Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3235
2023/6860
27 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/60 Esas, 2022/232 Karar
HÜKÜM: Usulden ret kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2015/1192 E., 2019/746 K.
Taraflar arasındaki limited şirket yöneticisinin sorumluluğunun tespit ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın usulden reddine, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı ... yönünden davanın usulden reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların hem kardeş hem de dava dışı ... Raf ve Donanım Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olduklarını, şirketin sürekli davalılar tarafından yönetildiğini, müvekkilinin bu güne kadar diğer ortaklar tarafından dışlandığını ve her türlü hakkının ihlal edildiğini, şirket işlerine ve şirket ile ilgili alınan kararlara katılmasının engellendiğini, kâr payı alamadığını, davalıların şirketi keyfi ve kendi çıkarları doğrultusunda hatalı işlem yapararak yönettiklerini, bir çok kararın altına müvekkilinin ve diğer ortakların sahte imzalarını attıklarını, 08.04.2015 tarihli ve 61 nolu karar gereği şirketin üretim faaliyetini sürdürdüğü fabrikanın satıldığını, karar altındaki imzaların sahte olduğunu, bu satış sonrasında şirketin önemli ölçüde zarara uğratıldığını, şirket gayrimenkulünün usulsüz satıldığını, şirketin davalılara borçlandırıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, 01.01.2010 yılından beri şirket yöneticilerinin yaptıkları kayıt dışı ve hatalı işlemlerin tespiti ile şirketin uğratıldığı toplam zararın tespit edilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak dava dışı ... Raf ve Donanım Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, şirkete ödeme yapılması yönündeki iş bu davanın ancak şirketi temsil yetkisine haiz temsilci tarafından veya bu konuda mahkemelerce temsil yetkisi verilen kişilerce açılabileceğini, davacının temsil yetkisi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkillerinin uzun yıllardır şirkette çalışmasına karşın davacının bu güne kadar şirkette hiçbir çalışması ve emeği bulunmadığını, davacının şirket ortağı olarak talep edilen bilgi ve belgelerin şirket merkezinde emrine amade olarak istediği zaman hazır edildiğini, müvekkili ...'un şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, çalışmasıyla şirkete katkı verdiğini, müvekkili ...'ın şirket müdürü olduğunu, müvekkillerinin keyfi ve kendi çıkarları doğrultusunda hatalı veya menfaat sağlayıcı işlem yapmadıklarını, fabrika binasının şirketin maddi ihtiyacı gereği satıldığını, tüm ödemenin şirket hesaplarına girdiğini, davacının ne çalışma ile ne de maddi olarak şirkete hiçbir katkı sunmadığı gibi şirkete ait aracı 2011 yılından bu yana bila bedel kullandığını, şirketten aylık 2.000,00 TL net ödeme aldığını, şirketçe davalı adına aylık net 500,00 TL Bireysel Emeklilik ödemesi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'un şirketi temsil yetkisi bulunmadığından hakkında açılan davada taraf ehliyetinin bulunmadığı, davacı tarafın dava dilekçesinde araştırılmasını istediği hususların taşınmaz satışı dışında somutlaştırılamadığı, fabrika binasının yer aldığı taşınmazın satış bedelinin şirket kayıtlarına intikal ettirildiği, şirketin satıştan sonrada kiracı olarak taşınmazı kullanmaya devam ettiği, ortaklar cari hesabında bulunan fiktif işlemlere ilişkin gerçek durumun tespitinin güç olduğu, günümüzden satış işleminin gerçekleştiği tarihteki rayiç değer tespitinin sağlıklı olmayacağı, fabrika satış gelirinin şirket bünyesine aktarılması nedeniyle; brüt ve net işletme sermayelerinde yıllar itibariyle artış olduğu, bunun da şirketin mali yapısının kısa vadeli borçları ödemede daha sağlam bir yapıya kavuşmasını, varlıklarının nakde çevrilme kabiliyetinin artmasını sağladığı, şirket bünyesi dışında fon çıkışı olmadığı, davalı yönetici ...'ın özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlarda ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı ...'un ... Raf ve Donanım Sistemleri Sanayi ve Ticarek Ltd. Şti.nin yöneticisi olup şirketle aynı işi yaptığını, şirketin borçlandırıldığı ortak olmasıyla da şirketi zarara uğrattığını, zarara uğratılan şirketin ürünlerini ... markasıyla ürettiğini, şirketler arasında organik bağ olan davalı ...'un şirketinin bu malları pazarlayan şirket olduğunu, bu davalı ... ile ilgili davanın taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi kararının hatalı olduğunu, fabrika satışına ilişkin alınan karar altındaki imzanın sahte olduğu yönündeki iddialarını incelenmediğini, fabrikada çalışanlarının tümünün asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olup, çalışanlar ve SGK ile oluşacak uyuşmazlıklarda şirketin zarar göreceğinin aşikar olduğunu, şirket çalışanlarına elden ödemeler yapıldığını, 50 60 işçinin çalıştığı bir işyerinin %0,7 oranındaki bir kârla çalışmasının makul olmadığını, bu hususun da şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulup şirketin zarara uğratıldığını gösterdiğini, şirketin 2012 ve 2014 yılları haricindeki defterlerin kanuna aykırı tutulduğunu, şirketin 01.01.2013 31.12.2013 tarihleri arasında ... ...'a 2.442.361 TL, ...'a 1.239.259 TL borçlandırıldığını, anılan meblağların şirkete ödenmediğini, şirketin parası olduğunu ve davalıların şirket geliri dışında bir geliri olmadığı da düşünüldüğünde yapılan işlemlerin şirketin yasal defterlerine yansıtılmadığını, bu işlemlerle ortaklara para aktarıldığını, bilirkişi raporundaki karlılık analizinin doğru olmadığını, içi boşaltılan şirketin cüzi bir şekilde kâr etmiş gibi gösterildiğini, tüm analizlerin mali tablolar üzerinden yapılıyor olmasının ancak mali tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı üzerine herhangi bir tespit yapılmamasının yani bilançoda görülen varlıkların gerçekte olmayabilir veya borçlar göründüğünden daha fazla olabileceğini, bu hususun ancak envanter çalışması ile tespit edilebilekken böyle bir tespit yapılmadığını, ortaklar hesabının kasa hesabı gibi kullanıldığını, bu hususun vergi mevzuatına göre kayıt dışı emaresi olarak dikkate alındığını, Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.'den davalıların yatırımları ve kaynakları ile banka hesaplarının girdi çıktılarının istenmesi yönündeki taleplerinin karşılanmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticilerinin bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu oldukları, yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının ortaklığa ait olduğu ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkının bulunduğu, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesinin, ortakların dolaylı zararına sebep olduğu, şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 555 inci maddesi gereği, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, davalılardan ... hakkında 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca dava dışı şirketi zarara uğrattığından bahisle dava açılmış ise de, davalı ...'un dava dışı şirkette yönetim kurulu üyeliği/müdürlüğünün bulunmadığı, bu nedenle davalı ...'un açılan davada taraf ehliyeti (pasif husumet) bulunmadığından hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının dava dilekçesinde dava dışı şirkete ait taşınmaz satışı dışındaki taleplerini somutlaştıramadığından bu kısma yönelik istinaf talebinin reddi gerektiği, ancak dosya kapsamına uygun gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli gayrimenkul değerlendirme uzmanının raporuna göre dava dışı şirketin üzerinde bulunduğu taşınmazla birlikte fabrika binasının 13.04.2014 satış tarihi itibariyle 2.370.000,00 TL olarak tespit edildiği, üzerinde fabrika bulunan taşınmazın tapuda ise 1.300.000,00 TL'ye satıldığı, şirketin bu hale göre 1.070.000,00 TL zarara uğratıldığı anlaşıldığından, taleple bağlılık ilkesi gereği 10.000,00 TL'nin dava dışı şirketin yöneticisi ve taşınmazı tapuda devreden davalı ...'dan tahsili gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, yöneticinin sorumluluğuna dayalı açılan işbu dava, ticari nitelikte olduğundan, meydana gelen zarardan da zarar sorumlusu olan davalı yöneticiden herhangi bir ihbar ve ihtara gerek olmaksızın zararın meydana geldiği tarihten itibaren avans faizi istenebileceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına buna göre; davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kabulüne, 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf mahkemesince taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak tazminine karar verilen tazminatın şirkete değil, davacıya ödenmesine karar verildiğini, karara dayanak yapılan taşınmaz satışı ile ilgili zaman aşımının geçtiğini, 23.02.2015 tarihli genel kurul toplantısı ile şirket müdürünün oy birliği ile ibra edildiğini, ibra kararı karşısında, açılan davanın haksız olduğunu, satışı yapılan fabrika binasının kıymetine dair bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, raporun gerçeği yansıtmadığını, fabrika satışının zaruretten yapıldığını, bu hususun incelenmemiş olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili bilahare, 10.05.2023 tarihli dilekçesi ile davacının paylarını davalılara devrettiğini, bu sebeple taraf sıfatı ve hak sahipliğinin kalmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; dava dışı limited şirketin yöneticileri olduğu belirtilen kişilerin şirketi zararı uğrattığının tespiti ile belirlenecek olan miktarın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 294, 297 nci maddesinin ikinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin birinci fıkrası, 555 inci maddesi, 557 nci maddesinin birinci fıkrası, 558 inci maddesinin ikinci fıkrası.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2023 tarihli ve 2021/6358 E., 2023/1044 K. sayılı Kararı.
-
Değerlendirme
-
6100 sayılı Kanun'un 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi hâlde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da imkansız kılmaktadır.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli kararının 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesi gereği, şirketin uğradığı zararın tazmini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği belirtilmiş ancak gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 2. maddesinde “Davalı ... Akdoğan Volkan hakkında açılan davanın kabulüne, 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Akdoğan Volkan'dan alınarak davacıya verilmesine" denilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde, davacı talebinden de ayrılmak suretiyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
- Kabule göre de, davalı vekili 10.05.2023 tarihli dilekçesi ile davacının şirketteki paylarını davalılara devredildiği belirtilmiş olup, şirketin yöneticilerine sorumluluk davası açma hakkı olan ortağın ortaklık sıfatının davada hüküm kesinleşinceye kadar korunması gerektiğinden, davacının payını devredip devretmediği belirlenip davacının aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:55:41