Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2813
2023/6595
9 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/865 Esas, 2021/1931 Karar
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/1093 E., 2019/1038 K.
BİRLEŞEN DAVA: Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin
2016/1192 Esas
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri dava dilekçesinde,davacılar ... ve ... Yatırım İnş. Gıda Teks. Petrol San. Tic. Ltd. Şti. ile birlikte adi ortaklık kurarak iş yaptıklarını, kurulan ortaklık için davalı bankada ...müşteri numarası ile ortak bir hesapları bulunduğunu, kurulan ortaklık çerçevesinde yapılan işler ilgili hak edişler, ödemeler ve ortaklığın diğer hak ve alacakları anılan hesapta toplandığını, anılan hesapta ... Yatırım İnş. Gıda Teks. Petrol San. Tic. Ltd. Şti. Temsilcisi ... ve davacı ... tarafından ortak kullanılmakta olduğunu, bu hesaptaki işlemlerin, hem ...'ın, hem de ...'in imzası ile gerçekleştiğini, yani işlemler için çift imza gerektiğini, ve bu imza sirkülerinin davalı bankaya verildiğini, davacılar tarafından 2014 2015 yıllarına ait banka hesap hareketlerinin incelediğini ve bu hesapta davacıların bilgisi dışında bir takım işlemlerin olduğunu farkettiklerini, yapılan işlemlerin ise ...'ın başka bir işten dolayı ortağı olan ... tarafından yapılmış olduğunun anlaşıldığını, yapılan işlemlerin ise yüklü miktarlarda paraların çekilerek başka hesaplara para aktarımı olduğunu, davacı ...'ın bu durumu banka ile şifahen görüşüp bildirdiğini, işlemlerin inceleneceğinin ve yapılan işlemlerin usulsüz olması durumunda paraların geri ödeneceğinin davacılara bildirildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, yapılan işlemlerin usulsüz olduğunu, yapılan ödeme talimatların bir kısmında davacıların hiç imzası olmadığını, bir kısmında ise davacı ...'ın imzasının taklit edildiğini ileri sürerek şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan davaların belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının tarafın iş ortaklığı hesabından yapılan hangi işlemlere itiraz ettiğini açıklaması gerektiğini, davaya konu hesapta yapılan işlemlerde davacının habersiz olmasının mümkün olmayacağını, davacının davayı açmakta taraf ehliyeti olmadığını, açılan davanın hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, her ne kadar davacı tarafça davalı bankaya karşı ... iş ortaklığı adına dava açılmış ise de; dava açılan ortaklığına bir adi ortaklık olduğu bu sebeple tüm ortakların zorunlu dava arkadaşı olduğu ve adi ortaklığın diğer ortalığı olan ... Yatırım Gıda Teks. Petrol San. Tic. Ltd. Şti.'de eldeki davada davacı taraf olarak yer almadığı, fakat Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1192 E. sayılı dava dosyası ile ... Yatırım Gıda Teks. Petrol San. Tic. Ltd. Şti. adına davalı bankaya aynı alacaktan dolayı açılan davanın mahkememize ait eldeki dava dosyasında birleştirildiği ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlandığı, eldeki dava konusu uyuşmazlığın adi ortaklık hesabında yetkili kişiler dışında yapılan işlemler nedeni ile meydana gelen zararın tazmini istemli açılmış olduğu, adi ortaklığın bütün hesap hareketlerinin temini ile aldırılan bankacı bilirkişi raporunun özet kısmında davalı banka tarafından ... tarafından yapılan 316.222,49 TL'lik işlemin faydalı işlem olmadığı, yetkili olmayan ... tarafından yapılan bu işlemlerde davacı taraflarca yapılan diğer işlemlere göz yumulmuş olması ve bankanın da yetkili olmayan kişiye işlem yaptırılmış olması sebebi ile her iki tarafın %50 oranında kusurlu olduğunun ve bu sebeple 158.111,25 TL yönünden bankanın davacılara karşı sorumlu olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporuna karşı birleşen dosyadaki davacı vekilinin ... tarafından Hüseyin Cansever kişi tarafından çekilen 305.0000,00 TL, 190.700,00 TL ve Uğur Göğüş'ün çektiği 511.000,00 TL miktarlar yönü ile de müvekkilinin bilgisi olmadığı yönünde beyanda bulunulduğu, mahkemece 7 no.lu celse 2 no.lu ara karar uyarınca bu miktarlar yönünden eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen eksik harç tamamlanmadığından bu miktarlar yönü ile herhangi bir karar verilmediği, denetime elverişli bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda ve tamamlanan eksik harç miktarı olan 158.111,25 TL yönünden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, itiraz dilekçesinde doğmuş olan zararın bilirkişi tarafından tam tespit edilemediği bilirkişi incelemesinin eksik yapıldığı, bilirkişi raporuna konu olanların dışında da alacak kalemlerinin var olduğu, bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiği belirtilerek inceleme yapılmasının istenildiğini, fakat yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporunda itiraz dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak değerlendirildiğini, ıslah için açık bir beyan ve irade lazım olduğunu, belirtilmiş olan rakamların bilirkişi tarafından bu konuda ek rapor hazırlansın diye öne sürülmüş olduğunu, davanın ıslahı gibi bir amaç bulunmadığını, mahkemece bu istem yönünden duruşmada verilen ara kararıyla dosyanın tefrikine karar verilmiş olmasına, rağmen herhangi bir işlem de yapılmadığını, yerel mahkeme her ne kadar bilirkişi raporunu hüküm kurmaya elverişli olarak kabul etmiş ise de bu raporun yukarıda açıklanan husus ve müterafık kusur yönünden yeterli olmadığını, bankaların sorumluluğunun kusursuz sorumluluğa daha yakın olduğunu, bilirkişi tarafından verilen müterafık kusur oranının kabul edilemeyeceğini, ayrıca raporda bir kısım işlemlerin faydalı olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin bilgisi dışında yapılan işlemlerin nasıl fayda sağladığının açıklanmadığını, rapora itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça harç yatırılmamış olduğundan yerel mahkemece davanın usulden reddine hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden ve bu hususta gerekçeli kararda hiçbir açıklama yapılmaksızın hukuka aykırı bir hüküm tesis edildiğini, davaya konu edilen hesap adi ortaklık adına kayıtlı olup, hesabın açıldığı tarihten dava tarihine kadar sözkonusu hesaptan dava dışı olan ... isimli kişinin sürekli işlem yaptığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu hesaba yatan paralar Gaziantep Valiliğinden gönderilen hak ediş bedelleri olup, hak ediş bedelleri hesaba intikal ettiğinde aynı gün ... tarafından hesaptan işlemler yapıldığını, dolayısıyla davacıların ...'u tanımamasının ve dava konusu hesaptan ... tarafından yapılan işlemlerin davacıların bilgisi dışında olmasının mümkün olmadığını, nitekim sözkonusu hesaptan davacıların şahsi hesaplarına dahi aktarım yapılmış iken davacıların yapılan işlemlerden habersiz olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hesapla ilgili her türlü işlem yapılırken buna hiçbir şekilde itiraz etmeyen davacıların talebinin kabul edilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, dava konusu edilen işlemlerde davacıların icazeti olduğu tespit edilmiş iken müterafik kusur doğrultusunda hüküm kurulmasının açıkça hukuka ve bu konudaki emsal Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, Yargıtay'ın "icazet" ile ilgili yerleşik içtihatlarında icazetin varlığı halinde kusursuz sorumluluk dahi yüklenemeyeceğinin kabul edildiğini, müvekkili bankanın yapılan işlemlerde kusuru olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur oranına göre yapılan zarar hesabının da hatalı olduğunu, ortada bir zarar dahi bulunmadığını, davacıların talebinin reddi gerekirken kabul edilmiş olması açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 46 nci maddesinde yer alan "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar" düzenlemesi gereğince yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemlere icazet verilmesi halinde yapılan işlemlerin geçerli olduğu, dava konusu somut olayda dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre dava dışı ...'un davacılar tarafından kurulan adi ortaklık adına açılan banka hesabının 26.05.2014 tarihinde açılıp 26.10.2015 tarihine kadar aktif olarak kullanmış olduğu, bu süreç içinde dosya içeriğine göre hemen tüm işlemlerin (Para çekme, havale, virman EFT vesaire gibi) ... tarafından gerçekleştirildiği, davacıların dava dışı ... tarafından yapılan işlemlere herhangi bir şekilde itiraz etmediklerinin anlaşıldığı, bu durumda davacıların banka hesabı üzerinde işlem yapma yetkisi bulunan dava dışı ...'un yapmış olduğu işlemlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği, davacılar tarafından dava dışı ...'un yaptığı işlemlere icazet verilmiş olması nedeniyle davalı bankadaki kusur ile zarar arasındaki illiyet bağı davacının onayı ile kesildiğinden oluşan zarardan davalının sorumlu olmayacağı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1462 Esas, 2019/334 Karar sayılı kararı), Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, gerekçesiyle davacılar vekillerinin istinaf taleplerinin reddine, davalının istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; davacıların bankada yapacağı işlemler için çift imza gerektiğini, imza sirkülerinin bankaya sunulduğunu, bankanın özensiz davranarak yetkisiz kişi tarafından işlemler yapıldığını, dava dışı kişinin imza taklidi ile işlem yaptığını, kendi adına işlem yapmadığından yetkisiz temsilden söz edilemeyeceğini, bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müterafık kusur olduğu belirtildiğini, ancak bankanın tam kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, banka hesabı üzerinde yetkisiz kişilere işlem yaptırılmasından kaynaklanan zararın tazmini talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:03:44