Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2815
2023/6569
8 Kasım 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/727 Esas, 2021/1582 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/611 E., 2017/1334 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Tekstil isimli şirket ile müvekkili arasında ticari ilişkiler bulunduğunu, bu kapsamda adı geçen firmaya borçlanıldığını, bir kısım ödemelerden sonra bakiye kalan 19.770,00 TL borç ve ticari ilişkinin devamı için 18 adet boş senet verildiğini, davacılardan ...'ün de bu senedi kefil olarak imzaladığını, ancak sonradan davaya konu senedin doldurularak icra takibine konulduğunu, davalı ile aralarında bir ticari ilişki bulunmadığını, senedin düzenlendiği tarihte davacılardan ...'un yurt dışında bulunduğunu, düzenleme tarihi itibarıyla da senedin bono vasfını taşımadığını, kefil Murat'ın eş rızasının alınmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığını, davalının kötü niyetli hareket ettiğini, senetteki nakden kaydının geçersiz olduğunu aradaki ilişkinin malen olduğunu ileri sürerek bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacılardan şahsi alacağı bulunduğunu, kambiyo senetleri yönünden mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların takip ve davaya konu bonoyu imzaladıkları, her ne kadar verilen bononun bazı kısımlarının boş bırakıldığı, daha sonra gerçeğe aykırı şekilde doldurulduğu ileri sürülmüş ise de bononun bu şekilde düzenlenip verildiği ve anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu ispat yükünün davacı tarafta olduğu, imzası inkar edilmeyen bonodan dolayı davacıların sorumlu oldukları, dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine bonoda tanzim tarihinin bulunduğu, tanzim tarihi itibarıyla davacının yurt dışında olmasının bononun geçerliliğini etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin toplanması hususunda taleplerinin değerlendirilmediğini, e mail yazışmaları ile iddialarının ispatlandığını, e mail yazışmalarının yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, oysa Mahkemece yalnızca sebepten mücerretlik ilkesine dayanılarak karar verildiğini, Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/250 E. sayılı dosyada dinlenen ve o dosyada davacı ... tanıkları olarak mahkeme huzuruna çıkan tanıkların dahi "...'ün esas borçlu değil borca kefil olan şahıs olduğunu" beyan ettiklerini, aynı tanıkların, borçlanma ilişkisinin mal alışverişine dayandığını ifade ettiklerini, bu nedenle davalının, elden borç para verildiği yönündeki iddiasının çürüdüğünü, konuya ilişkin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na bulunulan suç duyurusu neticesinde verilen takipsizlik kararının aleyhe değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafın ticari defterlerinin bilirkişi incelemesine tabi tutulmadığını beyan ederek Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu senet unsurlarının tam olduğu, davacıların senetle borç altına girdikleri, davalının ise senette alacaklı olduğu, senedin ihdas kısmında ''nakden'' kaydının bulunduğu, davalının savunmasında borç karşılığında senedi aldığını beyan etmesi sebebiyle senedin veriliş sebebini talil etmediği, ispat yükünün senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıda olduğu, miktar itibarıyla senetle ispat kuralının uygulanması gerektiği, bu kapsamda davacının iddialarını ispata yarar dosyaya yansıyan kesin bir delilin bulunmadığı, davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı kefilin kefaletinin geçerlilik şartları taşımadığını belirtip istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 10.03.2015 tanzim, 10.04.2015 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak yapılan icra takibi kapsamında ve bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:05:23