Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3989
2023/6219
26 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat İpek Kurutluoğlu Özden, davalı vekilleri Avukat Melike Naz Başoğlu ile Avukat Suha Yılmaz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin azınlık hakkı sahibi ortaklarından olduğunu, 21.04.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısına kadar da yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, ailevi nedenlerden ötürü şirketten dışlandığını, ilk defa 21.04.2016 tarihli toplantıda yönetim kurulu üyeliğine seçilmediğini, toplantıda müvekkili temsilcisinin talebi üzerine finansal tabloların müzakereleri ile ilişkili 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. maddelerin müzakere edilmeksizin ertelendiğini, ertelenen toplantının 27.06.2016 tarihinde yapıldığını, ibraya ilişkin 5 numaralı karar ile yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 ve 396 ncı maddelerince izin verilmesine ilişkin 8 numaralı karar kanuna aykırı olmakla iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibrası için yapılan oylamada tüm yönetim kurulu üyelerinin oy verdiğini, bu şekilde yapılan oylamanın geçersiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacaklarını, ibraya ilişkin oylamada oylamaya katılamayan yönetim kurulu üyelerinin aynı şekilde kendi menfaatlerine olan yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kararlarda da oy kullanamayacaklarını, bu hususta alınmış 8 numaralı kararın da kanuna aykırı olduğunu, ertelenen ilk toplantıda yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile Rüstem Eyüboğlu, Cenk Eyüboğlu ve EYB Holding A.Ş.'nin seçilmesine karar verildiğini, bu karardan sonra müvekkilinin şirketle ilişkisinin sadece azınlık hakkı sahibi ortak olarak devam ettiğini, finansal tablolar/bilanço tasdik edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin ibra edilmemesinin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin ibra edilmemesi kararının hiçbir gerekçesinin bulunmadığını, bilançonun tasdik edildiği kabul edilecekse müvekkilinin ibra edilmemesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiğini, kârın dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan 6 numaralı kararın kanuna, esas mukaveleye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkili temsilcisinin 6 ncı maddenin müzakeresi sırasında neden kâr dağıtılmadığı hususunda bilgilendirme talep ettiğini, yönetim kurulu üyesi Cenk Eyüboğlu'nun konjonktür gerekleri ve şirketin idamesi için gerekli kaynakların korunması amacıyla geçmiş yıl zararlarının mevcudiyeti de gözetilerek kâr dağıtılmaması gerektiğini düşündükleri beyanında bulunduğunu, yapılan oylamada muhalif oylarına rağmen oy çokluğu ile kâr dağıtılmamasına karar verildiğini, Cenk Eyüboğlu'nun yaptığı açıklama somut ve müşahhas bir gerekçeye dayanmadığı gibi yapılması planlanan bir yatırım veya geçmiş yıl zararlarının değerlemesine ilişkin bir bilgi de içermediğini, esas sözleşmenin kârın dağıtımı başlıklı maddesine göre kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan miktarın %5'inin pay sahiplerine kâr payı olarak dağıtılması gerektiğini, davalı şirketin dağıtılması zorunlu %5'i hiç dağıtmadığı gibi kalan kârın da dağıtılmamasına karar verdiğini, alınan bu keyfi kararın bu haliyle öncelikle esas mukaveleye ve sonrasında da dürüstlük kuralına aykırı olduğunu iddia ederek davalı şirketin 27.06.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5, 6 ve 8 numaralı kararların kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu genel kurul toplantı tutanağının altında davacının alınan kararlara muhalefet şerhinin bulunduğu, iptali talep edilen 5 numaralı karar açısından, yönetim kurulu üyeleri gerek kendilerinin gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada oydan yoksun olmalarına karşın diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamalarında oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında geriye EYB Holding A.Ş.'nin 300.000 adet ve ... Aktoprak'ın da 1 adet oyu kaldığı, bunların dava konusu yapılan dönemde yönetim kurulu üyesi olmadıkları, imza yetkilerinin bulunmadığı, bu pay sahiplerinin, ...'nun ibra edilmemesi, Rüstem Eyüboğlu ve Cenk Eyüboğlu'nun da ibra edilmesi yönünde oy kullandıkları, geriye kalan oyların (1 oy dahi olsa) bu şekilde bir karar alınması için yeterli olduğu, oydan yoksun yönetim kurulu üyelerinin oylarının, oylama üzerinde etkili olmadığı, bu kişiler oy kullanmamış olsalardı dahi geriye kalan iki pay sahibinin oylarıyla aynı kararların yine alınmış olacağı anlaşıldığından 27.06.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı kararın kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, kâr dağıtılmamasına ilişkin 6 numaralı karar açısından, bu kararın oy çokluğuyla alındığı, davalı şirketin mali yapısına uygun olduğundan iptali talebinin reddi gerektiği, genel kurulun 8 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen işleri ifa edebilmeleri hususunda gerekli yetkinin verilmesine, davacının 287.000 adet olumsuz oyuna karşılık kullanılan 713.000 olumlu oyla oy çokluğuyla karar verildiği, bu husus yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili olduğundan toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun oldukları, rekabet yasağının kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu hâlde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili oylamaya katılabileceği, her yönetim kurulu üyesinin kendilerine verilecek izinlere ilişkin oylamada oydan yoksun olmaları sebebiyle oy kullanmamış olması hâlinde dahi, davacı dışındaki diğer pay sahiplerinin olumlu oy kullanmaları karşısında oylama sonucunun değişmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; finansal tabloların/bilançoların tasdik edilmiş olduğu bir ortamda müvekkilinin ibra edilmemesinin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Mahkemenin karar yeter sayısının bulunduğunu belirtmekle yetindiğini, karar yeter sayısının bulunmasının ibra edilmeme kararını hukuka uygun hâle getirmeyeceğini, bilirkişi raporunda da davacının ibra edilmemesini gerektiren bir sebebin tespit edilemediğinin belirtildiğini, kârın dağıtılmamasına ilişkin kararın kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olduğunu, şirketin mali durumunun kâr dağıtma zorunluluğunu yerine getirmeye uygun olduğunu, şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını 5 kattan daha fazla miktarda karşılayabilecek seviyede olduğunu, bilirkişi raporunun mali yönden ciddi eksiklikler içerdiğini, özkaynakların tamamının dikkate alınmadığını, yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 numaralı kararın da yönetim kurulu üyelerinin oylarıyla alınmış olması nedeniyle yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ibra edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin bir genel kurul kararının iptalini, haklarında sorumluluk davası açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, davalı şirketin mali ve finansal yapısının elverişli olmamasından kaynaklanan kâr dağıtmama yönündeki kararın iptali yönünde objektif bir kanıt bulunmadığı gibi dürüstlük kuralına aykırı bir durum da olmadığından bu madde yönünden davacının istinaf talebinin reddi gerektiği, 8 numaralı karar açısından davacı dışındaki diğer pay sahiplerinin olumlu oy kullanmaları nedeniyle kararın geçerli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve müvekkili hakkında sorumluluk davası açılmamasının ibra edilmeme kararının iptalini talep etme hakkını ortadan kaldırmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.1.Uyuşmazlık, dava konusu Genel Kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı ile karar nisabının yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1.2.Dava, davalı şirketin 27.06.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan bir kısım kararların iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 395, 396 ve 436 ncı maddeleri ile 445 vd. maddeleri.
- Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacının ibra edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin bir genel kurul kararının iptalini, haklarında sorumluluk davası açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, bu hususun genel kurul kararlarının iptali davasında değil, şirketin açacağı sorumluluk davası veya bu yola uzun bir zaman zarfında gidilmediği takdirde daha sonra ibra edilmeyenlerin açacağı hükmen ibra davasında karara bağlanması gerektiği gerekçesiyle davacının bu kararın iptali isteminin reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf istemi esastan red edilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesi isabetli değildir. Zira, yönetim kurulu üyesi olan davacının ibra edilmemesine ilişkin 5 numaralı genel kurul kararının iptali için dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır ve dolayısıyla dava açabilir.
İlk Derece Mahkemesince davacının ibra edilmemesine ilişkin 5 numaralı genel kurul kararının alınma usulüne ilişkin değerlendirme yapılarak neticede 5 numaralı kararın, kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Ancak alınan bu kararın dürüstlük kuralına neden aykırı olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamıştır. Finansal tabloların onaylandığı, davacı dışında aynı dönemde görev yapan diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği bir durumda davacının ibra edilmemesine ilişkin 5 numaralı genel kurul kararı, dürüstlük kuralına aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3.Yönetim kurulu üyelerine, 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen işleri ifa edebilmeleri hususunda gerekli yetkinin verilmesine ilişkin 8 numaralı genel kurul kararı bakımından yapılan değerlendirmede; bu kararın, davacı ... vekili Avukat Haluk Baştürk'ün 287.000 olumsuz oyuna karşılık 713.000 olumlu oyla ve oyçokluğuyla alındığı anlaşılmaktadır. Yetki verilen yönetim kurulu üyeleri, Rüstem Eyüboğlu, Cenk Eyüboğlu ve EYB Holding A.Ş.'dir.
6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası, "...Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz..." düzenlemesini içermektedir.
Bu hükümle oydan yoksunluğun kapsamı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 374 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre genişletilmiştir. Şöyle ki, oydan yoksunluğa sebebiyet veren hâllerin içine, pay sahibinin karı veya kocasının, alt ve üst soyunun ortağı oldukları şahıs şirketleriyle hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri de dahil edilmiştir. Hakimiyet altında bulunma ise, içtihat yolu açık olmak üzere 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesi hükmünün kıyas yoluyla uygulanması ile belirlenebilecektir (bkz. 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası gerekçesi). Diğer taraftan bu hükümle oydan yoksunluğa sebebiyet veren hâller sayma yöntemiyle sınırlı sayıda belirtilmiş olup kardeş oydan yoksunluk hâlleri içine dahil edilmemiştir. O nedenle hükmün kapsamının genişletilerek kardeşin veya sayılanlar dışındaki başka bir akrabanın kapsama dahil edilme imkanı bulunmamaktadır (oy hakkının kullanılmasını yasaklayan bu hükmün istisna niteliğinde olduğu ve dolayısıyla dar yorumlanması gerektiği yönünde bkz. Kemal ŞENOCAK/CENKCİ, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt 2, Seçkin, Ankara 2022, s. 2458 vd.).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine her biri şirkette pay sahibi olan Rüstem Eyüboğlu, Cenk Eyüboğlu ve EYB Holding A.Ş. seçilmişlerdir. Şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilen ve 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddeleri hükümleri kapsamında şirketle işlem yapmalarına ve rekabet etmelerine izin verilen yönetim kurulu üyelerinden Rüstem Eyüboğlu, diğer ortaklardan davacı ... ile Cenk Eyüboğlu’nun babası olup bilirkişi Ahmet Serdar Kıyat tarafından tanzim edilen raporda işaret edilmesine göre ise yönetim kurulu üyeleri Rüstem ve Cenk aynı zamanda diğer yönetim kurulu üyesi EYB Holding A.Ş.'nin hakim ortağı konumunda bulunmaktadır. Diğer bir ifade ile yönetim kurulu üyesi EYB Holding A.Ş., diğer iki yönetim kurulu üyesinin hakimiyeti altındadır. O nedenle yönetim kurulu üyelerine şirketle rekabet etme ve işlem yapmaya izin verilmesi hususundaki gündemin 8 numaralı maddesinin karara bağlanmasında, pay sahibi davacı, babası olan yönetim kurulu üyesi Rüstem Eyüboğlu yönünden oydan yoksun olup yönetim kurulu üyesi EYB Holding ve kardeşi olan yönetim kurulu üyesi Cenk yönünden oydan yoksunluğu söz konusu olmamaktadır. Belirtilen esas çerçevesinde yönetim kurulu üyelerinin tamamı ise oydan yoksun durumdadırlar. Bu durumda sadece bir paya sahip dava dışı ortak ... Aktoprak tüm yönetim kurulu üyeleri yönünden oydan yoksun bulunmamaktadır. Olay kapsamında tekrar etmek gerekirse gündemin 8 numaralı maddesinin karara bağlanmasında, davacı sadece babası olan yönetim kurulu üyesi yönünden oydan yoksun olup diğerleri yönünden oy kullanabilme hakkına sahip, tek pay sahibi olan ... ise oydan yoksun olmayıp yönetim kurulu üyelerinin tümü yönünden oy kullanma hakkına sahiptir.
Hâl böyle olunca, oydan yoksun olanların oyları çıkarılıp oy kullanma hakkı bulunanlardan olumsuz oy kullanan davacı ile olumlu oy kullanan dava dışı bir paya sahip ortağın oyu dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerine şirketle rekabet etmeye ve işlem yapmaya izin verilmesine ilişkin gündemin 8 numaralı maddesi ile alınan kararda her bir yönetim kurulu üyesi yönünden karar nisabının sağlanıp sağlanmadığı, dolayısıyla bu kararın yok hükmünde olup olmadığı denetime elverişli şekilde ortaya konulmadan ve eksik inceleme ile 8 numaralı karara yönelik davacı talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:14