Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/3053

Karar No

2023/6674

Karar Tarihi

20 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/622 Esas, 2021/1706 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/163 E., 2020/9 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... adına tescilli "..." asıl unsurlu 2000/17929, 2014/69374, 2017/100459 sayılı markaların bulunduğunu, diğer müvekkili şirketin marka sahibinden bu markaların kullanım hakkını devraldığını, müvekkili şirketin emlak sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın söz konusu markalar üzerinde herhangi bir kullanım hakkı olmamasına rağmen "... EMLAK" ibaresini markasal biçimde kullandığını, davalı kullanımının müvekkillerinin marka haklarına tecavüz oluşturduğunu, uyarılmasına rağmen davalının söz konusu kullanımını devam ettirdiğini ileri sürerek davalının markaya tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 21.06.2001 tarihinden bulunduğu faaliyetinde "... Emlak" ibaresini kullandığını, davacı markasını oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanmadığını, müvekkilinin kendi adını kullanmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca engellenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalının "... EMLAK" ibaresini kullandığı, bu ibarenin markasal olarak öne çıktığı, söz konusu ibarenin davacının tescilli "..." ibareli markaları ile yüksek oranda benzerlik gösterdiği, tescilli markaların koruma kapsamında bulunan "Gayrimenkul Komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" ile davalıya ait emlakçılık hizmetinin aynı tür hizmetler olduğu, bu hali ile davalının "... EMLAK" ibaresini markasal kullanımının ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali oluşturacağı düşünülse de, somut olayda davalının adının "..." olduğu, kendi adını ticari faaliyetlerinde markasal olarak kullandığı, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendinde tescilli marka sahibinin, dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi durumunda marka haklarından doğan haklarını bu kimselere karşı ileri süremeyeceğinin düzenlendiği, bu nedenle sırf başkasının tanınmış markasının tanınmışlığından yararlanmak için 6769 sayılı Kanun'un mezkûr hükmü bahane edilmediği takdirde kişinin kendi adını ve/veya soyadını ticari teamüllere uygun ve dürüstçe kullanmasının hukuka aykırı olmayacağı, bu minvalde yapılan değerlendirmede davacılara ait "..." ibareli markaların tanınmış marka olduklarına ilişkin tam ispat külfetinin yerine getirilemediği, ibraz edilen davacı delilleri irdelendiğinde tanınmışlığı ispata elverişli yeterli delil bulunmadığı, "..." ibaresinin gerek büyük su kütlesi gerekse de kişi ismi olarak yaygın kullanılan, sıradan ve fantezi olmayan bir sözcük olduğu, ticari yaşamda değişik sektörlerde yaygın olarak kullanılagelen bir ibare niteliği taşıdığı, bu nedenle zayıf marka mahiyetinde bulunan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, davalının kendi adı olan "..." ibaresini emlakçılık sektöründe kullanmasının, davacının tescilli markalarının imajının kendi ticari faaliyetlerine transferi kastı taşımadığı, davalının dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde bu ibareyi markasal olarak kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, gerçek kişinin kendi adını kullanırken tescilli olan bir markayı kullanmasının kötü niyetli olduğunu, Mahkemece iyi niyet kuralları çerçevesinde bir kullanımın olup olmadığının araştırılmadığını, davalı kullanımlarının müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen koşullarının somut olayda bulunmadığını, müvekkilince tanınmışlık ileri sürülmemesine rağmen bu hususta değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, tescilli markanın korunmadığını, "..." ibaresinin emlakçılık sektöründe ayırt edici olduğunu ve davalı kullanımı ile müvekkili markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, sırf başkasının tanınmış markasının tanınmışlığından yararlanmak için 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrası bahane edilmediği müddetçe, kişinin kendi ismini ve soy ismini ticari teamüllere uygun ve dürüstçe kullanmasının hukuka aykırı olmadığı, (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı S:648), nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarih, 2020/1814 E. ve 2021/1611 K. sayılı ilamında da, "ad ve soyadın birlikte yer aldığı markalar ile sadece soyadı yer alan markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği, bununla birlikte bir kişinin ad soyadının tanınmış markalarla bir benzerliğinin bulunması halinde tanınmış marka ile aynı sektörde herhangi bir mal ve hizmet yönünden tescil ettirilmesinin 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki riskleri doğurabileceğinin kabulü gerekir." açıklamasına yer verildiği, somut olayda davalının kendi adını kullandığı ve başkasının tanınmış markasının tanınmışlığından yararlanmaya çalışılmadığı, dolayısıyla davalının kullanımının 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bir kullanım olduğu ve bu kullanımın davacı ... sahibi tarafından engellenemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince de bu gerekçeyle davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek, ilaveten istinaf mahkemesi kararında belirtilen emsal kararın somut olaya uygun olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendi.

  4. 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.

  5. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

emlak"kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:01:00

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim