Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5869

Karar No

2023/6122

Karar Tarihi

24 Ekim 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

HÜKÜM: Asıl davanın reddi, birleşen davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki franchising sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini ve nakde çevrilen teminat mektubu bedellerinin iadesi (asıl dava) ve franchising sözleşmesi ve alt kira sözleşmesi hükümlerine aykırılık nedeniyle oluşan zararlarının, sözleşmeye dayalı alacakların ve sözleşmeyle öngürülen cezai şartın tahsili (karşı dava) davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; taraflar arasında franchising ve alt kira sözleşmesi imzalandığını, aradan 3 ay geçmeden davalının franchising sözleşmesini tek taraflı ve haksız feshederek teminat mektuplarını paraya çevirdiğini, müvekkilinin sözleşme süresince elde edeceği kardan mahrum kaldığını ileri sürerek haksız fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarardan şimdilik 10.000,00 TL'nin, teminat mektubu bedelinden şimdilik 5.000,00 TL'nin, haksız fesih nedeniyle mahrum kaldığı kardan şimdilik 5.000,00 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

  1. Davacı P.A.N.G...Ltd. Şti. vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; 24.07.2008 tarihli franchising, ürün malzeme ve alt kira sözleşmesi uyarınca kira sözleşmesi yükümlülüklerine uyulmamasına bağlı olarak kira sözleşmesinin feshi yanında sarf malzemelerinin mutlaka müvekkilinden alınmasının sözleşmenin bir gereği olduğunu, aksi halde cezai şart ödeneceğinin öngörüldüğünü, sözleşmede yer alan ödemelerin zamanında yapılmaması, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ürün ve malzemenin sağlanması ile ilgili taahhütlere aykırı davranılması nedeniyle müvekkilinin 05.12.2008 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshettiğini, davalının ancak 2009 yılı Ocak ayı sonunda işyerini boşalttığını, müvekkilinin AVM'ye kira, cezai şart, su, elektrik, doğalgaz giderlerini asıl kiracı sıfatıyla ödemek zorunda kaldığını, kira sözleşmesinin 15.09.2012 tarihine kadar imzalandığını, akdin feshedildiği 05.12.2008 tarihinden sonraki 45,5 ay için 159.460,00 euro kira alacağının muaccel hale geldiğini, fesihten tahliyeye kadar geçen süre için de günlük kiranın 4 katına eşit para cezasının 28.036,00 euro tuttuğunu, 15.09.2012 tarihine kadar sürecek franchise sözleşmesi için isim hakkı kullandırım bedelinin 106.280,61 euroya tekabül ettiğini ileri sürerek aktin feshinden işyerinin boşaltığı tarihe kadar tahakkuk eden franchise, merkezi idari masraf hizmet bedeli, mal ürün bedeli, kira, elektrik, su, doğalgaz, ortak gider, cezai şart vs. bedeli olmak üzere şimdilik 5.000,00 TL'nin, muaccel kira alacağından şimdilik 5.000,00 euronun fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası (TL) karşılığının, tahliyeye kadar usulsüz işgal için şimdilik 2.000,00 euronun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının, mahrum kalınan kâr karşılığı şimdilik 5.000,00 euronun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının, haklı sebeple fesih, işyeri ve marka işgali, markanın akde aykırı şekilde kullanımından dolayı cezai şart olarak ve ödenen kira vs. nedeniyle zarar karşlığı olarak şimdilik 5.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının, davalı kefil ...'nün 200.000,00 USD ile sınırlı olmak üzere faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 11.09.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle, sözleşmeden kaynaklanan alacak talebini 29.331,00 TL'ye, usulsüz işgaldan kaynaklanan talebini 28.036,00 euroya, cezai şart talebini ise 20.000,00 USD'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, ödenmeyen faturalar ve kira bedellerini yani davacının sebep olduğu zararların tahsili için teminat senetlerinin paraya çevrildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

  1. Davalılar vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı şirketin işletmenin ilk açılışında davalıya eğitim ve teknik destek vermesi gerekirken hiçbir yardımda bulunmadığını, ödenen kira konusunda yardımcı olmadığını, ekonomik kriz nedeniyle müvekkilinin zor durumda kaldığını, davacının hiçbir neden yokken sözleşmeyi feshettiğini, müvekkili ...'nün kefaletinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin 01.07.2014 tarih, 2009/181 E., 2014/254 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden, davacı ile davalı arasında yeni bir franchise sözleşmesi imzalandığı, yeni teminatlar verildiği, eski teminat mektuplarının davacıya iade edilmesinin mümkün olmadığı, davalının davacıya belli süre ile eğitim vermesi gerekse de davacının eğitim verilmemesine rağmen işletme faaliyetine devam ettiği, davacının davalıdan değil başka firmalardan mal aldığı, sözleşmeyle üstlendiği yükümlülükleri ve ödemeleri yerine getirmediği, bu haliyle davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleşen dava yönünden, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayalı olduğu, davalının bu kapsamda tazminat talep edebileceği ancak sözleşme ile belirlenen cezai şartın fahiş olduğu ve bunun sözleşme serbestisi kapsamında kabul edilemeyeceği, sözleşmenin feshinden sonra işletmenin franchise veren şirket tarafından işletildiği, bu dönem için kira dönemi sonuna kadarki kira bedellerinin istenemeyeceği, davacı tarafından ayrıca taşınmazın tahliyesi talep edilmesine rağmen fuzuli işgal edildiğinden bu nedenle tazminat istenebileceği, ancak mahrum kalınan kira bedelinin istenemeyeceği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle davacının cari hesaptan kaynaklı alacaklarının da bulunduğu gerekçesiyle davacı P.A.N.G İht. İhr. Gıda İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin 5.000,00 euroluk kira alacağı, mahrum kalınan kar oranı olarak belirtilen 5.000,00 euro ve ıslahla arttırılan 20.000,00 USD'lik cezai şart alacaklarına ilişkin taleplerinin reddine, davacı P.A.N.G İht. İhr. Gıda İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin, davalı ... Doğan'ın fuzuli işgalden kaynaklı kira alacağına yönelik 28.036,00 euroluk talebinin kabulü ile, 05.12.2008 tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşmenin 3.3 ve 12. maddeleri uyarınca aylık mevduat için geçerli EURİBOR + %3 gecikme faizi ile birlikte müteselsil borçlu ...'nün 100.000,00 USD'ye kadar sorumlu olmak şartı ile davalı ... Doğan ve ...'den alınarak davacı P.A.N.G İht. İhr. Gıda İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ye verilmesine, davacı P.A.N.G İht. İhr. Gıda İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin sözleşme alacağı olarak belirlenen 29.331,00 TL'nin 5.000,00 TL'sinin 02.11.2009 tarihi itibarı ile bakiye kalan 24.131,00 TL'nin ıslah tarihi olan 12.09.2012 tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müteselsil borçlu ...'nün 100.000,00 USD ile sınırlı sorumlu olmak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

1.Dairemizin 30.03.2016 tarihli, 2015/13336 E., 2016/3474 K. sayılı kararı ile;

"1 Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2 Asıl dava, franchise alan tarafından açılmış franchising sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin iken, birleşen dava ise franchise veren tarafından açılan franchising sözleşmesi ve alt kira sözleşmesi hükümlerine aykırılık nedeniyle zararlarının tazmini ve sözleşmeye dayalı alacakların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece sözleşmenin feshinde franchise veren davalı/ birleşen davada davacının haklı olduğuna kanaat getirilerek asıl davanın reddine karar verilirken, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki Franchising Sözleşmesinin 4. 17. 30. maddesi ile ve alt kira sözleşmesinin 5. maddelerine göre taraflar arasında toplam 200.000 USD cezai şart kararlaştırılmış, ancak mahkemece kararlaştırılan cezai şartın fahiş olduğu ve sözleşme serbestisi kapsamında değerlendirilemeyecği gerekçesiyle birleşen davada davacının cezai şarta ilişkin alacak talebinin reddine karar verilmiştir. Oysa ki birleşen davada davacının, akidinin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sözleşmeyi feshetmiş olup cezai şarta hak kazandığı, bu durumda mahkemece birleşen davada davalının ekonomik olarak mahvına yol açmayacak makul bir miktarda cezai şarta hükmetmek gerekirken, bu alacak kaleminin tümüyle reddi doğru olmamış, hükmün cezai şart alacağına ilişkin olarak birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.

3 (2) numaralı bentteki cezai şart alacağına ilişkin yapılan kabule göre de; cezai şart alacağının fahiş olduğu gerekçesiyle reddine karar verilirken, birleşen davada davalılar yararına olacak şekilde vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

4 Birleşen davada davacı, sözleşmeden kaynaklı alacaklarının da tahsilini talep etmiş, buna ilişkin karşı tarafa gönderdiği 05.12.2008 tarihli Franchising Sözleşmesinin ve alt kira sözleşmesinin feshi ve alacaklarının ödenmesi konulu ihtarname karşı tarafa 22.11.2008 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarname içeriğine göre, tebliğden itibaren üç gün içinde alacakların ödenmesi talep edilmiş olduğuna göre, davalıların temerrüdünün ve faiz başlangıç tarihinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken, dava tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak esas alınması doğru olmamış, hükmün birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.

5 Yine taraflar arasındaki Franchising Sözleşmesinin 24. maddesine göre; hukuki ihtilaf halinde kazanan tarafın yaptığı masrafları ve AAÜT'nde gösterilen yasal avukatlık ücretlerinin 3 katını kaybeden taraftan tazmin etme hakkına sahip olduğu ve alt kira sözleşmesinin 5.14. maddesine göre de alt kiracı aleyhine hiç yahut süresinde yapmadığı ödemeler sebebiyle hukuki takip başlatılması halinde kiraya verenin avukatları lehine vekillik ücretinin üç misli olarak ödeneceği şeklinde kararlaştırılan sözleşme içeriği dikkate alınarak, birleşen davada davacı ve vekili yararına üç misli tutarınca yargılama giderlerine ve vekalet ücretine karar verilmiştir. Ancak birleşen davada davacının talepleri tümüyle kabul edilmemiş olup, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş olduğuna göre; birleşen davanın davalıları ve vekilleri yönünden de sözleşmelerin ilgili maddeleri yorumlanarak üç misli tutarınca yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirinin gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, birleşen davanın davacısının davayı kazanan taraf olarak kabul edilerek sadece davacı ve vekili lehine sözleşmenin ilgili maddelerinin uygulanması doğru olmamış, hükmün bu yönüyle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

6 Bozma sebep ve şekline göre, birleşen davada davacı vekilinin yargılama gideri, vekalet ücreti, kabul red oranının hatalı olduğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş, asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekili Dairemiz ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

  1. Dairemizin 08.10.2018 tarihli, 2016/10911 E., 2018/6069 K. sayılı kararıyla;

"1 Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.

2 Asıl davada davacı vekili, fesih sonucu uğradığı zararların dışında asıl davanın davalısı tarafından paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin de tahsilini istemiştir. 27.04.2012 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından, asıl davanın davacısının, birleşen davadaki yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde 80.000 TL tutarındaki teminat mektubu bedelini isteyebileceği belirtilmiştir. Birleşen davanın davacısı tarafından “söz konusu teminat mektubunun bozdurularak sözleşmeden doğan alacaklardan düşüldüğü, bundan sonra dahi cari hesap alacağının kaldığı, bu nedenle paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin istenemeyeceği” ileri sürülerek rapora itiraz edilmiş, bilirkişi heyetinin 28.04.2014 tarihli ek raporunda da “80.000 TL bedelli teminat mektubunun amacı doğrultusunda nakte çevrildiği, yapılan hesaplamalara göre nakte dönüştürme sonrasında dahi birleşen dosya davacısının alacaklı olduğu” yönünde görüş bildirilmekle yetinilmiş, hangi kalemler için nakte çevrildiği yönünde bir açıklama yapılmamıştır. Birleşen davanın davalıları tarafından ise teminat mektubunun, mahkemece reddedilen cezai şart bedellerine mahsuben paraya çevrildiği ileri sürülmüştür. Bu durumda mahkemece, dava konusu teminat mektubu bedellerinin hangi alacak kalemi için paraya çevrildiğinin ve paraya çevirmenin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine uygun olup olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Yargıtay denetimine elverişle olmayan bilirkişi ek raporu benimserenek eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp kararın asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerektiğinden anılanlar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile bozma gerekçesinin, Dairemizin 30.03.2016 tarih ve 2015/13336 E. 2016/3474 K. sayılı kararına (6) numaralı bent olarak eklenmesine, Dairemizin aynı ilamının birleşen davanın davacısı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair (6) numaralı bendinin (9) numaralı bent olarak değiştirilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

3 Ayrıca, birleşen davada, sözleşmenin feshedildiğine dair ihtar tarihi olan 05.12.2018 tarihinden, tespit dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih tahliye tarihi kabul edilerek 30.01.2009 tarihine kadar taraflar arasındaki Alt Kira Sözleşmesinin 3.3. maddesi uyarınca usulsüz işgal bedeli hesaplanmışsa da birleşen davanın davalısı 05.01.2009 tarihli ihtarında işletmeyi derhal devretmeye hazır olduklarını ifade etmiş, ayrıca dava dosyasında da işyerini boşalttıkları tarihin alış veriş merkezinden sorulmasını istemiştir. Bu durumda fesih ihtarının birleşen davanın davalısına hangi tarihte tebliğ edildiği, davalının hangi tarihte işletmeyi tahliye ettiği tespit edilip anılan sözleşmenin 3.3. maddesi uyarınca birleşen davanın davacısının alacağı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ihtar tarihi ile işyerinde yapılan tespitten sonra düzenlenen bilirkişi raporunun düzenleme tarihi esas alınmak suretiyle işgal bedelinin hesaplanması yerinde görülmemiş, asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının bu yönden de kabul edilmesi gerektiğinden mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile bozulması ile Dairemizin 30.03.2016 tarih ve 2015/13336 Esas 2016/3474 Karar sayılı kararına (7) numaralı bent olarak eklenmesine karar verilmesi gerekmiştir.

4 Birleşen davanın davalısı olan ...'nün karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; kendisine kefil sıfatıyla husumet yöneltilen davalı, kefaletinin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 589. maddesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı düzenlenmiş olup mahkemece, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun ile 6098 sayılı TBK'nın 589. maddesi değerlendirilip anılan davalının sorumlu olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, birleşen davanın davalısı ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile kararın bu yönden de bozularak Dairemizin 30.03.2016 tarih ve 2015/13336 Esas 2016/3474 Karar sayılı kararına (8) numaralı bent olarak eklenmesine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle yukarıdaki bentlerde belirtilen bozma sebeplerinin Dairemiz bozma ilamına asıl davanın davacısı birleşen davanın davalıları yararına eklenmesine ve dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi davacının sözleşme yükümlülüklerine riayet etmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiği anlaşıldığından davacının asıl davaya konu tüm taleplerinin yerinde olmadığı, birleşen davada, davacının kira alacağına ve mahrum kalınan kara ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı, davacının sözleşmeden kaynaklı 29.331,00 TL tutarındaki alacak talebinin yerinde olduğu zira dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarında yer alan tespitlerden, davalı ...'nın sözleşme ilişkisinden kaynaklı cari hesaptan dolayı davacıya bu tutarda borcu olduğunun sabit olduğu, davacının fuzuli işgal talebi bakımından ise, davalı ...'nın sözleşmenin feshinden sonra iş yerini boşaltmayıp bir süre daha işletmeyi kullanmaya devam ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının fuzuli işgal tazminatı olarak 19.158,48 euro talep edebileceği, davacının 20.000,00 USD'lik cezai şart talebine gelince, davacı yanca sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiği bu nedenle davalının ekonomik mahvına sebep olmayacak makul miktarda cezai şart talep edebileceği, davalı ...'nın, 24.07.2008 ile 30.01.2009 tarihleri arasındaki dönemdeki reel öz varlığının 23.582,63 TL cirasonunu ise, 61.844,68 TL olduğu dikkate alındığında davalının ekonomik mahvına sebep olmayacak makul cezai şart tutarının 5.000,00 USD olarak takdir edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.14. maddesi dikkate alındığında davacı yararına hükmedilecek vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin 3 katına hükmetmek gerektiği, zira tacir olan tarafların basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olup imzaladıkları sözleşmelerle bağlı oldukları, diğer davalı ...'nün ticari sözleşmeyi müteselsil borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olmasından dolayı onun da aynı şekilde hükmedilen vekalet ve yargılama giderlerinin 3 katı ile kefalet sınırı olan 100.000,00 USD'ye kadar sınırlı olmak şartı ile sorumlu tutulduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, birleşen davacının kira ve mahrum kalınan kara ilişkin taleplerinin reddine, fuzuli işgal tazminatı talebinin kısmen kabulüne, 19.158,48 euronun müteselsil borçlu ... 100.000,00 USD'ye kadar sorumlu olmak şartı ile davalılardan tahsiline, belirtilen tutara, davalı ... bakımından 21.12.2008, diğer davalı bakımından ise 10.12.2008 tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşmenin 3.3 ve 12.maddesi uyarınca aylık mevduat için geçerli EURİBOR + %3 gecikme faizi uygulanmasına, 29.331,00 TL sözleşme alacağının müteselsil borçlu ... 100.000,00 USD'ye kadar sorumlu olmak şartı ile davalılardan tahsiline, bu tutarın 5.000,00 TL'sine davalı ... bakımından 21.12.2008, diğer davalı bakımından 10.12.2008 tarihinden itibaren, bakiye kısmına ise her iki davalı bakımından da ıslah tarihi olan 12.09.2012 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 5.000,00 USD cezai şart alacağının müteselsil borçlu ...' 100.000,00 USD'ye kadar sorumlu olmak şartı ile davalılardan tahsiline, bu tutara, davalı ... bakımından 21.12.2008, diğer davalı bakımından ise 10.12.2008 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD'ye açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek mevduat faiz oranının uygulanmasına ve davalıların üç misli oranında yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacısı birleşen dava davalıları vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davanın davacısı birleşen davanın davalıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; P.A.N.G ..Ltd. Şti'nin, taraflar arasındaki sözleşmeyi asılsız iddialarla ve kötü niyetli olarak feshettiğini, gerek müvekkili gerekse de dava dışı M Grup Ltd. Şti. tarafından kendisine verilmiş teminat mektuplarını haksız olarak tanzim edip uhdesine aldığını, oysa sözleşmenin kurulması aşamasında, ilgili bankaya hitaben yazdığı yazıyla, müvekkili tarafından kendisine yeni bir teminat mektubu verilmesi halinde M Grup...Ltd. Şti. tarafından verilen teminat mektubunu iade edeceğini taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından yeni bir teminat mektubu verilmesine rağmen bu taahhüdünü yerine getirmediğini, davalı/birleşen davacının, dava sürecinde, kendi imzası ve kaşesi bulunan bu belgeyi inkar etmesinin kötü niyetinin en büyük göstergesi olduğunu, bu husustaki delil ve beyanlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, öte yandan, müvekkili tarafından sözleşmenin kurulması aşamasında davalıya 80.000,00 TL tutarında teminat mektubu verdiğinin ve bu mektubun davalı tarafından tanzim edilerek bedelinin uhdesine alındığının sabit olduğunu, bu teminat mektubu bedelinin müvekkilinin borçlarından mahsup edilmediğini, oysa söz konusu teminat mektubunun, tanzim tarihindeki kur üzerinden yaklaşık 40.000,00 euroya tekabül ettiğini, bu tutarın müvekkilinin tüm borçlarını karşılamaya yeter olduğunu, P.A.N.G Ltd. Şti.'nin bu miktarın tahsilinden sonra dahi alacağı olduğunu iddia etmesinin gülünç olduğunu, esasen teminat mektubunun geçerli bir alacak için tanzim edilemeyip sözleşmeye göre tahakkuk ettiği öne sürülen bir takım cezai şart alacakları için tanzim edildiğini, müvekkilinin iddia edildiği gibi bir cezai şart borcu bulunmadığı gibi sözleşmeye göre belirlendiği iddia edilen bu tutarların da müvekkilinin ekonomik mahvına sebep olabilecek derecede fahiş olduğunu, davalı/karşı davacının birden fazla değişik isimler adı altında cezai şart cezası kesmesi ve bunu teminat mektubu bedelinden düşmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, keza sözleşmeyle öngörüldüğünden bahisle her kira günü için belirlenen bedelin 4 katına işgal bedeli olarak hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, hukuk düzeninin, bu derece fahiş ve haksız bir cezai şarta müsaade etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'nün kefaletinin geçersiz olduğunu, cezai şart ve benzeri yükümlülüklerin iki tarafa da eşi olarak uygulanması gerektiği, Mahkemece, müvekkilleri aleyhine üç misli tutarda yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, doğru olduğu kabul edilse dahi davacı yararına uygulanan sözleşme hükümlerinin müvekkilleri yararına da uygulanıp reddedilen kısım bakımından müvekkilleri yararına da 3 misli tutarda yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl dava bakımından, franchising sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini ve nakde çevrilen teminat mektubu bedellerinin iadesi, birleşen dava bakımından ise franchising sözleşmesi ve alt kira sözleşmesi hükümlerine aykırılık nedeniyle oluşan zararlarının, sözleşmeye dayalı alacakların ve sözleşmeyle öngürülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6101 sayılı Kanun) 1 inci maddesi; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 484 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) Ceza Koşulu'na ilişkin 179 uncu ila 182 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı ..., kefaletinin geçersiz olduğunu savunmuş ise de 6101 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle, “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağının ancak Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiyenin, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacağının düzenleme altına alınmasına, somut olayda, taraflar arasındaki franchising ve alt kira sözleşmesinin 24.07.2008 tarihinde imzalandığı, 05.12.2008 tarihinde feshedildiği ve birleşen davanın da 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 02.11.2009 tarihinde açıldığı gözetildiğinde kefaletin geçerli olup olmadığının 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenecek olmasına, davaya konu franchising ve eki niteliğinde olan alt kira sözleşmelerinin yazılı şekilde yapıldığı ve sözleşmelerde, kefilin sorumlu olduğu miktarın açıkça gösterildiği gözetildiğinde davalı ...'nün kefaletinin 818 sayılı Kanun'un 484 üncü maddesi uyarınca geçerli olmasına göre asıl davanın davacısı birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

  3. Birleşen dosya davacı P.A.N.G...Ltd. Şti.'nin, sözleşmenin feshinden sonra, davalı ... Doğan'dan sözleşmenin kurulması aşamasında aldığı 80.000,00 TL bedelli teminat mektubunu paraya çevirdiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dairemiz bozma ilamında, dava konusu teminat mektubu bedellerinin hangi alacak kalemi için paraya çevrildiğinin ve paraya çevirmenin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine uygun olup olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, davacı vekili bozmadan sonraki beyanlarında, teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih itibariyle franhise alanın müvekkiline toplam 96.418,52 TL borcu bulunduğunu, bu borcun, sözleşmeden kaynaklı, kira, franchise isim bedeli, ortak masraf gibi kalemlerle, sözleşmenin 7 inci ve 17.5 maddesine göre tahakkuk ettirilen toplam 35.000,00 USD cezai şarttan kaynaklı olarak doğduğunu, teminat mektubunun bu borçlara mahsuben paraya çevrildiğini ancak buna rağmen müvekkilinin teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra ve yine sözleşmeden doğan borçlarla birlikte franchise alandan toplam 29.446,94 TL alacağı bulunduğunu beyan etmiştir.

  4. Taraflar arasındaki franchising sözleşmesi ve eki olan alt kira ve ürün sözleşmeleriyle franchise alan aleyhine birden fazla cezai şart öngörülmüştür. Franchising sözleşmesinin 4 üncü maddesiyle, faranchise alanın, kira sözleşmesi yükümlülüklerine uymaması halinde 100.000,00 USD, 7 inci maddesiyle, mutlak surette franchise verenden alması gereken ürünleri ondan almaması halinde 25.000,00 USD, 17.3.6 ıncı maddesiyle, sözleşmenin sözleşme yükümlülüklerine uymaması sebebiyle feshedilmesi halinde 100.000,00 USD, 17.5 inci maddesiyle, sözleşmenin gereklerine işletmenin işleyişine dair temel ilkelere yapılan uyarıya ve ihbara rağmen riayet etmemesi veya bu eylemeleri tekrarlaması halinde 10.000,00 USD, 30 uncu maddesiyle ise sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemesi, franchise reklam bedellerini ödememesi ve/veya hangi sebeple olursa olsun sözleşmenin feshedilmesi halinde 100.000,00 USD'den az olmamak üzere cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Keza, alt kira sözleşmesinin 5 inci maddesiyle, sözleşmenin feshine rağmen mecurun derhal tasfiye ve teslim edilmemesi halinde franchise alanın 100.000,00 USD cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlardan, davacının, franchise sözleşmesinin 7 inci ve 17.5 inci maddesine göre tahakkuk ettirdiği cezai şartları, sözleşme alacağı olarak, sözleşmenin zikredilen diğer maddelerine göre tahakkuk ettirdiği cezai şartları ise ayrı bir kalem olarak (ıslahla birlikte 20.000,00 USD) talep ettiği anlaşılmaktadır.

  5. Dosya kapsamında toplanan delillerden, davacının, taraflar arasındaki sözleşmeyi, davalının akde aykırı davranışları sebebiyle haklı nedenlerle feshettiği sabit olup, davacı sözleşmenin 17.3.6 ıncı ve 30 uncu maddelerine göre davalının ekonomik mahvına sebep olmayacak miktarda cezai şart talep edebilecektir. Ancak yukarıda da özetlendiği üzere akde aykırı davranışlar için hem sözleşmenin 17.5 inci maddesiyle hem de 30 uncu maddesiyle cezai şart kararlaştırılmış başka bir deyişle aynı eylem için 2 defa cezai şart öngörülmüştür. Aynı konuda iki ayrı cezai şart kararlaştırılmış olması, ekonomik sözleşme özgürlüğünü ahlâk ve adaba aykırı şekilde kısıtlamış olacağından davacı sözleşmenin 17.5 inci maddesiyle öngörülen 10.000,00 USD cezai şartı talep edemez.

  6. Bunun yanında, sözleşmenin 7 inci maddesiyle, franchise alanın, kaşar, kola gibi ürünleri mutlak surette franchise verenden alacağı aksi halde 25.000,00 USD cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış olup, davacı tarafından davalıya ait işletmede yapılan iki ayrı denetimde, işletmede kullanılan kaşarın davacıdan alınmadığı tespit edilmiştir. Bu hale göre, davacının sözleşmenin anılan hükmüne göre davalıdan cezai şart talep edebileceği kuşkusuz ise de Dairemizin 30.03.2016 tarihli, 2015/13336 E., 2016/3474 K. Sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere davacı ancak davalının ekonomik mahvına sebep olmayacak bir tutarda cezai şart talep edebilecektir.

  7. Bu itibarla, Mahkemece, asıl davadaki teminat mektubu bedelinin iadesi ve birleşen davadaki sözleşmeden kaynaklı alacak talepleri bakımından, franchise verenin, davaya konu teminat mektubunu, sözleşmeden kaynaklı, kira, franchise isim bedeli, ortak masraf gibi kalemlerle, sözleşmenin 7 inci ve 17.5 maddesine göre tahakkuk ettirilen toplam 35.000,00 USD cezai şarttan kaynaklanan alacağa mahsuben paraya çevirdiği ancak yukarıda da ifade edildiği üzere sözleşmenin 17.5 inci maddesine göre talep edilen cezai şartın haksız olduğu, 7 inci maddeye göre cezai şart talep edilebilecek ise de bu cezai şartın ancak davalının ekonomik mahvına sebep olmayacak bir tutarda olabileceği gözetilip alacağı meydana getirdiği iddia edilen diğer kalemlerin de haklı olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken uyulan bozma ilamının gereklerine riayet edilmeksizin eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

  8. Kabule göre de, davacı, birleşen davada, taraflar arasındaki sözleşmenin 24 üncü maddesine dayalı olarak davalıların üç misli tutarınca yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edilmesini talep etmiştir. Sözleşmenin 24. maddesinde, hukuki ihtilaf halinde, kazanan tarafın yaptığı masrafları ve AAÜT'nde gösterilen yasal avukatlık ücretlerinin 3 katını kaybeden taraftan tazmin etme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre, anılan sözleşme hükmüne dayalı olarak davalılar yararına da 3 misli tutarında yargılama ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davacı lehine hükmedilmesi doğru görülmemiş, Mahkemenin kabul şekline göre hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Asıl davanın davacısı birleşen davanın davalıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

  2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapyargılamatemyizeuriborincelenenmahkemekararıkararınv.reddinebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:14:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim