Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2741
2023/6502
7 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/291 Esas, 2022/329 Karar
HÜKÜM: Esastan ret; asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2014/54 E., 2021/492 K.
Taraflar arasındaki asıl davada şirket müdürünün azli, şirkete kayyım atanması ve şirket esas sermaye paylarının davacılara intikali ile pay defterine kaydı ile karşı dava ise karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılması ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; ... ve ... ...'ın %50 oranında ortak oldukları ... Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketinde her iki ortağın şirket müdürü olarak seçildiğini, ... ...'ın 03.11.2012 tarihinde vefat etmesiyle, geriye mirasçı olarak davacıların kaldığını, davacılara intikal eden pay ve oranlarına vakıf olunduğu ve davacıların paydaşlığının kabul edildiğinin aşikâr olduğunu, ancak geçen süre zarfında davacıların tescil işlemleri yerine getirilmediği gibi usulüne uygun genel kurul toplantısı da yapılamadığını, tescilin gerçekleştirilmesi için davacıların resen tescilin yapılabilmesi için Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak şirket müdürünün talebi olmadığından bahisle olumlu bir sonuç alınamadığını, gönderilen ihtarlara rağmen sonuç alınamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ve 598 inci maddelerinin yerine getirilmediğini, ayrıca şirketin iyi yönetilmediğini, her geçen gün dava konusu şirketin borcunun arttığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin atfıyla 553 üncü maddesi gereğince şirket müdürünün azlini talep ettiklerini ileri sürerek hali hazırdaki müdür olan ...'ın müdürlük sıfatından kaynaklanan yetkilerinin kaldırılmasını, nihai karar verilinceye kadar geçen süre zarfından acil işleri yerine getirecek geçici nitelikte kayyım ataması yapılmasını, şirketin bugünkü mal varlığının tespit edilmesini, şirket müdürünün davacı mirasçılara intikal eden esas sermaye paylarının Ticaret Siciline tescil edilmesine karar verilerek pay defterine kaydedilmesini, şirket müdürü ...'ın azli ile olağanüstü genel kurul toplantısı yapılıp şirkete müdür atanıncaya kadar akademisyen unvanına ve gerekli niteliği haiz kayyım atanmasını talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesine göre diğer ortakların onayına gerek kalmaksızın davacıların esas sermaye paylarının intikalinin gerçekleştiğini, bunun için dava açılmasının gereksiz olduğunu, gelir gider tablosu ve bilançonun müzakeresi maksadıyla ortakların 01.06.2013 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması için davet edildiğini, ancak davacıların davete rağmen toplantıya katılmadıkları gibi temsilcide göndermediklerini, şirketin olağan ve önemli kararların alınamadığını, mal varlığının tespiti hususunda dava yolu ile değil delil tespiti ile istemenin mümkün olduğunu, şirkete kayyum tayin edilmesi için şirket organlarında eksiklik olmasının şart olduğunu şirket müdürü ...'ın yetkisinin 2029 yılında sona ereceğini, görevini aksatmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş; karşı davada ise karşı davalıların murisin mirasını reddetmediklerini, bu nedenle şirket borcundan müşterek ve müteselsilen mesul olduklarını, karşı davalıların şirketten çıkarılmalarının gerektiğini, şirketteki pay bedellerinin ayrılma akçelerinin tespitini istediklerini ve bakiyenin ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00 TL'nin davacılar ve karşı davalıların kanunen ödemek zorunda bulundukları murislerini şirkete olan borçlarından dolayı alacağın 14.08.2013 tarihinden itibaren T.C. ... Bankası avans faizi üzerinden faizi ile birlikte karşı davalılardan tahsiline, şirketten karşı davalıların çıkarılmalarının kabulü ile karşı davalıların şirketteki payları karşılığının hükme yakın ayrılma akçesinin gerçek değerinin belirlenmesi ve şirket tarafından ödenmesine, bu alacakları ile borçlarının takas mahsup edilmesine, şirketten ayrılan karşı davalıların paylarının şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan sonra mirasçıların şirket ortaklıkları tescil edildiği görülmekle hisse tesciline ilişkin davanın konusuz kaldığı, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması isteminin anıldığı şekilde üç ayrı kararla üç ayrı tarihte ret edildiği de gözetilerek 2014 yılındaki istemden sonra şirketin 7 yıl boyunca faaliyet gösterdiği, ortakları ile genel kurulları ifa ettiği de anlaşılmakla bu yöndeki istemin önceden ara kararlarda ret edildiği gerek ve nedenlerle neticede bilirkişi raporları ve gelen şirket kayıt ve işlemlerinde bunu gerektirir bir hukuki neden de görülmediğinden neticede reddine ilişkin hüküm tertibine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise dava sürecinde 11.09.2014 yılında 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun(6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile yapılan değişiklikle konusuz kaldığına dair 26.09.2017 tarihinde beyan sunulduğu ve bu hususa dair ihtilafın bulunmadığı, bu talebin konusuz kaldığının kabulü ile bu karşı dava ile talep edilmiş hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, karşı davalı mirasçı ortakların ortaklıktan çıkarılması isteminin ise 08.07.2019 tarihli üçlü akademisyen bilirkişi heyeti ana raporu ile ve 15.09.2020 tarihli ek raporu ile de değerlendirilerek ortaya konulduğu muvacehede 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesindeki koşullara muvafık olmadığı, hisse bedellerinin ana sermayenin %20'si fevkinde olduğu, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında anılan üst sınırı geçen miktar nedeniyle istemin reddi gerektiği, kaldı ki şirket genel kurullarına paydaşları temsilen vekillerinin iştirakinin de tarafların kabulünde bulunduğu gözetilerek koşulları oluşmayan ortaklıktan çıkarılma isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması taleplerinin kabulü gerektiğini, davalı tarafça şirketin içi boşaltıldığını, şirketin 2015 2016 ve 2017 yıllarında zarar ettiği hususu dosya kapsamında tespit edildiğini, davanın açıldığı tarihte alacak talebi kapsamında davalı tarafın haklı bulunmadığını, bu nedenle yargılama giderlerinden davalının sorumlu olması gerektiğini, karşı dava yönünden ise nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın bu yönlerden kaldırılmasını istemiştir.
-
Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması talebine, karşı dava ise karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasına istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesi, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinin birinci fıkrası.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesinin ikinci fıkrasının olayda uygulama yerinin bulunmamasına ve ortaklıktan çıkarılmaya yönelik haklı sebebin oluşmamasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:06:07