD + KDV ödemede bulunduğunu, ancak akaryakıt istasyonunun tapuya tescil tarihinden 305 gün sonra yani 01.09.2009 tarihinde faaliyete başladığını, 12.03.2009 Rekabet Kurumu mevzuatı çerçevesinde akaryakıt bayilikleri ile ilgili 5 yıllık muafiyet getirildiği, bu nedenle davalı ile aralarındaki sözleşmenin süresinden önce 31.10.2013 tarihinde sona erdiğini, davalının fesih ihtarnamesi göndererek terkin için vekaletname göndermesini istediğini, buna karşılık sona eren intifa hakkı ve ilgili sözleşmeler nedeniyle talep ve dava hakları saklı kalmak üzere terkin vekaletnamesini davalıya gönderdiğini ve intifa hakkının tapudan terkin edildiğini, dava konusu alacağın sözleşmelerden kaynaklana alacak olduğunu bu nedenle 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirterek 31.10.2013 31.10.2023 tarihleri arasında kullanılmayan döneme ait ve istasyonun 305 gün geç faaliyete geçilmesi nedeniyle bu dönem için davalıya ödenen tutarın kıstelyevm usulü ile hesap edilen tutar için şimdilik 1.961.346,44 TL'nin denkleştirici adalet prensibi uyarınca sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar olan dönem için uyarlanarak güncellenmiş bedelinin sözleşmelerin sona erdiği 31.10.2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinde zamanaşımının dolduğunu zira davacının bayilik sözleşmelerinin 5 yıl ile sınırlandırıldığına dair Rekabet Kurumu kararının davacı tarafından 12.03.2209 yılında öğrendiğini, davacının davasını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırdığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, geri verme davalarında zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin tarihinin 11.06.2009 olduğunu, bu sözleşmenin 1 yıllık olduğunu ve her yılın sonunda uzatılabileceğini, 5 yıl sonra sözleşmenin her halükarda sona sona ereceğinin kararlaştırıldığını, hem rekabet kurulu kararına hem bayilik sözleşmesine rağmen 15 yıllık intifa hakkına güvenerek ödemiş olduğunu iddia ettiği bedelin bir kısmının konusuz kaldığı ve sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kurum kararlarına aykırı olarak 15 yıl yapılmasının fiilen bayilik sözleşmesini uzatmayacağını, bayilik hizmet bedelinin 5 yıllık ödenmiş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, davacının hiçbir ihtirazı kayıt koymadan intifayı kaldırmak için vekaletname vermesinin sözleşmenin bittiğine dair inancını ortaya koyduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, sadece elinde kalanları vermekle yükümlü olduğunu, ayrıca davacının ödediği miktar üzerinden KDV ve gelir vergisine ilişkin kazanımlarını da düşmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin almadığı bedelleri de düşmek zorunda kalacağını, intifa bedelinin fatura karşılığı ödendiğini, faturayı defterlerine işleyip vergiden düştüğünü bu nedenle davacının gerçekten yaptığı ödemenin esas alınmasını ve bu bedel 5 yılın kullanılmayan kısmı ile değerlendirilmesi gerektiğini, davacının akaryakıt istasyonun 305 gün sonra açıldığını belirterek bu süreyi talep etmiş ise de sözleşmenin ifası süresince böyle bir talepte bulunmadığını belirterek davanın zamanaşımı yönünden ve esastan reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle davacının bakiye süreye isabet eden intifa bedeli için karşı taraftan talep edebileceği alacağının 1.810.474,00 TL olduğu, istasyonun faaliyete geç başladığı dönem yönünden (305 günlük süre) sözleşme fesih tarihine kadar ödenen bedelin iadesine ilişkin davacı taraf talebinin bulunmadığı gibi bu hususta karşı tarafa herhangi bir ihtarname de gönderilmediği bu sebeple bu yöndeki davacı taraf isteminin yerinde olmadığı, kaldı ki, mevzuat gereği Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu (EPDK) izni olmadan akaryakıt bayiliğinin açılamayacağı ve satış yapılamayacağı, intifa hakkının tesis edildiği tarihten sonra faaliyete başlanan süre içinde istasyonun faaliyete geçirilmesi amacıyla gerekli izinlerin alındığının iddia ve ispatlanamadığı, davanın da yasada öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 1.810.474,00 TL'nin dava tarihi olan 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 27.06.2007 tarihli Protokolün 4 üncü maddesinin "A" bendi uyarınca, "İstasyonun gerek inşası gerekse faaliyete geçebilmesi için gerekli tüm ruhsat, izin satıcı tarafından alınacak ve masrafları satıcı tarafından karşılanacaktır." hükmü mevcut olup aynı maddenin son paragrafının ise "satıcı işbu madde de gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği tüm işlemleri, işbu protokolün imza tarihinden itibaren 6 (altı) ay içerisinde gerçekleştirmeyi peşinen kabul ve taahhüt eder." şeklinde olduğunu, ayrıca aynı protokolün 7 inci maddesi uyarınca istasyonun hukuken ya da fiilen işletilmesinin mümkün olmadığı durumlarda intifa bedelinin iadesinin kararlaştırıldığını, dosya içerisindeki bilirkişi raporunda EPDK'dan izin alınması gerekliliği yönünde değerlendirme yapılmakla, EPDK Bayilik Lisansının yasal olarak müvekkili şirket tarafından değil, davalı tarafından müracaat edilerek alınması gerektiğini, yukarıda açıklanan sözleşme hükümleri ile de zaten bu lisansın alınmasının davalı tarafından taahhüt edildiğini ve geç alınması halinde de müvekkil şirketin ilgili istasyonda bu dönemde faaliyeti olmayacağından hakkaniyet gereği, kullanılamayan bu dönem için peşin ödediği intifa bedelinin kendisine iadesinin protokol hükmü gereği olduğunu, bu nedenlerle, ilgili protokol kapsamında açıkça müvekkil şirkete iadesi kararlaştırılan bir sözleşmesel bir alacağın daha önceden bir ihtar bulunmadığı dolayısıyla istenmediği gerekçesinin isabetli olmadığını, ayrıca hakkaniyet gereğince de Shell olarak faaliyette bulunulması karşılığı davalıya peşin ödenen bir bedelden kullanılmayan dönemin iadesinin gerektiği ve bu durumun sözleşme hükümleri uyarınca da hukuka uygun olduğu açık olup 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde istenebilecek bir alacak olduğunu, sözleşme süresi sonuna kadar beklenerek kullanılmayan tüm sürenin hesap edilmesi ve tek olarak talep edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin her kullanılamayan dönem için parça parça talepte bulunması gibi bir zorunluluğu bulunmadığını, zira bu dönemlere ilişkin talep hakkının sözleşmede açık bir şekilde kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin yerel mahkeme tarafından kabul edilen bilirkişi raporuna göre davalı şirketten fesih tarihi itibariyle işlememiş süreye tekabül eden intifa hakkı bedeli alacağının, denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş karşılığının 3.033.339,71 TL olarak tespit edilmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin 305 güne ilişkin alacak talebi kabul edilmese dahi davanın yine de reddedilemeyeceğini, zira müvekkil şirketin davalıdan halen bu nedenle bakiye alacağı bulunduğunu, ayrıca tarafımızca kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin geç açılan 305 günlük dönem için bir alacağı bulunmadığı bir an için varsayılsa dahi müvekkili şirketin fesih tarihi itibariyle işlememiş süreye tekabül eden intifa hakkı bedeli alacağının, yargılamada denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş karşılığının 3.033.339,71 TL olarak bilirkişi raporu ile tespit edildiğinin tartışmasız olduğunu,15.02.2021 tarihli dilekçesi ile, ilk derece mahkemesi kararının davalı şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine 12.01.2021 tarihinde İzmir 6. İcra Dairesinin 2021/383 E. sayılı İlamlı İcra takibi başlatılması ile tebellüğ edildiğini, davalının yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı 27.01.2021 tarihinde istinaf etmesi nedeniyle de istinaf talebinin süresinde olmadığını, bu nedenle, davalının istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

  2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasını sebepsiz zenginleşmeye dayandırdığını, sebepsiz zenginleşmeyi öğrendiği tarihin 11.06.2009 olduğunu, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, davacının, müvekkili şirkete keşide etmiş olduğu Beyoğlu 23. Noterliğinin 05.11.2013 tarih 40156 yevmiye numaralı ihtarname ile alacak haklarını saklı tutarak bedelsiz olarak tapu sicil müdürlüğünden terkin yapılması için terkin vekâletnamesi gönderdiğini, başka bir deyişle davacının tapudaki intifa hakkının bedelsiz olarak terkin edildiğini, yerel mahkemece, dosyada mevcut iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni seçilecek bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerekir iken eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf yoluna başvurma süresinin ilamın usulen ilgili tarafa “tebliği” ile başlayacağı, başvuru süresinin “öğrenme” ile başlamayacağı, Küçükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğünün 22.05.2019 tarihli cevabi yazısında; ... mahallesi 6007 sayılı parsel taşınmazda 07.11.2013 tarihi 31771 yevmiyeli intifa hakkında kısmen feragat edildiği ve buna ilişkin tescil istem belgesinin incelenmesinde; belirtilen taşınmazda kayıtlı olan intifa hakkından, çıplak mülkiyet sahibi Tekoğlu Petrol lehine 732.000,00 TL bedelle feragat edildiğinin belirtildiği, eldeki davanın açılış tarihi 02.10.2018 olmakla, dava açılışından önce davacının intifa hakkının, bedeli de gösterilmek suretiyle sona erdirildiğinin anlaşıldığı, talebin sebepsiz zenginleşmeye göre değil sözleşmeden kaynaklı bir talep olarak değerlendirilmesi sebebiyle zamanaşımının 10 yıl olduğu, istasyonun geç faaliyete geçirilmesi nedeniyle kullanılmayan süreye isabet eden kısma yönelik talep edilen intifa bedeline ilişkin olarak davalının en geç altı ay içinde bayilik lisansı alarak istasyonu faaliyete geçirmesi gerektiği, protokol maddelerinin incelenmesinde, taraflar arasında, faaliyete süresinde başlanamamasından ötürü intifa bedelinin iade edileceğine dair bir düzenleme olmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesindeki dayanağı protokolün 4 ve 7 nci maddelerinin istasyonun hukuken ve fiilen işletilememesi halinde intifa bedelinin geri iadesine ilişkin olduğu, istasyonun geç faaliyete geçmesinden dolayı intifa bedelinin talep edilebilmesi koşulları somut olayda mevcut olmadığı, davacı taraf intifa hakkını terkin ederken, bakiye dönem için talep edebileceği intifa bedelini 732.000,00 TL olarak belirlediğinden, artık protokol hükümleriyle ilgili bu tartışmaya esasen gerek kalmadığı, davalı tarafın iyi niyetli olarak ve sözleşmenin süresi sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettikleri intifa bedelinin iyi niyetli zilyet olduklarının kabulü ile iradelerine bağlı olmayan nedenlerle sözleşmenin geçersiz hale gelmesi sonucu elinde kalanı vermekle yükümlü olduğunun kabulünün gerektiği, davacının talep edebileceği en fazla bedel 732.000,00 TL olmakla; mevcut durumda bu bedelin güncellenmiş değerinin talep edilmesinin de mümkün olmadığını, terkin işleminin 07.11.2013 tarihinde gerçekleştirildiği, terkin işleminin gerçekleşmesi ile birlikte iade borcunun doğmuş olduğunun kabulü gerektiği, terkin tarihi itibariyle davacının temerrüt faizi talep etmesi mümkün olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 732.000,00 TL alacağın 07.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanunun 2 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istasyonun geç açılması nedeniyle fiilen kullanılmayan 305 günlük döneme ilişkin alacağın yerel mahkeme tarafından reddedildiğini, bu konuya dair yapılan istinaf talebinin incelenmediğini, yerel mahkeme tarafından verilen karar neticesinde hükmedilen vekalet ücretinin davalı tarafından takibe konu edildiği ve ilgili icra dairesine davalı tarafından sunulduğu, bu nedenle davalının halen kararı tebellüğ etmediğini kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkili tarafından gerçekleştirilen tapuda bir terkin işlemi bulunmadığını, davalıya verilen terkin vekaleti ile intifa hakkının davalı tarafından terkin ediliğini, davalı tarafın sadece kendisini bağlayacak tapudaki beyanları ile müvekkilinin davada tespit edilen mevcut alacağından feragat etmiş olmayacağı, noterden göndermiş oldukları ihtarname ile alacak hakkını açık bir şekilde saklı tuttuklarını, 732.000,00 TL bedel ile sınırlanmış olsa dahi bu tutarın güncellenmiş bedelinin talep edilebileceğinin Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, müvekkil şirketin alacağının sadece faiz tutarı ile sınırlandırılmasının yasaya aykırı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebini sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırdığını, davacının talebinin aşılarak talebin genel alacak olarak değerlendirilerek 10 yıllık zamanaşımının uygulanamayacağını, her ne kadar Küçükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğünün tescil istem belgesinde çıplak mülkiyetin 732.000,00 TL bedelle feragat edildiği belirtilse de bu bedelin gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin yetkilisi ve tek sahibi olan ...'a verilen vekaletnamede ivazsız olarak intifa hakkının tapudan fek ve terki ettirme konusunun açıkça yetkili kılındığını, ticari avans faizi işletilmesi haksız olduğunu, davacının iddia ettiği gibi istasyonun 305 gün sonra faaliyet geçmediği, talebi haksız olup gün sayısının yanlış olduğunu, bu durum biran için kabul edilse dahi davacının sözleşmeyi feshetme hakkı bulunduğunu, fesih hakkını kullanmadığını, güven ilişkisi çerçevesinde sözleşmenin devam ettiğini, herhangi bir ihtar göndermediğini belirterek talebin haksız olduğunu belirterek aleyhe kısımların bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Rekabet Kurulu kararı gereği hükümsüz hale gelen intifa hakkına ilişkin sözleşmenin erken sona ermesinden dolayı bakiye dönemine isabet eden kısımlarının ve istasyonun geç faaliyete başlaması nedeniyle geç açılma süresine isabet eden bedelin ödenmesi istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim