Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3116
2023/6889
28 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/93 Esas, 2021/1505 Karar
HÜKÜM: Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ: Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI: 2018/441 E., 2019/425 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini, ticaret ünvanının terkini ve marka hakkına tecavüzün men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 1994 yılından bu yana "..." ticaret ünvanını kullandığını, "..." ticaret ünvanının aynı zamanda maruf ve meşhur bir marka olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 1194/009493, 1998/003968, 2000/13169, 2001/008852, 2002/00358, 2004/08186, 2011/119131, 2013/106893 numaralı markalar ile kendi adına tescil ettirerek kullandığını, davalı ...'ın ise emlak ve gayrımenkul sektöründe faaliyetini sürdürdüğünü, 2013/102028 numaralı 29.12.2014 tescil tarihli 36. sınıf emtia yönünden "... ... Gayrımenkul" markasının bulunduğunu, tüketicinin davalının markası ile davacının markasını karıştıracağını, davacı şirket ile davalı şirketin bağlantılı olduğunu düşüneceklerini ileri sürerek davalının 2013/102028 tescil numaralı "... ... Gayrimenkul" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ticaret sicilinde davalının "..." sözcüğünü kullanmasının önlenmesine, ticaret sicilinden terkinine, davalı tarafından "..." ibaresinin kullanıldığı internet sitelerine erişimin engellenmesine, davalı tarafından internet sitelerinde "..." ibaresinin kullanılmasının önlenmesine, Türkiye çapında "Umut ..." ve "... ..." yazılı tabela, vergi levhası, broşür vb. Tanıtım evrakı ve ticari evrakın toplatılarak imhasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalının markasının "... ... Gayrimenkul" şeklinde olduğunu, bu markayı 2008 yılından bu yana kullandığını, davalı firmanın uğraş verdiği tek alanın emlak komisyonculuğu olduğunu, davacının markası ile davalı firmanın markasının sınıflarının farklı olduğunu, davacı firmanın 3 5 sene içerisinde TV reklamları ile kendini tanıtmayı başardığını Mersin'deki mağazayı da 2001 yılında açtığını, davalı firmanın 2008 yılından bu yana markasını kullandığını, karıştırılmalarının mümkün olmadığını, karıştırmaya sebebiyet verecek bir ses, kelime düzeni, vurgu, renk ve işaret bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davalılar adına kayıtlı markanın tescilli olduğu sınıf, mal ve hizmetler ile davacı markaların tescil kapsamları arasında bir ayniyet ve veya benzerlik bulunması nedeni ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu kanaatine varıldığından davaya konu markanın tescilli olduğu 36. sınıfta davacının tanınmış "..." markası açısından tanınmışlık düzeyi nedeni ile haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verilebileceği, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların mevcut olduğu, davaya konu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının "... ... Gayrımenkul" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı şirketin ticaret sicil kaydından "..." ibaresinin terkinine, usulüne uygun tescil edilmiş marka ve ticaret ünvanının kullanımı iptal ve terkin kararı kesinleşinceye kadar haksız kullanım olarak nitelendirilemeyeceğinden davacının el atma ve önleme talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde "www.....com" ve "www.....com" internet sitelerinin erişime engellenerek davalı tarafından kullanılmasının önlenmesine karar verilmesinin talep edildiğini, bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmediğini, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali nedeniyle davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve davalının ticari unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verildiği halde hükümsüzlük ve terkin kararına ilişkin sonuçların da ortadan kaldırılması gerektiğini, tecavüz konusu işareti taşıyan iş evrakı, katalog, ürün ve ambalajlar ile her türlü tanıtım vasıtasına ticari amaçlarla bulundukları yerlerde el konulmasına ve kaçınılmaz ise imhalarına karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının tescilli markasının "... ... Gayrimenkul" tamlaması olduğunu, davacının markasının "... Alışveriş Merkezleri" şeklinde olduğunu, davalının bu tamlamayı her zaman birlikte kullandığını, davalının markasında ... ibaresinin hakim unsur olduğu yönündeki tespitin tamamen subjektif olduğunu, davalı markası ile davacı markasının farklı sınıflar kapsamında olduğunu, davacının, davalının ticari faaliyet alanı içerisinde herhangi bir faaliyette bulunmadığını, raporda da belirtildiği üzere 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre tescili yapılan markanın tescil edilmiş veya daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerlik ihtimali dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceğini, davacının ise davalının başvurusuna itiraz etmediği ve kurumun da böyle bir aynılık ve benzerlik görmemesi üzerine davalıya ait markanın tescil edildiğini, bilirkişinin davalının markasında bulunan ... ibaresini, markanın esaslı unsuru kabul etmesinin de tamamen dil kurallarına aykırı olduğunu, davalı markasının hem yazılış dizilişinde hem de telaffuzundaki vurgu kuralları çerçevesinde ... ibaresinin diğer 3 kelimeden hiçbir farkı bulunmadığını, telaffuzda hiçbir benzerliği bulunmayan, vurguda hiçbir benzerliği bulunmayan, logoda hiçbir benzerliği bulunmayan, davacının esas uğraş alanı ile davalının esas uğraş alanı arasında hiçbir benzerlik bulunmayan iki markayı bilirkişinin aynı ve benzer kabul etmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "..." ibaresini önce ticari unvanında kullandığı akabinde bu ticari unvanını marka olarak da adına tescil ettirdiği, davacının "..." ibaresinin gerek ticari unvan olarak kullanımının gerekse markasal olarak kullanımının davalıdan önce olduğu, davalının adına tescil ettirdiği markanın davacı tarafından daha önce tescil edilen markaları ile aynı sınıfta, aynı mal ve hizmetlere ilişkin olduğu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu gibi, davalının ticaret ünvanında kullandığı ... ibaresinin de karıştırılma ihtimali olduğundan mahkemece verilen hükümsüzlük kararı ile davalı şirket adına ticaret ünvanında yer alan ... ibaresinin haksız rekabet hükümlerinin ihlali sebebiyle silinmesine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesince davacının markanın hükümsüzlüğü ve davalının ticaret ünvanında yer alan ... ibaresinin silinmesi talebi karşısında davalılara ait www.....com ve www.....com internet sitelerine erişimin engellenerek, davalıların Türkiye çapında "Umut ..." ve "... ..." yazılı tabela, vergi levhası, broşür vb. tanıtım ve ticari evrakların toplatılarak imhasına karar verilmesi gerekirken bu talebin reddi kararının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalının 2013/102028 numaralı "... ... Gayrimenkul" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin terkinine, kararın kesinleşmesini müteakip davalılara ait www.....com ve www.....com internet sitelerine erişimin engellenerek, davalıların Türkiye çapında " ..." ve "... ..." yazılı tabela, vergi levhası, broşür v.b. tanıtım ve ticari evraklarının toplatılarak imhasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini, ticaret ünvanının terkini ve marka hakkına tecavüzün men'i istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:57