Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/4485

Karar No

2023/6605

Karar Tarihi

9 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1465 Esas, 2021/1587

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/286 Esas, 2019/346 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı temsilcisi dava dilekçesinde; dava dilekçesinde özetle; şirketin yazılı talimatı ile banka hesabına kayden toplam 16.000.000,00 TL kredinin virman yoluyla yatırıldığını, hesapta bulunan paranın çekilmesi için yazılı talimat mevcut olmamasına rağmen banka yetkililerinin önce firma hesabına bloke koyduklarını, sahte dekontlar düzenleyerek paraları farklı banka hesaplarına göndermek suretiyle çektiklerini, genel müdürlük talimatları doğrultusunda şube yetkililerince işlemlerin gerçekleştiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

  1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; para aktırımı yapıldığı iddia edilen hesapların yine davacının farklı hesapları olduğunu, davacı şirketin kredi hesaplarının kat edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle şirket aleyhine takip başlattıklarını, davalının kötü niyetli olarak takip işlemlerini uzatmak amacıyla dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı ... A.Ş.'nin genel müdürü olarak görev yaptığını, davaya konu uyuşmazlık ile şahsi olarak hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda kredilerin kapatma işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen dekontlarda davacı firmayı temsile yetkili kişinin imzası bulunmadığı, söz konusu kredilerin borcunun kapatma dekontlarında yer alan işlemlerin davacı firmanın mevduat hesabındaki kredi kapatma işlemleri ile uyumlu olup birbirini teyit ettiği, dekontlar ile yapılan işlemlerin davacı firmanın hesabından başka bir firmanın veya şahsın hesabına para aktarımı işlemi olmadığı, davacı firmanın hesabından çıkan paranın tamamı ile yine davacı firmanın davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemine ilişkin olduğu, davacıyı maddi olarak doğrudan zarara uğratan bir işlem niteliğinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri arasında bankanın herhangi bir ihbara gerek olmaksızın takas ve hapis hakkı ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da dahil olmak üzere her türlü virman yetkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın kendisine tevdi edilen mevduatı davacı firmaya usulünce ödediğini ispat edemediği sürece ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, ispat yükünün davalıda olduğunu, para çekilme işlemlerine icazet verilmediğini, genel kredi sözleşmesinin 6 ncı maddesinde açıklanan bankanın rehin ve hapis hakkının mevduat sahibine ödenen paraların ve banka arasında vade ve ihbar süresi belirlenmesi halinde bu maddenin ileri sürülebileceğini, yapılan usulsüz işlemler sonucunda paranın üçüncü kişilere virman yoluyla ödendiğini, paranın davalı banka menfaatine kullanıldığını, hesap özetleri ve sahte dekontlarla bu durumun sabit olduğunu, hesabından para çekilmesi işleminde davalı bankanın üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirmediğini, 10 adet işlemle toplam 13.000.000,00 TL'nin davalı banka nezdinde bulunan firma hesabına aktarıldığını, bu yönde herhangi bir yazılı ve sözlü talimatı bulunmadığını, hesabının içinin boşaltıldığını, kredi geri ödeme vadesinin kısaltılamayacağını, mevzuata aykırı olarak firmayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişilere farklı numaralı ve birden fazla hesaplarına virman yoluyla hesaptan çekilerek ödendiğini, hesap kat tarihi olan 31.10.2012 tarihi itibarıyla kendilerinin bankaya 800.994,58 TL nakdi kredi borcu bulunduğunu, dava konusunun ise 28.09.2009 yılına ait 13.000.000,00 TL alacaklarıyla borçlarının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bankanın hile ve desise ile hareket ettiğini, kendileri tarafından kredi borcunun da ödendiğini, devamında bankanın bu alacakla ilgili icra takibi başlatıldığını, icra hukuk mahkemesince takibin iptal edildiğini, ticari itibarını kaybettiğini, yüksek miktarda zarar ve şeklen iflas ettiğini, maddi zararlarının görmezden gelindiğini, diğer davalının cevap ve beyanlarının açıkça inkar mahiyetinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/170865 sayılı dosyasında, davacının bu davadaki iddialarına dayalı şikayeti üzerine davalı ... hakkında zimmet suçundan soruşturma başlatıldığı ve soruşturmanın takipsizlik ile sonuçlandığı, alınan bilirkişi raporları ile davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, öte yandan, davacının hesabından kredi bedelinin aktarılmasına ilişkin dekontlarda davacı yetkilisinin imzası bulunmadığı gibi bu yönde bankaya verdiği herhangi bir talimatı bulunmamakta ise de, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalı bankanın herhangi bir ihbara gerek olmaksızın davacı hesapları üzerinde takas ve hapis hakkı ile borçlu cari hesaptan alacaklı cari hesaba da dahil olmak üzere her türlü virman yetkisinin bulunduğunun hükme bağlandığı, hal böyle olunca, mahkemece davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında virman yetkisi bulunduğundan İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündekikararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, banka hesabında bulunan paranın bilgi ve rıza dışında başka hesaplara aktarılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davacının hesabında bulunan kullandığı kredi bedelinin bilgisi ve rızası dışında hesabından çıkıp çıkmadığı, hesaptan çıkmış ise kredi bedelinin hangi hesaplara aktarıldığı, davalı bankanın virman yetkisi bulunup bulunmadığı, davacının yapılan işlemler nedeniyle maddi zarara uğrayıp uğramadığı, maddi zarara uğramış ise yapılan işlemlerin banka genel müdürünün talimatı doğrultusunda yapılıp yapılmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 420 ile 416 ncı maddeleri ve 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 621 inci maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:03:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim