Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2712
2023/6593
1 Ocak 2023
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/445 Esas, 2022/470 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/28 E., 2021/355 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu, aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine dayanak 30.05.2009 ödeme tarihli 9.000,00 euro bedelli senede ilişkin herhangi bir borcu olmadığını belirtmiş ve buna istinaden her türlü faiz ve ferileri ile birlikte borca itiraz etmişse de bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, ödeme yapıldığına ilişkin bir belge sunulmadığını, zamanaşımı itirazının kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafın çelişkili beyanları ile kötü niyetli bir şekilde takibe konu borcunu ödemekten kaçındığını, faize ilişkin itirazlarını da kabul etmediklerini ve faizin usul ve yasaya uygun olduğunu, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı ... ile herhangi bir alacak borç ilişkisi olmadığı gibi tanışıklıklarının da olmadığını, senedin alacaklı kısmının boş olduğunu, davacının bu senedi kimden aldığının da belli olmadığını, bu sebeple öncelikle taraf ehliyeti olmayan davacının davasının reddinin gerektiğini, ayrıca senede bağlı alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacının öncelikle temel borç ilişkisini ispat etmesi gerektiğini, takibe konu senette bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığı, senet altındaki imza müvekkiline ait olsa dahi söz konusu senedin müvekkili tarafından davacıya verilmediği için davacının bu senede dayanarak yine de dava açamayacağını bildirerek davanın öncelikle usulden reddine, bu mümkün olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra dosyasının dayanağının 30.05.2009 ödeme tarihli borçlusunun ... olan 9.000,00 euro bedelli bono olduğu ve takibin ilamsız olarak yapıldığı, senet üzerinde davacıya ait isim veya imzanın bulunmadığı, davacı tarafça daire satışı yapılması için davalının dava dışı ... ve ...'ı yetkilendirdiği, 19.000,00 euro olarak belirlenen daire bedelinin 10.000,00 euroluk kısmının ödenip bakiye kalan kısım için uyuşmazlık konusu senedin verildiğinin iddia edildiği, dosya arasına sunulan satış sözleşmesi örneğinde alıcının ... vekili ... ve satıcısının da ... olduğu, sözleşme içerisinde 10.000,00 euro ödeme yapıldığı bakiye kalan 9.000,00 euronun 31.12.2008 tarihinde verileceğinin yazıldığı, sözleşme içerisinde senetten bahsedilmediği gibi davacının isminin de yer almadığı, sözleşmeye eklenen 03.03.2028 tarihli vekâlette ... tarafından ...'un değil Mehmet Alpcan'ın vekil tayin edildiği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından 03.03.2008 tarihli vekaletnamesi ile ...'un vekil tayin edildiği, harici satış sözleşmesini davalının vekili sıfatıyla ...'un imzaladığı, tapu kayıtlarına göre sözleşmeye konu dairenin 28.10.2008 tarihinde davalıya devredildiği, senette mücerretlik ilkesi gereği davacı müvekkilin sözleşmeye taraf olmaksızın, senedin kendisine ciro edilmesiyle davalıdan talepte bulunabileceğine dair davanın esasını birebir etkileyen somut bilgi ve belgelerin değerlendirme dışı bırakıldığını, kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini ve hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini, taşınmaz devrine istinaden davalı tarafından senet düzenlenerek dava dışı lehdara verildiğini ve sonrasında müvekkiline ciro edildiğini, ayrıca sözleşmede satış bedelinden kalan 9.000,00 euro tutarındaki kısmın 31.12.2008 tarihinde ödeneceğinin belirtilmesi ile 9.000,00 euro bedelli senedin ödeme tarihinin 30.05.2009 olması birlikte değerlendirildiğinde, yani bedel ve tarihler arasındaki uyumun, olay örgüsünün taraflarınca iddia edildiği gibi olduğunun en açık göstergesi olduğunu, senedin delil başlangıcı niteliğinde olması dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, takip dayanağı senet, lehtar hanesi boş olarak düzenlenmiş olup, bono değil adi senet hükmünde olduğu, bu durumda takip dayanağı adi senetteki hak, ancak alacağın temliki yolu ile devredilebileceği, kambiyo senedi niteliği taşımayan senet arkasına ciro amacıyla atılan imzaların da yazılı temlik beyanı olarak sayılmasının mümkün olmadığı, davacının takibe dayanak gösterdiği senetteki alacağın kendisine devrine ilişkin dosyaya yazılı bir temlik sözleşmesi sunmamış olup istinaf dilekçesinde mahkemece kendisine yemin hakkının hatırlatılmadan karar verildiğine dair açıkça bir istinaf sebebine de dayanmadığı, davacının senetlerdeki mevcut hakkı talep edebilecek gerçek ve meşru hamil olduğu söylenemeyeceği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50