Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3059
2023/6871
27 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/485 Esas, 2021/1696 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/283 E., 2019/366 K.
Taraflar arasındaki marka devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Teknoloji Bilgisayar Elektronik Turizm Gıda Taşımacılık Danışmanlık Hizm. San. ve Dış. Tic. Ltd Şti.'nin %5 payla ortağı olduğunu, anılan şirketin 02.03.2005 tarihinde tüzel kişilik kazandığını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin amaç ve konusunun, bilişim ve yayıncılık konuları ile ilgili olarak İPTV, internet televizyonu, mobil televizyon ve haberleşme alt yapılarıyla ilgili bulunduğunu, davalı tarafından internet üzerinden kişisel televizyon platformu hizmetinin "Turkcell TV+" tanıtıcı işareti ile sunulduğunu, davalının 18.04.2012 tarihinden itibaren eylemli olarak bu ibareyi kullanıldığını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin ise 2007/08131 sayılı "TV+", 2007/15068 sayılı "+TV" ve 2012/37251sayılı "tv+plus" ibareli markaların sahibi olduğunu, marka sahibi şirketin imzaya yetkili müdürü davalı ... tarafından söz konusu markaların 12.03.2013 tarihinde noterden düzenlenen marka devir sözleşmesi ile ve toplam 10,00 TL bedel karşılığında diğer davalı şirkete devir edildiğini, markaların toplam 10,00 TL bedelle devrinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumun markaların muvazaalı olarak devredildiğini gösterdiğini, muvazaalı marka devri nedeni ile müvekkilinin ve ortağı olduğu şirketin zarara uğratıldığını, davalı ...'in müdürlük yetkisini kötüye kullandığını ileri sürerek 12.03.2013 tarihli marka devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeyi imzalayan tarafların tacir oldukları da dikkate alındığında taraf edimleri arasında bariz fark bulunması nedeniyle marka devir sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ileri sürülemeyeceğini, taraflar arasında imzalanan tek sözleşmenin dava konusu marka devir sözleşmesi olmadığını, bunun dışında imzalanan reklam sözleşmelerinin de bulunduğunu, taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında markaların bedelinde indirim yapılmasının muvazaa sayılamayacağını, marka devir sözleşmesinden 4 yıl sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, davalı asil ve vekili duruşmadaki beyanlarında davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş. ile dava dışı ... Teknoloji Ltd. Şti. arasında huzurdaki davanın açılmasından çok önceleri başlamış olan ve sonuçta taraflar arasında ticari ilişkilerin kurulmasına yol açan ve en sonunda da dava konusu edilen marka devir sözleşmesi/anlaşması ile nihayete eren bir hukuki ilişkinin mevcut olduğu, tarafların ilk önce “TV+” markasının kullanımıyla ve markanın hükümsüzlüğüyle ilgili birbirlerine hukuk davaları açtıkları sonra birbirlerinden herhangi bir tazminat talep etmediklerini beyanla, sulh ve ibra oldukları hatta bu sulh ve ibra işlemi esnasında taraflar, aralarında uyuşmazlık konusu olan 2007 08131, 2007 15068 ve 2012 37251 numaralar ile tescilli markaların 10,00 TL karşılığı devri konusunda da prensip olarak anlaştıkları, bu sulh ve ibra işleminin hemen akabinde de tarafların ticari ilişkilere başladıkları, çerçeve sözleşme ve onun eki olan reklam sözleşmesi imzaladıkları, yaklaşık 2 ay sonra da markaların devir işlemini gerçekleştirdikleri, bütün bu işlemler esnasında, işlemleri yürüten, davalardan feragat eden, sulh ve ibra beyanlarında bulunan, hacmi büyük sayılabilecek ticari işlemlere girişen bir firmanın iki ortağından birinin, bu işlemlerden haberdar olmadığının düşünülmesi, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bütün bu işlemlerin, bir limited şirketin çeyrek yıllık faaliyetleri içinde, özellikle de hukuk ve ceza davalarının, sulh/ibra işlemlerinin, şirketin önemli bir malvarlığı sayılabilecek markaların devrinin söz konusu olduğu gözetildiğinde, bir hayli önem arz eden işlemler olduğunun kabulü gerektiği, bu işlemler yapılırken şirketin iki ortağından birinin, şirketin işlemleri hakkında bilgi alma hakkı bulunan davacı şirket ortağının, basiretli bir tacir gibi davranmayarak ve aleni olduğu tartışmasız olan marka sicilini takip etmeyerek bütün bunlardan haberdar olmadığını ileri sürmesinin, bu işlemler neticesinde marka devir ücretinin çok düşük ve önemsiz bir bedel olduğu fiili gerçeğine dayanarak muvazaalı bir marka devrinin gerçekleştiğini, üstelik de olaylar gerçekleştikten yıllar sonra iddia etmesinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 15.05.2019 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, ancak ilgili rapora karşı yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişi görevlendirme yazısında inceleme yapılması belirtilen alanlarla, bilirkişi heyetinin uzmanlık alanlarının örtüşmediğini, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 19 uncu maddesine değinilerek marka devrinde bulunması zorunlu olan unsurların sayıldığını, buna göre bulunması zorunlu unsurlardan birinin de ücretin ödendiğini gösterir belge olduğunu ancak böyle bir belgenin davalı tarafından marka devri sırasında ne TÜRKPATENT'e de İlk Derece Mahkemesine sunulmadığını, bu hususun bile marka devir işleminin kanunda belirtilen zorunlu unsurlara uygun yapılmadığını gösterdiğini, reklam bedeli olarak bile müvekkilinin ortağı olduğu şirkete 400.000,00 TL bedel ödeyen ve mahkemenin tedbir kararı için 15.000,00 TL bedel istediği 3 markanın, davalı şirket tarafından 10,00 TL bedelle devralınmasının izahtan vareste bulunduğunu, 10,00 TL bedelle 3 markanın devredildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin, şirket muhasebesine giren bir kayıt, makbuz, banka dekontunun bulunmadığını, bu nedenle şirketin diğer ortağının muvazaalı işlem yaparak, müvekkilinden habersiz bu devri gerçekleştirmesinin müvekkilinin basiretli davranmadığının kanıtı olamayacağını, marka devir işleminin gerçekleştiği zamanlarda başkaca ticari ilişkiler içine girildiği ve taraflar arasında çeşitli sözleşmelerin imzalandığı hususu, davanın reddine gerekçe yapılmış ise de bu ticari ilişkilerin hepsinin farklı hukuki ve ticari ilişkiler olduklarını, dolayısıyla muvazaalı devir işlemi nedeniyle açmış oldukları davanın konusunu oluşturmadığını, zira bu ilişkilerin markaların devri ile hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, bilirkişi raporuna dayanak yapılan sulh ve ibra protokolünün de hukuken geçersiz olduğunu, çünkü söz konusu belgede davalı şirketin imzasının yer almadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça, ortağı olduğu dava dışı şirkete ait markaların, şirketin yetkili müdürü olan davalı ... tarafından muvazaalı biçimde diğer davalı şirkete devredildiği ileri sürülerek devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespitinin istenildiği, bu iddianın davacı tarafça ispat edilmesinin gerektiği, davacı tarafça ise bu hususta devre konu markaların bedelinin çok düşük olmasına dayanıldığı, davalı şirket ile markaları devreden dava dışı şirket arasında birden fazla ilişki bulunduğu da gözetildiğinde, markaların bedellerinin düşük olmasının tek başına muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığı, bu haliyle davanın ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçeyle de davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:55:41