Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3323
2023/6866
27 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/682 Esas, 2022/116 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/77 E., 2020/123 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1985 senesinden beri tescilli markalarının asli unsurlu ''...'' ibaresi olduğunu, müvekkilinin ''...'' markasının TÜRKPATENT nezdinde T/00085 kod numarası ile tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davalının “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/31190 kod numarasını alan başvuruya müvekkilinin itirazının, YİDK kararı ile yerinde görülmeyerek reddedildiğini ,dava konusu marka ile müvekkili şirket markası arasında iltibas olduğunu ve markaların asli unsurlarının ortak olduğunu, müvekkilinin tanınmış markaya dayalı itirazın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait ''...'' hakim unsurlu markaları ile iltibas yaratacağı aşikar olan ''... proje '' ibareli markanın nihai tüketici tarafından karıştırılacağını muhakkak olduğunu, markalar arasında var olan yüksek benzerliğin yanı sıra ,davalı yanın davaya konu markasını kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu ettiğini ileri sürerek YİDK'in 2018 M 11745 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin tescil başvurusunun 19. ve 42. sınıflarda olduğunu, davacı markalarının ise 29,30,32. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkili şirketin mal ve hizmet alanı madencilik ve mimarlık iken davacı şirketin mal ve hizmet alanının dondurma sektörü olduğunu, markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, tarafların markaları arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma, haksız yarar sağlama, sulandırma, itibarı zedeleme ihtimalinin bulunmadığını, davacının kötü niyet iddialarını destekleyecek somut bir olgu da ortaya koyamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli başvurunun standart karekterle yazılmış “...+şekil” ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı “...”, “... stix klasik”, “ev pandası", “... magic zero”, “... stix efsane”, “... magic”, “... stix pop”,“...”, “... stix pop”, “... wow”, “... stix efsane”, “...”, “... bomba”, “... efsane”, “... stick”, “... stix efsane”, “... maraş stix ”,“... stix”, “... maraş”, “... stix”, “... maraş”, “... stix”, “... maraş dondurması”, “... mini magic”, “...+şekil”, “... mini magic zero", “... gofretto”, “... zero”, “... pizazz”, “... net”, “... pi zzazz”, “pandajoy”, “...+şekil”, “...+şekil” ibarelerinden oluştuğu, dava konusu markada yer alan “proje” ibaresinin dava konusu mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmaması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi, davacı markalarının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, hem dava konusu markanın hem de davacı markalarının esas unsurlarının “...” ibaresi olması nedeniyle dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunduğu, ancak her ne kadar dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunsa da kapsamlarındaki malların ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olmaması nedeniyle dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı, taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından tescil müracaatına konu edilen “... proje” markasının, müvekkili firma markasıyla aynı/benzer sınıfta yer almasının ve müvekkili firma markasının tüketiciler nezdinde yaratmaya çalıştığı/yarattığı algıya benzer bir algının yaratılmaya çalışılmasının, tüketicilerin işbu markayı taşıyan malların aynı işletmeden geldiğini ya da üreticileri arasında ekonomik, organik bağlantı bulunduğunu düşünmelerine yol açacağını, böyle bir durumda ise karıştırılma ihtimalinin doğmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkilin "..." markasının görselliği itibariyle tanınmış marka olup, ayrıca T/00085 kod ile tanınmış marka koruması altında bulunduğunu, dolayısıyla farklı mal ve hizmetlerde de korunmasının gerekeceğini, bilirkişi raporuna itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, yerel mahkemenin 2018/404 E. sayılı dosyasında verilmiş olan emsal bilirkişi raporunun ve kararının da bu yönde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında ibareler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmakta ise de emtia yönünden hiçbir benzerliğin olmadığı, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan ve aralarında inşaat mühendisi ve mimar bilirkişilerin de bulunduğu heyet raporunda da belirtildiği üzere, davalının başvurusunun kapsamındaki 19. sınıf kum, çakıl, mıcır, zift, beton gibi inşaat ürünleri ile 42. sınıf bilimsel ve sınai inceleme ve araştırma hizmetleri, mühendislik ve mimarlık hizmetleri, tasarım hizmetleri gibi hizmetlerin, davacının itirazında dayandığı markalarının kapsamlarında bulunan 29, 30, 32. sınıf mallar ile tamamen farklı olduğu, davacının "..." asıl unsurlu markalarının tanınmış olduğu bildirilmekle birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/11410 E. 2014/1050 K. ve 2011/9617 E. 2012/16261 K. sayılı ilamlarında kabul edildiği üzere, davacının "..." ibareli markalarının "dondurma" emtiasında tanınmış olsa da bu tanınmışlığın, dava konusu başvurudaki gibi davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olmayan mal ve hizmetlerde tescile engel oluşturmayacağı, dolayısıyla somut uyuşmazlık yönünden de 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların davacı yararına oluştuğunun söylenebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:55:41