Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/5747
2023/650
7 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1322 Esas, 2021/543 Karar
DAVA TARİHİ: 02.10.2018
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/358 E., 2019/285 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2017/74917 sayılı “...vit+Şekil” ibareli marka başvurusuna, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) ilgili hükümlerine dayalı olarak yapmış oldukları itirazın Markalar Dairesi tarafından iltibas vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından kabul görmediğini, anılan karara karşı TPMK YİDK nezdinde yaptıkları itirazın da iltibas vakıasına dayalı olarak kısmen kabul edildiğini, ancak diğer vakıalar bakımından reddedildiğini, marka başvurusunun müvekkilince dayanılan vakıalara dayanılarak tümüyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı Kurum kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu “...vit” markasıyla davacının markaları arasında aynılık, benzerlik ya da iltibas yaratma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ifadesinin vasıf bildiren bir sözcük olduğunu, zayıf marka niteliği taşıdığını, bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, davaya konu ”...vit” ifadesinin tıpkı davacının markaları gibi türetme kelime markası olduğunu, anılan markayı piyasaya sürerek davacının seri markası izlenimi yaratma amacı gütmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne dayanak olarak gösterdiği markalarının esaslı unsuru olan .../... ifadesinin Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamına geldiği, söz konusu kelimenin zayıf marka niteliğinde olup bu kelimeden oluşan markaların ayırt edicilik nitelikleri düşük olduğu, zayıf marka söz konusu olduğunda, bu tür marka ile diğer markalar arasındaki iltibas tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebildiği, dava konusu olayda da “...” ifadesi “vit” ifadesi eklenerek değiştirilmiş olup küçük bir değişikliğin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldırabilmesi karsısında, bu değişikliğin ve kelime markasının yanında yer alan şeklin söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için yeterli olduğu, taraf marka işaretleri arasında iltibas bulunmadığı, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının aksine davaya konu “...vit" ibareli marka ile müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik olduğunu, taraf markalarının baskın unsurunun ".../..." ibaresi olduğunu, ayrıca benzerlik incelemesinde her iki markanın aynı anda göz önünde bulundurularak karar verilmeyeceğine ilişkin ilke dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde dava konusu markanın da müvekkili şirket seri markalarından biri olarak algılanacağını, kaldı ki, "...”, “...”, “...center” ve “...center” markalarının müvekkili şirketin herkes tarafından bilinen markaları olup “...vit” ibareli markanın iltibas yaratacağı ve müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanacağı ve haksız rekabet oluşturacağını, “...vit” ibareli markanın müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak ortalama tüketici nezdinde algılanması ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirkete ait .../... ibareli seri markaların tanınmışlığı karşısında, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince de tescil engeli bulunduğunu, “...vit" markası bu hâliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci, altıncı ve dokuzuncu fıkraları.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:35:55