Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6430

Karar No

2023/6170

Karar Tarihi

25 Ekim 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TARİHİ: 19.10.2009

HÜKÜM: Davanın reddi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline banka tarafından 2007 yılında kefil olduğu gerekçesi ile borcunu yapılandırarak protokole imza attırılmak zorunda bırakıldığını, müvekkilinin imzayı atarken rahatsızlığının bulunduğunu, bankadan kefalet ve asıl borçlu ile yapılan sözleşmenin istendiğini, banka tarafından sadece kefalet sözleşmesinin verildiğini, asıl sözleşmenin verilmediğini, kendisine fotokopi olarak verilen kefalet sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığı, üzerindeki yazıların sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin 2007 yılında kefil olarak kabulü ve ekonomik hayatıyla orantısız (büyük) bir meblağa kefil olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kefil olduğu iddia edilen Ali Rıza Özyurt'un kredi sözleşmesi ile ilgili de müvekkiline hiçbir ihtarname gönderilmediğini, 20.000,00 TL (kredi kefaletinden kaynaklanan) borcu olmadığının tesbitini, müvekkili lehine %40 tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının borca ve ferilerine itiraz ettiğini, davacının borcunun kefil olmasından kaynaklandığını, imza sirküleri, kredi kartı kefalet sözleşmesi davacı tarafından imzalanmış olup sözleşme gereğince davacının 20.000,00 TL miktarla sınırlı olmak üzere Ali Rıza Özyurt'un borcuna kefil olduğunu, davacının iddia ettiği gibi sözleşme sonradan doldurulmamış olup maktu sözleşme metninin tarafların anlaşmasına göre düzenlendiğini, davacı tarafından imzalandığını, davacının 27.08.2009 tarihinde 5464 sayılı Yasadan yaralanmak amacıyla müvekkili bankaya müracaat ettiğini, borcu yapılandırarak taksitlere bağladığını, bu nedenle davacının iyi niyetli olmadığını, davayı açmakta hukuki menfaatinin olmadığını, davacının icra takibine yasal süre içerisinde itiraz ettiğini, davacı aleyhine yürütülecek takip durduğundan bu davanın yararı kalmadığını, davacının bu davada hukuki menfaati bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar

Mahkemece 25.03.2015 tarih, 2019/317 E. ve 2015/149 K. sayılı kararı ile, davacının kefil olduğu iddia olunan dava dışı Ali Rıza Özyurt ile davalı işbankası arasında imzalanan kredi kartı sözleşmesinin aslının dosyaya sunulamadığı, kredi kartı sözleşmesi ile kredi kartı kefalet sözleşmelerinin tarihlerinin birbirinden farklı olduğu, kredi kartı sözleşmesinin aslının sunulması halinde üzerinde kefalete ilişkin miktarın ve maddelerinin olup olmadığının denetlenmesi gerektiği kanaatine varıldığı, protokol eki ve ayrılmaz bir cüz'ü sayılan kredi kartı kefalet sözleşmesine hukuken değer atfedilebilmesi için öncelikle kredi kartı sözleşmesinin bulunması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının 20.000,00 TL ile borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

B. (Birinci) Bozma Kararı

Dairemizin 19.09.2017 tarih, 2016/11436 E. ve 2017/5997 K. sayılı kararıyla, davacının dava dışı Ali Rıza Özyurt'un iş bankasından kullandığı krediye 31.05.2007 tarihinde kefil olduğu kefalet sözleşmesinin aslının mahkemede bulunduğu, dava dışı Ali Rıza Özyurt ile banka arasında kredi kartı borcundan dolayı 27.08.2009 tarihinde yapılandırma protokolü düzenlendiği bu protokolde davacının kefil sıfatıyla imzası bulunduğu anlaşıldığı, davacının kefalet sözleşmesindeki imzaya itirazda bulunması sebebiyle öncelikle mahkemece sözleşme aslı üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, imzanın davacıya ait olmaması durumunda davacının sorumluluğunun bulunmayacağı ancak imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde ise banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak mahkemeye banka tarafından sunulan sözleşme, kefalet sözleşmesi ve yapılandırma protokolü uyarınca davacının sorumluluk miktarı belirlenip bankacılık konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 19.12.2019 tarih, 2018/121 E. ve 2019/526 K. sayılı kararı ile, adli tıp kurumundan alınan rapora göre kefalet sözleşmesindeki imzanın davacı ... Teke'ye ait olduğunun tespit edildiği, alınan bilirkişi raporunda Yakup Teke'nin kefalet sözleşmesi ve protokolden dolayı 20.000,00 TL sorumlu olduğu tespit edilse de, kefalet sözleşmesine ve protokole dayanak teşkil eden kredi kartı sözleşmesinin aslının dosyaya sunulamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının 20.000,00 TL ile borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

D. (İkinci) Bozma Kararı

Dairemizin 31.05.2021 tarih, 2020/4103 E. ve 2021/4612 K. sayılı kararıyla, kredi kartı kefalet sözleşmesinin geçerli olup bu sözleşmede limit bulunduğu gibi sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olduğu da ATK raporu ile tespit edildiği, asıl kredi kartı sözleşmesinin bulunmamasının bu sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği, bu durumda mahkemece banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle taraflar arasındaki protokolün ‘‘borçlu ile müşterek borçlu müteselsil kefil, işbu protokolde belirlenen, taksitlerini 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun geçici 5. maddesi doğrultusunda yerine getirmemesi halinde, protokolle kendilerine sağlanan tüm ayrıcalık ve avantajlar protokolün imzalandığı tarih öncesine geri dönülmek üzere ortadan kalkacak, 1. maddede belirlenen ve borçlu ve müşterek borçlu müteselsil kefil tarafından da kabul edilen borca protokolün imza tarihinden itibaren banka, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26. maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden mevcut takiplerine devam edebileceği gibi, tüm sorumlular hakkında yeni takipler/davalar açabilektir.’’ maddesi de dikkate alınarak davacının kredi kartı kefalet sözleşmesinden kaynaklanan borcunun bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının tespiti açısından bankacılık konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.

E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyanın bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edildiği, dosyaya sunulan rapora göre davacı kefil ...'nin 20.000,00 TL'den sorumlu olduğu belirtildiği, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince de kabul edildiği üzere kredi kartı kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun da ATK raporu ile tespit edildiği, asıl kredi kartı sözleşmesinin bulunmamasının bu sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği anlaşılmakla davacının 20.000,00 TL ile sorumlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl kredi kartı sözleşmesinin bulunmamasının kefalet sözleşmesinin geçerliğini etkilemeyeceğine dair kararın kanuna aykırı olduğu, hakimin karar vermesi gereken konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmasının usul ve yasalara aykırı olduğu, bilirkişi raporunun itiraz ettikleri kısımları kapsamadığı gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.

  1. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapkararyargılamatemyizincelenenmahkemekararınv.onanmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim