Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4582

Karar No

2023/5975

Karar Tarihi

18 Ekim 2023

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

HÜKÜM: Kısmen kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacının eski acentesi olduğu, davalının tahsil ettiği primleri davacıya intikal ettirmediğini, 123.931,99 TL borcu bulunduğunu, davalının borçlarının teminatı olarak, acentelik sözleşmesinin imzalanması sırasında, davacı lehine taşınmazı üzerinde ipotek tesis ettiğini, davalı borçlarını ödemeyince ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptıklarını, davalının takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, % 20 icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazında bulunmuş, esas yönünden borcun kaynağının ihtarnamede belirtilmediğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 12.11.2013 tarih, 2013/127 E. ve 2013/275 K. sayılı kararı ile; davacının davalıdan olan 123.931,99 TL alacağı için yaptığı ilamsız icra takibine davalının itiraz etmesi sonucu davacının İstanbul 33. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/118 E. sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açtığı, davanın halen derdest olduğu, anılan davanın tarafları ve konusunun işbu davanın tarafları ve konusu ile aynı olduğu gerekçesiyle davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 21.01.2015 tarih, 2014/15437 E. ve 2015/744 K. sayılı kararı ile; davacının, eski acentesi olan davalının tahsil ettiği primleri davacıya intikal ettirmemesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup Mahkemece aynı davanın daha önce açıldığı ve halen görülmekte olduğu gerekçesiyle derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca "aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise, aynı konu yeni bir dava konusu yapılamaz. Zira, aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya layık bir menfaati bulunmamaktadır." Somut olayda derdest olduğu savunulan İstanbul 33. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/118 E. sayılı dava dosyasından, davanın, davacının 123.931,99 TL prim alacağının tahsili için davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine davalının itirazı sonucu açılan itirazın iptali davası olduğu, işbu davanın ise davacının prim alacağının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalı aleyhine başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, her iki davada da taraflar aynı olsa da takip dayanaklarının ve sonuçlarının farklı olduğu, bu itibarla Mahkemece derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; davalının davacının eski acentesi olduğu, davalının tahsil ettiği primleri davacıya intikal ettirmemesi üzerine davacının taraflar arasındaki acentelik ilişkisine istinaden teminat olarak gösterilen taşınmazın paraya çevrilmesi amacıyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/2626 E. sayılı dosyası üzerinden (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe giriştiği, davalının süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, davacının iş bu davayı açarak itirazın iptalini talep ettiği, yine aynı acentelik ilişkisinin teminatı olarak dava dışı Galip Akkaya tarafından da başka bir taşınmaz üzerinde ipotek verildiği, bu taşınmazın paraya çevrilmesine ilişkin yapılan takipte asıl borçlu ve kefilin itirazı üzerine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/143 E. sayılı dosyası üzerinden yargılamanın yürütüldüğü, bahse konu dosyada davacı ve davalıya ait ticari kayıtlar üzerinde gerekli inceleme yapılarak rapor alındığı, Mahkemece yaptırılacak olan incelemenin de aynı kapsamda olduğu dikkate alındığında tekrardan inceleme yapılmasının esasa etkili olmayacağı, düzenlenen raporların hükme esas alınabileceğine kanaat getirildiği, tarafların ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme üzerinde düzenlenen raporlarda davalıya ait 2003 2008 yıllarına ait ticari defterlerin imha edilmiş olması sebebiyle incelenemediği, 2009 2013 yıllarına ait dönemde ise işletme defteri tutulduğu aktif ve pasif tablosu olmadığından alacak borç durumunun tespit edilmediği, kapalı ekrana geçildikten sonra davacıya 63.438,93 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davalının yapmış olduğu ödemelerin kayıtlarda yer aldığı yine sonradan yapılan 63.438,93 TL'lik ödemenin de kayıtlarda yer aldığı, davalının ticari defterlere göre takip tarihi itibarı ile 123.728,47 TL davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği, şu hale göre davacının takipte haklı olduğu, her ne kadar 58.931,99 TL asıl alacak ve 27.609,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 86.541,22 TL üzerinden takip başlatılmış ise de emsal nitelikteki Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 07.03.2012 tarih 2011/10999 E. 2012/3623 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 05.10.2009 tarih 2008/5520 E. 2009/9990 K. sayılı ilamı dikkate alındığında ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 78.750,00 TL üst sınır belirlendiği, ipotekten kaynaklı sorumluluğun bu üst sınırı aşamayacağı, ileride vücut bulacak ana borç ile buna eklenecek faiz, icra takip giderleri ve yanlarca kararlaştırılan diğer ferilerin, tarafların ipotek tesir edilirken rızaları ile tespit edilen miktarı aşmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu inkar tazminatının şartlarının oluştuğu gerekçesiyle % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/143 E. sayılı dosyası üzerinden aynı taraflar, aynı dava konusu ile yargılamanın yürütüldüğü, derdestlik itirazının kabul edilmediği, dosyaların birleştirilmesi talebinde bulunulduğu, ancak yerel Mahkemenin itirazları ve talepleri değerlendirmeye dahi almadığı, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/143 E. sayılı dosyası ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/260 E. sayılı dosyasının yargılamaları ayrı ayrı devam ettirildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/143 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu olduğunu, derdestlik itirazının kabul edilmemesi; hukuki ve fiili irtibata karşın dosyaların birleştirilmesi talebinin reddedilmesi karşısında, mezkur dosyada sunulan deliller ile tanzim olunan bilirkişi raporunun hükme esas alınması, usule de esasa da aykırılık teşkil ettiğini, 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/260 E. sayılı dosyasında müvekkili lehine sunulan delillerin incelenmediğini, sadece davacının ticari kayıtları üzerinden yapılan incelemeye göre karar verilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu tespiti yapıldığı, bu aşamadan sonra ekranın kapatıldığı tespiti de belirtildiği ancak davacı tarafından ekran kapatıldıktan sonra dahi, davacının müvekkili aleyhine sisteme kaydettiği borçların hesaplamaya dahil edildiği ve hükme esas alındığı, müvekkilinin davacının B acentesi olduğunu, dolayısıyla prim sorumluluğu bulunmadığını, kararda icra inkâr tazminatının şartlarının oluştuğundan bahisle ipotekle güvence altına alınan miktar üzerinden de % 20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de icra hukuku ile düzenlenen tazminatların amacına tamamıyla aykırı olduğunu, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin amacının alacağın likit olmasına ve yargılama gerektirmemesine karşın, alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek ve/ veya geciktirmek amacıyla, borçlunun kötü niyetle itiraz etmesinin önüne geçilmesi olduğunu, dava konusu olayda alacak miktarının likit olmadığını, yargılamayı gerektirdiği, teminatın üst sınır ipoteği olduğunu, borç miktarını kabul anlamına gelmemekle birlikte ve ancak herhalde, ipotekten kaynaklanan sorumluluğun, bu üst sınırı aşamayacağı; ileride vücut bulacak ana borç ile buna eklenecek faiz, icra takip giderleri ve yanlarca kararlaştırılan diğer ferilerin, tarafların ipotek tesis edilen miktarı aşmasının mümkün olmamasına; bu hususun davacının da malumu olmasına ve yerel mahkemece bu kapsamda, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği miktarın teminat limitinin üstünde kalan miktarın reddedilmesine karşın icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin icra inkâr tazminatının amacına aykırı olduğunu, ayrıca davacının müvekkili tarafından verilen teminatın türünü ve özelliklerini bildiğini, bu tip acentelik sözleşmelerinde verilen ipoteklerin tarafların mutabakatı ile verildiği, kabul edildiği ve sözleşmenin teminatını oluşturduğunu, buna rağmen davacının teminat limitinin üstünde icra takibine girişmesinin, kötü niyet göstergesi olduğunu, kötü niyet tazminatının şartları oluştuğunu, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekteyken davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle ;

Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevaptemyizyargılamav.mahkemeonanmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:17:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim