Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6439
2023/6266
30 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
DAVA TARİHİ: 01.04.2011
HÜKÜM: Davanın kabulü
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...'den araç satın aldığını, Yağcı Otomotiv'in diğer davalı Doğuş Otomotiv'in Balıkesir Bayisi olduğunu, 11.07.2010 günü seyir halinde iken aracın birden çekişten düştüğünü, göstergelerin ikaz vermeye başladığını, aracını servise götürdüğünü, araçta üretim hatasının olduğunun söylendiğini, servisten çıktıktan sonra da aracın 200 metre gidemeden tekrar yolda kaldığını, aracın 16 kez servise gittiğini ve arızaların halen tam olarak giderilmediğini, araçtaki tüm ayıpların ihtarname ile Doğuş Otomotiv A.Ş.'ye ve Yağcı Otomotiv Ltd. Şti.'ye tebliğ edildiğini fakat bu konularda geri dönüş yapılmadığını ileri sürerek öncelikle aracın satış bedeli olan 53.750,00 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini yada aynı model ve nitelikteki bir araç ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; söz konusu aracın 16 kez değil 7 kez servise getirildiğini, bunun 4'ünün çeşitli arızalar 3'ünün de normal bakım için olduğunu, yol yardımının doğrudan davalı bayi tarafından yapılmadığını, İstanbul’daki genel dağıtıcıdan yardım talep etmesi gerektiğinin kendisine iletildiğini, bu bilgilendirme sonrasında ilk olarak 07.07.2010 tarihinde 15.000 bakımı için servise geldiklerini, arızalı parçanın hemen getirildiğini ve arızanın giderildiğini, bundan sonraki aracın servise müracaatlarının hiçbirisinin bu arızalarla ilgili olmadığını, araçta imalat hatasının bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; aracın ticari araç olması nedeniyle davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, araçta ürün kaynaklı ve giderilemeyen bir problem olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.02.2016 tarih, 2015/80 E. ve 2016/56 K. sayılı kararı ile distribütör Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'nin bayii olan davalı ... San. Tic. Ltd. Şirketi'nden satın alınan ve garanti belgesine göre Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından garantilenen 10 TE 999 plakalı taşıtın, alındığı tarihten itibaren sürekli olarak çeşitli arızalar doğurduğu, defalarca servise gidilmesi ve onarılması bildirilmesine rağmen arızaların tekrarlandığı, bunun araç malikinin taşıttan yararlanmasını engellediği, sürekli tekrarlayan ve onarıldığı bildirilmesine rağmen yenilenen arızaların önceden bilinemeyeceği nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu, servis işlerinin davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bilindiği, ihbarın yazılı bir şekilde yapılmamış olmasının ihbar yükümlüğünün yerine getirilmediği sonucu doğuramayacağı, kaldı ki sürekli yenilenen ayıplar nedeniyle davacının böyle bir talepte bulunmak zorunda kaldığı, dolayısıyla satıştan dönme hakkının kullanımının mümkün olduğu davacının aracın iadesi ve bedelinin kendisine ödenme talebinin bu kapsamda kabul edilebilir bir talep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.02.2021 tarih, 2020/2717E., 2021/1297K. sayılı kararı ile“.. Dava, ticari faaliyette kullanılan araç satışından kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, Yargıtay (kapatılan)13. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2013 gün ve 2013/10274 22116 sayılı kararında da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olup genel hükümlere göre TTK'nın 5. maddesi uyarınca müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde Asliye Ticaret Mahkemesince bulunmayan yarlerde ise Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılmalıdır. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu durumda, mahkemece davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği,, ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 10 TE 999 plakalı ticari araç, satın alındığı tarihten itibaren kronik şekilde arıza çıkardığı, bu durumun servis kayıtları ve iş emirleriyle sabit olduğu, aracın gizli ayıplı olduğunun kabulü için yeterli koşulların olduğu ve bilirkişi heyetinin de aynı yönde görüş bildirdiği, davacının her arıza sonucunda aracı yetkili servise götürerek tamir ettirdiği ancak sorunun düzelmediği, aracın her arıza uyarısı verdiğinde tamir edilmesinin davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 ve devamı maddeleri uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, zira sıfır kilometre garantili bir araç alan davacının sürekli arızalarla karşılaşarak aracını tamire götürmek zorunda kalmasının o maldan beklenen faydayı azalttığı ve/veya ortadan kaldırdığı, davacının söz konusu aracı servise götürerek arıza bildiriminde bulunması yeterli olup, ayrıca ayıp ihbarında bulunmasına gerek olmadığı, bu durumda davacının satıcı ve distribütöre yönelttiği dava ile satıştan dönme hakkını kullanarak bedel iadesi isteminde bulunması talebi haklı görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 53.750,00TL araç bedelinin 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydı ile davanın süresinde açılmadığını, davacı tarafın ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirmediğini, araçta gizli bir ayıbın varlığından söz edilemeyeceği gibi araçta oluşan arızaların aracın kullanımını ve araçtan yararlanmayı etkilemesinden de söz edilemeyeceğini, aracın müvekkili şirketten satın alındıktan sonra toplamda 7 kez servise geldiğini, bunların 4 ünün çeşitli arızalar sebebiyle 3 kez de normal bakım için geldiğini, aracın arıza adı altında servise gelen sonraki 3 başvurusunda davacı tarafından araç kapısı ve tavanından ses geldiği şikâyeti dile getirildiğini, mevcut bir arıza tespiti yapılamamış olmasına karşılık müşteri memnuniyeti kapsamında aracın camları değiştirilerek tavanının kumaşla kaplandığını, bu arıza beyanlarının mekanikle hiçbir ilgisi bulunmadığını, tamamen davacının kişisel talepleriyle ilgili olduğunu, aracın müvekkili şirket dışındaki servis müracaatlarının da mekanik arızalara bağlı olmadığı, rutin bakım ve ses geliyor şikâyetine dayalı olduğunu, ilk bilirkişi incelemesinde de bilirkişilerce iddia edildiği gibi bir arızanın tespit edilemediğinin rapor edildiğini, sonraki raporlarda hangi arızanın gizli ayıbın kaynağı olduğunu, araçtan yararlanamamayı nasıl sağladığı gibi hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmediğini, son servis kaydında aracın 293.427 km ye ulaştığını, ekonomik ömrünü tamamlayacak olan araçtan faydalanılamadığından söz edilemeyeceğini, bizzat araç üzerinde inceleme yaparak rapor düzenleyen bilirkişilerin beyanlarından da anlaşılacağı üzere araçta bir ayıbın söz konusu olmadığını, onarım hakkını kullanan davacının bedel iadesi talebinde bulunamayacağını, Mahkemece bedel iadesi ile birlikte bu bedele yasal faiz işletilmesine karar verilmiş ise de bunun da hatalı olduğunu, aracın halen davacı adına kayıtlı olup müvekkilinin kullanımında olmadığını, ayrıca araç uzun süre davacı tarafından kullanılmış ve 300.000 km yol kat edecek kadar araçtan faydalanıldığını, bu faydalanmanın karşılığı bedelin iade bedelinden mahsubu gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafından 02.04.2010 tarihinde satın ve teslim alındığını, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6 aylık süre geçtikten sonra davanın açıldığını, satıcının ayıba karşı tekeffül borcundan sorumlu olabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Huzurdaki davada bu şartların gerçekleşmediğini, ayıbın sözleşmede yarar ve hasarın alıcıya geçmesi anında satılanda mevcut olmadığını, alıcının muayene yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca ihbar külfetini yerine getirmediğini, davacı tarafından onarım hakkının kullanıldığını ve yapılan testler neticesinde herhangi bir sorun da tespit edilmediğinden davacının sözleşmeden cayma hakkını kullanmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlığa konu aracın 02.04.2010 tarihinde trafiğe çıktığını, 26.08.2015 tarihindeki son servis kaydına göre toplam 293.427 kilometre yol katettiğini, bilirkişilerce araçtan yararlanılmadığını ve giderilemeyen tekrarlayan arıza ile kullanıldığını mevcut kullanım karşısında açıklanamadığını, bu nedenle tamamen kişisel görüş ve yorumlara yer verilecek şekilde bilirkişilerce araç yönünden değerlendirmelerde bulunulduğunu, araç üzerinde yapılan tek keşif ile hazırlanan ilk bilirkişi raporunda araçta bir arızanın tespit edilemediğini, sonrasında alınan raporların bilimsellikten uzak biçimde dosya üzerinde yapılan inceleme ile ayıp bulunduğunun ifade edildiğini, dava konusu aracın müvekkile iadesi söz konusu olmadan (davacı kendi edimini yerine getirmeden) faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, aracın her türlü takyidattan ari bir şekilde müvekkile iadesi ile hukuken geçerli bir teslim söz konusu olmadığından faize hükmedilmesi olanaksız olduğunu, ayrıca kullanım bedelinin hakkaniyet gereği değerlendirmesi gerektiğini, araçta ayrıca kayıtlı veya kayıt dışı varsa gerçek değer kaybının da tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari faaliyette kullanılan araç satışından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun)219 uncu maddesi.
3.Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 09.12.2016 tarihli tutanakla aracın teslim edilmiş olmasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:10:47