Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/4202

Karar No

2023/6217

Karar Tarihi

26 Ekim 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

BİRLEŞEN DAVA: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/219 E. sayılı dava dosyası

Taraflar arasındaki asıl tecavüzün men'i, karşı eser olduğunun tespiti, birleşen tecavüzün ref'i ve tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl, karşı ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.10.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile birleşen davada davalılar ... ve Ekia Prodüksiyon ve Yapım Hiz. A.Ş. vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı .... vekili Avukat Şuheda Varolgüneş dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Ahmet Sarbay tarafından Flash TV'de desti izdivaç adı altında evlilik programı ve eserin somut hâle gelerek yayınlandığını, kamuoyunun bu evlilik programı ile tanıştığını, müvekkilinin de 03.03.2008 tarihinde eser sahibi olan Ahmet Sarbay ile imzaladığı sözleşme ile bu program formatını ve formata ilişkin tüm mali hakları devraldığını, bu tarihten itibaren programın müvekkili tarafından çeşitli kanallara pazarlandığını ve hâlen de yayınlanmaya devam ettiğini, yine müvekkilinin 2008 yılından beri bu formatı ve programı mevcut hakları kapsamında üçüncü kişilere ücreti mukabilinde kullandırdığını, davalılardan Esra Erol'un da bu kişilerden olduğunu, Esra Erol'un yaptığı programın FOX TV'de yayınlanmakta olduğunu, yayının 26.06.2015 tarihinde sona ereceğini, ancak Esra Erol'un bu yayını başka kanallarda yayınlayacağı yolunda haberler aldıklarını, davalıların yapmış oldukları hazırlıkların müvekkilinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda (5846 sayılı Kanun) korunan haklarına yönelik ihlal niteliğinde olduğunu iddia ederek müvekkiline ait evlilik formatının davalı kanallarında, TV ve internet sitelerinde, video paylaşım sitelerinde, davalı ... sunuculuğunda veya bir başkasının sunuculuğunda yayınlanmasının önlenmesine yönelik ivedi olarak tedbir kararı verilmesini ve 5846 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesi kapsamında tecavüzün men'ine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mali haklarına sahip olduğu izdivaç isimli formatın davalılar tarafından izinsiz olarak Turkuvaz isimli şirketin sahibi olduğu ATV'de yayınlanmakta olan ve davalı ...'in sunuculuğunda diğer davalıların yapımcılığında yayınlandığını, davalıların eylemlerinin 5846 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklara tecavüz oluşturduğunu, yayınlanan formatın müvekkilinin formatının birebir aynısı olduğunu iddia ederek tecavüzün ref'ine, müvekkili şirketin zararlarının tazminine, anılan Kanun'un 83 ve 84 üncü maddeleri kapsamında tazminata hükmedilmesine, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 vd. eden maddeleri gereğince tazminata hükmedilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00 TL üzerinden tüm zararın ve/veya karın avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. KARŞI DAVA VE CEVAP

1.Asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacının müvekkiline karşı İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/559 E. sayılı dosyasında dava açtığını, Mahkemenin görevsizlik kararı verdiğini, dosyanın Yargıtay'da bulunduğunu, dolayısıyla derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, zira Ahmet Sarbay'ın eser sahibi olmadığını, öncelikle formatların eser niteliği taşıyıp taşımadığının belirlenmesi gerektiğini, müvekkili Esra Erol'un moderasyonunun ise 5846 sayılı Kanun kapsamında korunmaya değer nitelikte olduğunu, davacının dava açması için gereken maddi koşulların gerçekleşmediğini iddia ederek ve savunarak davanın reddini savunmuş, ayrıca müvekkili Esra Erol'un hususiyet arzeden programdaki moderasyonunun eser olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Asıl davada davalı ... Prodüksiyon A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu evlilik programının harci alem özellikli olup hukuken korunmasının mümkün olmadığını, davaya konu formatın daha önce de yaygın bir şekilde dünyanın değişik ülkelerinde yayın yapan televizyonlarda yayınlandığını, ayrıca benzer evlilik programlarının Türkiye'de davacı haricinde de başkaları tarafından yayınlanmakta olduğunu, davacının fikrin kendisini korumak amacında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; programın TV 8'de yayınlanmadığını ve yayınlanmayacağını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

4.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, müvekkiline de dava yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

5.Birleşen davada davalı ... Prodüksiyon A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının formatının Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen bir davada tartışıldığını ve eser olarak korunamayacağının hükme bağlandığını, kararın Yargıtay'dan geçerek kesinleştiğini, dünyada ve Türkiye'de bu programların benzerlerinin bulunduğunu, ayrıca üzerinde hak iddia edilen formatın 2009 2013 yılları arasında müvekkiline ait ATV kanalında yayınlandığını ve buna davacının sessiz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

6.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, müvekkilinin tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

7.Birleşen davada davalılar Ekia Prodüksiyon ve Yapım Hizmetleri A.Ş. ile ... vekili cevap dilekçesinde; davacının mali haklarını devraldığını bildirdiği Ahmet Sarbay'ın eser sahibi olmadığını, davaya konu evlilik programının harcı alem olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre davaya konu formatın 5846 sayılı Kanun gereğince hususiyet taşımadığı, bu nedenle eser niteliğinin bulunmadığı, davacıya ait program formatında kullanılan unsurların kimsenin tekeline bırakılamayacak unsurlar olduğu, eser niteliğinin bulunmadığı, mali hak ihlâli gerçekleşmediği gibi tecavüzden öte genel geçer benzerlikler, genel bir format uygulaması ve anonim özelliklerin bulunduğu, korumadan yararlanmayacak, herkesin kullanımına açık unsurlardan hareketle oluşturulan televizyon formatı niteliğinde bulunduğu, bu nedenle haksız rekabet unsurlarının da gerçekleşmediği, davalı ....'ye ait TV 8 kanalında herhangi bir kullanımın bulunmadığı, dolayısıyla bu davalı yönünden pasif husumetin olmadığı gerekçeleriyle asıl, karşı ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemeye sunulan ve 2008 yılından beri müvekkilinin yapımcı ve/veya lisans vererek aynı formatta yaptığı ve tüm kayıtların somut ve net olduğunu, sektörde formatın mali haklarının müvekkiline ait olduğunun herkesçe bilindiğini, bu nedenle müvekkilinden izin alındığını, dosyaya sundukları Star TV ile imzalanan protokolde formatın müvekkiline ait olduğunun kabul edildiğini, ayrıca müvekkilinin bu formatı Frapada ilk haliyle ve geliştirilen versiyonuyla tescil ettirdiğini, dolayısıyla mali hakların müvekkiline ait olduğunu, kaldı ki ...'in müvekkiline verdiği yazılı beyanda bu durumu kabul ederek herhangi bir hakkı olmadığını beyan ve kabul ettiğini, bu formatın başka kanallarda yayınlanacağını öğrenmeleri üzerine asıl davayı açtıklarını, daha sonra ise 2015 ve 2016 yayın dönemi başlamadan önce davalı ATV kanalında reklam ve tanıtım yapılmaya başlanınca birleşen davayı açtıklarını, davaların birleştirildiğini, ancak Mahkemenin tafsilatlı ve teknik bilirkişi raporlarını nazara almaksızın hukukçu görüşünü nazara alarak davayı reddettiğini, kararın hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, Mahkemece alınan 26.01.2017 tarihli raporda, formatın kendine özgü ve özgün olduğunun belirtildiğini, davalıların programın formatının müvekkilininkiyle aynı olduğunu, dolayısıyla formatın aynen izinsiz kullanılmasının davalılarca iltibasa neden olduğunu, izleyicinin yanıltıldığını ve haksız rekabetin gerçekleştiği yolunda görüş bildirildiğini, ancak Mahkemenin bu görüşü dikkate almadığını, yine rapordaki çoğunluk görüşünün formatın eser olarak tanımlanabileceği ve 5846 sayılı Kanun korumasından faydalanabileceği, Mahkemenin formatı eser olarak nitelendirmemesi halinde dahi haksız rekabetle korunabileceği yolunda görüş bildirildiğini, ancak Mahkemenin teknik bilirkişilerin yaptığı bu değerlendirmeleri dikkate almayarak hukuken anlamsız şekilde hukukçu bilirkişinin vardığı sonucu kabul etmesinin doğru olmadığını, Yargıtay 11. HD.'nin 2004/6612 E. ve 2005/3278 K. sayılı kararı ile görüntülü eserlerden hangi tür programların eser sayılacağı konusunda açıklık getirdiğini, bu tür programların normatif ve tahdidi olarak sınırlandırılmadığını, buna göre program yayın formatlarının da eser olarak sayılması ve korunması gerektiğini belirttiğini, benzer programların farklı kanallarda yayınlanıyor olmasının haksız rekabet oluşturmayacağı şeklindeki görüşün de hatalı olduğunu, haksız rekabetin oluşması için iş ürününün aynı zamanda piyasaya sürülmesi şeklinde bir kural veya şartın olmadığını, davalıların arasındaki sözleşmenin tarihinin 05.06.2015 olup bu tarihte müvekkilinin programın henüz yayında olduğunu, buna rağmen birebir aynı programın yapılması amacında olan davalıların kötü niyetli olduğunu, dolayısıyla haksız rekabete ilişkin talepler bakımından da davanın reddinin hatalı olduğunu, Mahkemece alınan ikinci raporda ise ilk rapordaki formata yönelik detaylı ve görsel değerlendirmelere katıldıklarını, yine Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/8 E. sayılı dosyasının delil özelliğinin bulunmadığının ifade edildiğini, Mahkemenin bu raporu da dikkate almadığını, bahse konu dava dosyasının huzurdaki dava için emsal olamayacağını, alınan her iki raporda da format ve formatla çekilen programın özgün ve hususiyeti haiz olduğunun sabit olduğunu, davalıların programının müvekkilinin birebir taklidi olduğunun ortaya çıktığını, her iki raporda da format ve programın koruma altında olduğunun belirtildiğini, Mahkemenin bu hususları dikkate almadığını, Yargıtay'ın hususiyet taşıyan programı ve formatları eser olarak kabul ettiğini, buna göre formatın ve programın 5846 sayılı Kanun'un 83 ve 84 üncü maddeleri kapsamında haksız rekabet hükümlerine göre korunması gerektiğini, yine davalılar tarafından sunulan ve dosyada atanan bilirkişilerce çürütülen uzman görüşünün nazara alınmasının hatalı olduğunu, Mahkemenin kendisinin atadığı bilirkişiler tarafından verilen raporlardan ziyade başka bir dosyada alınan ve ilgili Mahkemece dahi itibar edilmeyen raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, zaten bu raporun bilimsellikten uzak, teknik ve sektörel hatalar içerdiğini, yine birleşen davada davalıların haksız rekabet şeklindeki eylemlerinin dikkate alınmadığını, kaldı ki birleşen davada davalıların sözleşmenin feshine yönelme ve haksız fesih bakımından da haksız rekabete yönelik tazminat talebinde bulunduklarını, Esra Erol'un FOX TV'de program devam ederken ve en az üç yıl daha müvekkili şirketle sunuculuk sözleşmesi varken ve müvekkili şirketin FOX TV ile bir yıl daha program için yapım sözleşmesi varken davalılarla işbirliği içerisine girerek anlaşma yaptığını ve Esra Erol'un sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, dolayısıyla müvekkilinin bu eylemlerden zarar gördüğünü, diğer davalıların Esra Erol'a fahiş ücret teklif ettiklerini, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini ve müvekkiline ait formatın müvekkilinin izni olmaksızın davalı ATV'de yayınlanmaya başladığını, Mahkemece bu kapsamdaki delillerin eksik toplandığını, sözleşmeler sunulmuş ise de sair kayıtlar ile faturaların sunulmadığını, dosyada mübrez davalı yapımcı Ekia firması ile davalı ... arasındaki sunuculuk sözleşmesinin de Ekia ile ATV arasındaki sözleşme tarihiyle aynı tarihli olduğunu, Mahkemenin önce hüküm kurduğunu, fakat bu hükmü gerekçelendiremediğini belirterek asıl ve birleşen dava yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.

  2. Asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada ve birleşen davada davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yolunda itirazda bulunduklarını, davacının ise hak sahipliğine ilişkin olarak tek gelir olarak 21.02.2008 tarihli yayına ilişkin programın bir kısmının yer aldığı, sadece 51 saniye montajlanmış CD sunduğunu, bu delilin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüklerini, bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davanın aktif husumetten reddi gerektiğini, Mahkemeye ayrıca konuyla ilgili olarak İstanbul C. Başsavcılığı Fikri Sınai Haklar Bürosunun 2015/1286601 E. sayılı dosyasından bilgi verdiklerini, ancak Mahkemenin bu dosyanın sonucunu beklemediğini, Mahkemenin gerekçeli kararda Ahmet Sarbay'ın programın yapımcısı olduğuna dair görüntü ve kayıt sunulduğunu, buna göre Ahmet Sarbay'ın program yapımcısı ve yönetmeni olduğuna dair Flash TV'de yayınlanan programa ilişkin formatın hak sahibi olduğu karinesi bulunduğu ve davacının da bu format üzerindeki hakları aldığının iddia edildiği, Esra Erol'un da imzasını taşıyan ve itiraza uğramamış olan şarta bağlı fesih ve ibraname başlıklı belgede, Esra Erolla izdivaç isimli programın formatının Artı Film'e ait olduğu şeklinde bir gerekçeye yer verildiğini, oysa davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, Mahkemenin bu hususu gereği gibi değerlendirmediğini, davacının hak sahipliğini 03.03.2008 tarihli sözleşmeye dayandırdığını, 21.02.2008 tarihli yayın CD'sinin ve işbu CD'den elde edilen görüntünün hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu, yine Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/8 E. sayılı dosyasında aynı programın dava konusu yapıldığını, ancak bu dosyada Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, yine bu görüntüde kanalın logosu ve programın isminin yer almadığını, bahse konu dosyada altı adet desti istivaç program kaydının yer aldığını, bu CD'lerde Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, yine evlilik programının ilk kamuya arzı niteliğinde olan 29.10.2007 tarihli yayında da Ahmet Sarbay'ın adının yer almadığını, ilk programın Billur Ak sunumuyla gerçekleştirildiğini, Mahkemenin husumet itirazını gereği gibi değerlendirmediğini, Mahkemeye Flash TV tarafından gönderilen cevapta, Ahmet Sarbay ile Flash TV arasında hiçbir hukuki bağ olmadığının belirtildiğini, Mahkemenin buna itibar etmediğini, yine 21.02.2008 tarihli yayın kaydının montajlanmış olup olmadığı konusundaki bilirkişi incelemesi taleplerinin değerlendirilmediğini, altı adet CD'de Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, davacının kötü niyetli ve haksız kazanç temin elde etmek amacıyla hak sahipliği konusunda hem çelişki meydana getirdiğini, hem de organik bağı bulunduğu şirketlerle lisans sözleşmesi yaparak mali hak sahibi olduğu yönünde yanıltıcı davranışlar sergilediğini, Mahkemenin bu konuda sundukları delilleri incelemediğini, gerekçeli kararda da bu delillere yer vermediğini, davacının formatın basit halini Ahmet Sarbay adına 2011 yılında tescil ettirdiğini iddia ettiğini, oysa ilgili internet sitesinde ise Ahmet Sarbay dışında şirket ortağı olan Zeynel Peker'in eser sahibi olduğunun iddia edildiğini, 2015 yılında ise aynı formatın bu kez şirket ortağı Fuat Onur Peker adına tescil edildiğini, hak sahipliği konusunda davacının uzun yıllar tenafuz oluşturduğunu, ayrıca karşı davanın kabulü gerektiğini, müvekkilinin bu formatta moderasyonunun detaylandırılmadığını, bu programdaki moderasyonun programa hususiyet katan münferit bir unsur halini aldığını, Esra Erol evlilik programı ile ilgili toplum nezdinde refleks olarak tanınan bir marka olduğunu, bu durumun davacı tarafından dahi kabul gördüğünü, moderasyonun programın içeriğinden daha önemli hale geldiğini, Esra Erol'un yer aldığı programlarda sunuculuk anlayışını da değiştirdiğini, 10 yıldır izleyici ve katılımcı topladığını, bunun da moderasyondan kaynaklandığını, bu güne kadar 329 çift evlendirildiğini, dolayısıyla moderasyonun zaman içinde gelişerek korunmaya değer nitelik kazandığını, televizyon formatındaki en önemli unsurun moderasyonda saklı olduğunu yapımcı firmanın da bildiğini, Alman Yüksek Mahkemesinin bir kararında programı izlenebilir kılanın soyut düşünce değil moderasyon olduğunu belirttiğini, bilirkişinin son raporda karşı dava açısından neticei taleplerini yanlış değerlendirdiğini, programdaki moderasyonun eser olarak kabul edilmesi gerektiğini bildirmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın davacısı olan Artı Film Prodüksiyon A.Ş.'nin, dava konusu izdivaç program formatının kendisine ait olduğunu iddia ettiği, öncelikli olarak davacının bu program formatı üzerinde hak sahibi olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, delil olarak söz konusu formatın dava dışı Ahmet Sarbay tarafından davacıya devredildiğine ilişkin dosyaya sözleşme sunulduğu, dosyadaki Flash TV görüntülerinin çıktılarında programın yapımcı yönetmeninin Ahmet Sarbay yazdığı, buna göre ilk defa programın formatının Flash TV'de alenileştiği, 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine göre gerçek kişilerin hak sahibi olabileceği gözetildiğinde davacının program formatı üzerinde hak sahibi olduğu kanaatine varıldığı, buna göre davalı, karşı davacı ... vekilinin asıl ve birleşen davanın davacısının husumetine yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, diğer sorunun ise formatların eser olarak korunup korunamayacağı hususu olduğu, bu husus tartışmalı olmakla birlikte somut olay bakımından dava konusu evlilik programının formatında katılımcıların yarış içerisinde olmaksızın kendileriyle evlenmek isteyen kişiler ile görüştükleri, ilk olarak paravan arkasından, daha sonra ise çiftler istedikleri takdirde yüz yüze görüşme aşamasına geçildiği ve devamında evlenme yolunda adımlar atıldığı, görüştüğü kişiyle anlaşamayan kişilerin programdan ayrılabileceği gibi orada kalıp kendisiyle evlenmek isteyecek başka kişilerle de tanışmak üzere bekleyebildiği, bu tarz evlendirme programlarının ülkemizde geçmiş yıllarda yaygın olarak birçok televizyon kanalında yer aldığı, bu şekildeki programda yarışmanın değil, serbest katılım ve katılımcılarla evlenmek için gelen kişiler üzerinden programın yürütüldüğü, dolayısıyla bu çerçevedeki formatın hususiyet taşıdığından söz edilemeyeceği, somut olay bakımından dava konusu formatın hususiyet taşımadığından eser olarak korunamayacağı, öte yandan söz konusu format ve programın yönetim ve senaryo gibi unsurlar içermediğinden sinema eseri niteliğinin bulunmadığı, ayrıca ilim ve edebiyat eseri olarak da korunamayacağı, bu çerçevede İlk Derece Mahkemesince alınan ilk bilirkişi heyetindeki ayrık görüş veren bilirkişi ile ikinci rapor içeriği ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi istinaf denetimine de elverişli bulunduğu, öte yandan somut olay bakımından karıştırılma ihtimaline dayalı haksız rekabetin koşullarının da bulunmadığı, anılan gerekçelerle karşı davanın da yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı ... vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinin haksız rekabet oluşmadığına yönelik değerlendirmesinin yanlış olduğunu, birleşen davanın sadece iltibas yokluğu nedeniyle reddinin yerinde olmadığını, emek hırsızlığı yapıldığını, haksız rekabete ilişkin düzenlemenin dar olarak yorumlanamayacağını, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu belirterek asıl ve birleşen davalar yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, 5846 sayılı Kanun ile korunan hakların ihlal edildiği iddiasıyla davaya konu evlilik formatının davalı kanallarında, TV, internet ve video paylaşım sitelerinde yayınlanmasının önlenmesi konusunda tedbir kararı verilmesi, anılan Kanun'un 69 uncu maddesi kapsamında tecavüzün men'i, karşı dava, karşı davacının programdaki moderasyonunun eser olarak tespiti, birleşen dava ise tecavüzün ref'i ve tazminat istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı karşı davada davalıdan alınarak davalılardan Turkuaz Aktif Televizyon Pro. A.Ş., Ekia Prodüksiyon Yapım Hizm. A.Ş. ve ...'e verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

MUHALEFET ŞERHİ

Asıl dava, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK)’nun 69 uncu maddesine dayalı olarak açılan TV program formatına yönelik tecavüz tehlikesinin önlenmesi talebine, karşı dava, karşı dava davacısının programdaki moderasyonunun eser olduğu ile eser sahipliğinin tespiti taleplerine, birleşen dava ise, FSEK m. 83 ve m. 84 hükümlerine dayalı olarak açılan asıl dava konusu TV program formatına yönelik tecavüzün tespiti, men i, ref’i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi (İDM)’nce, özetle dava konusu program formatının hususiyet taşımadığı ve dolayısıyla eser niteliğine haiz olmadığı, formatta kullanılan unsurların kimsenin tekeline bırakılamayacak unsurlar olduğu ve dolayısıyla korumadan yararlanamayacağı, haksız rekabet unsurunun da bulunmadığı gibi, davalı ...’ye ait TV. 8 kanalında da herhangi bir kullanım bulunmadığı, gerekçesiyle MNG hakkında açılan davanın pasif husumetten, diğer davalılar hakkında açılan asıl, birleşen ve karşı davaların ise esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Hukuk Dairesi (HD)’de istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davaların davacısı ile karşı davanın davacısı temyiz etmiştir.

Bir TV program formatının sinema, ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilebilmesi ve korunması için hiç şüphesiz ki hususiyet unsurunu haiz olması gerekli ve zorunludur. Bir fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıyan eser olup olmadığının tespiti ise, hakimin hukuki bilgisi dışında kalan özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu hususta konunun uzmanı ya da uzmanlarından oluşan bilirkişi görüşü alınmalıdır. Nitekim Dairemizin 28.06.2013 tarih, E. 2011/12577, K. 2013/13823 sayılı, 21.12.2004 tarih, 2772/12672 sayılı ve 05.03.2007 tarih, 927/3892 sayılı kararları ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.05.2011 tarih ve 205/305 sayılı kararları da bu yöndedir.

Bu bağlamda, bir TV program formatının eser olup olmadığının belirlenmesi için, TV formatında yer alan ve program yayını ve akışına ilişkin olduğu ifade edilen detaylı açıklamaların esasen bir yöntem, iş yapma metodu veya benzeri bir usule ilişkin açıklama mahiyetinde olup olmadığı ya da bu açıklamalar da dahil olmak üzere anılan TV program formatı metninin bir bütün halinde FSEK 1/B (a) ve 2/2 maddeleri anlamında sahibinin hususiyetini taşıyan bir ilim ve edebiyat eseri ya da sinema eseri olup olmadığı hususlarında, içlerinde TV program yapımcılığı alanında uzman bir bilirkişinin de bulunduğu en az üç kişiden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekir. Dairemizin görüşü de bu yöndedir (bkz. Yargıtay 11. HD, T. 28.06.2023, S. 2011/12577 13823).

Diğer taraftan eser niteliğinde olmayan koruma konuları ise FSEK m. 83 ve m. 84 vd. hükümleriyle düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlerden 84 üncü madde uyarınca, eser niteliği olmayan işaret, resim veya ses ya da her nevi fotoğraf, benzer usullerle tespit edilen resimler ve sinema ürünleri üzerinde hak sahibi olanlar, bu konuların izinsiz çoğaltılmasını veya yayımlanmasının men ve ref’ni isteyebilir. Mütecavizin kusuru varsa uğranılan zararın giderilmesi de istenebilir. Nitekim davacıda bu hükümlere dayanmış bulunmaktadır. FSEK m. 84/2 ile yapılan atıf uyarınca m. 83 ve 84 hükümleri kapsamındaki hakların ihlali halinde, haksız rekabete ilişkin TTK’nın 54 vd hükümleri uygulama imkanı bulacaktır.

Belirtmeliyim ki madde de sayılan koruma konuları tahdidi olmayıp örnek mahiyetindedir.

Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde; asıl ve birleşen davada davacı dava konusu TV program formatının mali haklarını devraldığını ileri sürerek, bu davaları açmış, karşı davacı ise, maderetrlüğünü yaptığını ileri sürerek karşı davayı açmıştır. Mahkemece alınan birinci raporda, yapımcı ve iletişimci bilirkişiler “formatın” eser mahiyetinde olduğunu, karşı dava konusu sunumun ise eser niteliğinde olmadığını, hukukçu bilirkişi ise, formatın münferit unsurlarında hususiyet olmamakla birlikte, unsurların bir araya getirilmesinden hususiyet oluşabileceği, bununla birlikte eser olarak korunamayacağı, haksız rekabet kapsamında da korunması gereken hak bulunmadığını, karşı dava konusunun da eser vasfı bulunmadığını belirtilmiştir. İletişimci, yönetmen ve FSEK uzmanından oluşturulan ikinci bilirkişi kurulu ise, dava konusu formatın eser vasfının bulunmadığı, karşı dava konusunun da eser vasfının olmadığını, eser sayılsa bile sahibinin karşı dava davacısının olamayacağını, asıl ve birleşen davalar davacısı haklarının FSEK m. 83 ve 84 kapsamında korunabileceğini belirtmiştir. Mahkemece ise davaların tümden reddine karar verilmiştir.

Belirtmek gerekir ki, birinci raporda ayrık rapor veren hukukçu bilirkişi dışında ki, konuyla ilişkisi olan iki bilirkişi formatın eser mahiyetinde olduğunu, ikinci raporda ise bilirkişiler oy birliği ile formatın ve karşı dava konusunun eser mahiyetinde olmadığını, ancak davacının format üzerinde ki haklarının FSEK m. 83 ve m. 84 kapsamında korunabileceğini belirtmişlerdir. Diğer taraftan hem birinci hem de ikinci bilirkişi kuruluna TV programlarında uzman bir bilirkişi eklenmemiştir. Bu durumda, Formatın eser mahiyetinde olup olmadığı hususunda raporlar arasında çelişki bulunduğu gibi, asıl ve birleşen dava davacısının haklarının haksız rekabet kapsamında korunup korunmayacağı yönünde de ikinci raporla, birinci rapora ayrık rapor veren hukukçu bilirkişinin görüşü arasında da çelişki bulunmaktadır. Ayrıca, bir fikri ürünün FSEK kapsamında eser olup olmadığının belirlenmesi için o alanda uzman kişilerden görüş alınması gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, Dairemizin görüşü de bu yöndedir. Bu nedenle de ilk rapordaki uzmanların görüşü yerine, formatın münferit unsurlarında hususiyet olmamakla birlikte unsurların bir araya getirilmesinden hususiyet oluşabileceğini de belirterek çelişkiye düşen hukukçu bilirkişinin görüşüne üstünlük tanımak doğru olamaz. Kaldı ki, asıl ve birleşen dava konusu TV program formatı eser olmasa bile FSEK m. 83 ve m. 84 kapsamında korunması gerekmektedir. Bunun aksine bir düzenleme bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünde, biri TV programcısı uzmanı olmak üzere oluşturulacak yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmadan ve içlerinde TV programcısı uzmanı bulunmadığı için yetersiz ve çelişkili raporlara dayanılarak ve de FSEK m. 83 ve m 84 hükümleri de göz ardı edilerek, davaların tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle, hem asıl, hem karşı ve hem de birleşen davaların reddine dair kararların BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA yönünde ki görüşüne katılmamaktayım.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizşerhimuhalefetvı.kararımahkemesionanmasınaonamaderecebozulmasıkarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:14

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim