Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2857
2023/6455
6 Kasım 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/2747 Esas,2022/124 Karar
BİRLEŞEN DAVADA İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/658 E.
DAVA TARİHİ: 10.02.2016 (Asıl), 21.03.2016 (Birleşen)
HÜKÜM: Asıl ve birleşen davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/139 E., 2019/302 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davalı birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01.12.2014 tarihli Ürün Satış Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında davalı tarafa ön ödeme olarak çekler teslim edildiğini, sözleşme kapsamında 600.000,00 TL KDV tutarındaki ürünü 01.12.2014 ve 31.12.2015 tarihine kadar sözleşme ekindeki fiyat listesine göre temin etmekle yükümlü olan davalının 590.509,10 TL ön ödeme almasına rağmen 31.12.2015 tarihine kadar yalnızca 276.700,50 TL'lik ürün teslimi gerçekleştirdiğini, sözleşme kapsamında teslim edilmesi gereken ürünler, davalı tarafça zamanında teslim edilmediği halde çek vadeleri geldiği içi müvekkili şirketin 31.01.2016 tarihine kadar çeklerin tamamını ödediğini, yalnızca 31.10.2015 tarihli çekin ileri tarihli 31.03.2016 vadeli Finansbank'a ait 0343778 no.lu çek ile değiştirildiğini, müvekkili şirketçe malların teslim edilmemesi sebebiyle, zor durumda kalındığını, vadesi gelen çekleri ödemekte sıkıntı yaşandığının defalarca mail yoluyla davalı tarafa bildirilmesine rağmen hiçbir cevap alınamadığını, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle telafisi imkânsız zarara uğrayan müvekkili şirketin 31.12.2015 tarihli 50.000,00 TL tutarındaki son çeki ödedikten sonra ödeme gücünün tamamen ortadan kalktığını, müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarına göre müvekkili şirketin davalı taraftan 17.924,20 TL cari, 335.509,10 TL avans olmak üzere toplamda 353.433,30 TL alacaklı durumda olduğunu ileri sürerek davalı tarafa gerek cari ilişki, gerekse 01.12.2014 tarihli Ürün Satış Sözleşmesi ve 31.01.2016, 29.02.2016, 31.03.2016 tarihli çekler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nun, diğer müvekkili şirketin ortağı ve imza yetkilisi olduğunu, davalılardan ...'in ise diğer davalı şirketin ortağı ve imza yetkisili olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01.12.2014 tarihli Ürün Satış Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında tarafların sözleşmenin eki niteliğindeki fiyat listesinde mutabık kaldıklarını ve satıcının KDV'siz 600.000,00 TL tutarındaki ürünü temin etmeyi ve ürünleri fiyat listesindeki fiyatlar üzerinden alıcıya satmayı, alıcının da 600.000,00 TL tutarındaki toplam alım bedelini ön ödeme olarak satıcıya ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin, sözleşme kapsamında çekleri teslim ettiğini ve sözleşme ile yükümlendiği edimleri yerine getirdiğini, ancak davalının, sözleşme ile taahhüt edilen malların tesliminde sürekli geciktiğini, gecikme sebebiyle müvekkilinin ürün satışlarında sıkıntılar yaşadığını, ödeme güçlüğü çektiğini, müvekkilleri ile ... arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, yalnızca müvekkili şirket ile davalı arasında ürün satış sözleşmesinin mevcut olduğunu ileri sürerek, müvekkillerinin, takip dayanağı 31.01.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli ve 29.02.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli çeklerinden dolayı davalılardan ...'e borçlu bulunmadığının tesbitine, müvekkili ...'nun 31.01.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli ve 29.02.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı ... Kapak Sanayi Ticaret Ltd. Şti'ye borçlu olmadığının tespitine, ... tarafından başlatılan takiplerin haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından davalı müvekkili adına düzenlenmiş 31.01.2016 ve 29.02.2016 tarihli çekler bulunmadığını, bu çekler yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili lehine düzenlenen 31.03.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli bir adet çek bulunduğunu, davacının bu çeki müvekkiline olan borcuna karşılık verdiğini, davalı müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde davacının borçlu olduğunun sabit olacağını, davacı ile davalı müvekkili arasında 01.12.2014 tarihli satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye dayanılarak imalatlar yapıldığını ve davacı tarafa teslim edildiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığı için devam eden imalatların yapılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çeklerin davacıların iddia ettiği gibi 01.12.2014 tarihli satış sözleşmesi ile bir ilişiğinin olmadığını, davalı müvekkili şirket hesabına ... cirosu ile girmiş olan çekler olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'in, asıl ilişkiden bağımsız, kambiyo hukukundan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu, davacı şirketin borçlu olmadığına dair ve diğer davacı ...’nun teminat amaçlı lehtar olduğu iddialarının, soyut ve taraflarınca kabul edilmeyen, hukuken geçersiz iddialar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki davaya konu toplamda üç adet çekin karşılıksız kaldığı, bu çekler nedeniyle borçlu olunmadığı anlaşıldığından asıl davada Finansbank'a ait 31.03.2016 tarihli, 0343778 no.lu, 50.000,00 TL bedelli çek ile ilgili olarak davacı tarafından İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7353 E. sayılı dosyasına yapılan 65.926,00 TL'nin istirdatı talep edilmişse de dosyada yalnızca 24.05.2016 tarihli 53.811,20 TL bedelli ve 16.08.2016 tarihli 10.600,00 TL bedelli ödeme makbuzları ibraz edildiğinden bu çeke ilişkin talebin kısmen kabulü ile ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Finansbank'a ait 31.01.2016 tarihli, 342911 no.lu, 50.000,00 TL bedelli ve 29.02.2016 tarihli 342912 no.lu, 50.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine; birleşen davada davacı ...'nun davalılar ... ve ... Kapak San. Tic. Ltd. Şti.'ye Finansbank'a ait 31.01.2016 tarihli, 342911 no.lu, 50.000,00 TL bedelli ve 29.02.2016 tarihli 342912 no.lu, 50.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacı ... Otomotiv Kilit Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin davalı ...'e Finansbank'a ait 31.01.2016 tarihli, 342911 no.lu, 50.000,00 TL bedelli ve 29.02.2016 tarihli 342912 no.lu, 50.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalı ... Kapak Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı davalı ...'in çeklerin karşılıksız kaldığını bildiği halde icra takibi başlatması sebebiyle hüküm altına alan bedelin %20'si kadar kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davalı birleşen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bir ürün alım sözleşmesi yapıldığını ve bu sözleşme gereği davacının davalıya verdiği ve teslim ettiğini iaddia ettiği 31.01.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli, 29.02.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli 31.03.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli üç adet çek nedeniyle borçlu bulunmadığına ilişkin menfi tespit ve istirdat talebinde bulunduğunu, yerel mahkemece davacının taleplerinin kabulüne karar verildiğini, Yerel Mahkemece verilen kararın, savunmaları dikkate alınmaksızın ve yeterli inceleme yapılmaksızın verilmiş olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yapılan ürün alım sözleşmesine istinaden davalı şirkete 31.01.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli, 29.02.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli 31.03.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli üç adet çek verildiğinin gerçek dışı olduğunu, tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, davalı şirket ile satım sözleşmesi yapan davacı şirketin bu sözleşme gereğince verdiğini iddia ettiği çekleri esas davada 3. şahıs olan ...'na keşide ettiğini ve teslim ettiğini, ... da esas davada 3. şahıs olan ...’e ciro ve teslim edildiğini, bu nedenle müvekkili ... ve ... Kapak Ltd. Şti.'nin dava konusu çeklerin lehtarı olmadığını, dava konusu çekler kambiyo evrakı olması yönüyle hiçbir değerlendirme yapılmaksızın davacının 3. şahıs olan Varujan Buberoğluna keşide etmiş olduğu çekleri kendi ticari defterine tek yanlı olarak davalı ... Kapak Ltd. Şti.’ye verilmiş gibi yapılan kayıtlara bakılarak yerel mahkemece hüküm kurulduğunu, bu yönüyle hatalı olan yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, dava konusu çeklerin bankalardan ve ilgili icra müdürlüklerinden istenilmediğini, dava konusu çekler üzerinde hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hatalı ve hukuki mesnetten yoksun olarak hüküm kurulduğunu, bu şekilde keşide edilen çeklerin sanki davalı müvekkile yapılmış bir ödeme olarak kabul edilip sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, taraflarınca bilirkişi kök raporu ve ek raporuna yaptıkları itirazları dikkate alınmadığını, uzman görüşü alınarak dosyaya sunulmuş olup bu rapor incelendiğinde de davacı yanın yerel mahkeme kararında ortaya konulduğu şekilde dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığı iddiasının gerçek olmadığının görüldüğünü, davacının, müvekkil şirkete borçlu bulunduğunu, Yerel Mahkemece davalı müvekkillere verilmemiş çekler gerekçe gösterilerek davacının davasının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen 20.000,00 TL kötü niyet tazminatının da hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 01/12/2014 tarihinde ürün satış sözleşmesi imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafça, dava konusu çeklerin bu sözleşmeye istinaden avans ödemesi olarak davalıya verildiği, ancak davalı tarafça mal teslim edilmemesi nedeniyle çeklerin karşılıksız kaldığının iddia edildiği, davalı taraf ise, taraf şirketler arasında söz konusu sözleşmenin yapıldığını kabul etmekle birlikte, dava konusu çeklerin sözleşmeye istinaden ödeme amaçlı verildiğini inkâr edip, davacının borcunun ödenmesi için verildiğinin savunulduğu, dava konusu 31.01.2016 tarihli 342911 no.lu 50.000,00 TL bedelli ve 28.02.2016 tarihli 342912 no.lu 50.000,00 TL bedelli çeklerin keşidecisi asıl dosyada davacı şirket, lehtarı birleşen dosyada davacı ... olup, lehtar tarafından çekin davalı ...'e ciro edildiği; 31.03.2016 tarihli 0343778 no.lu 50.000,00 TL bedelli çekin ise keşidecisinin davacı şirket, lehtarının ise davalı şirket olduğunun görüldüğü, Sözleşmenin 5 inci maddesinde, alıcının 600.000,00 TL olan toplam alım bedelinin karşılığı olarak sözleşme ekindeki bordro ile ön ödemesini yaptığı, satıcıya sözleşme imzasında teslim ettiği belirtilmesine rağmen dosya kapsamında, asıl dosyada davalı şirkete, birleşen dosyada da davalı şirket ve davalı ...'e dava konusu çeklerin teslim edildiğine dair belge bulunmayıp, ibraz edilen çek çıkış bordrolarında dava konusu çeklerin dava dışı ...'e teslim edildiğinin görüldüğü, çekin bir ödeme aracı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesinin ikinci fıkrasında da asıl olanın peşin satış olduğunun düzenlendiği, gerek asıl dosya, gerekse birleşen dosyada davalı tarafça dava konusu çeklerin taraf şirketler arasında yapılan ürün satış sözleşmesine istinaden avans ödemesi olarak verildiği kabul edilmediğinden, davacı tarafça 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 201 inci maddeleri uyarınca bu çeklerin, sözleşmeye istinaden avans çeki olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada mevcut deliller ve dosya kapsamı itibarı ile davacı tarafça, asıl ve birleşen dosyada dava konusu çeklerin sözleşme kapsamında avans ödemesi olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediği yazılı delille ispatlanmadığı gibi yemin deliline de dayanılmadığı dikkate alınarak, asıl ve birleşen dosya ile açılan davaların reddine karar verilmesi gerekirken, çeklerin neden karşılıksız kaldığının gerekçesi de açıklanmaksızın, yetersiz bilirkişi raporuna istinaden yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu çeklerin dava dışı ...'e teslim edildiği ifadelerine yer verildiğini, ancak bu ifadelerin son derece hatalı olduğunu, 01.12.2014 tarihli sözleşme ekinde sunulan evraklardan ilgili çeklerin sözleşmenin akdedildiği tarihte davalı şirket yetkilisi ...'in imzasına teslim edildiğinin açıkça anlaşıldığını, müvekkili şirketin, 31.10.2015 tarihli çeki ileri tarihli yine müvekkil firmaya ait 31.03.2016 Vadeli Finansbank – 0343778 no.lu çek ile değiştirdiğini, bu değişime ilişkin evrak ve çekin teslimi de Bölge Adliye Mahkemesi kararında dava dışı şahıs olduğu bildirilen, davalı şirketin ortağı ve aynı zamanda müstahdemi olan ... imzasına teslim edildiğini, dolayısıyla kararda ifade edildiği şekilde dava konusu çeklerin sözleşme sırasında teslim edilmediği ifadesinin gerçek dışı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında ürünlerin teslimine ve çeklerin avans olarak verilip verilmediğine ilişkin olarak "Çek, bir ödeme aracıdır. TBK.’nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında da asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmiştir. Gerek asıl dosya, gerekse birleşen dosyada davalı tarafça dava konusu çeklerin taraf şirketler arasında yapılan ürün satış sözleşmesine istinaden avans ödemesi olarak verildiği kabul edilmediğinden, davacı tarafça HMK 200 ve 201. maddeleri uyarınca bu çeklerin, sözleşmeye istinaden avans çeki olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini yazılı delille ispatlaması gerekmektedir." ifadelerine yer verildiğini, ancak bu ifadelerin ve verilen hükmün, dosya kapsamı ve özellikle taraflar arasında akdedilen 01.12.2014 tarihli sözleşmeye aykırı düştüğünü, taraflar arasında kurulan sözleşme ile "aynı anda ifa" öngörülmediğini, bu bağlamda müvekkil ve davalı şirket tarafından da aynı anda ifa değil; sözleşme ile davalı şirket yönünden bir yıldan fazla zamana uzanan ifa süreci öngörüldüğünü, Bölge Adliye Mahkemesi kararında dosya kapsamında yer alan delillerin değerlendirilmediğini, kararda müvekkil şirketin malları teslim almadığını yazılı delille ispat etmesi gerektiği ifade edilmişse de söz konusu ifade ile getirilen ispat yükümlülüğünün usule aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava menfi tespit istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:07:24