Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/3164

Karar No

2023/6914

Karar Tarihi

29 Kasım 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1777 Esas, 2022/154 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/790 E., 2018/1197 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Dokuma ve İplik Tic. ve San. A.Ş.'nin imal ettiği ürünleri DCM Tekstil üzerinden yurtdışına ihraç ettiğini, DCM'nin, davalı şirketin imal ettiği ürünlerin ihracatını yapmak üzere kurulduğunu, müvekkilinin DCM ile imzaladığı 19.02.2009 tarihli "Temsil Anlaşması" uyarınca ürünlerin Fransa, İspanya, Belçika, Hollanda pazarlarında tanıtımı ve sipariş alımı işini üstlendiğini, bulduğu müşteriler ile DCM arasında satım sözleşmeleri kuruluşuna sürekli aracılık ettiğini, İPC’nin komisyonlarının yıllardır fatura karşılığı ... tarafından ödendiğini, müvekkilinin davalı ürünlerine talebi arttırmak suretiyle Dechelette, Top Point, Bc Fabrics, Rosatex, Pieters Van De Velde, Arnit, Artela, Almacenes Arias, Borderia, Gardisette, Juan Campos, Filtex, Dekortex, Bellido, Cotesa, Sarayo ve Yong Lee firmalarının DCM’nin müşterisi haline gelmesini sağladığını, 2013 2014 itibariyle komisyon ödenmesinde 8 ayı bulan gecikmeler yaşanmaya başlandığını, davacının komisyon alacağının ödenmesini çok kereler talep ettiğini, ancak DCM tarafından 10.09.2014 tarihinde gönderilen mailde, komisyon ödemesi konusundaki gereksiz ısrarlar nedeniyle bu tarihten itibaren hali hazırda ticaretinin devam ettiği Declette, Top Point, BC Fabrics, Pieters Van de Velde, Rosatex, Yong Lee, Arnit, Artela, Borderia, Gardisette, Juan Campos, Filtex ve Dekortex dışında İPC ile iş ilişkisinin bitirildiğinin ve bu tarihten itibaren alınacak siparişlerde, rpt veya yeni koleksiyon siparişi ayırımı gözetmeksizin tüm müşteriler için komisyonun faturanın %5'i olarak hesaplanacağının bildirildiğini, Temsil Anlaşmasında %7 olarak kararlaştırılan ve daha sonra girilen Singapur pazarındaki Yong Lee adlı müşteri için %10 olarak uygulanan komisyon oranının hukuken DCM’nin tek taraflı kararıyla azaltılamayacağı gibi, tahakkuk etmiş ve fakat aylardır ödenmemiş komisyon alacaklarını talep etmesi gerekçe gösterilerek iş ilişkisinin bitirilmesinin haksız olduğunu, asıl niyeti İPC’nin kazandırdığı müşteriler ile doğrudan ticaret yapmak olan davalının, 28.10.2014 tarihli mail ile büyük müşterileri olan Top Point, Dechelette, BC Fabricks, Yong Lee ve Rosatex firmaları ile yapılan görüşmeler neticesinde artık davacı ile çalışmayacaklarını bildirdiğini, bu nedenle müvekkilinin de 04.11.2014 tarihli ihtarname ile DCM'nin tercihi karşısında temsilcilik hizmeti vermeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin davalıya büyük ve güçlü müşteriler kazandırdığını, sözleşmenin keyfi olarak sonlandırılmasının 2009’dan bu yana neredeyse tüm emek ve mesaisin DCM ürünlerine müşteri bulmaya sarf eden davacı için ticari yönden ciddi bir darbe olduğunu,davacı kayıtlarına göre, ortalama yıllık komisyonun euro satışlarda 89.738,06 euro, USD satışlarda 14.622,88 USD olduğunu belirterek, 75.000,00 euro tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... Dokuma ve İplik Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak talebinin diğer davalı ile akdedilen 19.02.2009 tarihli “Temsil Anlaşması” başlıklı sözleşmeye dayandığını, müvekkili ile davacı şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davacının müvekkili aleyhine Bursa 19. İcra Dairesinin 2014/12394 sayılı icra dosyası ile takip başlattığını ve itiraz üzerine davacı tarafça açılan itirazın iptali davasının halen Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkmesinin 2015/90 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, 19.02.2009 tarihli anlaşmanın taraflar arasında hiçbir zaman uygulanmadığını, sözleşmede belirtilen sözde pazar sınırları çok geniş olup, davacının bu kadar geniş bir pazarda acente olarak faaliyet göstermesinin fiilen ve hukuken mümkün olmadığını, ancak yapabilirse simsarlık faaliyetinde bulunabileceğini, davacının görevi sadece tanıtım ve reklamasyon iken, hiç tanıtım ve reklamasyon yapmadığı halde, tanıtımını yapmadığı bir müşteri ile müvekkili arasında gerçekleşen işlerden eğer sipariş alınmış ve sözleşme kurulmuş ise fatura tutarının %7’sini alabilirken,%20 almasının mümkün olmadığını, acentenin tekel hakkına dayanarak isteyebileceği ücretin normal faaliyet karşılığı ücretten az olması gerektiğini, Singapur’da bulunan Yong Lee adlı şirket için bir sözleşmenin olmadığını, %10 komisyon iddiasının gerçek dışı olduğunu, denkleştirme istemi kural olarak acenteye özgü olup, diğer bağımsız tacir yardımcıları ile arızi iş yapan ve acentelik hükümlerine tabi olanlar hakkında da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddenin uygulanamayacağını, denkleştirme talebinin sözleşmenin sona ermesinden 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı vekili; her iki şirketin yönetim kurulu başkanı aynı kişi olduğundan bahisle her iki davalıya aynı davanın açıldığını, 19.02.2009 tarihli anlaşmanın hiçbir zaman uygulanmadığını, müvekkili ile davacının iş ilişkisinin 2011 yılında başladığını, müvekkilinin davacıya simsarın yaptığı çalışmaya benzer olarak, müvekkil tarafından belirlenen şirketlere giderek, müvekkili şirketi tanıtıp, sipariş almasına imkan hazırlayacak ortamı yaratmak konusunda yetki verdiğini, ilişkinin hiçbir zaman süreklilik arzetmediğini, ancak başarılı olduğu iş başına makul ücret verildiğini, ilişkinin hiçbir zaman müvekkil acente ilişkisi şeklinde olmadığını, zira davacının da müvekkili şirket ile aynı ticari sahada çalıştığını, davacının 2011 yılına kadar hiçbir faaliyette bulunmadığını, davacının görevi sadece tanım ve reklamasyon iken, hiç tanıtım ve reklamasyon yapmadığı ve böylece bir sözleşme kurulması fırsatını göstermeyerek kurulan bir sözleşmede hiçbir etkisi olmadığı halde, müşteri ile müvekkili arasında gerçekleşen işlerden fatura tutarının %7’sini alabilirken, %20 almasının mümkün olmadığını, denkleştirme talebinin sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği, davacının müvekkili ile ilişkisi acentelik sayılsa bile tek müvekkil tek acente yasa kuralını ihlal ettiği, davacının saydığı şirketler ile müvekkili arasındaki ilişkide davacının hiçbir katkısının olmadığını, aracılık ettiği yazılı anlaşmaları somut kanıtlarla ortaya koyması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 2015/485 esas sayılı dosyası ile işbu davadaki talep sonucu farklı olduğundan derdestlik itirazının yerinde olmadığı, davalı DCM firmasının imalat yapmadığı, davalı ... şirketi tarafından imal edilen ürünlerin ihracını sağladığı, her iki şirketin ortak ve yönetim kurulunun aynı kişilerden oluştuğu, faturaların davacı tarafça davalı imalatçı şirket adına kesildiği ve anılan davalı şirket tarafından ödendiği, davalı DCM ile davalı ... Tekstil arasında 2009 yılından beri devam eden ticari satış ilişkisinin bulunduğu, davalı DCM Tekstil şirketinin ürünlerin yurt dışına satılmasını temin amacıyla, ürünlerin Fransa, Belçika, İspanya, Hollanda sınırları içerisindeki pazarlarda tanıtımı, bu pazarlardan sipariş alınması için davacı ile sözleşme akdettiği, sözleşme kapsamında davacının anılan pazarlarda tanıtılması ve sipariş alınması işine aracılık ettiği, bu ilişkinin 2009 2014 yılları arasında devam ettiği, ancak davacı şirketin alacaklarını davalı ... Tekstil'e fatura ettiği ve ödendiği, 2009 2014 yılları arasındaki ihracat kayıtlarına göre, dava dilekçesinde belirtilen şirketlere davalı şirketlerce ihracat yapıldığı, davacının sözleşme konusu ürünlerin tanıtım ve pazarlama işlerini yaparken davalılara bağımlı olmadığı, davacının, davalı ... Tekstil firmasının imal ettiği ve DCM firmasının ihraç etmek istediği tekstil ürünlerinin satışına aracılık ettiğinin anlaşıldığı, davacı şirketin aracılık faaliyetini uzun süredir devam ettirdiği, bu haliyle acentelik sözleşmesinin zorunlu unsurları olan bağımsızlık, bir tacir adına belli bir yerde aracılık faaliyetinde bulunma, süreklilik ve meslek edinme unsurlarının somut olayda gerçekleştiği ve dava konusu sözleşmenin acentelik sözleşmesi olduğu, sözleşme davalı DCM ile davacı arasında imzalanmış ise de, sözleşmenin esas konusunun, davalı ... Tekstil firması tarafından imal edilen ürünlerin davacı DCM tarafından ihraç edilmesi için tanıtım ve pazarlamasının temini olduğu, davalı ... Tekstil firmasının bu sözleşme kapsamında kendi adına kesilen faturalara itiraz etmeyerek ödediği, böylece davalı ... Tekstil firmasının, imal ettiği ürünlerin yurt dışında tanıtılmasına yönelik sözleşmeye sonradan zımnen taraf olduğu ve bu nedenle pasif husumetinin bulunduğu, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 134 üncü maddesine atıfla sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde acenteye uygun bir portföy tazminatının verilmesi gerektiğinin kabul edildiği, dosyada mevcut ve taraflarca inkâr edilmeyen e mail yazışmalarından; davalı DCM firması tarafından davacıya gönderilen 10.09.2014 tarihli mailde komisyon ödemeleri konusundaki gereksiz ısrar nedeniyle iş ilişkisinin bitirildiğinin belirtildiği, yine davalının 28.10.2014 tarihli e mailde, belirtilen firmalarla yapılan görüşmeler neticesinde davacı ile çalışmayacaklarını bildirdiği, bu mailler üzerine davacı tarafça davalılara keşide edilen 04.11.2014 tarihli ihtarnamede, davalıların iş ilişkisinin devam ettirilmemesi yönündeki tercihleri sebebiyle davacının da iş ilişkisini devam ettirmeyeceği belirtilerek, bakiye cari hesap alacaklarının ödenmesinin talep edildiği, fesih bildiriminde haklı sebep gösterilmediğinden feshin haksız olduğunun kabulü gerektiği, acentelik ücretinin ödememesinin acenteye sözleşmeyi haklı nedenle fesih imkanı vereceği, acentenin müvekkiline müşteri çevresi sağlaması ve müvekkilin sözleşmenin sona ermesinden sonra bu müşterilerle iş ilişkisine devam etmesi olduğu, her iki davalı şirkete ait 2009 2014 yılları arasındaki ihracat kayıtlarının incelenmesinde, davalı şirketlerin 2009 2014 yılları arasında mal ihraç ettikleri firmalara davalı ... Tekstil tarafından imal edilen malları, sözleşmenin sona erdiği 04.11.2014 tarihinden sonra dava tarihine kadar ihraç etmeye devam ettiklerinin tespit edildiği, şu halde portföy tazminatı için gerekli, sözleşmenin davalılarca haksız veya davacı tarafından haklı nedenle feshi, ile davacı tarafça davalılara sağlanan müşteri çervresi ile davalıların sözleşmenin sona ermesinden sonra bu müşterilerle ticari ilişkiye devam etmeleri unsurlarının somut olayda gerçekleştiği, bilirkişi raporunda, davacının geriye doğru tanzim ettiği üç yıllık komisyon faturası ortalamasının 101.079,90 euro olarak hesaplandığı gerekçesiyle, 75.000,00 euro alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmede acente sözcüğünün geçmediğini, sözleşmenin başlığının da “temsil sözleşmesi“ olduğunu, davacının acente sayılabilmesi için, yaptığı işin münhasıran acentelik sıfatı ile yapılması, sattığı ürünlerde aracılık etmesi ve devamlı surette acente olarak hizmet vermesinin gerektiğini, davacının sıfatının davalı DCM ile farklı olmadığını, üstelik her iki şirketin de aynı işi yaparak ihracat yaptıklarını, 2011 yılından sonra davacının kestiği komisyon faturalarının davalı ... Tekstil tarafından ödendiğini, en son davalı DCM'ye kesilmesi gereken faturalar davalı ... Tekstile kesildiği için muhasebe yönünden ileride sorun teşkil edeceği düşünüldüğünden, faturaların iptal edilerek DCM'ye kesilmesinin istenildiğini, ancak davacı şirket buna yanaşmayınca işin icraya intikal ettiğini, davalı ... Tekstilin de yapılan icrai takibata husumet noktasında itiraz ettiğini, mahkemece davalı ... Tekstilin itirazı reddedilerek 86.000,00 TL komisyon faturası bedelinin ödenmesine karar verildiğini ve bu bedelin davacı şirkete ödendiğini, dolayısı ile davacı şirketin 19.02.2009 tarihli temsil sözleşmesinden dolayı kestiği komisyon faturalarından dolayı hiçbir alacağının kalmadığını, davacının bu sıfatı ile acentelikten kaynaklı portföy tazminatı isteme hakkının bulunmadığını, acente olarak yorumlanması gerektiğinde, davacı şirketin kestiği komisyon faturalarının son 3 yılı ortalamasının alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanunun 122 nci maddesine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 6102 sayılı Kanunun 122 nci maddesi.

  4. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:05

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim