Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3277
2023/6902
28 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1250 Esas, 2022/104 Karar
HÜKÜM: Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/479 E., 2019/191 K.
Taraflar arasındaki avans olarak verildiği iddia edilen çek bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya mobilya siparişi verdiğini ve bu siparişe istinaden 18 adet toplam bedeli 158.060,00 TL olan çekleri davalıya avans olarak verdiğini ancak davalının sadece 1.161,12 TL tutarında mal teslim ettiğini, kalan tutar bakımından çeklerin bedelsiz olup sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkiline iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek 156.898,88 TL'nin sebepsiz zenginleşmenin öğrenildiği 10.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 30.01.2015 ve 28.02.2015 tarihli çekler hakkındaki talebin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde belirtilen çeklerden 6 adedinin müvekkili adına keşide edilmediğini, müvekkilinin bu çeklerle bir alakasının bulunmadığını, çeklerin avans olarak verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, çekin bir ödeme vasıtası olup satım sözleşmelerinde aynı anda ifa kuralının geçerli olduğunu, müvekkilinin davacıya mobilya satım teslim ettiğini davacının da satış bedelini dava konusu diğer çeklerle ödediğini, davacının mal teslim edilmediği iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduğu, çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun karşılığında verildiğinin kabulü gerektiği, satış sözleşmelerinde, tarafların, edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında kısmen mal teslim edilmediğini kanıtlaması gerektiği, davacı yanın, davaya konu çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin ileri keşide tarihli olduğunu, ileri keşide tarihli çeklerde, aynı anda ifa kuralının geçerli olmadığını, çekler ileri keşide tarihli olduğuna ve davalı yanca taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu kabul edildiğine göre tarafların ticari defterleri incelenerek davalının çekler karşılığı olan malları teslim edip etmediğinin tespiti gerektiğini, nitekim İlk Derece Mahkemesince de bu uğurda tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiğini ancak davalı yanın ticari defterlerini ibraz etmediğini, müvekkili ticari defterlerinin ise iddialarını doğruladığını ve müvekkilinin davalıdan 140.000,00 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, avans olarak verildiği iddia edilen çek bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 220 ve 222 nci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 83 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
- Değerlendirme
1.Davacı yan, davalıdan mobilya almak istediğini, bu uğurda 18 adet toplam bedeli 158.060,00 TL olan çekleri davalıya avans olarak verdiğini ancak davalının sadece 1.161,12 TL tutarında mal teslim ettiğini ileri sürerek karşılıksız olan 156.898,88 TL'nin davalıdan tahsilini istemiş, ispat için kendisinin ve davalının ticari defterlerine ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanmıştır. Davalı, cevap dilekçesinde; davaya konu edilen 6 adet çekin kendisiyle bir alakasının bulunmayıp bu çeklerde herhangi bir sıfatla yer almadığını belirttikten sonra kalan çekleri davacıdan satım ilişkisi sebebiyle aldığını kabul etmiş ancak bu çeklerin avans olarak verilmediğini ve karşılığı olan malların davacıya teslim edildiğini savunmuştur.
-
6100 sayılı Kanun'un 199 uncu maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de 6100 sayılı Kanun anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
-
6102 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, 6100 sayılı Kanun'un senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222 nci maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
-
6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesindeki düzenlemeye göre, Mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde Mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir.
-
Aynı Kanun'un 222 nci maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta aynı Kanun'un 220 nci maddesinin uygulanması gerekmektedir.
-
Bu noktada önemli olan husus, taraflardan birinin, karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran mı yoksa diğer delillerle birlikte mi delil olarak dayandığı hususudur. Zira tarafın, karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanıp dayanmamasına göre uygulanacak Yasa hükmü ve ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesine bağlanan sonuçlar farklılaşmaktadır. Eğer taraf, münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise bu halde 6100 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin beşinci fıkrası uygulama alanı bulacak, karşı tarafın, usulüne uygun ihtara rağmen ibraz yükümlüğünü yerine getirmemesi halinde münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanan taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Bu hususta hakime takdir yetkisi tanınmamıştır. Taraflardan birinin karşı tarafın ticari defterleriyle birlikte başkaca delillere de dayanması başka bir deyişle, delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmemesi durumunda ise aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uygulama alanı bulacak, ticari defterlerin usulüne uygun olarak verilen kesin süreye ve ihtara rağmen ibraz edilmemesi halinde hakim, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. Burada defterlerin ibraz edilmemesi halinde, 225 inci maddenin son fıkrasından farklı olarak hakime takdir yetkisi tanınmış olup hakim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir.(Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s. s. 1834) Ticari defterlerin ibrazı halinde ise Hakim, ticari defterlerin delil olarak kabul edilip edilmeyeceğini ve sahibi lehine veyahut aleyhine delil teşkil edip etmeyeceğini ise 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin ilk dört fıkrasındaki şartlar çerçevesinde tespit edecektir.
-
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar tacir olup davacı ispat için kendisinin ve davalının ticari defterlerine ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanmıştır.. Davacı, davalının ticari defterleri yanında başkaca delillere de dayandığına göre Mahkemece, davalının ticari defterlerinin ibrazı ve incelenmesi için 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine göre işlem yapılması gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince, 12.07.2018 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararıyla, huzurda bulunan davalı vekiline 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesine göre davalının ticari defterlerinin ibraz edilmesi için süre verilmiş ve ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde davalının kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiş ise de söz konusu ara karar ve ihtar 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine uygun değildir. Zira, bu durumda yapılması gereken ihtar, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı değil, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği olmalıdır.
-
Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davalının ticari defterlerinin ibrazı için 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine göre işlem yapılması, bu kapsamda, anılan hükümde gösterildiği şekilde, davalı yana, ticari defterlerin ibrazı için, defterlerin verilen süre içerisinde geçerli bir mazeret gösterilmeksizin ibraz edilmemesi veya defterin elinde bulunduğunu inkar etmesi halinde bu hususta teklif edilecek yemini kabul veya icra etmemesi halinde duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği de ihtar edilerek kesin süre verilmesi, davalının ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, somut olayın özelliklerine göre davalının ticari defterlerinin içeriği konusunda davacının beyanının kabul edilip edilemeyeceğin takdir edilmesi, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmesi halinde ise davalının ticari defterlerinin 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin ilk dört fıkrası kapsamında değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalının ticari defterlerinin ibrazı için usulüne uygun şekilde işlem yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
- Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin
Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:57