Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2587
2023/6260
30 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki asıl davada marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, meni ve durdurulması, birleşen davada ise davalının unvanının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından asıl dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin 13.11.1996 tarihinden bu yana "uçan süpürge" ibareli marka, ticaret unvanı ve alan adının sahibi olduğunu, söz konusu ibarenin 13.11.1996 tarihinden itibaren tescilli ticaret unvanı, 1996 2008 döneminde tescilsiz ve 16.12.2008’den itibaren tescilli marka olarak kullanıldığını, bu kullanım sonucu 41 inci ve 42 nci sınıfta yer alan hizmetler yönünden anılan markanın tanınmış marka haline geldiğini, ibare üzerindeki üstün ve öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı Derneğin amaç ve çalışma alanlarının da müvekkili markasının kapsamındaki hizmetlerle benzer bulunduğunu, söz konusu ibarenin davalı tarafından gasp edilmeye çalışıldığını, müvekkilinin davalının faaliyetlerine başladığı 2009 yılından 2015 yılına kadar faaliyetlerine yardımcı olduğunu, bu dönemde faaliyetlerin uyumlu ve sorunsuz bir şekilde yürütüldüğünü, 29.10.2016 tarihinde müvekkili Şirketin kurucusunun davalı dernek üyeliğinden istifa ettiğini, bundan sonra söz konusu markanın davalı tarafından kullanılmaması yönünde kendisine ihtarname gönderildiğini, buna rağmen davalının söz konusu markayı kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin kendisine ait markanın, davalı tarafından bir süre kullanılmasına izin verilmesinin artık bu markayı kullanmasına engel olamayacağı anlamına gelmediğini, müvekkilinin rızası olmamasına rağmen markanın davalı tarafından kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, menine, web sitelerine erişimin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarına dayalı olarak "uçan süpürge" ibaresinin davalının unvanından çıkarılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Derneğin 12.01.2009 yılında kurulduğunu, davacı Şirketin kurucusu Halime Güner’in müvekkilinin de kurucuları arasında yer aldığını, bir süre dernek yönetim kurulu başkanlığını da yapan Halime Güner’in 29.10.2016 tarihinde dernekten istifa ettiğini, 2008/70940 sayılı markanın kurulduğu günden bu güne müvekkili tarafından aralıksız ve kesintisiz bir şekilde kullanıldığını, davacının kurucusu Halime Güner’in dernek üyesi iken bu kullanımlara müsaade ettiğini ancak dernek üyeliğinden ayrıldıktan sonra yüzlerce kişinin emek ve çabası ile oluşan kolektif birikimi istismar etmeye yönelik olarak markanın kullanımına karşı çıktığını, davacı tarafından yapılan suç duyurusunun da kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile neticelendiğini, "uçan süpürge" ibaresinin müvekkilinin adının çekirdek kısmı ve tüzüğü gereği adının kısaltması olduğunu, bu kullanımın engellenmesinin mümkün olmadığını, davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığını, davacı markasını maruf hale getirenin müvekkili olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
- Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "uçan süpürge" asıl unsurlu davacı adına tescilli olmasına rağmen davalının bu markayı davacının bilgisi dahilinde kullandığı, aynı zamanda davalının ticari bir işletme değil "toplumsal cinsiyet eşitliğini yaygınlaştırmak için projeler geliştirmek, uygulamak, sivil toplumun ve kadın örgütlerinin güçlenmesine yönelik çalışmalar yapmak, yayıncılık faaliyetleriyle de bu çalışmaları desteklemek" amaçlı bir dernek olduğu, bu nedenle davalının fiili kullanımının markaya tecavüz niteliğinde olmadığı, haksız rekabetin de gerçekleşmediği, davacı şirket kurucusu Halime Güner'in davalı Derneğin kurucularından olup 12.01.2009 tarihinden itibaren davalının markasal kullanımından haberdar bulunduğu, bu hali ile artık markaya tecavüzün men ve ref’i ile maddi, manevi tazminat istemli bir dava açılmayacağı yolunda ciddi bir kanaat uyanması için gerekli olan makul sürenin geçtiği, buna göre bir an için, davalı eyleminin davacı marka hakkına tecavüz oluşturduğunun değerlendirilmesi halinde dahi, davacının davalı kullanımlarına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi anlamında makul bir süreyi aşacak şekilde sessiz kaldığı, davacının davalının markasal kullanımı için davacı şirket kurucusu Halime Güner’in dernek üyesi olduğu süreyi yok sayma talebinin ulaşılan bu sonucu değiştirmeyeceği, bu koşullarda açılan bu davanın sessiz kalmayla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "UÇAN SÜPÜRGE" ibaresinin, 13.11.1996 tarihinden beri müvekkili Şirketin ticaret unvanı, 29.01.1999 tarihinden beri internet alan adı, 1996 2008 yılları arasında tescilsiz markası, 16.12.2008 tarihinden itibaren 2008/70940 sayılı tescilli markası olarak kullanıldığını, kadın hareketinin sembolü haline gelen bu ibarenin tanınmış marka olduğunu, müvekkili Şirketin tek ortağı olan Halime Güner'in davalı Derneğin kurucu başkanı bulunduğunu, 2009 2016 yılları arasında müvekkili markasının davalı tarafından kullanılmasına izin verildiğini, bu iznin ortadan kalktığının 09.12.2016 tarihli ihtarname ile davalıya bildirildiğini, buna rağmen davalı Derneğin söz konusu ibareyi kullanmaya devam ettiğini, davalının izinsiz marka kullanımının, müvekkili markasının sulanmasına yol açtığını, söz konusu davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının dernek olmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemini hukuka uygun hale getirmeyeceğini, somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybının da bulunmadığını, çünkü davalı kullanımının müvekkilinin izni ile gerçekleştiğini ve bu dönemde markaya tecavüzden söz edilemeyeceğini, markaya tecavüzün olmadığı durumda sessiz kalma yoluyla hak kaybının da olamayacağını, davalının kötü niyetli olduğunu, iltibas nedeniyle davalının dernek isminin de terkini koşullarının oluştuğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı iledavalının ticari bir işletme olmayıp, toplumsal cinsiyet eşitliğini amaç edinen bir dernek olmasının somut uyuşmazlık yönünden bir öneminin bulunmadığı, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiillerin düzenlendiği, bu kapsamda marka sahibinin izni olmaksızın markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılmasının markaya tecavüz teşkil edeceği, tecavüzde bulunan yönünden bir sınırlandırma yapılmadığından, anılan fiilleri işleyen gerçek veya tüzel kişilerin belirtilen nitelikteki eylemlerinin markaya tecavüz oluşturacağı, ayrıca anılan maddede düzenlenen eylemlerde bulunan gerçek veya tüzel kişinin amacının da eylemin niteliğine bir etkisinin olmayacağı, diğer bir deyişle markaya tecavüzün gerçekleşmesi için tecavüzde bulunanın bir ticari işletme olması zorunlu olmadığı, bu itibarla, ilk derece mahkemesinin, davalının ticari bir işletme olmayıp, toplumsal cinsiyet eşitliğini amaç edinen bir dernek olması nedeniyle eyleminin markaya tecavüz oluşturmayacağı yönündeki gerekçesinin yerinde görülmediği, davacı şirketin tek ortağı olan Halime Güner'in 2009 yılında kurulan davalı Derneğin kurucu başkanı olduğu, 2015 yılına kadar da dernek başkanlığı görevini yürüttüğü, bu sürede markanın hem davacı hem de davalı tarafından birlikte kullanıldığı, davalı kullanımının davacı şirketin rızası ile gerçekleştiği, buna göre, davacı marka sahibinin bilgisi ve izni dahilinde davalı tarafından söz konusu markanın kullanılmasının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabeti oluşturmayacağı, ancak marka sahibi olan davacının markasının kullanılmasına rızasının kalktığı tarihten itibaren söz konusu markanın davalı tarafından kullanılmasının yasal bir dayanağının olmadığı, eş söyleyişle, davalının, marka sahibinin izni dahilinde markayı kullanmasının tecavüz oluşturmasa da bu iznin kalktığı tarihten itibaren gerçekleşen davalı kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı, davacı tarafından davalıya gönderilen 09.12.2016 tarihli ihtarname ile markasının kullanılmasına izin verilmediği bildirilmiş olup, davalı tarafça bu tarihten sonra da "Uçan Süpürge" ibaresinin markasal olarak kullanıldığının dosya kapsamı ile ispat edildiğinden, esasen markanın kullanıldığı davalının da kabulünde olduğundan, artık davalının belirtilen tarihten sonraki kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, markaya tecavüz istemli bir davada sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedebilmek için marka sahibinin, markasına tecavüz edildiğinden haberdar olmasından ya da haberdar olması gerektiği tarihten itibaren uzunca bir süre bu kullanıma karşı çıkmaması gerektiği, Yerleşik Yargıtay uygulamasında hak kaybı için kesin bir süre öngörülmemekle birlikte yaklaşık beş yıllık sürenin varlığı halinde hak kaybının gerçekleşeceğinin kabul edildiği, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinde markanın hükümsüzlüğünün düzenlendiği ve maddenin altınca fıkrasında marka sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması durumunda, sonraki tarihli marka tescilinin kötü niyetli olmaması durumunda markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinin hüküm altına alındığı, somut olayda, davalının 09.12.2016 tarihli davacı ihtarnamesine kadar gerçekleşen kullanımı, davacının izni dahilinde olduğundan ve markaya tecavüz teşkil etmediğinden, diğer bir deyişle davalının markaya tecavüz eylemini 09.12.2016 tarihinden sonraki eylemleri oluşturduğundan, bu tarih ile dava tarihi arasındaki yaklaşık bir yıl iki aylık sürede davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi istemli asıl davada davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davanın konusu davalı derneğin unvanından "uçan süpürge" ibaresinin terkin edilmesi olduğu, davalı Derneğin unvanının "..." olup, 12.01.2009 tarihinde kurulduğu, davacı şirketin tek ortağı olan Halime Güner'in, davalı derneğin de kurucuları arasında yer aldığı, buna göre, davalı derneğin unvanının, davacının bilgisi dahilinde alındığından davalının "uçan süpürge" ibaresini unvanında kullanmasının haklı bir kullanım olduğu, ayrıca bir defa markasının dernek unvanı olarak alınmasına rıza gösteren marka sahibinin artık bundan dönerek markasını oluşturan ibarenin dernek unvanından terkinini istemesinin mümkün görülmediği, gerçekten de markasının bir dernek unvanında kullanılmasına izin veren kişinin, aradan uzunca bir süre geçtikten ve dernek tarafından da bu unvan altında faaliyet gösterildikten sonra diğer dernek üyeleri ile yaşanan sorunlar üzerine dernek üyeliğinden istifa etmesi nedeniyle markasının dernek unvanından çıkarılmasını istemesinin iyi niyetli bir yaklaşım olarak kabul edilemeyeceği, öte yandan, bu durumun asıl davada varılan sonuçla çelişki de oluşturmadığı, zira asıl davada, davalının davacı adına tescilli markayı markasal olarak kullanması söz konusu olup, bu kullanımın davacının iznini gerektirdiği, birleşen davada ise markasal kullanım olmayıp, yalnızca "uçan süpürge" ibaresinin dernek adında yer almasının dava konusu edildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile davalının "UÇAN SÜPÜRGE" ibaresini kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına ve menine, davalının "UÇAN SÜPÜRGE" ibaresini elektronik ve fiziki ortamlarda kullanmasının durdurulmasına, "UÇAN SÜPÜRGE" ibaresinin davalının facebook ve twitter adreslerinden, "ucansupurge.org", "ucansupurgefestival.com", "festivalucansupurge.org" adlı web sitelerinden çıkartılmasına, bu ibarenin çıkartılmaması halinde bu sitelere erişimin engellenmesine, kararın kesinleşmesini müteakip hüküm özetinin, masrafları davalıdan alınmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve Birleşen Davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 2008/70940 sayılı "Uçan Süpürge Flying Broom + şekil" markası kurulduğu günden bu yana aralıksız ve kesintisiz şekilde müvekkil dernek tarafından kullanıldığını, davacının tek şirket ortağının ayrılması nedeniyle yüzlerce kişinin kolektif birikimini istismar etmeye ve tekeline alacak şekilde kullanıma karşı çıktığını, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun (5253 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereğince dernek adının dernek tüzel kişiliğinin ayrılmaz parçası olduğunu, kullanımınında haklı ve hukuka uygun bir kullanım olduğunu, UÇAN SÜPÜRGE adının müvekkil derneğin adının çekirdek kısmı ve tüzüğü gereği adının kısaltması olduğunu, davacı şirket yetkili tarafından marka tecavüzü iddiasıyla müvekkil dernek yöneticileri hakkında verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararında da açıkça belirtildiğini, davacı şirketin zımni onayının, şirket ortağının dernekten istifası ile ortadan kalktığı kabul edilse dahi; bunca zaman müvekkil derneğin marka kullanımına ve marka yatırımına müsaade ettikten sonra açılan davanın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığının kabul edilmesi gerektiğini, hukukun kötü niyetle kullanılamayacağını, 6769 sayılı Kanun'da zımnen izin verilme müessesinin düzenlenmediğini, zımnen izin verilmesi durumundaki hukuki sonucun sessiz kalma yoluyla hak kaybının olduğunu, birleşen dava bakımından, istinaf karar tarihindeki vekâlet ücretine hükmedilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve men'i istemlerine ilişkin olup, birleşen dava ise davalının unvanın terkini istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (6769 sayılı Kanun) 25 ve 29 uncu maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi, 5253 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:10:47