Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3115
2023/6917
29 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/69 Esas, 2021/1456 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2015/2227 E., 2019/262 K.
Taraflar arasındaki şubenin ticaret siciline tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Adana Sicil Müdürlüğü tarafından 14.04.2015 tarihli yazı ile davalı ...Ş.'nin ... Mah....Cad. 4 Sok. ... İş Merkezi K:5 ... adresinde faaliyet gösteren şubesinin Ticaret Siciline tescil ve ilan etmesi gerektiğinin bildirildiğini, davalı tarafın cevaben tescili talep edilen yerin şube olmadığı, Adana irtibat ofisi olduğu ve yarı bir muhasebelerinin ya da ayrı bir sermayelerinin bulunmadığından tescilinin mümkün olmadığının bildirildiğini, bu nedenle müvekkilinin davetinin sonuçsuz kaldığını, davalı ...Ş.'nin faaliyet gösteren şubesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 ve 40 ıncı maddeleri ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 118 inci maddesi gereği tescilinin gerektiğini ileri sürerek davalıya ait işyerinin Adana Ticaret Sicili'ne tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin Adana ilinde mevcut bulunan ofisinin tamamen müvekkili şirket acenteleri ile irtibat sağlamak amacına yönelik olarak kurgulandığını ve bu amaçla kullanılan bir irtibat ofisi olduğunu, söz konusu ofiste poliçe kesilmediği gibi, poliçe satışına yönelik herhangi bir pazarlama faaliyetinin de gerçekleştirilmediğini, sigorta poliçesinin kesimini ve sigortanın başlangıcını takip eden kesitte de sigorta sözleşmesi kapsamında ortaya çıkabilecek her türlü hukuki ve ticari sürecin de bizzat müvekkili şirketin genel müdürlük birimlerince ele alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...nin "... Mah....Cad. 4 Sk.... İş Merkezi K:5 ..." adresinde faaliyet gösteren şubesinin 6102 sayılı Kanun'un 33 ve 40 ıncı maddeleri ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 118 inci maddesi gereği tesciline karar verilmesinin talep edildiği, ancak bir yerin şube sayılması için iç ilişkide merkeze bağlı olma, dış ilişkide bağımsızlık, mekan ve yönetim ayrılığı unsurlarını taşıması gerektiği, dava konusu yerin bağımsız olarak faaliyette bulunduğu, müşterilere poliçe düzenlendiği, işyerinde bağımsız olarak çalışmasının olduğuna dair bir belirleme/tespit yapılamadığı, tüm iş ve işlemlerin sigorta şirketinin merkezi tarafından yapıldığının yasal defter kayıtlarından da anlaşıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dava konusu yerin şube olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şubeler açısından ticari işletme niteliğinin belirlenmesi noktasında muhasebe işlemlerinin, şubede veya merkezde tutulmasının ayırıcı bir ölçüt olmadığını, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 118 inci maddesinde şubesinin tanımının yapıldığını buna göre bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezinin bulunduğu sicil çevresi içerisinde isterse başka bir sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yerler ve satış mağazalarının şube olduğunun belirtildiğini, şubeler açısından ticari işletme niteliğinin belirlenmesi noktasında, muhasebe işlemlerinin şubede veya merkezde tutulmasının ayırıcı bir ölçüt olmadığını, zira belirtildiği şekilde günümüzde iletişim olanaklarının gelişmesi nedeniyle ticari işletmeye ilişkin muhasebe işlemlerinin şubeler de dahil olmak üzere bir merkezde bilgisayar ortamında tutulabilmesi imkanlarının bulunduğunu, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında da görüldüğü üzere bu hususun Bölge Müdürlüğü'nde şube faaliyetinin olmadığının tespiti için yeterli bir ölçüt olmadığını, dava konusu Bölge Müdürlüğü'nün müşterilerle ticari ilişki kurduğunun bilirkişilerce dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından, davalı şirketin şube niteliğinde bulunduğu ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek dava konusu edilen yerin şube vasfında olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu edilen yerin şube olma niteliklerine sahip olup olmadığı hususuna ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Kanun'un 33 ve 40 ncı maddeleri, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 118 inci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:05