Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1847
2023/5978
18 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı Feyzi, Ayten ve Mehmet yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, davalılar Şükrü Tüysüzoğlu Tic. San. Kollektif Şirketi, ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Rekabet Kurulu'nun 05.03.2009 tarihli kararı ile 2002/2 sayılı Tebliğ'de tanınan muafiyet koşullarının ortadan kalkacağının kamuoyuna bildirildiğini, davalı şirket ile müvekkilinin arasında bayilik sözleşmesi ve bununla ilintili sözleşmelerin söz konusu Rekabet Kurulu kararı ve 12.03.2009 tarihli duyurusu nazara alındığında geçersiz hale geldiğini, davacı ile davalılardan Şükrü Tüysüzoğlu Ticaret ve Sanayi Kolektif Şirketi Mehmet ve ...'ün Erzurum ili, Ilıca ilçesi, Ilıca mahallesi, 28 pafta, 2418 parselde kayıtlı gayrimenkulde işletilen davacı bayisi olduğu, diğer davalılar ..., ..., ... ve ...'ün ise bahse konu gayrimenkulün sahibi olduğunu,müvekkili şirketin akdedilmiş sözleşmeler kapsamında üstlenmiş olduğu edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, dava konusu akaryakıt istasyonunun gelişimine ve işletilmesine katkı anlamında inkişaf bedeli ödemesi ile sabit yatırım harcamaları yaptığını, Rekabet Kurulu'nun öngördüğü şekilde dikey ilişkinin sonlandırılması suretiyle davacının yapmış olduğu inkişaf bedeli ödemesinin ve sabit yatırım harcamalarının geçersiz ve davacı şirketin yararlanamayacağı süreye karşılık gelen kısmının, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faiz ve semereleri ile birlikte davacı şirkete iadesinin gerektiğini, bu nedenlerle inkişaf bedelinin, geçersiz ve müvekkili şirketi tarafından kullanılamayacak sözleşme süresine karşılık gelen ve kıstelyevm usulüne göre hesap edilen 355.036,36 TL tutarındaki kısmının, müvekkili şirketçe inkişaf bedeli ödemesi yapıldığı tarihten itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini, ayrıca akaryakıt istasyonunun yaptığı sabit yatırım harcamalarının, geçersiz ve müvekkili şirket tarafından kullanılamayacak sözleşme süresine karşılık gelen ve kıstelyevm usulüne göre hesap edilen 2.950,00 TL tutarındaki kısmının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.09.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 473.364,81 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilleri arasında 24.04.2008 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından dilekçesinde belirtildiği gibi en fazla 5 yıl süre ile intifa hakkı tanınabileceğini, müvekkillerine ait olan taşınmazın üzerine 18 yıllığına davacıya intifa hakkı tanındığını, bu intifa hakkı karşılığında davacı tarafından bir kısım ödemeler yapıldığını, müvekkilinin bu paraya akaryakıt istasyonu için harcadığını, davacı tarafça daha sonradan söz konusu ekipmanları, kaplamaları ve ışıklı panoları tesise yapılan tüm eklentileri geri aldığını, müvekkilinin bu bedellerden ötürü zenginleşmediğini, müvekkilinin tapuda dava lehine intifa hakkı tanımış oldukları taşınmazı intifa hakkı ile beraber Murat Yetimoğlu isimli kişiye sattıklarını, taşınmazı satın alan kişinin intifa hakkını bilerek taşınmazı satın aldığını ve tesisi işletmeye devam ettiğini, taşınmazın yeni sahibi ile davacı arasındaki ilişkinin müvekkilleri tarafından bilinmediğini, taşınmazın üzerinde davacının intifa hakkının devam etmesi nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkillerinin taşınmazı 3. bir kişiye devir ettiğinden 3. kişiye dava açılması gerektiğini, davacının da devirden haberdar olması nedeniyle davanın zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sabit yatırıma ilişkin davanın feragat nedeniyle reddi kararı kesinleşmiş olmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Rekabet Kurulunun bayilik sözleşmesi süresinin 5 yıl ile sınırlandırması nedeniyle inkişaf bedelinden davacının kullanamayacağı, sözleşme süresine denk gelen bedelin istemi talebinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sebepsiz zenginleşmenin 18.09.2010 tarihi itibariyle başladığı, bu tarih itibariyle de sebepsiz zenginleşmenin başladığının davacı tarafından bilindiği buna göre 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açıldığı gerekçesiyle davalılar Fevzi ve Mehmet ve Ayten açısından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalılar Şükrü Tüysüzoğlu Kollektif Şirketi ve ... açısından inkişaf bedeline ilişkin davanın kabulü ile 473.364,81 TL'nin dava tarihi olan 19.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu alacakların sözleşmesel ilişkiye dayandığını, müvekkili şirket ile davalı arasında dava konusu alacaklarına ilişkin bayilik sözleşmesi bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan davalarda zamanaşımı müddetinin 10 yıl olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu borcun sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı düşünülse dahi, müvekkili ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesi ve bağlantılı olarak yapılan intifa, kira, ekipman, kredi ve benzeri etkiye sahip tüm sözleşmelerin 18.09.2010 itibariyle muafiyet dışında kaldığını, 18.09.2010 tarihinden 1 yıl sonrasına isabet eden 18.09.2011 tarihi tatil günü olan Pazar gününe denk geldiğini, bu nedenle de taraflarınca işbu davanın 19.09.2011 Pazartesi günü açıldığını Mahkeme kararının kaldırılması ile haklı ve usulüne uygun davalarının tüm davalılar bakımından kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Rekabet Kurulu Kararı üzerine oluşan varlığı sona ermiş bir nedene dayalı olarak, sebepsiz zenginleşen taraf, davacının iyi niyetli olması nedeniyle aldıklarını iade ile yükümlü olduğu, dava konusu alacağın sözleşmeye bağlı edimlerin yerine getirilmemesi nedenine dayalı ve sözleşmeye bağlı bir alacak olmayıp, Rekabet Kurulu'nun 05.03.2009 tarihli kararı ile geçersiz hale gelmiş bir sözleşmenin sonucundan kaynaklı iade talebine ilişkin olduğu, Kurul kararı nedeniyle geçersiz bir sözleşme oluştuğundan, sözleşmeye değil, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar aldıklarını iade ile yükümlü olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Sürelerin bitimi" başlıklı 92 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava konusu olayda yıl olarak belirlenen sürenin son gününün 18.09.2011 tarihinin hafta tatiline denk geliyor olması sebebiyle 19.09.2011 Pazartesi günü dolacağı, dava tarihinin 19.09.2011 olması sebebiyle zamanaşımının dolmadığı, tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalılar Fevzi ve Mehmet, Ayten (Tüysüz) Mumcu açısından açılan davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sabit yatırıma ilişkin açılan davanın feragat sebebiyle reddine dair karar kesinleşmiş olmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, inkişaf bedeline ilişkin davanın kabulüne, 473.364,81 TL'nin dava tarihi olan 19.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama sırasında dosyaya ibraz ettikleri İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/840 E. 2012/44 K. nolu kararında davacı tarafın sözleşmeyi fesihine dayanak yaptığı Rekabet Kurulu Kararının zorlayıcı olmadığı, tarafların belirtilen karar doğrultusunda rızaen anlaşarak yeniden kurul kararına uygun olarak sözleşme kurabileceklerini, Rekabet Kurulu kararı ile sözleşmenin batıl hale gelmediğini kurul kararına uyulmadığı taktirde bunun neticesinin sadece idari yaptırım olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğinden sözleşmenin erken feshi nedeni ile müvekkillerinden herhangi bir hak talep etmelerinin mümkün olmadığını, davacı tarafça müvekkillerinin murisi ile istasyon bayilik sözleşmesi imzaladığı tarih olan 25.04.2008 tarihinde 2002/2 sayılı tebliğ uyarınca 5 yıldan fazla süreyle yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu, 2002 tarihli tebliğin tüm sözleşmeler için 5 yıllık azami süre öngörmesine rağmen davacının kötü niyetli olarak 18 yıllık intifa sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin murisinin tapuda davacı lehine intifa hakkı tanınmış oldukları taşınmazı intifa hakkıyla beraber Murat Yetimoğlu isimli kişiye 23.06.2009 tarihinde 4721 yevmiye nosu ile sattığını, taşınmazı satın alan kişinin söz konusu intifayı bilerek aldığını ve tesisi işletmeye devam ettiğini, taşınmazın yeni sahibi ile davacı arasındaki ilişkinin müvekkili tarafından bilinmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının alacağının dava tarihindeki miktarının hesaplanmasında hem TL hemde Amerikan Doları üzerinden hesap yapıldığını, yapılan bu iki hesaplama sonrasında belirlenen bedellerin ortalamasının alındığını, oysa ki davacının davalılara TL olarak ödeme yaptığını, bu sebeple de alacağın hesaplanmasının TL olarak yapılması gerektiğini, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece zamanaşımına yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan inkişaf bedeli talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık protokol başlıklı 4 ve 10 uncu maddelerde belirtilen davalının akaryakıt bayiliğine ilişkin ticari faaliyetini geliştirmek üzere verilen 275.000 USD + KDV bedelinin tahsil edilip edilemeyeceği, edilirse ne kadar tahsil edileceği hususunda toplanmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan protokolün 4 üncü maddesi uyarınca davacı tarafından davalıya 275.000,00 USD'nin inkişaf bedeli olarak 10 uncu maddenin b bendi uyarınca da intifa süresine tekabül eden süre için verildiği, sözleşmenin intifa süresinden daha önce sona ermesi halinde bakiye kalan tutarın geri ödeme tarihindeki Merkez Bankası (MB) döviz satış kuru üzerinden Yeni Türk Lirası olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 24.04.2008 tarihinde kurulduğu 18.09.2010 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı kıstelyevm tutarına göre davalılardan bakiye tutarın geri ödenmesini talep edebilir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının dava dilekçesinde belirttiği ve yine ticari defterinde kayıtlı 355.135,00 TL tutarlı faturadan kaynaklanan inkişaf bedelinin TEFE verileri ve USD kuru ortalaması alınarak yapılan hesaplama Dairemizce denetlenemediği gibi, yine taraflar arasındaki sözleşme ve protokollerde ödenen inkişaf bedelinin iadesi konusunda dava tarihi itibariyle güncellenmiş değerinin eklenerek alacağın belirlenmesi de doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş 250.000,00 USD+ KDV bedelinden kıstelyevm metoduna göre sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürenin 18 yıllık süreden mahsubu ile bakiye süreye tekabül eden USD miktarı bulunup bu miktarın fatura tarihindeki TL karşılığı da hesaplandıktan sonra bu bedel faturadaki bedelden daha düşük ise bu bedelin dikkate alınması, fatura bedelinden daha yüksek miktarda ise faturanın davacı ticari defterine kaydedildiği de gözetilerek 6100 sayılı Kanun'un26 ncı maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereği talep edilen bedelin dikkate alınması ve davalılar davadan önce temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faiz uygulanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalılar ..., ... ve ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:17:41