Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5782
2023/6580
8 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2015/473 Esas, 2022/22 Karar
HÜKÜM: Davanın reddi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının arsa maliki bulunduğu yerde dava dışı yüklenicinin inşa edeceği iş merkezindeki bağımsız bölümlerin satışı ve pazarlaması konusunda 24.10.1989 tarihli sözleşme imzalandığını ve müvekkilinin proje üzerinden bağımsız bölümleri müşterilere satmaya başladığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve yüklenicinin iflası sonrasında müşterilerce davacı aleyhine açılan davaların sonunda müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 30.589,27 TL zarardan ve işlemiş faizinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 55.428,36 TL'nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve derdestlik savunmalarında bulunmuş, esas yönünden de davacı ile imzalanan sözleşmenin edimin imkansızlığı nedeniyle hükümsüz kaldığını, zira inşaatı yapma borcunun dava dışı yükleniciye ait olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 27.09.2011 tarih, 2011/72 E. ve 2011/10 K. sayılı kararı ile 21.04.1989 tarih ve 35979 no.lu satış vaadi sözleşmesinin içeriği itibariyle teminat sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu sözleşmeye göre taahhüt altına giren tarafların davacı ile dava dışı müflis ... İnşaat A.Ş. olduğu, davalı şirketin ise taşınmaz inşasına ve teslimine ilişkin bağımsız bir taahhütte bulunmayıp, dava dışı ... İnşaat A.Ş.'nin bu edimine muvafakat eden konumunda olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelere bakıldığında cezai şart dahil olmak üzere davacı bankaya mali sorumluluk gerektiren bütün taahhütlerin dava dışı müflis ... İnş. A.Ş. tarafından bizatihi verilmiş bulunduğu, davalı şirketin inşaatın yapılmamasından dolayı meydana gelen davacı zararı yönünden hiçbir kusurunun ve hukuki bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.02.2014 tarih, 2012/12054 E. ve 2014/3113 K. sayılı kararıyla Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bozma ilamında istenen araştırma yapılmadan, sadece İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.03.2007 tarih, 1999/645 E. ve 2007/99 K. sayılı ilamı ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.05.2010 tarih, 2004/297 E. ve 2010/149 K. sayılı ilamına dayanılarak, yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verildiği, oysa bozmaya uyulmakla taraflar yararına meydana gelen usulü kazanılmış hak gereği, bozma ilamında belirtilen araştırma ve değerlendirmenin yapılması zorunlu olduğu, Mahkemenin dayandığı İstanbul 9. ve 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararlarından anlaşılabildiği kadarıyla, her iki davanın konusunu da 21.04.1989 tarihli sözleşmede belirtilen 39 adet bağımsız bölüm arasında yer alan taşınmazlar oluşturduğu, bu durumda anılan ilamlarda yazılı gerekçeler, bu bağımsız bölümler için taraflar arasında kesin hüküm teşkil ederse de, 21.04.1989 tarihli sözleşmenin konusunu oluşturmayan ve mülkiyeti davalıya ve dava dışı ... İnş. A.Ş.'ye bırakılan bağımsız bölümler için ayrıca bir değerlendirmenin yapılması gerektiği, bu durum karşısında Mahkemece, özellikle taraflar arasındaki 24.10.1989 tarihli üçlü sözleşme hükümleri değerlendirilerek, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı bankanın tazminat ödemiş olduğu dava dışı gerçek ve tüzel kişilere karşı aralarındaki sözleşme gereği borç altına girdiği, davacının edimini ifa edememesi sebebiyle de bu kişilere tazminat ödemeye mahkum edildiği, 1989 tarihli sözleşmede bankanın müşterilere karşı yapılan satış ve taahhütlerden dolayı sorumluluğunun bulunmayacağına dair düzenleme mevcutsa da bu düzenlemenin sözleşmenin taraflarını bağlayacağı yani üçüncü kişi konumunda olan müşterileri bağlamayacağı, davacı banka, davasını arsa malikine yönelterek rücu talep ettiği, davalının üçüncü kişilere karşı eser sözleşmesi uyarınca inşaatı tamamlama ve teslim etme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığı, dava konusu edilen bağımsız bölümlerin yapımını taahhüt edenin yüklenici ... İnşaat A.Ş. olduğu, inşaatın yapılmamasından dolayı davalının hukuki bir sorumluluğunun bulunmadığı, yüklenici ... İnşaat A.Ş.'nin ise inşaata başlamadığının tespit edildiği, tespitten kısa süre sonra da iflasına karar verildiği, bu nedenle de eser sözleşmesinin ediminin imkânsızlaştığı, taraflar arasındaki sözleşme gereği davalı arsa sahibinin sözleşmeye aykırı bir davranışından söz etmenin mümkün olmadığı, sözleşmeye aykırı davranışları bulunmayan ve kusuru bulunmayan ve yine borcu davacı tarafından ödenip borçtan kısmen veya tamamen kurtulma yoluyla malvarlığının iyileştiğinden söz edilemeyecek olan davalının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak hüküm kurulduğunu, üçüncü kişilerin davacıyı tazminata mahkum ettirdikleri satışa konu bağımsız bölümlerin kime bırakıldığının araştırılması suretiyle tespit edilmesi ve rücu sorumlusunun satışa konu iş yeri bazında ferden belirlenmesi gerektiğini, Mahkemece taraflar arasındaki satış ve pazarlama sözleşmesi görmezden gelindiğini, davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı belirtilerek, taraflar arasındaki sözleşmeler, uygulamalar ve vakanın bütünlüğü dikkate alınmadığını, davacı alacağının sözleşmeye dayalı olduğunu, 24.10.1989 tarihli satış ve pazarlama sözleşmesi gereğince davalının davacıya karşı sorumluluğu bulunduğunu, sözleşme ile davacı tarafından pazarlaması üstlenilen taşınmazların bir kısmının davalıya ait olduğunu, bu sözleşme ile davacının bağımsız bölüm malikleri adına vekâleten hareket etmesi, ancak satış işleminin sonuçlarının, bağımsız bölüm malikleri nezdinde doğacağı kararlaştırıldığını, sözleşmenin 2 ve 3 üncü maddesindeki düzenlemelerin, davacının bağımsız bölüm maliki/satıcı taraflar adına, bağımsız bölüm alıcılarına karşı vekâleten hareket ettiğini açıkça düzenlediğini, satılan bağımsız bölümün teslim edilememesinden kaynaklanan zararın öncelikle malike ait olduğu, vekilin bu nedenle uğradığı zararları malike rücu hakkının bulunduğunun kabulü için düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını, kaldı ki sözleşmede bu hususun “Taraflar (davalı) kendilerine ait bağımsız bölümlerle hissedarı bulundukları ortak yerlerin satış işlemlerinin gerektirdiği tüm Bankacılık hizmetleri satış sözleşmelerinin akdi, tapudaki işlemlerin tekemmülü, gerekli sözleşmelerin yapılması, satış hasılatının proje hesabında toplanması, izharat ve istihkakların tetkiki ve onayı Banka tarafından gerçekleştirilecektir. Bankanın müşterilere karşı yapılan satış ve taahhütlerden dolayı herhangi bir sorumluluğu yoktur. Akit tarafa karşı sorumluluğu da bu sözleşme hükümleri ile sınırlıdır." şeklinde düzenlendiğini, dolayısıyla müşterilere karşı satış ve taahhütler hakkındaki tüm sorumluluğun, (müşterilerle kurulacak dış ilişkide Banka adına olsa da) davalı, ... ve Banka arasındaki iç ilişkide bağımsız bölüm maliklerine ait olacağını, davalıya ait bağımsız bölüm satışları nedeniyle uğranılan zarardan sorumluluğun davalıya ait olduğunu ve davacının uğradığı zarar nedeniyle rücu hakkı bulunduğunu, Mahkemece, davalının maliki olduğu, satılan ancak teslim edilemeyen bağımsız bölümlere ilişkin tüm sorumluluğuna ilişkin tüm sözleşme hükümleri göz ardı edildiğini, bilirkişi raporlarıyla davalının sorumsuzluğuna ve kusura dayalı sorumsuzluk nedenlerine dair soyut tartışmalar yapılmak suretiyle, dosya kapsamındaki delillere aykırı hüküm kurulmasının zemini hazırlandığını, davalının, kendisine ait bağımsız bölüm nedeniyle müşteriye verilen taahhütten kendisi sorumlu olacağını bu sorumluluğun kusur şartına bağlı olmadığını, dava dışı ...'nın eser sözleşmesi ile üstlendiği yükümlülüğünü yerine getirmemesi, davalıya uğradığı zarar nedeniyle ...'ya rücu hakkı vereceğini ancak bu durum davalının, pazarlama ve satış sözleşmesi nedeniyle davacıya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, davalının, davacının zararından sorumlu tutulabilmesi için bir sözleşme hükmüne de ihtiyaç bulunmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının sözleşmeye aykırılık iddiasına dayanarak davalı arsa malikine açtığı rücuen alacak davasıdır.
- İlgili Hukuk
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 386 vd. maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 vd. maddeleri).
- Değerlendirme
1.Dava, davacının sözleşmeye aykırılık iddiasına dayanarak davalı arsa malikine açtığı rücuen alacak davasıdır. Dairemizin 20.02.2014 tarih, 2012/12054 E. ve 2014/3113 K. sayılı ilamında özellikle 24.10.1989 tarihli üçlü sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi ve 21.04.1989 tarihli sözleşmenin konusunu oluşturmayan ve mülkiyeti davalıya ve dava dışı ... İnşaat A.Ş.'ye bırakılan bağımsız bölümlerin ayrıca değerlendirilmesi, 21.04.1989 tarihli sözleşme konusu olan 39 adet bağımsız bölüm arasında yer alan taşınmazlar hakkında İstanbul 9. ve 1. Asliye Ticaret Mahkemelerince verilen kararların bu bağımsız bölümler için kesin hüküm teşkil ettiği belirtilerek eksik inceleme nedeniyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
-
Mahkemece bozmaya uyulmuş bilirkişi incelemesi yaptırılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmişse de verilen karar eksik incelemeye dayalıdır. Dairemizin 25.05.2006 tarih, 2005/3162 E. ve 2006/6175 K. sayılı ilamında, davacı, 24.10.1989 tarihli sözleşme ile davalı ve dava dışı ... İnşaat A.Ş.'ye ait ileride inşa edilecek iş merkezindeki bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satıp pazarlama işini üstlenmiş olup bu üstlenme vekâlet ilişkisi niteliği taşıdığı belirtilerek, böyle bir davada dava tarafları ile dava dışı yüklenicinin katıldığı sözleşmenin ihlalinde kusurun kimde olduğu, sözleşmenin ifa imkansızlığına uğraması nedeniyle üçlü iç ilişkide tamamen sorumluluktan bağışık tutulan davacı bankanın satış pazarlama faaliyetinden dolayı üçüncü kişi müşterilerine karşı oluşan sorumluluğuna ve bundan doğan zararına kimin neden olduğu irdelenip tartışıldıktan ve üçüncü kişilerin davacıya tazminata mahkum ettirdikleri satış işlemine konu bağımsız bölümlerin davalı ve dava dışı yüklenici arasında satış vaadi ve inşaat sözleşmeleriyle kime bırakıldığı araştırılıp saptanarak rücu sorumlusunun satışa konu işyeri bazında ferden belirlenmesi gerektiği tespiti yapılmıştır.
-
Davacının bu vekâlet ilişkisi kapsamında satış gerçekleştirmesi halinde hasılatın ne şekilde dağıtılacağı 24.10.1989 tarihli sözleşmenin 3.4., 3.5., 3.6.1., 3.6.1 4 üncü maddelerinde açıkça belirlenmiştir. Uyulan bozma ilamında bu sözleşme hükümlerinin değerlendirilerek karar verilmesi belirtilmesine rağmen sözleşme hükümleri değerlendirilmemiş, davacı bankanın üçüncü kişilere satışını gerçekleştirdiği bağımsız bölümlerin hangi tarafa isabet eden bölümler olduğu belirlenmeden bağımsız bölümlerin satışı suretiyle elde edilen hasılatın davalıya ödenip ödenmediği ve davalıya sözleşmenin 3.6 ıncı maddesi uyarınca ödeme yapmışsa üçüncü kişilere ödeme yapan davacıya karşı sorumlu olup olmadığı belirlenmeden karar verilmiştir. Belirtilen bu hususlar hakkında bilirkişi heyetinden rapor alınarak sözleşme hükümleri, bağımsız bölümlere ilişkin kayıtlar ve satış evrakları ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken uyulan bozma ilamına rağmen eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:05:23