Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/3260

Karar No

2023/6923

Karar Tarihi

29 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/505 Esas, 2022/75 Karar

HÜKÜM: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/661 E., 2020/709 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve temlik alan davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve temlik alan davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile müvekkilinin kardeşi diğer davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmede kefil olarak yer aldığını, kefaletteki limit ve kefalet tarihinin banka tarafından sonradan doldurulduğunu, yazıların müvekkili eli ürünü olmadığını, genel kredi sözleşmesi imzalatılırken evraklar arasında ilk bakışta sözleşme evraklarından biri izlenimini veren beyaz A4 kağıda düzenlenmiş bononun müvekkiline boş olarak imzalatıldığını, bononun genel kredi sözleşmesinin teminatı olduğunu, geçerliliğinin genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerliliğine bağlı bulunduğunu, eş muvafakatindeki yazıların da eşine ait olmadığını, müvekkilinin eşinin okuma yazma bilmediğini ileri sürerek kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, ilamsız takip nedeniyle müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının ağabeyi olduğunu, bankadan kredi çektiğini ve ödeyemediğini, hiç istememesine rağmen ağabeyini mağdur ettiğini, ağabeyinin tek varlığı olan evinin kredi borçları yüzünden satışa çıkarıldığını, dava dilekçesinde anlatılan olayların doğru olduğunu, davalı bankanın kendisine kredi kullandırdığını, hem kendisine hem de ağabeyine sözleşme ve boş senet imzalattıklarını, senedi kredi sözleşmesine teminat olarak aldıklarını, imzalatılan evrakların tek suret olduğundan kendilerine verilmediğini, senedin sadece teminat için olduğunun ve takibe konulmayacağının söylendiğini, sonradan teminat senedine 1.000.000,00 TL bedel yazılarak icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Temlik eden davalı banka davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinin dayanağını oluşturan genel kredi sözleşmesinde davacının kefaletinin geçersiz olduğunun iddia edildiği, adli belge inceleme uzmanı bilirkişiden alınan raporda kefalet sözleşmesinde yer alan rakam ve yazıların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının kefilliğinin geçersiz olduğu, bu durumda davacı hakkında yürütülen genel kredi sözleşmesine dayalı icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının kabulünün gerektiği, mevcut dosya kapsamında temlik eden davalı bankanın kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil olmaması nedeniyle davacının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereğince talep ettiği tazminat talebinin reddi gerektiği, davalı banka tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak yapılan icra takibi yönünden yapılan incelemede; davacı tarafın söz konusu bononun teminat bonosu olduğunun ileri sürüldüğü, öncelikle davacının davaya dayanak olan bonoyu haciz baskısı altında idaresi dışında verildiği iddiasını ispat edemediği, ancak ... tarafından mevcut davanın 07.03.2019 tarihli celse de kabul edildiği, söz konusu senetten dolayı davacıdan herhangi bir alacağının olmadığının belirtildiği, bundan dolayı davacının söz konusu davalı ... aleyhine açmış olduğu menfi tespit talebinin kabulünün gerektiği, diğer davalı temlik eden banka yönünden yapılan değerlendirmede bankacı bilirkişiden alınan rapora göre 1.000.000,00 TL tutarlı senedin 04.09.2013 tarihinde davalı ...'ın hesabına "kredi teminatı olarak tanımlanan" açıklaması ile 1 TL iz bedeli ile kayıt edilmiş olduğu, bu durumun bankacılık uygulamasında teminat senedi olarak nitelendirildiği, davalı ...'ın beyanı, senedin düzenleme tarihi ile genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih ve sözleşmeye istinaden yapılan icra takip dosyasında yer alan takip talebinde bonoya dayalı yapılan icra dosyası ile tahsilde tekerrüre yol açmama kaydının yer alması karşısında bononun teminat bonosu olduğunun kabulü gerektiği, bononun teminat bonosu olduğu kabul edildikten sonra riskin takip tarihi itibariyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için bankacı bilirkişiden ek rapor alındığı, takip tarihi itibariyle gerçekleşen risk miktarının nakdi alacak yönünden 739.435,45 TL olarak belirlendiği, söz konusu miktar yönünden risk gerçekleştiğinden bu bedeli temlik eden bankanın davacıdan talep edebileceği, bundan dolayı söz konusu bedelden artakalan 40.654,23 TL (780.589,68 739.435,45=40.654,23) yönünden davacının temlik eden banka yönünden davasının kabulünün gerektiği, davacının tazminat talebinin davalı temlik eden bankanın kötü niyetli olduğu sabit olmadığından reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı temlik alan davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının 2004 sayılı Kanun'un 72/5 inci maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, bonoya dayalı icra takibinde davacının davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davacının gereğince tazminat talebinin reddine, bonoya dayalı icra takibinde davacının temlik alan davalıya 40.654,23 TL üzerinden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının tazminat talebinin reddine, temlik alan davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve temlik alan davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kredi sözleşmesine dayalı takibe yönelik kabul edilen kısmı yönünden müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bonoya dayalı icra takibi yönünden genel kredi sözleşmesi ve teminat olarak verilen senedin geçerliliğinin genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerliliğine bağlı olduğunu, senetteki miktar yerine kredi borç miktarı üzerinden icra takibi başlatılmasının takip dayanağı bononun teminat olarak verildiğinin ortaya koyduğunu, teminat senedinin sözleşmeden bağımsız bir nitelik taşımadığını, senedin bedelsiz olup genel kredi sözleşmesine teminat olarak müvekkiline imzalatıldığını, müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığını, bu nedenle bankacılık uygulaması kapsamında alınan teminat bonosu olarak kabulüne de imkan bulunmadığını belirterek kararının kaldırılmasını istemiştir.

  2. Temlik alan davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazları kapsamında ek rapor için dosyanın bilirkişiye tevdi taleplerinin yerinde görülmediğini, eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, ihtiyati haciz kararına dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe geçildiğini, davacının ihtiyati haciz kararına yönelik bir itirazı bulunmadığını, takip dayanağı senedin teminat senedi olmadığını, davacının iddialarını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, kredinin ödenmemesi üzerine banka tarafından borçlulara ihtarname gönderildiğini, gayri nakdi risk bedelinin icra dosyasına depo edilmesi talebi ile ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla borçlular hakkında ilamsız takip başlatıldığını, kambiyo senedinin teminat senedi olduğu yönündeki bilirkişi tespitinin yerinde olmadığını, senette mücerretlik ilkesi bulunduğunu, davacının senetteki kefalet imzasını inkar etmediğini, müteselsil kefaletin geçerli olduğunu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile davalı asıl borçlunun dava ve takip tarihi itibarıyla borçlu olduğu miktarların tespit edildiğini, miktarlar arasındaki farkın neyden kaynaklandığının anlaşılamadığını belirterek kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alacaklı banka tarafından tahsilde tekerrür olmamak üzere davacı ve diğer davalı aleyhine toplam 367.869,75 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile genel kredi sözleşmesine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı alacaklı banka tarafından davacı ve diğer davalı aleyhine toplam 780.589,68 TL nakit alacağın tahsili talebi ile bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, ilamsız icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin 1.000.000,00 TL limitle davalı banka ile davalı ... arasında 03.09.2013 tarihinde akdedildiği, sözleşmeyi davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takip dayanağı bononun 03.09.2013 tanzim tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli olarak borçlu ... tarafından düzenlendiği, lehtarın ..., lehtar cirosuyla yetkili hamilin Türk Ekonomi Bankası olduğu, davalı bankanın kayıtlarında dahi takip dayanağı bononun teminat senedi olarak yer aldığı, bononun teminat vasfında olduğunun kabul edilmesinin bononun doğrudan bedelsiz olduğu sonucunu doğurmayacağı, bilirkişi raporu ile takip tarihi itibarıyla temlik eden davalı bankanın davalı asıl borçludan alacaklı olduğu miktar nakit ve gayri nakit alacak yönünden ayrı ayrı tespit edildiği, bononun teminat vasfının nakit alacağa ilişkin olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabule karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacının bonodaki imzasını inkar etmediği, bononun teminat vasfını taşımasının bonodaki teminat niteliğindeki borcun varlığını genel kredi sözleşmesine bağlı hale getirmekte ise de geçerliliğini genel kredi sözleşmesine bağlı hale getirmeyeceği, davacının genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçersizliği nedeniyle bu icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin isabetli olduğu, anılan icra takip dosyasında nakit alacağın tahsili talebi bulunmayıp, gayri nakit alacağın depo edilmesinin talep edildiği, gayri nakit alacağın davacı borçludan tahsilini değil depo edilmesinin talep edildiği, bu durumda mahkemece icra takibine konu alacağın nakit alacak niteliğinde olmadığı, gayri nakit alacağın ise tahsili istenebilecek muaccel bir alacak vasfı bulunmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı gözetilerek davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet görülmediği, tazminatı talebinin reddine ilişkin gerekçe yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin bu gerekçeye yönelik istinaf itirazının kabulüne karar verildiği gerekçesiyle temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kötü niyet tazminatına ilişkin bir kısım gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibinde temlik alan davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı ... aleyhine açılan dava hakkında ilk derece mahkemesince verilen karar istinafa getirilmediğinden anılan dava hakkında verilen karar kesinleşmekle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bonoya dayalı icra takibinde davacının temlik alan davalıya 40.654,23 TL üzerinden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, temlik alan davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve temlik alan davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kısmi ret kararının hukuka aykırı olduğunu, genel kredi sözleşmesine teminat olarak verilen bononun geçerliliğinin ancak kefaletin geçerliliğine bağlı olduğunu, mahkemece kefaletin geçersiz olduğunun tespit edildiğini, bononun müvekkilinin iradesi sakatlanarak imzalatıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Temlik alan davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, davacı tarafın ihtiyati hacze itirazda bulunmadığını ve takibin kesinleştiğini, bononun teminat seneti niteliğinde olmadığını, davacının iddiasını yazılı delille ispatlayamadığını, davacının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, şekil şartlarının yerine getirildiğini belirterek kararın bzulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine ve kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

  4. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve temlik alan davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temlik alan davalı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...Ş.'ye iadesine,

Alınmadığı anlaşılan 269,85 TL temyiz ilam harcı ile 1.330,20 TL temyiz başvuru harcının 6100 sayılı Kanun'un 339 uncu maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:05

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim