Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2437
2023/6146
25 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı ...'ın davacı şirketin 1/3 oranında eşit paylara sahip ortağı ve ... ile ...'ın şirketi münferiden temsile yetkili kişileri olduklarını, müvekkili ... ile Andre Albert Joseph Sımper'in Fransa'da yaşadıklarını, davalı ... 'in Türkçe bilmediğini, müvekkilinin Türkçe bilmemesinden faydalanılarak şirket ortağı ...'ın yeminli tercüman ve bakanlık temsilcisi bulundurmadan 12.09.2014 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağını müvekkiline imzalattırarak kendisini şirket kaşesi veya unvanı altına münferiden atacağı imza ile şirketi münferiden 3 yıl süre ile temsil ve ilzam etmesine oybirliğiyle karar verilmesini sağladığını, ...'ın elde ettiği bu yetkiyle görevini kötüye kullanarak tamamı şirket mülkiyetinde olan Silivri ilçesindeki 4 katlı bina ve arsanın 1/3'ünü 25.12.2015 tarihinde 549.670,00 TL bedelle davalı ...'e gizlice muvazaalı olarak diğer ortaklardan mal kaçırıp haksız kazanç elde etmek amacıyla devrettiğini, şirkete ait dava konusu gayrimenkulü oğlu ...'a 18.01.2016 tarihinde 10 yıl süre ile emsal değerinin altında kiraya verdiğini ve kira akdini tapu kaydına şerh ettirdiğini, kira akdinde ikinci el durumunda olan davalı ...'ün de yer aldığını, şirketin 2/3 hissesine sahip olan müvekkilleri ile davacı şirketin davalı ...'ın görevini kötüye kullanarak şirket adına yaptığı tasarruflar nedeniyle zarar ettiğini, bu nedenle davacı ortaklar tarafından Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/112 E. sayılı dosyası ile yönetici sorumluğundan kaynaklanan tazminat davası açıldığını, taşınmazın ...'e devredilen hissesinin 1/6'sının ... tarafından davalı ...'a 285.000,00 TL'ye, kalan 1/6 hissesinin de 02.03.2016 tarihinde davalı ...'a 300.000,00 TL'ye satıldığını, şirket defterlerinin ve evraklarının müvekkillerinden kaçırıldığını, müvekkili ...'in davacı şirketi temsilen davalı ...'a ihtarname göndererek haricen bilgi sahibi olduğu ikinci satışlar hakkında bilgi ve belge istediğini, ancak ihtara cevap verilmediğini, davalı ... tarafından davacı şirketin önalım hakkının kullanılmasının diğer tüm davalılarla birlikte hareket edilerek engellendiğini, davacı şirketin muaccel veya müeccel bir borcu olmadığı ve herhangi bir icra takibi ile karşı karşıya kalmadığı halde şirket taşınmazının bir kısmının satışının yapıldığını, davacı şirkete ait gayrimenkulün satışının davalı ... tarafından diğer davalılarla birlikte hareket ederek kötü niyetli olarak şirketi zarara uğratmak amacıyla yapıldığını, gayrimenkulün alımı ve tadilatı için müvekkili ... tarafından şirket hesabına 1.083.000,00 Euro (3.519.750,00 TL), 12.09.2014 tarihli Borç Alacak protokolünde de görüleceği üzere davalı şirkete toplam 669.000,00 euro aktarıldığını, davacı ortakların şirketin aciz içine düşmesine imkan vermeyecek derecede ekonomik olarak güçlü olduklarını, gayrimenkulün satış tarihindeki gerçek değer ile tapu kaydındaki değerler arasında aşırı oransızlık mevcut olduğunu, bu nedenle yapılan satışların gerçek bir satış olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, gayrimenkulün 1/3'ünün değerinin en az 1.900.000,00 TL olmasına rağmen çok cüzi bir rakamla üçüncü kişiye 534.000,00 TL'ye satıldığını, ...'ın satış parasını ne yaptığına ilişkin dahi bilgi sahibi olmadıklarını, taşınmazın davalılar ... ile ... adlarına kayıtlı 1/6'şar hisse olmak üzere toplam 1/3 hissesinin tapu kayıtlarının iptaline, iptal kararının ikinci el durumunda olan davalı ... adına yapılmış kaydını da kapsadığına, iptal edilen hissenin davacı ...J Turizm Otelcilik ve Bilgi Tek. San. Tic. A.Ş. adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kabulü halinde şirket adına tescil işlemi yapılabileceğini, ortaklar ... ile ...'in dava açma hakkının olmayacağını, otel ruhsatının kiracı tarafından 06.05.2016 tarihinde alındığını, müvekkili tarafından satışı yapılan gayrimenkulün 2 yıldan fazla süredir atıl durumda olan taşınmazın 1/3'ü olduğunu, satışa ilişkin 12.09.2014 tarihli protokolün davacıların mali müşaviri tarafından hazırlandığını ve yanlarında yine Fransızca bilen emlakçının tercümanlığında yapıldığını, gerek görülmesi halinde tanık olarak dinlenebileceğini, tarafına 12.09.2014 tarihinde münferit imza yetkisi verildiğini, şirket ana sözleşmesi ile münferit imza yetkisi olan kişilerin "satış" dahil her türlü yetkiye sahip olduğunu, satışın gizlice
yapıldığı iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, şirket ortaklarının son olarak 18.12.2015 tarihinde bir araya gelerek şirkete ait taşınmazın otel ruhsatı alınması yönünde karar aldıklarını, inşaatın yapımından beri süre gelen borçların ödenmemesi ve taşınmazın kendilerinden habersiz bir şekilde satılacağı endişesiyle müvekkilinin tedbire konu edilen taşınmazın borçların kapatılması için taşınmazın 1/3'ünü satmak zorunda kaldığını, yaptığı kira sözleşmesi ile binanın aylık masraflarından kurtulmanın yanısıra işletilmeye açılarak her ay düzenli olarak kira geliri ile ilk kez kazançlı duruma geçtiğini, taşınmaz üzerinde çekilen kredi nedeniyle ipotek bulunduğunu, davacıların satışdan haberdar olmadıklarını iddia etmelerinin gerçek dışı olduğunu, ilk satış sonrasında davalı ...'ın müvekkiline gelerek hem söz konusu binanın işletmesini yapmak hem de pay satın almak istediğini, müvekkilinin kendi yetkilisi olduğu şirkete ait 2/3 payın satılık olmadığını söylemesi üzerine ...'ın diğer davalı ... ile görüştüğünü ve satışın bu şekilde gerçekleştiğini, son satıştan ise ihtarnameyle haberdar olduğunu, davalı ...'ın çalışma arkadaşı Şener Yiğit'in kurdukları Selimpaşa Konağı isimli şirket ile 06.05.2016 tarihinde otel ruhsatı alındığını ncelikle davanın usulden, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın tapuda 585.000,00 TL'ye satıldığını, davacı ...'in şirketi münferiden temsile yetkili konumda olduğunu, davacıların baştan itibaren davalı ... tarafından müvekkili ...'e yapılan dava konusu taşınmazın satışının muvazaadan ari gerçek satış olduğunu bildiklerini, ... aleyhine Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/112 E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını, açılan bu davada taşınmazın 1/3 hissesinin düşük bedelle satıldığını ispat etmeleri halinde zararları varsa bu dava ile karşılanmış olacağından huzurdaki açılan mükerrer davanın reddi gerektiğini, binanın her ay yüklü giderlerinin olduğunu gören müvekkilinin satın aldığı 1/3 hissesinin 1/6'sını 285.000,00 TL bedelle davalı ...'a, kalan 1/6 hissesini de 300.000,00 TL bedelle diğer davalıya sattığını, tapudaki alım satım işlemlerinin tapu memurları tarafından ipotek veren bankaya bildirildiğini, bankanın da taşınmaz satışını diğer hissedarlara ihtarnamelerle tebliğ ettiğini, şirketin süresi içerisinde şuf'a hakkını kullanmadığını, taşınmazın ...'a kiraya verildiğini, ...'ın oğlu ...'ın turizm işleriyle iştigal ettiğini, birkaç yabancı dil bildiğini, binayı işler hale getirebileceğini ve otel ruhsatı işlemlerinde üçüncü kişilere güvenilemeyeceğini beyan ederek taşınmazın oğluna kiraya verilmesinin binanın otel olarak işler hale gelmesi için elzem olduğunu beyan etmesi üzerine, müvekkilinin de kira getirisi elde edecek olmasında bir sakınca görmeyerek kira sözleşmesini imzaladığını 2016/112 E. sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, gerçekten muvazaa olsaydı davalı ...'ın taşınmazın 1/3 hissesini değil tamamını satacağını, sadece bu hususun bile muvazaanın olmadığını gösterdiğini belirterek mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı satın almak istediğini ancak mülkün 1/3'ünün ...'e satıldığını, geriye kalan hisseyi satmayacaklarını bir an önce otel ruhsatı alınması için çabaladıklarını söylemesi üzerine müvekkilinin ...'e ulaşarak onun payını satın almak istediğini ve yapılan görüşmeler sonucunda alt kira sözleşmesi yapıldığını ve müvekkilinin ... ve arkadaşı Şener Yiğit'in beraber Selimpaşa Konağı Otel İşletmeciliği Tur.ve Tic. Ltd. Şirketini kurduklarını ve aynı zamanda ...'e ait payın yarısının da müvekkili tarafından satın alındığını, müvekkili ile yıllardır otel işinde çalışan Şener Yiğit ve ... ile otel ruhsatını aldıklarını, müvekkilinin taşınmazı satın aldığında atıl durumda olduğunu, müvekkili tarafından gösterilen bu çabalar sayesinde değer kazandığını, müvekkilinin mülk sahibi/işletmeci konumunda olduğunu, şirketin ortakları arasında vuku bulan anlaşmazlıklara müvekkilini de dahil etmeye çalışmalarının kabul edilemeyeceğini, tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin maddi durumunun son derece iyi olduğunu, nakit sıkıntısı bulunmadığını, davalı ...'e ait payın da bedeli ödenmek suretiyle şekilde satın alındığını, kira sözleşmesinin piyasaya koşullarına uygun olduğunu, müvekkilinin
gayrimenkuldeki hisse satın aldığında henüz otel ruhsatı bulunmadığını, müvekkilinin taşınmazdan hem kira geliri elde edeceğini hem de kendisine ait payın artışı ile de gelecekte yapılacak bir satımda daha fazla kazanç elde edeceğini, ticari ilişki içerisinde dahi bulunmadığı kişilerle gizli ve muvazaalı işlemler içerisinde olmasının söz konusu olamayacağını, tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin, organının eliyle gerçekleştiği ileri sürülen muvazaa iddiası yönünden, üçüncü kişi konumunda olduğunun kabulü mümkün olmadığı hususunun karara esas teşkil eden ana neden olduğu, somut uyuşmazlıkta davacı şirket davalı şirket yetkilisi ...'ın muvazaa iddiasına konu sözleşme tarihi itibari ile davacı şirketin temsile yetkili kişi olduğu konusunda çekişme bulunmadığı, davacı şirketin organının eliyle gerçekleştiği ileri sürülen muvazaa iddiası yönünden üçüncü kişi konumunda olduğunun kabulü mümkün olmadığından muvazaanın yazılı delille 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201 inci madde ve devamı uyarınca ispatlanması gerektiği, ilk satış işleminden sonra da taşınmazdaki hisselerin satılarak el değiştirdiği dikkate alındığında üçüncü kişi konumunda bulunan diğer kayıt maliki davalıların kötü niyeti veya muvazaa iddiasını bilebilecek durumda olduğu ya da bildiği hususu da ispat edilememiş olduğu, sonuç olarak ortada şirket zararı olduğu iddiası bakımından davalının yönetici sorumluluğu kapsamında da bu talebini ileri sürme imkanı bulunmadığı, davacılar ... ve Andre Albert Joseph Simper yönünden de davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle, davacı şirket yönünden davanın sübuta ermemesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir kısım deliller saptanmadan eksik ve hatalı değerlendirmeye varıldığını, davacı ortakların dava açma ehliyetinin bulunduğunu, esas yönünden muvazaanın her türlü delille ispatlanabileceğini, tanık beyanlarının ispata kanaat oluşturacağını, vekalet ücretine yanlış hükmedildiği, şirket ortaklarına şirketin temsil yetkisini elinde bulunduran şahsın şirkete ait gayrimenkulleri yolsuz tescil ve muvazaalı işlemlerle satılmasına, mal kaçırmasına karşı dava açma hakkı tanınmazsa sonradan telafisi imkansız zararların doğmasına imkan verilmiş olacağını, dava konusu payın mülkiyetinin satıştan önce şirkete aitse de yetkisini kötüye kullanan davacının birinci satışı fiilen yapan kişi olmasının da hesaba katılması gerektiğini, davalıların peşpeşe yapılan muvazaalı satışlarla amaçlarına ulaşarak iyi niyetli olmadıkları halde dava konusu payın mülkiyetini iktisap etmelerinin hukuken korunmaması gerektiğini, bu yüzden her türlü delille ispatının kabulü gerektiğini, davalılardan o zamanki şirket yetkilisi olan ... ile otelin 1/3 payını satın almış görünen davalılardan ... arasında nasıl bir işbirliği olduğu, şirketin defterlerinin müvekkillerin bildikleri resmi muhasebecisinden alınarak şirket ortağı dahi olmayan, müvekkillerinin hiç tanımadıkları ...'e verildiği, böylece şirketten ve davacı ortaklarından mal kaçırmaya matuf olay ve olgular olduğunun anlaşıldığını, davalılardan ... ile ...'ın üzerinde banka ipoteği olan otelde 1/3 hisseyi yarı yarıya satın almalarının normal bir ticaret olmadığını, davacılar ... ve Andre Albert Joseph yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesine rağmen nisbi vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı gerçek kişilerin davacı şirketin 1/3 oranında paydaşları olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 555 inci maddeleri gereğince şirketin zarara uğraması halinde, şirket
ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan davacı gerçek kişi ortakların işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunduğu, şirket tarafından açılan dava ise, 6102 sayılı Kanun'un nun 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının f bendinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, şirket genel kurulunun görev ve yetkisinde sayıldığı, şirket adına kayıtlı tek taşınmazın 1/3'ünün satışının genel kurul kararı olmadan yapıldığı, 1/3 payın önemli varlık sayılacağı, genel kurulun icazet vermediği gibi tapu iptali davası açtığından iradesini icazet vermeme yönünde gösterdiğinden davacı şirket bakımından davanın işlemin tarafı olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmediği, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/112 E. sayılı dosyasında davacı ortaklar, davalı ...'a ve davacı şirkete karşı yönetici sorumluluğu kapsamında satış ve kira işlemleri nedeniyle şirket zararının bulunduğundan bahisle zararın tazminini istemiyle dava açıldığı, şirket yetkilisi davalı ile taşınmazı ilk satın alan ...'ün yakın tanışıklıkları bulunduğu, taşınmazın düşük bir bedelle kiralanmasına muvafakat göstermesi değerlendirildiğinde davalı ... ve ...'ün birlikte hareket ettikleri 25.12.2015 tarihinde şirket adına kayıtlı taşınmazın 1/3 payının satışı üzerine davacı gerçek kişiler tarafından taşınmazın kalan 2/3 payının devrini önlemek için ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, bu talebin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/45 Değişik İş sayılı dosyasında %15 teminat mukabilinde kabul edildiği, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerekçesi de münferit yetkili ...'ın ...'e yaptığı 1/3 payın satışı olduğu, taşınmazın 2/3 tapu kaydına 02.02.2016 tarihinde ihtiyati tedbir kararının işlendiği, bu kayıt ile taşınmazdaki davacılar ile davalı ... arasındaki çekişmenin varlığının alenileştiği, mevcut tedbir kaydından sonraki tarihli kazanımlarda iyi niyetli kazanımdan bahsedilemeyeceği, davalı ... tarafından taşınmazın 1/3 hissesinin de bu kayda rağmen kısa aralıklı sürelerle 1/6'sının 22.02.2016 tarihinde 1/6'sının 02.03.2016 tarihinde misli aşan bedellerle satış yaptığı, taşınmazın 2/3 kaydına konulan ihtiyati tedbir kararı davalı ...'e yapılan 1/3 payın satışı olmasına göre ...'ten satın alan davalıların iyi niyetli bulundukları, taşınmazı yatırım amaçlı aldıklarının savunmalarının dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına ancak hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm verilmesine, tüm davalılar bakımından davanın kabulüne, davalılardan ... ve ... adına 1/6 'şar hisse ile ayrı ayrı kayıtlı olan tapu kaydının iptaline davacı şirket adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların hukuki menfaat ve husumet yönünden dava açma hakkı olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, şirket ana sözleşmesi ile münferit imza yetkisi olan kişilerin “satış” dahil her türlü yetkiye sahip olduğunu, istinaf mahkemesi gerekçesinde 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının f bendinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, şirket genel kurulunun görev ve yetkisinde sayıldığını belirttiğini, dosya kapsamında her hangi bir değerlendirme yapılmadan 1/3 payın önemli miktar sayıldığını, önemli miktara ilişkin kriterin yasada belirtilmese de 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi ve Önemli Nitelikteki İşletmelere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı II 23.1 sayılı Tebliği'nin 5/2,6/3,ve 6/4 kapsamında ticari işletmenin değerinin, işlem tutarının veya gelirlerinin anonim şirketin aktiflerinin toplamına, değerine veya gelirlerine oranının %50’den fazlasına karşılık geldiği hallerde özel usule tabi olduğu kabul edilerek, bu oranın altında kalan hallerde ise, pay sahiplerinin korunması amacı doğrultusunda anonim şirketin faaliyetinin devamlılığı üzerindeki etkisi bakımından ticari işletme devrinin anonim şirketin mevcut durumuna etkisine, bir diğer ifadeyle fiili işletme konusunu değiştirip değiştirmediğine bakılması gerektiğini, bu nedenlerle şirket payının 1/3'ünün satışının önemli ölçüde şirket varlığın satımı anlamına gelmediği, tüm satışların gerçek olduğu, muvazaadan ari şekilde gerçekleştiği, diğer davalıların alım gücü ve iştigal konuları itibariyle bu satışların gerçek olduğunu gösterdiğini, davalı ... payına konulmuş bir tedbir bulunmadığını, cevap dilekçesinde belirtilen sebeplerle yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının f bendinde önemli miktarda şirket varlığı satışının bulunmadığını, payına konulmuş bir tedbir bulunmadığını, şirket ana sözleşmesi ile münferit imza yetkilisi tarafından satış yapıldığını, satışın usule uygun olduğunu, satışın muvazadan ari olduğunu, muvazaa iddiasının yazılı delille ispatlanmadığını, alım gücünün bulunduğunu, cevap dilekçesinde belirtilen sebeplerle yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... payına konulmuş bir tedbir bulunmadığını, satışın muvazaadan ari olduğunu, muvazaa iddiasının yazılı delille ispatlanmadığını, alım gücünün bulunduğunu, cevap dilekçesinde belirtilen sebeplerle yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... payına konulmuş bir tedbir bulunmadığını, satışın muvazadan ari olduğunu, muvazaa iddiasının yazılı delille ispatlanmadığını, alım gücünün bulunduğunu,cevap dilekçesinde belirtilen sebeplerle yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Kanun'un 408, 553 ve 555 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:52