Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1984
2023/6064
23 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından şirket çalışanı dava dışı Erkin Ersoy aleyhine İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2015/8193 E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, icra takibinde, şirkete tebliğ edilen 1 ve 2 nci haciz ihbarnamelerine sehven usule uygun şekilde itiraz edilmediğini, bu kere anılan dosyadan tebliğe çıkarılan üçüncü haciz ihbarnamesinin 31.08.2016 tarihinde davacı şirket tarafından tebellüğ edildiğini, bahse konu ihbarname ile şirketin dava dışı icra takip dosyası borçlusu Erkin Ersoy’a 4.277.851,06 TL borçlu olduğunun varsayıldığını ve bu tutarı dosyaya yatırmalarının uyarıldığını, müvekkili şirketin dava dışı Erkin Ersoy’a zimmetinde sayılan tutarda borçlu olmadığının yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile ispatlanacağını ileri sürerek davacı şirketin dava dışı takip borçlusu Erkin Ersoy’a 4.277.851,06 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin, dava dışı borçlu Erkin Ersoy aleyhine başlattığı icra takibinde davacıya 1 ve 2 nci haciz ihbarnameleri gönderildiğini, davacıya tebliğ edilen birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediğini, üçüncü haciz ihbarnamesine karşı ise huzurdaki davanın açıldığını, takip borçlusu Erkin Ersoy’un, davacı şirket çalışanı olduğunu, ticaret sicil kayıtlarına göre de takip borçlusu Erkin Ersoy'un, davacı şirketin yetkili müdürü olduğunu, bu bakımdan takip borçlusunun davacıdan ücret, prim, ikramiye gibi işçi alacakları veya taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca diğer alacaklarının olması tabii olduğunu savunarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre, takip borçlusu Erkin Ersoy'un davacı şirket nezdinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereği yapılan haciz ihbarnamelerine konu miktarda alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davacı yanın haciz ihbarnamelerinden dolayı takip borçlusu Erkin Ersoy'a borçlu olmadığının tespitine, davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle davalı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı şirket çalışanının, haciz ihbarnamesi kapsamında belirtilen miktarda alacaklı olmamasına rağmen, kendilerine ihbarname göndererek eldeki davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın davalı taraf olduğunu, bu nedenle yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılması gerektiğini, ayrıca kendilerine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, borçlu Erkin Ersoy'un davacı ile arasındaki iş sözleşmesinin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının, maaş bordrolarının incelenmediğini, işçilik alacaklarına ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını, bilirkişi tarafından tespit edilen maaş tutarının gerçeği yansıtmadığını, yalnızca davacı tarafın ticari defterleri incelenerek sonuca gidildiğini, kaldı ki bu defterlerde yer alan kayıtların da tutarlı olmadığını, kayıtlara göre dava dışı icra dosyasına yapılan ödemenin 158.917,25 TL olduğunu, oysa bilirkişi tespitlerine göre yapılan ödemenin 122.967,30 TL olduğunu, diğer yandan borçlu Erkin Ersoy'un ceza mahkemesine verdiği ifadesinde gelirinin 60.000,00 TL olduğunu beyan ettiğini, bu nedenle bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, davaya konu takip dosyasının yürütüldüğü İstanbul 34. İcra Müdürlüğü tarafından İstanbul 27. İcra Müdürlüğüne yazı yazılarak borçlu Erkin Ersoy'un maaşı üzerinde haciz olup olmadığının sorulduğunu, 03.6.2016 tarihli cevapta maaş üzerinde haciz bulunmadığının bildirildiğini, bilirkişi raporunda bu dosyaya 07.11.2016 tarihinde yani eldeki dava açıldıktan sonra gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davanın açıldığı tarihte maaş haczi bulunmamasına rağmen davacının haciz bulunduğu şeklinde yalan beyanda bulunarak kötüniyetini ortaya koyduğunu, aksi yöndeki kabulün hatalı olduğunu, bu nedenle tazminat talebinde bulunduklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı borçlu Erkin Ersoy'un davacı şirketin çalışanı olduğu, davacı şirkette işçilik alacakları bulunduğunun davalı tarafça iddia edildiği, bu hususta davacı tarafın usûlüne uygun tutulan ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre, borçlu Erkin Ersoy'un dava tarihi itibariyle net maaşının 16.001,83 TL olduğu, 2016 yılı Ekim ayı itibariyle tahakkuk eden 16.001,83 TL alacağının bulunduğu, davacı tarafından yine borçlusu Erkin Ersoy olan dava dışı İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2014/6700 E. sayılı dosyasına 122.967,30 TL ödemede bulunulduktan sonra maaş alacağının mahsubu ile davacı şirketin Erkin Ersoy'dan alacaklı konuma geçtiği, raporun bu haliyle denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, takip borçlusu Erkin Ersoy'un bir ücret tutarında alacağı bulunmasına göre, ücret tutarının davalı tarafın iddia ettiği miktarda olmasının dahi sonucu değiştirmeyeceği, başkaca işçilik alacakları bulunmasının muhtemel olacağı iddiasında bulunan davalının bu yönde dosyaya sunduğu bir delile rastlanmadığı, davalının dolayısıyla takip borçlusu Erkin Ersoy'un davacı şirket nezdinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereğince yapılan haciz ihbarnamelerine konu miktarda alacağı bulunmadığından davanın kabulüne yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizliğin bulunmadığı, öte yandan davacı şirkete gönderilen 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği haciz ihbarnamesi ile aynı kanunun ikinci fıkrasınca düzenlenen haciz ihbarnamelerine usûlüne uygun ve süresinde herhangi bir itirazın olmadığı, bunun üzerine davacı şirkete 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca haciz ihbarnamesinin tebliğ edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, dolayısıyla davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ile vekâlet ücretine takdir edilmemesinin de yerinde görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında davacının icra dosyasındaki dava dışı takip borçlusuna borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2021 tarih, 2017/(19)11 946 E. ve 2021/540 K. sayılı ilamı.
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2.Dava, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yapılan üçüncü haciz ihbarnamesi nedeniyle dava dışı takip borçlusuna borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava dışı takip borçlusu Erkin Ersoy'un davacı şirket nezdinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereğince yapılan haciz ihbarnamelerine konu miktarda alacağı bulunmadığı ve davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ile vekâlet ücretine takdir edilmemesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326 ıncı maddesinde;
“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu kuralın istisnası, 6100 sayılı Kanun’un “Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 327. nci maddesi;
“(1) Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.
(2) Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu sebebiyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen düzenlemeler uyarınca, yargılama giderleri kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) 417 nci maddesi).
Yargılama giderlerine, mahkemece re'sen hükmedilir (6100 sayılı Kanun'un 332 nci maddesinin birinci fıkrası). Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir (6100 sayılı Kanun'un 330 uncu maddesi).
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, vekâlet ücreti de bir yargılama gideridir ( 6100 sayılı Kanun'un 323 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi). Bu sebeple 29.05.1957 gün ve 4/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği şekilde, yargılama giderlerinden olan avukatlık parası, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükme bağlanır. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir.
Görüleceği üzere yargılama giderleri hem davayı kazanan tarafça daha önce peşin olarak ödenen hem de dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masraflar ile yargılama gideri olan vekâlet ücretidir. Mahkemenin, davayı kaybeden tarafı yargılama giderlerine mahkûm etmesi için mutlaka karşı tarafça bir talepte bulunulmuş olması gerekmez; bu konudaki karar mahkemece kendiliğinden verilir.
Diğer taraftan eldeki menfi tespit davası 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacıya gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesi nedeniyle açılmış olup, 2004 sayılı Kanun'un “2 Alacaklar ve üçüncü şahıs elinde haczedilen mallar hakkında” başlığını taşıyan 89 uncu maddesinden değinmekte yarar vardır. Bu maddenin ilk üç fıkrası;
"Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.
Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.” hükmünü içermektedir.
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına dair gerekçe ise; “Alacaklının ve icra dairesinin, takip borçlusunun üçüncü şahıstaki hak ve alacaklarının haczini isterken, gerçekte böyle bir hak veya alacak bulunup bulunmadığını denetleme imkânı bulunmadığından uygulamada bir kısım alacaklıların, üçüncü şahıslara haciz ihbarnameleri tebliğ ettirmekve böylece itiraz ve menfi tespit davası açma hakkının kullanılmaması ihtimalinden yararlanmak amacını güttükleri gözlemlenmektedir. Madde ile, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine karşı müracaat haklarını süreyi geçirmek suretiyle kaçırmış üçüncü şahıslara, üçüncü bir bildirimle menfi tespit davası açma hakkı tanınmıştır. Ayrıca, maddenin üçüncü fıkrası hükmüne göre açılacak menfi tespit davalarının maktu harca tâbi olması öngörülerek, iyiniyetli üçüncü şahısların kolaylıkla menfi tespit davası açmak suretiyle iddialarını ispatlaması olanağı getirilmiştir.
Ayrıca, üçüncü şahsa borçlu ile kötüniyetli alacaklıdan, paranın veya malın iadesini isteme olanağı getirilmiştir” şeklindedir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde;
6100 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesine göre yargılama giderlerinin kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesi gerekmesine rağmen, mahkemece yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına ve davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:14:56