Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2507
2023/6504
7 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/134 Esas, 2022/170 Karar
HÜKÜM: Esastan ret, davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI: 2019/268 E., 2021/216 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, refi ve maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yedinci sınıf emtialar için 2001/00961 sayılı ... ibareli markanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde tescilli sahibi olduğunu, davacının markasının tanınmışlığının ülke sınırlarını aştığını, davalının davacının ... isimli markasına çok benzeyen bir logo kullandığını, davalı tarafın bu eyleminin halk nezdinde iltibasa sebebiyet verdiğini, davalının tescile dayalı herhangi bir hakkının olmadığını, davalının aynı mallar ve hizmetler üzerindeki kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının bunun yanında ... markası adı altında hukuka aykırı şekilde davacının sahip olduğu hakları kullandığını, bu sınıfa giren aletlerin satışını ... markası altında yaptığını, davacının ... markasının davalı tarafın ticaret unvanında kullanıldığını, davalının ayrıca www.....com.tr adlı sitede ihlale devam ettiğini, sayılan durumlar nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 149, 150, 151 ve 159 maddeleri kapsamında ihlal edilen marka hakkından doğan haklara sahip olunduğunu ileri sürerek davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti, önlenmesini ve durdurulmasını, tecavüzün önlenmesi maksadıyla ... ibaresinin davalı tarafın logosundan ve ticaret unvanından kaldırılmasını, davalı tarafın internet sitesine erişim engeli konulmasını, hükmün ilan edilmesini, şimdilik 100,00 TL maddi tazminat, 25.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 19.754,24 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddinin gerektiğini, davalının 1984 yılında ticari hayata başlayıp 2005 yılında ... unvanını kullanmaya başladığını, uyuşmazlıkta iki ve on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davalının ikinci el takım tezgahları alım satımıyla ve mümessili olduğu firmaların ürünlerinin ithalatıyla uğraştığını, üretim yapmadığını veya sıfır ... markalı ürün satmadığını, davalının her ne kadar unvanında ... logosunu kullanıyor olsa da taraf markalarının iltibasa neden olmadığını, satışı yapılan ürünlerin belli meslek grupları tarafından sürekli bu tarz makinaları kullanan kişiler tarafından alındığını, bu nedenle alıcılar nezdinde iltibas oluşmayacağını, davacının bu kadar süre sonra tecavüz iddiasında bulunmasının kötüniyetli olup haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasında ve davalı kullanımında "..." ibaresinin marka olarak algılanacak asli esas unsur olarak bulunduğu, taraf markalarında yer alan şekiller arasında farklılık bulunmakla birlikte, bu farklılığın markaları birbirinden ayırt etmeye yetmeyeceği, davacı markası ile davalı kullanımı arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, ancak davalı tarafın ticaret unvanının ve web sitesinin aleni olması ve davacının da basiretli tacir olarak davranması gerekliliği karşısında davacının, davalıdan haberdar olduğu veya en azından haberdar olması gerektiği, sessiz kalma yoluyla hak kaybı müesesesinin uygulanabilirliği için her marka devrinden sonra yeni marka sahibi için 5 yıllık sürenin geçmesi gibi bir zorunluluk bulunmadığı, böyle bir yaklaşımın sessiz kalma süresinin yeni marka devirleri ile sonsuza kadar uzatılmasına neden olabileceği, bu nedenle davacı tarafın markayı devir aldıktan sonra dava açtığı, bu nedenle de susma yoluyla hak kaybı hükümlerinin kendisine uygulanmayacağına yönelik itirazlarının kabul edilmediği, davalının ticaret unvanının kötü niyetli tescil edilmediği ve kullanımının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
a.Marka sahibi için beş yıllık sessiz kalma süresinin ancak sonraki markanın kullanıldığının öğrenilmesinden sonra başlaması gerektiğini, eğer hükümsüzlük talep eden kişi böyle bir markanın varlığından veya kullanımından haberdar değilse ve fiili olarak haberdar olması da mümkün olmamışsa, bu durumda artık sessiz kalmasından veya bu kullanıma katlanmasından bahsedilemeyeceğini, somut olayda davacının sessiz kalma süresinin hesabında markayı üçüncü kişiden devraldığının göz önüne alınması gerektiğini, "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" dolayısıyla hakkının sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini,
b.Bir durumun varlığını iddia edenin ispatla mükellef olduğunu, davacının bu kullanımdan haberdar olduğunu davalı tarafın ispatla mükellef olduğunu,
c.Tecavüz eden davalı tarafın bunun yanında davacıya ait olan "..." isimli markaya çok benzeyen bir logo kullandığını, mahkemece bilirkişi taporunda tespit edilen hususların dikkate alınmadığını, bilirkişi tarafından müdahale edilmeksizin mahkemeye bırakılan kötü niyet değerlendirmesi konusunda ise değerlendirme yapmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullanımının kötüniyetli olmadığı, davacının uzun süre sessiz kalındıktan sonra dava açması nedeniyle, hakkın kötüye kullanılması ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) ikinci maddesi nazara alınarak açılan davanın reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, refi ve maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin altıncı fıkrası
-
Değerlendirme
-
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, refi ve tecavüz nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkindir.
2.Mahkemece, davacının markasına tecavüzlü davalının markasal kullanımına uzun süre sessiz kaldığı ve bu nedenle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle dava reddedilmişse de davacının tescilli markasına tecavüz eyleminin nihayetinde bir haksız eylem olması itibariyle sessiz kalınması yoluyla tescilli markanın korumadan yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.
3.Tecavüz devam ettiği sürece sessiz kalma yoluyla hak kaybı olmaz. Mahkemece bu kapsamda davacının tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:06:07